İmgesel Filozof: Cornelius Castoriadis

0

Yunan asıllı Fransız filozof ve psikanalizci, hukukçu, aktivist ve özgürlükçü sosyalist…

11 Mart 1922’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Kaisaras ve annesi Sophia Castoriadis’dır. Ebeveynleri Yunandı. 1922 Temmuzunda Cornelius henüz daha üç aylıkken, Türk-Yunan nüfus mübadelesi yüzünden Athina’ya yerleştiler.

13 yaşına geldiğinde Marksist düşüncelerle ve felsefeyle tanışan Cornelius, hukuk felsefe ve ekonomi okudu. 1932-1935 yılları arasında Savitri Devi olarak da bilinen yazar Maximiani Portas’dan özel ders aldı. Aynı tarihlerde Patisia’da akademik eğitim veren bir okulda okuyordu ve 1937 yılında buradan mezun oldu.
1937’deki Metaksas Rejimi sırasında Atinalı Komünist Gençler grubuna katılarak ilk siyasi aktivitesini gerçekleştirdi. 1941 yılında Yunan Komünist partisine katılsa da 1 yıl sonra ayrıldı ve Troçkistlerin arasına katıldı (Troçkizm, Lev Troçki tarafından geliştirilen Marksist teori). Burada ömrünün sonuna kadar bağlantısını koparmayacağı Troçkist Aghis Stinas ile tanıştı.

1944 yılında Max Weber ve sosyal bilimler üzerine yazdığı yazıları bir dergide yayımlandı. 1945’ten sonra Fransa’ya gitmeye karar verdi. Fransa’da kendisi gibi filozof olan Claude Lefort ve Jean-François Lyotard ile birlikte Ya Sosyalizm Ya Barbarlık dergisini ve grubunu kurdu. Kurulan grup, başlangıçta iki şeye karşıydı: Stalinci sosyalizm’e ve özgür dünyanın özgürlükçü rolüne. Claude Lefort ile Costariadis arasındaki sorunlar yüzünden 1950’lerden sonra dergide daha çok Costariadis’in etkisi görüldü. Daha sonra derginin grubunda da değişiklikler oldu. Troçkizm anlayışından uzaklaşan grup, anarşizme yönelim gösterdi.

1953’te Doğu Berlin’deki işçi ayaklanmalarına ve 1956 Macar İsyanınına devrimci eylemlerle karşılık verilmediğini gördü Costariadis. Oysa o, Marksist olmak ile devrimci olmak arasında tercih yapmak zorunda kalsa devrimi tercih edeceğini“; Tabiata, İnsana ve Hayata Dair adlı kitabında dile getirmişti. Yaptığı gözlemlerle, 13 yaşında benimsediği Marksist düşünceden uzaklaştı. Bu süreçte ruhsallığın derinliklerini merak eden Costariadis, psikanalizle ilgilenmeye başladı ve bir süre analiz yapmaya odaklandı.
1968’de psikanalist Piera Aulagnier ile evlendi.
1980’lerden sonra ise Fransa’da araştırma görevlisi olarak dersler vermeye başladı. 26 Aralık 1997’da hayata gözlerini yumdu.

İç Düşünceleri
Costariadis’in içinde onu düşünmeye ve eleştirmeye iten bir güdü vardı. Bir röportajında bunu “içkin eleştiri” olarak tanımlamıştı. Bu yüzden sosyalizme ve marksizme karşı yaptığı kapsamlı eleştirilerle tanınır. İmgelem (Bir nesneyi, bir durumu zihinde tasarlama, biçimlendirme yetisi), imgesel imlem (İnsanın varlıklara verdiği ya da varlıklarda bulduğu imgesel anlam), imgesel kuruluş, yaderklik (Başkalarınca yapılan yasalara ve konan kurallara uyma) ve kurumlandırma gibi terimlere felsefi açıdan yaklaşmış ve kullanmıştır. Örneğin imgesel imlem kavramına örnek olarak Tanrı gösterilir. Çünkü Tanrı’nın kendisi ne hakikati barındıran ne de akla uygun bir üründür. O’nun varlığına yüklenen anlam imgeseldir, hayaldan ibarettir.

Epistemoloji ve Ontoloji üzerine
Her düşünür gibi Cornelius’ta “Varlık var mıdır?”  sorusuna cevap aramıştı. Düşünce ve gerçeklik arasındaki bağa imgeyle yaklaşmıştı ve varlığın özünün maddeden değil, idealardan oluşacağını düşünmüştü. Dünyaya, İnsana ve Tabiata Dair adlı kitabında bunu şu şekilde dile getirmiştir:

Neden, işe, Varlık’ın tamlığına ilişkin paradigma kerteleri olarak bir düşü, bir şiiri, bir senfoniyi ortaya koyarak ve fiziksel dünyayı Varlık’ın eksikli bir kipi biçiminde ele alarak başlamıyoruz?”

Toplum kurulmuş ve kurumlandırılmış bir kurumdur

Toplumsal ve doğasal varlıkların ayrımı sonucunda, bilgiyi temele alan epistemoloji ile hareket etmiştir. Doğanın ve toplumun varlığının farklı şekilde ele alınması çifte ontoloji görüşünü ortaya çıkarmıştır. Doğa’nın varlığına dışsal bir anlam yüklerken, toplumun varlığına ise imgesel bir kuruluş olarak yaklaşmıştır. Özünde insan bulunan toplumun anlaşılmasında maddi doğa tek başına yeterli olamazdı. Çünkü toplum, kurulmuş ve kurumlandırılmış bir kurumdu. Yani sürekli bir değişim ve yenilenme içindedir.

ESERLERİ:

Türkçeye çevrilmiş bazı kitapları:
Marksizm ve Devrimci Kuram
Dünyaya, İnsana ve Topluma Dair
Toplum, İmgeleminde Kendini Nasıl Kurar?

Çeşitli dergilerde çıkan yazılarını şu üç kitapta topladı:
Les Carrefours du Labyrinthe (1978), Domaines de l’Homme (1986),
Le Monde Morcelé (1990).

Claude Lefort ve Edgar Morin’le birlikte yazdıkları La Brèche, 1981’de Daniel Cohn-Bendit’le birlikte hazırladığı De l’Ecologie à l’Autonomie adlı kitapları vardır.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here