İlk Fitne Cemel Vakası 3

1
islamda ki ilk fitnenin sebepleri..
Hz. Osman’ın Şehit edilmesi ve Sonrasında Meydana Gelen Olayların Müsebbibi Olan Sebeiyye Taifesinin Bu Fitnenin Zuhurunda Oynadığı Rol..

İSLAM’da İLK FİTNE CEMEL VAKASI 3

Tüm Yönleriyle Cemel Vakası
Hz. Osman’ın Şehit edilmesi ve Sonrasında Meydana Gelen Olayların Müsebbibi Olan Sebeiyye  Taifesinin Bu Fitnenin Zuhurunda Oynadığı Rol..

Mü’minlerin Emiri Ali b. Ebî Talib (ra)’ın Kûfe’ye Gidişi

 

Ashabı Kiram Mü’minlerin Emiri Ali b. Ebî Talib (ra)’ın Medine’den çıkmasını istemiyordu. Ancak bu kaçınılmazdı. Hz. Ali Şam’a gitmeyi, halkın durumunu görmeyi ve Muaviye’nin görüşünü öğrenmeyi ve buna göre tedbirler almayı düşünüyordu.1 Zira bu merhalede Medine diğer şehirler gibi büyük imkanlara sahip değildi. Bu sebeple Hz. Ali,

“Adamlar ve mallar Irakta.” dedi. Hz. Eyyûb el Ensârî onun bu meylini görünce;

“Ey Mü’minlerin Emiri, bu beldelerde kalsaydın iyi olurdu. Çünkü buralar sağlam bir zırh gibidir. Rasulullah(ﷺ )’in hicret yurdudur. Kabri ve minberi buradadır. İslamın merkezi burasıdır. Araplar seninle birlikte olursa iş eskisi gibi olur. Sana karşı gelen olursa onlarla birlikte savaşırsın. Çıkmak zorunda kalırsan o zaman çıkarsın. O zaman da mazur sayılırsın.” dedi, Mü’minlerin Emiri Ebu Eyyüb el Ensârî (ra)’ın görüşlerini kabul etti ve Medine’de kaldı. Şehirlere adamlarını gönderdi.2 Ancak yeni siyasi gelişmeler İslam halifesini Medine’den çıkmaya mecbur bıraktı. Şam’a yakın olması hasebiyle Kûfe’ye gitmeye karar verdi.3 Kûfe’ye gitmeye hazırlanırken Hz. Aişe ve taraftarlarının Basra’ya gittiğini Öğrendi.4 Medine halkından yardım istedi ve onları savaşa davet etti. Hz. Ali’nin ordusunda Hz. Osman’ın katline iştirak eden bazı ayak takımı kişilerin bulunuşu ve onlarla ilişkinin devam edişi sebebiyle Medine halkından bir kısmı yerinden kıpırdamadı. Medine halkının çoğu Fitne’nin devam ettiği görüşündeydi. Hakikat aşikar oluncaya kadar beklemeyi düşünüyorlardı. “Hayır, VAllahi ne yapacağımızı bilmiyoruz, Kafamız karıştı, işlerin iç yüzünü anlayıncaya kadar yerimizden kıpırdamayacağız.” diyorlardı.

Taberî, Hz. Ali Şam’a gitmek üzere topladığı kişilerle birlikte yola çıktı. Onlarla birlikte bazı Kûfeliler ve Basralılar da vardı. Ancak yedi yüz kişilik ordunun içindeki sayıları hayli azdı. 5 Medine halkının çoğunluğunun Mü’minlerin Emirinin davetine icabet etmediğine dair çok sayıda delil bulunmaktadır. İslam halifesinin bu durumu şikayet eden konuşmaları bu delillerden biridir. 6 Bilindiği gibi sahabeden bir çoğu Hz. Osman’ın öldürülmesinden sonra köşelerine çekildiler, Bedir ehli olanlardan bazı kişiler de Hz. Osman‘ın şehit edilmesinden sonra evlerinden dışarı çıkmadılar, Ancak ölümlerinden sonra evlerinden çıkarılıp kabirlerine götürüldüler. 7

Ebu Hamîs es Saîdî el Ensârî kim, Bedir ehlindendir, Mü’minlerin Emiri Hz. Osman‘ın öldürülmesi sebebiyle duyduğu acıyı şöyle dile getirmişti:

Allah‘ım, bundan sonra sana kavuşuncaya kadar gülmeyeceğim” 8

Onlar bu merhalede Medine’den çıkışı akibetinden korkulan fitneye düşülmesi olarak görüyorlardı. 9 Bu anlattıklarımıza bakarak Mü’minlerin Emirine sahabeden hiç biri icabet etmedi sanılmasın. Bilakis bazıları icabet etti Ancak sayıları hayli azdı. Şa’bî bu hususta şöyle diyor:

“Cemel vakasına Rasulullah (ﷺ )’in ashabından Ali Ammar, Talha ve Zübeyr‘in dışında kimse katılmadı. Eğer beşinciyi getirirlerse ben yalancıyım. ” 10 Başka bir rivayette de şöyle geçmektedir:

“Kim sana, Cemel vakasına ‘Bedir ehlinden olanlardan dört kişiden fazlası katıldı derse onu yalanla. Ali ve Ammar bir tarafta, Talha ve Zübeyr diğer bir tarafta idi. 11 Başka bir rivayette de şöyle geçmektedir:

“Ali ile Basra’ya Bedir ehlinden olup da giden altı kişiden başka kimse yoktu 12 Bedir ehli kişilerden bahseden bu rivayetler durumu yeterince ifade ediyor sanırım. Her halükarda Ensardan olup da fitneye bulaşan kişiler çok azdı.

İbni Şirin ve Şâbî şöyle diyor:

“Fitne Medine’de vaki oldu. Nebi (ﷺ )’in ashabı on binden fazlaydı. Ama fitneye bulaşan yirmi kişi sayılamaz. Onlar Ali ile Talha ve Zübeyr arasındaki savaşı ve Sıffîn’ı fitne olarak isimlendiriyorlardı. 13 Bu rivayetlere göre konuşacak olursak Hz. Ali ile birlikte Basra’ya giden sahabelerin sayısı çok azdı. Cemel vakasına onlardan kaç kişinin katıldığı kesin olarak ifade etmemiz imkansız, Çok şiddetli geçmesine ve çok sayıda hadiseler yaşanmasına rağmen kaynaklar bu savaşa ne kadar sahabenin katıldığını, ne kadarının şehit olduğunu ve ne kadarının yaralandığını zikretmemiştir. 14 Sadece bir rivayet;

“Onlarla birlikçe bazı Kûfeliler ve Basralılar da vardı. Ancak yedi yüz kişilik ordunun içindeki sayıları hayli azdı.”  Demektedir. 15 Bu rivayet vakıayı ve hadiselerin seyrine mutabık düşmektedir, Zira Medine halkının tercihi uzlete çekilmek ve hadiselere bulaşmamaktı. 16

 

Abdullah b. Selamın Mü’minlerin Emiri Hz Ali’ye Nasihati

Rasulullah(ﷺ ) ashabından Abdullah b. Selam Mü’minlerin Emiri Hz, Ali’nin Medine’den çıkmasını istemiyordu. Bu sebeple onun azmini kırmaya çalıştı. Ona geldiğinde o, sefer için hazırlıklarını tamamlamıştı. Onun için endişe ettiğini ve Irak’a gitmemesi gerektiğini ona söyledi.

Ona;

”Sana bir kılıç darbesi değmesinden korkuyorum” dedi. Yine, eğer Rasulullah(ﷺ )’in minberini terk ederse onu asla bir daha göremeyeceğini söyledi. Hz. Ali bunları Rasulullah(ﷺ )’den duymuştu.

Şöyle dedi:

Allah’a and olsun ki bunu bana Rasulullah(ﷺ ) haber verdi. Ancak Basralılardan ve Kûfelilerden kim cesaretlenecek de Ali’ye “Bize müsaade et onunla biz savaşalım” diyecek. 17

 

Hz. Hasan’m Babası Hz. Ali’ye Nasihati

Mü’minlerin Emiri Medine’den çıktıktan sonra Rebeze’ye vardı ve orada karargâh kurdu. 18 Orada iki yüz kişilik bir gurup onlara katıldı. 19 Rebeze’de Hz. Hasan ağlamaya başladı. Müslümanların içine düştüğü ihtilaf sebebiyle hüznünü gizlemiyordu.

Babasına;

“Sana söylemiştim. Ama beni dinlemedin. Yarın bir felakete sürükleniyorsun. Yardımcın da yok.” dedi.

Hz. Ali;

“Sen hâlâ cariyenin sızlanması gibi sızlanıyorsun. Bana ne dedin de onu dinlemedim.” dedi. 20 Hz. Hasan ;

Osman muhasara edildiğinde Medine’den çıkmanı söylemiştim. O sen orada yokken öldürülmüş olacaktı. Öldürüldüğü gün de sana bütün şehirlerden ve Araplardan heyetler gelmediği müddetçe biat alma demiştim.” dedi. 21

Hz. Ali’nin cevabı şöyle oldu;

“Oğlum, Osman muhasara edildiğinde Medine’den çıkmamı söylüyordun, Allah‘a and olsun ki O muhasara edildiği gibi biz de muhasara altındaydık. Bütün şehirlerden heyetler gelmeden kimseden biat alma sözüne de katılmıyorum. Çünkü bu iş Medine halkının işidir. Bu hakkın zayi olmasından korktum.”

Bu zor durum karşısında Hz. Ali’nin tavrı kararlı ve netti. Kimse onu azmettiği işten geri çeviremedi. Kûfe halkını kendisine katılmaya davet etmesi için iki kişi gönderdi. Biri Muhammed b. Ebubekir, diğeri Muhammed b. Cafer idi, Ancak onlar bu işi başlatanlardandılar. Hz. Ali’nin Kûfe valisi Ebu Musa ei Eş’arî insanları durdurmuş, fitne zamanında savaşa girmemeleri İçin uyarmıştı. Onlara Rasulullah (ﷺ )’den işittiği fitneye iştirakten sakındırıcı şeyleri nakletmişti.22 Bunun üzerine Hz. Ali Haşim b. Utbe b, Ebî Vakası gönderdi. Ebu Musa’nın Kûfe halkı üzerindeki tesiri sebebiyle onun da çalışmaları sonuçsuz kaldı.

 

Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin Zîkar Adlı Yerden Kûfe Halkını Kendisine Katılmaya Davet Etmesi 23

Hz. Ali ordusuyla birlikte Zîkar’a hareket etti ve orada karargâh kurdu. Medine’den çıkışı üzerinden yedi gün geçmişti. Yanında yaklaşık dokuz yüz kişi vardı.24 Bu defa Kûfe’ye Abdullah b. Abbas’ı gönderdi. Ona da müspet cevap vermediler. Onun ardından Ammar b. Yasir’i ve Hasan b. Ali’yi gönderdi. Ebu Musa el Eş’arî’yi de görevden aldı. Yerine Karada b. Ka’bı tayin etti. 25 Kûfe halkının ikna edilmesinde Ka’ka’ın büyük rolü oldu. O onların arasında ayağa kalkmış ve şöyle demişti:

“Sizin iyiliğini isteyen biri olarak size nasihat ediyorum. Sizin doğruya yönelmeniz beni sevindirir. Size hak olan sözü söyleyeceğim. Söz şu; insanların işlerini düzenleyen, zalimi durduran ve mazluma yardım eden bir düzen gerekiyor. İşte Ali görevinin başında. Bu davet işinde size karşı gerçekten çok insaflı. O sadece ıslaha çağırıyor. Koşun, işin hakikatini işiten ve görenler olun. ”26

Hasan b. Ali’nin de orada büyük tesiri oldu. İnsanlar arasında kalktı ve şöyle dedi:

“Ey insanlar, emirinizin davetine icabet edin. Kardeşlerinize katılın. Zira bu iş için muhakkak birileri bulunacak. Allah‘a and olsun ki akıl sahiplerinin idaresi hem dünyada hem de ahirette fayda verir. Binaenaleyh davetimize icabet edin ve başımıza gelen bu belaya karşı bize yardım edin. ” 27 Kûfe halkından çok sayıda kişi bu davete icabet etti. Hz. Ammar ve Hz. Hasan ile birlikte Hz. Ali’nin yanına gittiler. Altı ila yedi bin kişi civarındaydılar. Daha sonra Basra halkından Abdülkaysoğullarına mensup iki bin kişi daha onlara iştirak etti. Diğer kabilelerden de iştirak edenler oldu. Savaş başlamadan önce Hz. Ali’nin ordusu takriben on iki bin kişi idi. 28 Kûfeliler Hz. Ali’ye Zîkar’da katılınca Hz. Ali onlara bir konuşma yaptı. şöyle dedi:

“Ey Kûfeliler, sizler acemlerin gücüne ve saltanatına sahip oldunuz, birliklerini dağıttınız. Sonunda onların mirası size kaldı. Mülkünüzde yardım gördünüz. İnsanlar düşmanlarını ele geçirdiler. Sizi Basralı kardeşlerimize karşı savaşmak üzere davet ettim. Dönerlerse bu bizim istediğimiz şey, eğer ısrar ederlerse onları rıfk ile tedavi etmeye çalışacağız, onlar haksız bir harekete girişmeden biz başlamayacağız. Allah‘ın izniyle salah Olanı fesada tercih edeceğiz. Kuvvet ve kudret ancak Allah‘tandır.” 29

 

Görüş Farlılığı Sevgiyi Men Etmez

Bu söz fitne anında da olsa sahabenin halini arz etmektedir. Onlar farklı görüşlere sahip olsalar da kardeşlerine karşı kalplerinde kin ve nefret taşımıyorlardı. işte Kûfe’de meydana gelen bir olayı nakledelim:

Buhârî Ebu Vâil’den naklediyor:

Ebu Musa el Eş’arî, Ebu Mes’ûd ve Ukbe b. Amr el Ensarî Kûfelileri ikna etmek üzere Hz. Ali tarafından gönderilen Ammar’ın yanına gelince ona;

“Müslüman oluşundan bu yana bu işte aceleci davranman kadar kötü bir iş yaptığını görmedik” dediler. O da onlara;

“Ben de müslüman oluşunuzdan bu yana bu işte gevşek davranmanız kadar kötü bir iş yaptığınızı görmedim;” dedi,

Başka bir rivayete göre Ebu Mes’ûd kölesine,

“Ey köle, şu iki elbiseyi getirde birini Ebu Musaya„diğerini Ammar’a ver.” dedi. Sonra da “Cumaya onlarla gidin ” dedi. 30 Ebu Mes’ûd ve Ammar’ın görüşleri tamamen farklı idi, Buna rağmen Ebu Mes’ûd cumaya onunla gelsin diye Ammar’a bir elbise hediye ediyor. Çünkü onun üzerinde sefer ve harp elbisesi bulunuyordu. Ebu Mes’ûd onun bu şekilde cumaya gitmesini uygun görmemişti; İşte bu tasarruf, görüş farklılığına rağmen ashabın birbirini nasıl sevdiğini ortaya koymaktadır, Ammar Ebu Musa’nın geri durmasını çirkin görüyor, Ebu Musa da Ammar’ın ‘bu durumda Hz. Ali’yi desteklemesini çirkin görüyordu. Her ikisinin de ikna olduğu bir delili var. Geri duran, fitne zamanı savaşa katılmayalar hakkında varit olan hadisleri ve müslümana silah çekilmesiyle ilgili tehdit içeren hadisleri düşünerek geri durdu. Ammar da asilere ve ahdi bozanlara karşı savaş hususunda Hz. Ali ile aynı görüşü  paylaşıyordu. Delilleri de “saldıranlara karşı savaşın 31 Ayeti idi. Burada tehdit saldırgan taraf içindir, burada her iki taraf kardeşine karşı savaşmak istemiyor ye her iki taraf da kardeşine silah çekmemek için en ufak sebebe, yapışıyordu. 32

 

Hz. Aliye Onlar Karşısında Ne Yapılacağının Sorulması

 

Rebeze’yi terk ederken Ebu Rufâe b. Râfi’ b. Malik el Aclân el Ensarî Hz. Ali’ye,

“Ey Mü’minlerin Emiri, ne yapmak istiyorsun? Bizi nereye götürüyorsun?” diye sordu.

Hz. Ali;

“Eğer kabul edip icabet ederlerse istediğimiz ve niyetimiz ıslahtır.” dedi. Ebu Rufâe;

“Ya kabul etmezlerse?” diye sordu.

Hz. Ali;

“Onları mazeretleriyle baş başa bırakırız, hak planı veririz ve sabrederiz.” dedi.

Ebu Rufâe;

“Ya razı olmazlarsa?” diye sordu, Hz, Ali;

“Bize dokunmadıkları sürece onlara dokunmayız,” dedi.

Ebu Rufâe;

“Ya dokunurlarsa?” diye sordu

Hz. Ali;

“Onlara karşı kendimizi koruruz,” dedi. Bunun üzerine

Ebu Rufae;

“Öyleyse tamam.” dedi, Ebu Rufâe ard arda sorduğu sorulardan sonra tatmin oldu ve rahatladı. Sonra da şöyle dedi:

“Sen sözle beni razı kıldın? ben de seni fiille razı kılacağım ” 33

 

Kûfeliler içlerinde Â’ver b. Bunân el Munkırî olduğu hâlde Hz.Ali’ye soruyorlar.

 

Küfelikler Zîkarda Hz. Ali’nin yanına geldiler ve Hz. Ali’nin oralara kadar geliş sebebini sordular. Soruyu Aver b. Bunân el Munkırî sormuştu.

Hz. Ali ona;

“Islah etmek ve düşmanlık ateşini söndürmek için. Umulur ki Allah bu ümmeti bizimle bir araya toplar da aramızda harp olmaz. Tabi eğer icabet ederlerse.” dedi.

A’ver;

“Ya icabet etmezlerse” diye sordu.

Hz. Ali;

‘”Bize dokunmadıkları sürede biz de onlara dokunmayız.” edi.

Â’ver;

“Ya bize dokunurlarsa? diye sordu;

Hz. Ali;

Kendimizi müdafaa ederiz.” dedi.

A’ver;

“Bu hususta onların aleyhine olan gibi lehine olan da var mı?” diye sordu.

Hz. Ali;

Evet.” Dedi. 34

 

Ebu Selâme ed De’lânî Mü’minlerin Emiri Ali (ra)’a;

“Eğer onlar Allah rızası için kan davasında bulunuyorlarsa bu onlar

İçin delil olur mu?” diye sordu.

Hz. Ali;

“Evet” dedi, Ebu Selâme;

“Peki suçluların cezasını geciktirmede senin için delil var mi?” diye sordu.

Hz. Ali;

“Evet. Eğer bir şeye sahip olunamıyorsa ondaki hüküm İhtiyata en elverişli olanı ve umuma en faydalı olanıdır.” dedi.

Ebu Selâme;

“Yarın onlarla karşı karşıya gelirsek bizim ve onların durumu nedir?” diye sordu.

Hz. Ali;

“Bizden olsun onlardan olsun kalbi Allah için temiz olan her kim öldürülürse Allah onu cennete sokar.” dedi. 35

 

Mü’minlerin Emiri Ali b. Ebî Talibin dostu Malik ona; “Onlarla karşılaştığında ne yapacaksın?” diye sordu.

Hz. Ali;

“Islahın bu işten el çekmek olduğunu biz de biliyoruz, onlar da biliyorlar. Eğer bize biat ederlerse ne âlâ, değilse savaşmaktan başka çare yok. O zaman da tedavisi imkansız yaralar açılacaktır.” dedi.

Malik;

“Eğer savaşırsak öldürdüklerimizin durumu ne olacak?” diye sordu.

Hz. Ali;

Allah azze ve cellenin faydalandırmak istediği kişiler için bu bir kurtuluş olur,” dedi. 36

Mü’minlerin Emirinin hedefi ıslah ve fitnenin söndürülmesiydi. Onun tedbirleri arasında savaş yoktu, Çünkü böyle bir şey vuku bulursa bu tedavisi imkansız yaralar açacaktı. Her iki taraftan da öldürülenler niyetlerine göre ecir alacaklardı. ister mü’minlerin Emiriyle birlikte savaşsın, ister onun karşısında savaşsın. Bu iş için harekete geçenler hususunda Mü’minlerin Emirinin görüşü bu idi. Her iki taraf da ıslahı ve fitnenin sona erdirilmesini istiyordu. İçtihat ediyorlardı. Alacakları ecir niyetleri ve kalplerinin safiyeti oranında olacaktı. 37

 

Devamı bir sonraki yazıda..

 

İlk Fitne Cemel Vakası 4

 

 

 

 

Kaynakça:

1  Es Sikât, İbni Hibban 2/283; El Ensâr Fi’l Asri’ Raşidî 161

2  A.g.e. 2/283

3  istişhadi Osman 183

4  Tarih-i Taberî 5/507

5  A.g.e. 5/481

6  Tabakât 3/237; El Ensâr 163

7  El Ensâr 164

8  Tarih-i İslam

9  El Ensâr 164

10  Tarih-i İbni Hayyât 16; Musannef, İbni Ebî Şeybe 8/7102223.

11  El Osmaniyye, Cahiz 175; El Ensar 165

12  Hilafetü’r Raşide, Kenan 356

13  A.g.e. 356

14  El Ensar 165

15  Tarih-i Taberî 5/481

16  El İnsaf 388

17  Müsned-i Ebî Ya’lâ 1/381 İsnadı sahihtir.

18  Rebeze; Medinenin doğusunda 204 kilometre uzaklıkta bir yerdir.

19  Ensâbü’l Eşraf 2/45; Hilafetü Ali 143

20  Tarih.i Tabed 5/482

21  El Bidâye ve’n Nihâye 7/245

22  Tarih-i Taberî 5/514; Musannef, İbni Ebî Şeybe 12/15 İsnadı hasendir.

23  Zîkar; Küfeye yakın bir yerdir. Mu’cemu’l Buldân 4/393

24  Tarih-i Taberi 5/519-521

25  Fethu’l Bârî 13/53; Et Tarihuk sağîr 1/109

26  Tarih-i Taberî 5/516

27  A.g.e. 5/516

28  Musannef, Abdurrezzak 5/456; Hilafetü Ali 146

29  Tarih-i Taberî 5/519

30  Buhari, Fiten

31  Hucurat 9

32  EI Medinetü’n Nebeviyye 2/304

33  Tarih-i Taberî 5/510

34  A.g.e. 5/529; El Bidâye Ve’n Nihâye 7/250

35  A.g.e.  7/250

36  Tarih-i Taberî 5/52; El İnsaf 406

37  El Insaf 406

*Not: Çalışma Ali Muhammed  Sallabi’nin “4. Halife Hz. Ali (ra) Hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi” (Ravza Yayınları) adlı eseri temel alınarak hazırlanmıştır, konuyla ilgili daha fazla detay için kitaba başvurulabilir.

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here