İmparatorluğun 623. Yılına Doğru

0
12

İstiklal harbi bitmiş, düşman tüm yurttan kovulmuş, son sultan Vahdettin son selamlık törenine katılmış, yeni devlet ilan edilmiş, başkent İstanbul’dan Ankara’ya taşınmış ızdırap son bulmuştur…?

Bu kadar kısamı?

Tabiki hayır…

       Osmanlı Devleti tarihte en güçlü Türk Devleti olarak bilinir ve doğrudur bu İmparatorluğun gücüne ulaşabilen başka bir Türk Devleti olmamıştır…

1299 da sıradan bir beylik iken hızla büyümüş devlet olmuş imparatorluk olmuştur..  Osmanlı teşkilat yapısı sebebiyle bir imparatorluk değil bir devlet tanımına daha çok uyar aslında ki bu konuda dünya tarihçilerinin büyük çoğunluğu hemfikirdir. 16. Yüzyılda gücünün zirvesine ulaşmış daha sonra ağır ağır güç kaybetmiştir yalnız burada kısa bir not paylaşmak istiyorum; her ne kadar eski gücünden uzak olsa da Cihan Harbi’ne girerken bile dünyadaki sayılı güçlerden birisiydi. Biraz mantık yürütecek olursak zayıf güçsüz bir Osmanlı Devleti’ne karşı batılı güçlü ülkeler (İngiltere,Fransa,İtalya) onlarca cephe oluşturmazdı ve hepsi birden bu devletin etrafında eş zamanlı kuşatmalar ve işgallere girişmezdi. Yanlış bildiğimiz birçok şey var pek sorgulayan bir millet değiliz çünkü…

Düşünün koca İngiltere,Fransa,İtalya ve bunların yanında içer den onlara bağlı Ermeniler ve bir bakıma daha az güçlü olan Rusya,Amerika ve Avustralya gibi bir sürü devlet ve onlara bağlı ordular aynı zamanda saldırmıştır. Osmanlı Devleti’nin 20.yüzyılda bile ne kadar güçlü olduğunu buradan çıkarabiliriz.

Velhasıl harp bazı cephelerde destansı zaferlerle bazı cephelerde hüsranla sonuçlanmıştır. Bugün dünyada bir Çanakkale Destanı’nın benzerini bulamazsınız veya Kut-ül Amare deki az bilinen büyük zaferi ve tabi Doğu Cephesi’nde hüsran ve yas Sarıkamış’ta 90 bin mehmetçiğin bir maceraperest paşanın hayalleri yüzünden acı bir şekilde şehit olması.

Enver Paşa’dan bahsediyoruz sözde tarihimizin büyük kumandanlarından Enver Paşa… onu kahraman bilmemiz istendi acaba hangi gerçek kahramanların yerine bize dayatıldı bu isim ve neden bilemiyoruz. Enver Paşa ki İttihat ve Terakki Fırkası’nın 3 kurucusundan biri ve Enver Paşa ki hain Mithat Paşa ve Fuat Avni Paşa gibiler den ihanet bayrağını devralmış Kahraman şahsiyet… !!! Sicili hayli kalabalık, devletine asi olmaktan çekinmemiş ihtirasları yüzünden emrine verilen kuvvetlerle 2. Abdülhamit’e darbe tertiplemiş ve dönemin siyasi dehasını tahtan indiren oluşuma önderlik etmiş gücüne güç katmış belli insiyatifleri bu vaka dan sonra alabilmiş ve daha güçlü olduğu dönemde de Cihan Harbi’ne bizim için intihar sayılabilecek Almanya’nın yanında girmemize öncülük etmiştir..

Neyi doğru yapmıştır Enver Paşa sorgulamak lazım ve finali Sarıkamış Faciası’dır ki cepheden kaçarken suikaste uğrayarak ölmüştür. Acaba daha ömrü olsaydı bu milletin başına ne çoraplar örecekti bu Kahraman Paşa!!!!

Koca devletin çöküşünü hızlandıran devleti stratejik hatalara sürükleyen bu ve bunun gibi acemi asker çürük profesyoneller değil miydi? Sultan 5. Muratı tahta çıkmadan delirtip sonra deli diye tahtan indiren.. İmparatorluğun vücuduna virüs gibi yayılan bu hareketin öncüleri günden güne başarılı oldukları ihanetleri ve çürüklükleriyle devleti adeta dünyadan koparmışlardır. Aynı zamanda güçlerine güç katarak 6 asırlık bir çınarın önce dallarını kırmış sonra kökünden koparmışlardır…

İhanet Abdülaziz suikastiyle başlamış Abdülhamid’i tahtan indirerek devam etmiş çok sonraları Cihan Harbi’ne devletin yanlış tarafta girmesini sağlayarak bu büyük medeniyeti yıkmışlardır..

Cihan Harbi yanlışıyla doğrusuyla hüsranı ve zaferleriyle bizim için bittiğinde elimizde işgal altında bir Anadolu işgal altında bir İstanbul kalmıştı. Esaret altında dahi olsa henüz devlet yıkılmamıştı ayaktaydı ve hala başında bir sultan vardı. birde kahraman paşalar ancak ne silah vardı ne para ne destek yalnız bir millet ve bir özgürlük inancı….Milli mücadele halkın içinden refleks olarak çıkmış bir direniş fikrinin vuku bulmuş dile gelmiş haliydi. Ancak bu ihanet şebekesinin etkisi o dönemlerde bile zaman zaman karşımıza çıkar. Milli Mücadele fikri ve planı son padişah Sultan Vahdettin’e aittir az bildiğimiz veya hiç bilmediğimiz bir konu daha…

İstiklal Savaşı bizlere anlatıldığı gibi bir avuç asi kendi başına buyruk paşaların hareketi midir? Hiç merak etmeyiz değilmi? Halbuki önce o dönemin bazı şartlarından bahsedelim; ordu ıslah edilmiş ve İstanbul İngiliz işgali altındaydı ordunun paşaları İstanbul dışına yalnızca İngiliz vizesiyle çıkabiliyordu ve Samsun’a hareket eden kafile bizzat İngilizlerin icazetiyle yani mevcut şahıslara verdiği vize ile gitmiştir. Ancak maksatları dışında bir sebeple daha doğrusu Son Padişah Vahdettin’in,  yaveri olan Mustafa Kemal Paşa’yı ordu müfettişi sıfatıyla görevlendirdiği bahanesiyle daha net bir ifadeyle Sultan İngilizleri bu bahaneyle kandırarak Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a ve Anadolu ya milli mücadeleyi tertiplesin diye göndermiştir. Bizim çok kahramanımız var çoğunun adını anmayız..

Anlamamız gereken bir başka konuda şudur ki pek anlatılmaz; padişaha sadakatle bağlı olan bir milletin Kuvayi Milliye hareketini bu kadar kolay benimsemesi nedendir hiç merak etmedik değil mi? Nasıl olur da bir avuç asi paşa hareketine halk bu kadar kolay itibar gösterir? Bunun olması için çok önemli faktörler olması gerekmez mi?

Padişah Mustafa Kemal Paşa’yı ordu müfettişi sıfatıyla Anadolu ya gönderirken bizzat kendisine sadaret mührünü vermiştir ki halk bu hareketin Halife tarafından icazet alınmış alınarak yapıldığına inansın diye. O dönemle alakalı olarak halkın beklentisine gelecek olursak herkesin Milli Mücadele kumandanı olarak Kazım Karabekir Paşa’yı tahmin etmesi ayrı bir gerçektir. Bununla ilgili gerekli malumatları Kazım Karabekir Paşa’nın hatıratlarında ve o dönem çıkan neşriyatlar da bulabilirsiniz. Öyle ki Osmanlı Devleti’nin Fevzi Çakmak Paşa’dan sonraki en kıdemli Paşa’sı Kazım Karabekir Paşa’dır ancak Milli Mücadele’nin emir komutası ona verilmiş olsaydı İngilizler bu işte padişahın bir dahli olduğunu anlayacaktı. Bu yüzdendir ki emir komuta Mustafa Kemal Paşa’ya verilmiş bu hamleyle ingilizler’in bu işi geç anlaması sağlanmış hareket imkanları rahatlamıştır. Gelelim o meşhur idam kararına…

Evet devletin son padişahına en çok atfedilen Mustafa Kemal Paşa hakkında verilen idam kararı bu konuyla alakalı en doğru bilgiyi yine bizzat Mustafa Kemal Paşa’nın 24 Nisan 1920 tarihinde bu konuyla alakalı meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada bulabiliriz..

O konuşmanın metni;

Bu fetva padişahımıza iftiradır, kendi ağzıyla bana bu fetvayı okusa dahi bunun ona baskı zoruyla söylettirildiğine inanırım… Fevzi Çakmak’ın aramıza katılmadan önce Milli Mücadele aleyhindeki emirleri de İngiliz süngüsü altında yazılmıştır ve bizde İstanbul’da bulunsak başka türlü davranamazdık… ( sadeleştirilmiş metindir)

Orjinali;

 

Efendimiz Hazretleri (Padişah) edayı salât (Namaz) için Camiye gittikleri zaman kendilerini muhafaza eden kıtaatı askeriye İslâm askeri değildir. İngiliz askeridir. Bu şeraiti elimeye duçar olmuş olan Padişahımız la hususi temas dahi mümkün olamaz. Sureti umumiye de bir şey arz edeyim:

Farz edelim ki resmi ve hususi her türlü temas mümkündür. Ne anlamak istiyoruz? Bu temastan millet; istiklalini, tamamiyeti mülikiyesini Makamı Hilâfet ve Saltanatın müstakil ve masun olmasını vicdanı bir emel telâkki etmiştir. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız. Halifei müsliminin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz? Ben şahsen hiç bir şey düşünmem. Zati Şahanenin (Padişah’ın) ağzından işitsem mutlaka bunun icbar ve tazyik (zorlama ve baskı) altında olduğuna hükmederim. (…)

Daha dün okuduğumuz saniadan (iftiradan) ibaret olan fetva cümlenizin malûmudur. Hürriyetine, serbest isine malik olan böyle bir Halife verdirir mi? Cümlenin malûmu olan Hükümet’in evamir’i muhtacı tefsirdir.

Görüldüğü üzere padişaha bu idam fetvasından dolayı hain diyenler bunu birde ders kitaplarında yıllardır okutanlar. Bu ülkenin iç barışına darbe vurmaktan başka bir amaç taşımamaktadırlar kanaatim budur.

Velhasıl bu fikirlerle devam eden Milli Mücadele amacına ulaşmaya devam ederken Kazım Karabekir Paşa’nın hatıratları son derece önemlidir ancak bunları paylaşmayacağız çünkü bu noktadan sonrası çok farklı bir mecraya gider derken konumuza devam ediyoruz.

İstiklal harbi kesin bir zaferle sona ererken işgal kuvvetleri de Anadolu dan çekilirken asıl fırtına kopmaya başlar yeni devlet fikri nasıl ortaya çıkmıştır sorusunu sorarken cevabı yine o dönemin değerli kahramanlarının kendi ağızlarından yazdıklarında bulabiliriz….

Sonuç olarak 6 asırlık bir imparatorluğun çöküşü bu noktada başlamıştır artık Cumhuriyet ilan edilmiş hilafet ve saltanat kaldırılmış padişah hain ilan edilmiş ve sürgüne gönderilmiştir… şüphesiz bu konuda ayrı bir ufka sahip olmamız gerekmektedir. Düşünün Milli Mücadeleye muhalefet etmekle suçladığımız bir padişah var ortada ve meclis zabıtlarındaki konuşmalarla çürütülmüş bir yalan Mustafa Kemal Paşa’ya idam fetvası bizzat kendisi tarafından aslı anlatılmış ama sonra yine Hain damgası vurulan Milli Mücadelenin perde arkasındaki kahramanı Vahdettin…

Memleketi sattı denilen Vahdettin sefalet içinde ölmüştür… sorarım kendime ülke satan bir devlet adamı nasıl sefalet içinde ölebilir veya bizzat kendi planladığı Milli Mücadeleyi icra ettirdiği insanlar tarafından nasıl hain ilan edilebilir veya İngilizlerin emrindeki Damat Ferit Paşa ve hain ekibinin imzaladığı Sevr Anlaşması nasıl olur da bu Padişaha atfedilebilir.

Bu arada tüm tehdit ve baskılara rağmen Sevr’i Vahdettin imzalamadığı için bu anlaşma hükümsüz sayılmıştır. Buda ayrı bir nokta. Tarihimizle yüzleşmekten kaçıp duruyoruz nereye kadar inkar edeceğiz o kadar belge tozlu arşivlerde sapasağlam dururken tarihimizin hainlerini ne zamana kadar kahraman diye okuyacağız veya ne zaman kahramanlarımıza hain demeyi bırakacağız. Bunu kendimize yapmaya hakkımız yok diye düşünüyorum ve geriye birkaç soru bırakıp yorumu sizlere bırakıyorum…

1. Vahdettin neden hain değilken hain ilan edildi?

2. Milli mücadeleden sonra yeni devlet fikrine İngilizler destek vermiş midir? Vermediyse neden engel olmak adına halihazırda Anadolu da bulunan kuvvetlerini Ankara’ya yönlendirmemiştir?

3. Fevzi Çakmak Paşa yeni kurulan devletin meclisinde alınan kararlara çoğu zaman neden muhalefet etmiştir? (Meclis zabıtlarında mevcuttur)

4. Yeni devletin kuruluşundan sonra Refet Bele ile İsmet İnönü’nün arası hangi olaydan sonra neden açılmıştır?

5. Kazım Karabekir Paşa neden Halk Fırkasından istifa etmiş neden yeni bir muhalif parti kurmuştur?

6. Kazım Karabekir Paşa neden istiklal mahkemelerinde yargılanmıştır?

7. Fevzi Çakmak, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy,Refet Bele ve Kazım Karabekir gibi İstiklal harbinin beyin takımını oluşturan kahramanlar hangi sebeplerle Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa edip yeni uygulamaların ve kanunların çoğuna muhalefet etmişlerdir?

Bu soruları neden sormayız neden sorgulayıp araştıramayız neden korkuyoruz tarihimizden mi? Nedense bu soruların cevaplarının olduğu dönemler sanki tarih sahnesinden silinmişçesine hiçbir yerde karşımıza çıkarılmaz bir milyon yıl öncesi değil 90-100 yıl öncesine ait sorgulamalar bunlar oysa. Hepsinin cevabı elimizde var ama hiçbir yerde yok aynı zamanda…..

 

 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here