İlk Klon Koyun Dolly

0

5 Temmuz 1996’da İskoçya’nın küçük bir kasabası olan Roslin’de, bilim dünyasının ve dünyanın hayretle izleyeceği bir olay yaşanıyordu. Roslin Enstitüsü’nden  Lan Wilmut ve Keith Campbell’in önderliğinde yürütülen projenin sonucu olarak bir kuzu dünyaya geldi. Daha doğmadan önce belirlenmiş olan kuzuyu diğer koyunlardan farklı kılan tek şey onun bir çiftçilik yerine bir laboratuvarda doğması değildi. Tabii Dolly’nin dünyaya gelmesi için bir koyunla koçun çiftleşmesi gerekmediği gibi böyle kendinden 6 yaş büyük olan bir koyunun kopyası klonudur. Dolly vücudundaki hücrelerin malzemesi olan DNA’yı kendisinden büyük olan koyunun meme bezinden almıştır.

Lan Wilmut ve Keith Campbell, Dolly daha doğmadan yıllar önce bu konuyla ilgili sohbetler ediyor projeler üretiyorlardı. Bu başarılı iki bilim insanının büyük başarılarının yanında mizah yetenekleri de güçlüydü galiba ki Dolly ismini kısa boyuna rağmen büyük memeleri olan Amerikalı country şarkıcısı Dolly Parton’dan almıştı.

Dolly’in kopyalanması bir süre medyadan gizlendi. Haberin Şubat 1997’de basına sızması ile dünyada en çok konuşulan ve ilgi gören olayların başında yer aldı. Dolly oluşturmak için klonu olan koyunun meme dokusundan bir hücre alınarak bu hücrenin çekirdeği çıkarıldı bir yumurta hücresine aktarıldı.

Koyunların genetik malzemesi 54 kromozomdan oluşur. Dolayısıyla 27 shirt kromozomu olan sperm ve yumurta birleşince koyunu oluşturacak embriyo oluşabilir. Prosedür sırasında ise 54 kromozoma sahip hücre kullanıldığı için bu hücre sperm ve yumurtanın birleşerek oluşturdukları embriyoya denktir. Doğal çiftleşmede milyonlarca spermden sadece bir tanesi yarışı kazanır ve yumurtayı döller. Spermin olmadığı bu ortamda yeni bir canlıyı oluşturmaya çalışan Wilmut ve Campbell  sperm  görevini üstlenecek bir şey yapmaları gerektiğini farkındalar. Hücreye verecekleri bir elektrik şoku sayesinde istedikleri etkiyi yapabileceğini fark ettiler. Bu elektrik şoku kısa süreliğine yumurta ve meme hücresi zarlarında delikler oluşturuyor. Bu deliklerden yumurtayı aktarılan kalsiyum yeni bir canlı oluşumunu sağlayan zincirin başlamasını sağladı.  Bir süre sonra hücre bölünmeye ve artmaya devam etti. Bu olaylar için bir konak  bulmak gerekliydi. Bu nedenle hormonlarla gebeliği hazırlanmış bir koyunu rahmine aktarılan Dolly’in artık tutabileceği beslenebileceği  bir ortam oluşmuş oldu. Bu olaydan 5 ay sonra Dolly dünyaya geldi. İlginç olan; bilim dünyasında ilk kez yetişkin bir koyundan alınan bir vücut hücresinde yeni bir canlı üretilmiş olmasıydı.

Başkalaşımını  tamamlamış bir vücut hücresinden  bir canlıdan meydana getirilmesi çok büyük bir keşifti. Bilim tarihine adını yazdırmış bu klonlama işlemi tabii ki düşünüldüğü gibi kolay olmamıştı. Dolly elde edilene  kadar aynı işlem 277 kez tekrarlanmıştır. En son denemelerinde elde ettikleri klonları 13 farklı koyunu aktardılar ve sadece bir tanesi gebe kalmıştır.

Haberi duyan birçok insanın ilk aklına gelen bu klonlamanın birçok canlıya aktarılabileceğiydi. Mesela soyu tehlike altında olan hayvanlar klonlandıklarında sayıları arttırılabilirdi. Ya da bir inek kullanılarak sütünden  daha fazla verim alınabilirdi. Wilmut ise verdiği bir röportajda bu tekniğin genetik bozuklukların düzeltilmesinde kullanabileceğini söylemiştir. Acaba ileriki yıllarda insanoğlu da klonlanabilir mi ?

Dolly  kendisi gibi klonlanan Megan ve Morag ile aynı ağılı paylaşıyordu. Özel diyetler ve beslenme programları ile besleniyordu. Doğal ortama hiç çıkmadan ağılda yaşamını devam ettiriyordu.

Yaşıtlarına göre daha uzun yaşadı. Yaşıtları 9 ayında olduklarında kesimhaneye giderken; Dolly, kesimhanenin yolunu tutmadı. Dolly’nin kısır olduğu düşünülüyordu ama 1998 yılında doğal yollardan kuzusu olunca aksi kanıtlanmış oldu. Böylece hayatı boyunca toplamda 6 kuzusu dünyaya gelmiştir.

2003 yılında Şubat ayında Dolly hastalandı ve öksürmeye başladı. Hastalığın pulver adenomatoz denilen bir virüsün neden olduğu bir akciğer iltihabıydı. 14 Şubat 2013 günü Dolly’nin ölüm haberi basına duyuruldu. Hastalığın nedeni klonlamanın bir yan etkisi mi yoksa tüm hayatını bir ağılda geçirmesinin bir sonucumu olduğunu halen bilemiyoruz. Bazıları Dolly’nin klon olduğu için öldüğünü savundular. Bu görüşe göre yaşlı bir koyundan alınan yaşlı bir hücre ile oluşturulan yeni bir canlı yaşlı bir canlı olacaktı.  Hayatı ise kısa sürecekti. Bu sonucu alabilmek için aynı yöntemin birçok kez tekrarlanması ve çok sayıda klonun gözlemlenmesi gerekmekteydi.

Sonuç olarak Wilmut  ve Campbell’in çalışmaları yetişkin bir hücrenin genetik malzemesinin bir yumurta hücresine aktarılmasıyla yeni bir canlının üretileceğini göstermiştir. Aynı zamanda bir canlıyı meydana getirebilecek her türlü bilginin yumurta hücresinde depolanmış olduğu da anlaşılmıştır. Bu da yumurtadaki canlıyı meydana getirebilen bu etkilerin neler olduğunu anlayabilirsek, yumurtaya ihtiyaç duymadan da herhangi bir yetişkin hücreyi programlayarak kök hücre ile dönüştürülebileceğimize işaret etmektedir.

Şu anki zamanımızda insan klonlanması başarılamamış olsa bile; gerek sinema filmlerinde, gerekse çizgi filmlerde bu konuya çok sık yer verilmektedir . Klonlanmış karakterler ile oluşan filmler ya da çizgi filmler yapılmaktadır. Sizce ileriki yıllarda kendi klonlarımızı da aramızda görebilecek miyiz?

Ruziye Yağmur Sarıkaya

Ruziye Yağmur Sarıkaya

Yazar 1983 doğumlu ve Fen-Edebiyat Fakültesi biyoloji bölümü mezunudur.
Ruziye Yağmur Sarıkaya

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here