İlk Fitne Cemel Vakası 2

1
islamda ki ilk fitnenin sebepleri..
Hz. Osman’ın Şehit edilmesi ve Sonrasında Meydana Gelen Olayların Müsebbibi Olan Sebeiyye Taifesinin Bu Fitnenin Zuhurunda Oynadığı Rol..
islamda ki ilk fitnenin sebepleri..
Hz. Osman’ın Şehit edilmesi ve Sonrasında Meydana Gelen Olayların Müsebbibi Olan Sebeiyye Taifesinin Bu Fitnenin Zuhurunda Oynadığı Rol..

Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve Hz. Aişe ile beraberlerindekilerin Basra’ya Gidişi

Hz. Talha ve Hz. Zübeyr Mekke’ye geldiler ve Hz. Aişe ile buluştular. Onların bu buluşması takriben Hz. Osman’ın şehadetinden dört ay sonra idi. Takvim hicrî 36 yılının Rebîü’l Evvel ayını gösteriyordu.1   Bir şeyler yapmak için görüşmeler yaptılar. Halifenin öldürülmesi hadisesinde o hadiseyi durdurmak için bir şey yapamamışlardı. Hz. Osman’ın kendisini müdafaa edenleri bundan men ettiğini biliyorlardı. Böyle olsa da onlar kendilerini suçlu hissediyorlardı. Onu katledenler bir an önce cezalandırılmalıydı. Onun kan davası için harekete geçmekten başka çare yoktu.

Hz. Aişe;

Osman haksız yere öldürüldü. VAllahi, onun kanını talep edeceğim.” dedi.

Hz. Talha;

Osman‘a karşı kusurda bulundum. Kanını talep için gerekirse kanımı dökeceğim.” dedi.

Hz. Zübeyr de;

“İnsanları uyaralım. Bu kan cezasız kalamaz, zira bunun cezasız kalması Allah‘ın dinine karşı ebedi gevşekliği getirir ve imamlara karşı bu tür suikastlar devam eder gider.”Dedi. 2

Psikolojik baskılar onları harekete geçirmişti. Rahatlarını terk ettiler ve meçhul geleceğe doğru tehlikeli bir yolculuğa çıktılar. Kimse ne olacağını bilmiyordu. Belki de bir daha dönmemek üzere evlerinden çıkmışlardı. Çoluk çocuk ağlamadan afakı tutmuştu. Bu sebeple Mekke’den çıkış gününe “Hıçkırık günü” adı verilmişti. İslam İçin o günden daha çok ağlanan bir gün asla olmadı. 3

Mekke’de olanları taleplerini gerçekleştirmeye sevk eden çok sayıda sebep vardı. Onlardan bazılarını nakledelim: Ümeyye oğulları Medine’den kaçmış, Mekke’ye gelmişti; Hz. Osman’ın Basra valisi Abdullah b’ Âmir Mekke’deydi, insanları çıkış için teşvik ediyordu, ayrıca maddi imkanlar sunuyordu; Hz. Osman’a yardım için Yemenden harekete geçen Ya’lâ b. Ümeyye Medine’ye yetişemeden Hz. Osman öldürülmüş, Ya’lâ da Mekke’ye dönmüştü. Yanında çok sayıda mal, silah ve hayvan vardı. Bütün bunları Hz. Osman’ın katillerine karşı savaşmak üzere arz etti. Sadece bunlar bile Hz. Osman’ın katillerine karşı savaşmak üzere insanları teşvike yetiyordu. Hz. Osman’ın katillerini cezalandırmak isteyen kişileri toplamak kolaydı, ama işe nereden başlanacaktı?

Nereye gidecekleri hususunda müzakerelere başladılar. Hz Aişe‘nin de başında bir olduğu gurup Medine’ye gidilmesi gerektiğini söylüyordu, Başka bir gurup Şam’a gitmeyi ve oradakilerle birleştikten sonra güçlü bir şekilde çıkılması gerektiğini söylüyordu. Uzun müzakerelerden sonra Basra’ya gidilmesine karar verildi. Çünkü Medine’dekilere karşı güçleri yetmezdi. Zira onlara göre sayıları hayli azdı. Şam Hz. Muaviye‘nin orada olması sebebiyle garanti altındaydı, Planın uygulanması için en uygun şehir Basra idi. Çünkü orada devletin gücü azdı. 4 Onların niyeti çıkmadan önce de, yolda iken de, Basra’ya vardıktan sonra da belli idi. O da; Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılması, durumun normale dönmesi, ayak takımının yaptıklarının insanlara anlatılması, iyiliğin emredilmesi ve kötülüğün men edilmesi idi 5 Nitekim bu talep, şer’i şerifin tatbiki içindi. 6 Hz. Osman’ın katilleri cezalandırılmayacak olursa ondan sonraki halifeler de serseriler tarafından öldürülür. 7 Önce Basra’ya, sonra Kûfe’ye gitmeyi planladılar. O şehirlere gidecekler ve şehir halkından Hz. Osman’ın katillerine karşı savaşmayı isteyeceklerdi. Daha sonra da diğer Şehirlerden yardım alarak Hz. Ali’nin ordusu iğinde bulunan katilleri fazla kan dökülmeden cezalandıracaklardı. 8

Sahabeyi harekete geçiren ve Basra’ya yürüten basit bir şey değildi. Mü’minlerin halifesi herhangi biri gibi öldürülmüştü. Hadlerden biri olması hasebiyle gazaplanmayı ve harekete geçmeyi gerektiren bir durum vardı ortada. Ayrıca Hz. Osman’ın manevi konumu vardı. O, İslam halifesiydi. Dinin ve müslümanların muhafazası onun uhdesindeydi. Şeriat Sahibine niyabeten bu işlere bakıyordu. Dolayısıyla ona yapılan saldırı  şeriat sahibine yapılan saldın mahiyetinde idi. 9

 

 

Hz. Aişe, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr ile beraberindekiler, Hz. Osman’ı katleden ve azımsanmayacak şekilde güçlü olan Sebeiyye taifesine karşı İslami bir kamuoyu geliştirmeye çalışıyorlardı. Sebeiyye taifesinin, serseri ayak takımının, kavgacı kabilelerin ve onlara yardım eden bedevilerin ve kölelerin neler yaptığını müslümanlara anlatmak istiyorlardı. Sahabe Hz. Aişe’nin anladığını anlamıştı. Hz. Ali’nin ordusu içinde Sebeî taifesinden ve serseri ayak takımından olanlar vardı. Hz. Ali’nin onlara karşı mücadelesi zordu. Çünkü onlar Medine halkına zarar verebilirlerdi. Durumun nezaketi müslümanlara anlatılmalıydı. Bu şekilde haddin ikamesini isteyenler tarafının güçlendirilmesi ve en az zararla bu işin bitirilmesi gerekiyordu. Şüphesiz Hz. Ali’nin hedefi de buydu. O da bunun için uğraşıyordu. Hz. Ali’nin Hz. Talha ve Hz. Zübeyr ile yaptığı müzakere de bunu göstermektedir. Onların çıkışı ve insanlara gerçekleri anlatma niyetleri, onların, sebeî entrikaların kamu oyunu nasıl yanılttığını gördüklerini ve onlara karşı fikrî planda mücadele verilmesi gerektiği bilincinde olduklarını göstermektedir. Sahih rivayetlerde de bu, açık açık beyan edilmiştir. 10 Hz. Ali, Ka’ka’ b, Amr’ı Hz. Aişe ve beraberinde olanların yanına Basra’ya geliş sebebini sormak için gönderdiğinde Ka’ka’ huzura girdi ve selam verdi.

Sonra da;

“Anneciğim, bu beldeye geliş sebebiniz nedir? Diye sordu. O da ona;

“Oğlum ,insanların ıslahı için geldik;” 11

Cemel günü harp bittikten sonra Hz. Ali Hz Aişe’nin yanına geldi ve ona;

Allah seni mağfiret etsin.” dedi. Hz. Aişe de ona, sana da mağfiret etsin. Islahtan başka niyetim yoktu.” dedi. 12

Görüldüğü gibi Hz. Aişe sadece ıslah maksadıyla sefere çıkmıştır Bunda Hz. Aişe’yi eleştirenlere cevap var. Onlar;

Allahu Teala kadınlara evlerinde oturmayı emrettiği halde o evinde oturmadı. Allah onlara, Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın.” 13 buyurduğu halde O evinde oturmadı.” demişlerdir. Halbuki taat için yapılan sefer evde oturma ve dışarı çıkmama emrinin zıddı değildir. Bunda alimlerin icmaı vardır. Mü’minlerin anası Hz. Aişe Mü’minlerin ıslahı için dışarı çıktı, Yanında da mahremi, kız kardeşinin oğlu Abdullah b. Zübeyr vardı. 14

 

İbn Teymiyye bu hususta şöyle diyor:

Hz. Aişe eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılarak dışarı çıkmadı. Evlerde oturma ile ilgili emir, emredilen bir menfaatin yerine getirilmesi için dışarı çıkmaya zıt düşmez. Kadının hac ve umre için çıkışında ya da eşiyle birlikte sefere çıkışında olduğu gibi. Bu ayet Rasulullah (ﷺ ) zamanında indi. Bu ayetin inişinden sonra Rasulullah (ﷺ ) eşleriyle birlikte sefere çıktı. Nitekim Hz. Aişe ve diğerlerini veda haccına götürdü. Onu kardeşi Abdurrahman ile birlikte gönderdi. O da onu terkisine aldı ve ona Ten’imden başlayarak umre yaptırdı, Veda haccı da Rasulullah (ﷺ )’in vefatından üç aydan az bir zaman önce vuku bulmuştu, o zaman bu ayet inmişti… Bu sebeple Peygamber (ﷺ )’in eşleri onunla birlikte hac yaptıkları gibi ondan sonra da hac yaptılar. Hz. Ömer onların kafilesine Hz Osman‘ı ya da Abdurrahman b. Avf’ı görevlendiriyordu. Kadınların sefere çıkışı bir maslahat sebebiyle olduğunda bu çıkış caizdir. Hz. Aişe de bu sefere müslümanların maslahatı için çıkmıştı.” 15

 

İbni Arabî de şöyle diyor.

Hz. Aişe’nin Cemel Harbi’ne çıkışına gelince; o, harp yapmak için çıkmadı Ancak insanlar ona geldiler ve fitnenin gitgide büyüdüğüne ve İnsanların kafasının karıştığına dair şikayetlerde bulundular. İnsanların ıslahı için onunla teberrük etmek istediler. Ondan utanırlar da geri çekilirler zannettiler, O da böyle olacağını zannetti. Allahu Teala’nın;

“Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyenin fısıldaşması müstesna. ” 16 Ayetine imtisalin çıktı. Islah faaliyetine kadın, er kek, hür ve köle herkes muhataptır. 17 Onun bu çıkışıyla ilgili bazı önemli hususlar;

 

Yakubî’nin, Hz. Aişe Çıkış için Zübeyr b. Avam Tarafından Zorlandığı İddası Doğru mu?

 

Yakubî, Zübeyr b. Avam’ın Hz. Aişe‘yi çıkış için zorladığını iddia etmektedir ” 18 İmamet ve Siyaset” adlı eserin sahibi de 19 İbni Ebi’l Hadîd de 20 , Dineverî de bunu söylemektedir. 21 Zehebî’nin naklettiği rivayet de Hz. Aişe‘nin kız kardeşi Esma’nın oğlu Abdullah b. Zübeyr‘in onu bu işe sevk ettiğini söylemektedir. 22 Seyyid Muhammed Vekil gibi çok sayıda araştırmacının kanaati de bu yöndedir. 23 Onlar Hz. Aişe‘yi bu işe Hz. Zübeyr ve Hz. Talha‘nın teşvik ettiğini söylemektedirler. 24 Ancak bu doğru değildir. Çünkü Hz. Aişe Hz. Osman‘ın katledildiğini öğrenir öğrenmez Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve diğer ileri gelen sahabeler daha Mekke’ye gelmeden önce onun intikamı için ayağa kalkmıştı. Rivayete göre o, Mekke’ye gitmek üzere yoldan döndüğünde Abdullah b. Âmir el Hadramî ona gelmiş ve;

“Seni yolundan döndüren şey nedir, ey mü’minlerin anası?” diye sormuş, o da;

Osman‘ın mazlumen öldürülüşü beni yoldan döndürdü. İşler istikamet üzere yürümüyor. Bu sebeple serseriler otorite sahibi oldu. Osman‘ın kanını isteyin ki İslamı aziz kılasınız” demişti. Ona ilk icabet eden kişi Abdullah olmuştu. 25

Hz. Talha ve Hz. Zübeyr henüz Medine’den çıkmamışlardı. Onlar oradan Hz. Osman‘ın katledilişinden dört ay sonra ancak çıktılar. 26

 

Hz. Aişe Annemiz, Brokelman’ın İddia Ettiği Gibi -insanları dilediği gibi çekip çeviren, onlara dilediğini yaptıran- Yanındakileri Baskı Altında Tutan Biri miydi?

Hz. Aişe ile birlikte olanlar içinde sahabeden bir topluluk da vardı. 27 Hz. Aişe -Brokelman’ın dediği gibi- insanları dilediği gibi çekip çeviren, onlara dilediğini yaptıran biri değildi. 28 Taberî’nin rivayetleri mü’minlerin analarının onu ve beraberindeki desteklediğini göstermektedir. Çünkü onlar ıslah için çıkmışlardı. Çok sayıda Basralı da onu desteklemişti,29 Hz. Talha ve Hz. Zübeyr onları Basralıların seçkinleri ve salihleri olarak nitelendirmişlerdir. 30 Hz. Aişe de onları salihler olarak nitelendirmiştir. 31 Bu kadar salih kişinin çıkışı ancak ve ancak ümmetin maslahatını temin için olmuştur. Mü’minlerin Emiri de bunu biliyordu. Hz. Aişe ile birlikte çıkanların ayak takımı sefih kişiler olduğu onun yanında söylenmişti de o bunu kabul etmemişti. 32  Mü’minlerin Emiri cemel harbinden sonra Hz. Aişe‘nin taraftarlarının cesetlerinin bulunduğu yere gelmiş, onlara rahmet okumuş ve onların faziletini zikretmiştir 33 Bu çıkış ne ayak takımı serseri bir yığının çıkışı, ne de Hz. Aişe‘nin kontrol ettiği reşit olmayan kişilerden oluşan ‘bir güruhun çıkışı idi. Bilakis ashabı kiramın ileri gelenlerinden bir takım kişilerin de iştirak ettiği şuurlu bir çıkıştı. 34

 

Hz. Osman’ın Kanını Talep için Çıkılmasına Nebi (ﷺ )’in Diğer Eşlerinin Tavrı:

Nebi (ﷺ )’in eşleri O yıl fitneden kaçmak için hacca gitmişlerdi. Hz. Osman‘ın şehit edildiği haberi Mekke’ye ulaşınca orada kaldılar. Aslında Medine’ye gitmek üzere yola çıkmışlardı, ancak haberi duyunca Mekke’ye geri döndüler. İnsanların ne yapacağını beklemeye, gelen haberleri araştırmaya başladılar. Hz. Ali’ye biat edilmişti, ancak Hz. Osman‘ın katilleri hâlâ Medine’deydi; Bu sebeple Medine’yi terk edenler oldu. Sahabeden çok sayıda kişi Ve mü’minlerin anneleri bu şekilde ‘Mekke’de toplanmış oldu. 35 Hz. Aişe‘nin dışındaki annelerimiz Medine’ye gidiş hususunda Hz. Aişe ile aynı fikirdeydiler. Ancak Hz.  Aişe de diğerlerinin Basra’ya gidelim şeklindeki görüşüne katılınca diğer annelerimiz bundan uzak durdular ve;

“Medine’den başka bir yere gitmeyiz.” dediler. 36 Çıkışın gayesi Osman‘ın kanı meselesiydi. Mü’minlerin annelerinin bunda bir ihtilafı Olamazdı, Ancak gidilecek yer Medine’den Basra’ya dönünce ihtilafa düşülen Mü’minlerin annelerinden Hafsa binti Ömer (ra) Basra’ya gitmek Üzere Hz. Aişe‘ye muvafakat etmiş, ancak ‘kardeşi Abdullah b. Ömer

Yemin verdirerek onu bundan vazgeçirmiştir. Onun Basra’ya gitmemesi

Aişe‘den uzak durması için değildi. 37 Nitekim Hz. Aişe‘ye;

“Abdullah beni çıkıştan men ediyor.” demiş ve mazeretini Söylemiştir. 38 Rivayetler Ümmü Seleme (ra)’nın Hz. Aişe‘nin görüşünde olmadığını Hz. Ali’nin görüşünde olduğunu göstermektedir. 39 Bu hususta sıhhate en yakın rivayet şudur: Ümmü Seleme (ra) oğlu Ömer b. Ebî Selemeyi Hz. Ali’ye göndermiş ve ona;

“VAllahi bu bana kendi canımdan da azizdir, Seninle çıksın ve senin katıldığın savaşlara katılsın.” demiştir. Ömer de Hz. Ali’ye katılmış Ve bir daha ondan ayrılmamıştır. 40 Bu rivayet Ümmü Seleme (ra) validemizin ıslah noktasında diğerlerinden farklı düşündüğünü göstermemektedir. Hz. Aişe ve beraberinde olanlar da bu çıkışı ne Hz Ali’ye karşı, ne de onun hilafetine karşı yaptılar. Mü’minlerin anaları bu çıkışın ıslah için olduğunu biliyorlardı, bu da farzı kifaye idi. Maksat farzolan işin yapılmasıydı. Bu da bütün mükellefleri kapsamıyordu, İşin ehli kişiler tarafında yapılması yeterli idi. Hz. Aişe de bu işe tamamıyla ehil biriydi. Onun konumu, ilmi, yaşı ve gücü buna müsaitti. Hz. Aişe onların alimlerin tamamının ittifakına göre onların en fakihi idi. 41 Ümmeti ilgilendiren meselelere ilgi duyuyordu ve geniş bir kültüre sahipti. Arap tarihini ve Nesep ilmini, çok iyi bilen Ebubekir (ra)’ın evinde yetişmişti. Daha sonra İslam devlet siyasetinin temellerinin atıldığı evde, Rasulullah (ﷺ )’in evinde yaşadı. Daha sonra da ilk İslam halifesinin ‘kızı idi. Hz Aişe’nin bu konumunu herkes kabul etmektedir: (Yeğeni) Ürve b. Zübeyr şöyle diyor:

Aişe‘ye arkadaşlık çitim, Ne ayetler, ne farzlar, ne sünnetler, ne şiir ne Arap tarihi, ne nesep, ne hüküm verme, ne tıp, ne biri, ne de diğeri hususunda ondan daha bilgilisini görmedim.” 42 Şâbî onu zikrediyor ye onun ilmine .ve fıkhına hayret ediyordu, Sonra da şöyle diyordu,

“Nübüvvet terbiyesini siz ne zannediyorsunuz?” Atâ da şöyle diyordu:

Aişe insanlann en fakihi ve sosyal hususlarda görüşü en güzel olandır.”43 Temîmoğullarının efendisi, belagat ustası Ahnef b. Kayş da şöyle diyor;

“Ebubekir’in, Ömer’in, Osman‘ın Ali’nin ve onlardan sonraki halifelerin hutbelerini dinledim. Ancak Âişe’nin konuşmasından daha muazzam olanını işitmedim.” Muaviye de benzer sözleri söylemektedir. 44 Hz. Aişe Basra’ya doğru hareket ettiğinde diğer annelerimiz de onu uğurlamaya çıktılar. Bu da onun yaptığı işi benimsediklerini gösteriyordu.

 

Hz. Aişe’nin Hav’eb Suyuna Uğraması:

Hz. Aişe‘nin Hav’eb suyuna uğradığı çok sayıda rivayetle sabittir. Yahya b. Saîd el Kattan, İsmail b. Ebî Halid’den, o da Kays b. Hazim’den naklettiğine göre Rasulullah (ﷺ ) hanımlarına;

“Bana öyle geliyor ki sizden birine Hav’eb köpekleri uluyacak.” buyurdu. 45 Şûbenin İsmail’den yaptığı rivayette lafız şöyledir: “Aişe Hav’eb’e geldiğinde köpek ulumaları işitti ve;

“Zannederim geri döneceğim. Zira Rasulullah (ﷺ ) bize;

“Hav’eb köpekleri acaba hanginize uluyacak?” demişti. Bunun üzerine Abdullah b. Zübeyr;

“Dönecek misin? Belki de Allah azze ve celle senin vesilenle insanların arasını ıslah edecek.” dedi. 46 Ya’lâ b. Ubeyd de İsmail’den bu lafızla rivayet etmiştir. Bu rivayeti Hakim yapmaktadır. 47 Elbânî “İsnadı sahihtir. Bunun sahih olduğunu İbni Hibban, Zehebî, İbni Kesir ve İbni Hacer gibi hadis imamlarının ileri gelenleri söylemektedirler.” demiştir. 48 Bu sahih rivayetlerde -zayıf rivayetlerde geçen- sahabenin şanına yakışmayan yalan şahitlik ve aldatma gibi şeyler yoktur. 49 Bunu ileride beyan edeceğiz. Bu sahih rivayetler üzerinde düşünen kişi hunlarda ne bir yasaklama ne de bir emir göremeyecektir. Burada anlaşılan şey; Rasulullah (ﷺ )’in oradaki hanımlarından hangisinin Hav’eb suyuna gideceğini sorgulamasıdır. “Sakın o kadın sen olmayasın ey Hümeyra” şeklindeki rivayet sahih değildir, zayıftır. Sahih rivayetlere göre düşündüğümüzde Hz. Aişe‘nin Hav’eb suyuna gitmesinde bir yasaklama mevzu bahis değildir. Ancak o, Hav’eb suyuna vardığında bundan etkilenmiş ve ıslah için çıktığı yoldan geri dönmeyi bile düşünmüştür. Bunu da “Zannederim geri döneceğim.” Lafzıyla ifade etmiştir. Bunu bir an düşündü. Ne var ki Abdullah b. Zübeyr‘in “Belki de Allah azze ve celle senin vesilenle İnsanların arasını ıslah edecek.” sözünden sonra asıl hedefine yöneldi. 50 Bu Hav’eb suyu meselesi önceden de, şimdi de mesele olmaya devam ediyor. Maalesef bu zayıf rivayetler yoluyla Hz. Aişe tenkit ediliyor, neticede hem içtihat sıfatı ondan alınıyor ve hem de onun Rasulullah (ﷺ )’in emrine muhalefet ettiği söyleniyordu, Tarihi kaynaklar bu kıssayı zikrettiler. Taberî’de uzun bir rivayet var. Rivayeti yapan kişi İsmail b. Musa el Fezârî. İbni Adiy onun hakkında “Münkerdir. Aşırı bir şiidir.” demiştir. 51 Fezârî bu rivayeti Ali b. Âbis el Erzaktan yapmakta. O da zayıf biri. ibni Hacer ve Nesâî bunu söylemiştir. 52 O da bunu Ebu’l Hattab el Hecerî’den nakletmiştir ki o meçhul bıridir. 53 Bu meçhul Hecerî’den başka bir meçhul rivayet ediyor. O da; Safvan b. Kabîa el Ahmesî. 54 Ondan da Cemel adlı eserin sahibi Uzenî deniyor ki tam meçhul biri. Halbuki Cemel adlı eserin sahibi Ya’lâ b. Ümeyye’dir. 55

Bu rivayetin metnini okuyan kişi metinden aşın Şiilerin kokusunu alır. Metinde Hz. Ali, hilafete Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman‘dan daha layık olduğunu bizzat söylüyor. Sahih rivayetler ise tamamen bunun zıddını ifade etmektedir. Bütün bu anlattıklarımıza göre bu rivayetin sahih olmadığı anlaşılmaktadır. 56 Bu mevzuda başka rivayetler de var. Ancak onların da her biri metin ve senet itibarıyla batıl. Bu rivayetlerin hedefi Sahabenin ileri gelenlerine ve fazilet sahiplerine şer atmaktır. Onları mal ve makam gibi dünyevi menfaatler için harekete geçen insanlar olarak göstermektir. Hatta bu uğurda müslümanlar arasında harp ve fitne çıkarmaktan çekinmeyen kişiler olarak göstermektir. Nitekim rivayetlerin çoğu da iki büyük sahabe -ki onlar Hz. Talha ve Hz. Zübeyr‘dir.- üzerinde yoğunlaşmaktadır. 57 Bu rivayetleri uyduranlar, bu iki sahabinin ve onlarla birlikte olanların Allah‘ın haramlarını çiğnemeye cüret ettiklerini ve en büyük yeminleri ederek o bölgenin Hav’eb suyu olmadığını söylemek suretiyle Hz. Aişe‘yi kandırdıklarını ifade etmektedirler. Bir de doğru söylediklerini tasdik etsin diye yetmiş kişiye bazı rivayetlere göre elli kişiye bu hususta yalan yere yemin ettirdiklerini nakletmektedirler. Sonra dâ ‘”Bu, İslamî dönemde yapılan ilk yalan şahitliktir.” demektedirler. Bu, Rafizî Mesûdî’nin iftirasıdır. 58 Bu rivayetler Hz. Aişe, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr‘in hedeflerinin bir olmadığını ifade etmeye çalışmaktadır. Hz. Aişe‘nin Hz. Talha‘yı tuttuğunu ve onun halife olmasını istediğini, çünkü onunla aynı kabileden -Teymî kabilesinden- olduğunu söylemektedirler. Yine Hz. Talha ve Hz. Zübeyr arasında hilafete yönelik gizli bir yarış olduğunu da ifade etmektedirler. Bütün bu rivayetler zayıftır. Bazısının senedi kopuktur, bazısının ravileri meçhüldür, bazısında bu iki illet birden vardır. 59 Akkad ve Taha Hüseyin gibi çok sayıda yazar ve tarihçi bu rivayetlerden etkilenmişler ve aslı astan olmadığı halde bunları esas almışlardır. 60

 

Basra’da Yapılanlar:

Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Aişe ve beraberindekiler Basra’ya vardıklarında Harîbe tarafında konakladılar. 61 Daha sonra kabile liderlerine ve eşraftan olanlara Osman‘ın katillerine karşı kendilerine yardım etmelerini istediler. Basra ve diğer şehirlerde yaşayan müslümanların çoğu Hz. Osman‘ın katillerinin cezalandırılmasını istiyordu. Ancak onlardan bir kısmı bu işin halife tarafından yapılması gerektiği ve onun emri olmaksızın böyle bir işe girişmenin vebal olacağı görüşündeydi. Ne var ki bu gelenler cennetle müjdelenen kişilerdi. Bunlar şûra üyeleriydi. Rasulullah (ﷺ )’in çok sevdiği Hz. Aişe de onlarla birlikteydi. İstekleri şer’i idi. Bunda kimsenin bir diyeceği yoktu. Dolayısıyla Basralıların çoğu farklı kabilelere mensup olsalar da onlara iştirak ettiler. Hz. Zübeyr Ahnef b. Kays es Sa’dî et Temîmî’den Hz. Osman‘ın katillerini cezalandır-

mak için kendilerine yardım etmelerini istedi. Ahnef Temim kabilesinin reislerindendi. Sözü dinlenen biri idi. Ahnef durumun nezaketini şöyle anlatıyor:

Çok kötü bir durumla karşı karşıya idim. Kendi kendime

“İçinde Mü’minlerin anası ve Rasulullah (ﷺ )’in havarisinin de bulunduğu bir topluluğu terk etmek sıkıntı verici bir şey.” dedim. 62

O bu işe karışmamayı tercih etti ve ona tabi olan altı bin kişiyle birlikte kenara çekildi. Basralıların çoğu ona uymadı ve Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve Hz. Aişe‘ye katıldılar. 63 Zührî Basralıların tamamının onla Katıldığını zikretmektedir. 64 Bu şekilde davaya yeni yardımcılar kazanıldı. İbni Huneyf teenni ile hareket ediyor ve olabildiğince işi düzeltme ye çalışıyordu. Ancak ipin ucunu elinden kaçırdı ve hakimiyeti kaybetti. Hatta “Aramızda Şamlılar var.” denildiği de oldu;65 Muaviye de da ha sonra Basra halkının yardımıyla Basra’yı istila etmeye çalıştı. 66 Sağlam olmayan bazı kaynaklar Osman b. Huneyf’in Hukeym b. Cebele’ye savaşması için ruhsat verdiğini zikretmişlerdir İşiz bu doğru değildir, Sağlam kaynaklarda böyle bir şey yoktur. 67

 

Hukeym b. Cebele ve Beraberindekilerin Öldürülüşü:

Hz. Aişe Basralılara hitap ettikten sonra Hukeym b. Cebele beraberindekilerle birlikte öne çıktı Ve o, anda savaş patlak verdi. Hz. Aişe taraftarları mızraklarını hazırladılar. Karşı tarafın ilerlemesini durdurmak istiyorlardı. Ancak Hukeym ve beraberindekiler durmadılar. Hz. Aişe ve taraftarları kendilerini müdafaa için savaşmaya başladılar. Hukeym atını ve beraberindekileri Hz. Aişe‘nin bulunduğu cihete sevk ediyordu. 68 Buna rağmen Hz. Aişe savaşın devam etmemesini istiyordu. Taraftarlarına savaş meydanından uzak durmalarını emrediyordu. Bu şekilde akşam oldu. 69 Sabah olunca Hukeym ne dediği belli olmayan sözler mırıldanarak geldi. Elinde mızrak vardı. Hz. Aişe’nin bulunduğu yere doğru ilerliyordu. Hz. Aişe‘ye küfretmesine karşı çıkan erkek ya da kadın kim olursa ölsün onu öldürüyordu 70  İş bu noktaya gelince Abdülkaysoğullarından biri ona;

“Dün yaptığını bu gün de yaptın. VAllahi bu olmaz, Allah senden bunun kısasını alıncaya kadar seni terk edeceğiz.” dedi. Ondan sonra onu bırakıp gittiler. Hukeym b. Cebele, Osman b. Affana karşı çıkan ve onu muhasara eden kabilelerle birlikte ilerlemeye devam etti. Bundan sonra Basra’da duramayacaklarını biliyorlardı. Onun etrafında toplandılar ve Hz. Aişe taraftarlarına saldırdılar, Aralarında şiddetli bir savaş oldu. 71 Hz. Aişe‘nin münadileri onları savaşmamaya davet ediyordu ancak onlar bunu kabul etmediler. 72

Hz. Aişe taraftarlarına;

“Sadece savaşana karşı savaşın.” diyordu, Hukeym ise münadilere kulak vermiyordu. Savaşı şiddetlendirmeye çalışıyordu, Savaşmaktan geri durmayan bu kişilerin hedefi açıkça anlaşılınca,

Hz. Talha ve Hz. Zübeyr;

“Basra halkından (Osmanın kanına karışanlardan) intikam almayı nasip eden Allah‘a hamd olsun, Allah‘ım, onlardan hiç birini bırakma, Bu gün onlardan kısas al. Onları öldür.” diye dua ettiler, Sonra da şiddetle savaşmaya başladılar, o esnada da münadiler;

Osman‘ın katilleri arasında olmayan bizden uzak dursun. Biz sadece Osman‘ın katillerini istiyoruz.” Diyorlardı. 73 Basra’da Hz: Osman‘ın katillerinden tak bir kişi dışında kimse kalmadı.

Hz. Talha ve Hz. Zübeyr‘in münadileri;

“Kabilelerinizden Medine’ye baskına gelen kim varsa onları bize teslim edin.” diyorlardı. 74

Bu serseri ayak takımı Medine’yi bastıklarında sabahın alaca karanlığında Hz. Aişe’yi öldürmeye teşebbüs etmişler, hatta yanlarındaki bir kılavuz ile birlikte kapının eşiğine kadar gelmişlerdi. Ancak Allahu Teala onu evinin etrafında olan müslümanlardan bir gurup vasıtasıyla korumuştu. şimdi ise iş tersine döndü. Müslümanlar onları kuşattı ve öldürdü. 75 Bundan sonra Hz. Zübeyr, Hz. Talha ve beraberindekiler Basra’ya hakim oldular. Uzun zamandan beri gıdasız kalmışlardı. Haftalarca doğru dürüst yemek yememişlerdi, Hz. Zübeyr‘in ordusu hükümet konağına gitti. Oradan da hazine dairesine gitti. ‘Ordunun gıdasını alması gerekiyordu Osman b. Hüneyf serbest bırakıldı, o da Hz. Ali’nin yanına gitti 76 Hz. Aişe ve taraftarlarının Basra hakimiyeti bu şekilde tamamlanmış oldu. Medine’ye baskın düzenleyenlerden yetmiş kadar kişi öldürüldü. Savaşı başlatan ve karşı tarafın lideri olan Hukeym b, Cebele de Öldürülenler arasındaydı. Bu savaşta savaş emiri Hz. Zübeyr idi; Ona biat edilmişti. 77

Hz. Aişe Basra halkı ile birlikte gerçekleştirdiği savaşın gerçek yüzünü insanlara anlatmak istiyordu. Bu sebeple Şam, Kûfe ve Yemâme’ye mektuplar gönderdi. Medine halkına da yaptıklarını haber veren bir mektup yazdı. Şam halkına yazdığı mektupta, Allah‘ın hadlerini eşraftan olsun olmasın, az olsun ya da çok olsun herkesin üzerinde tatbik etmek suretiyle Allah‘ın kitabını uygulamak için çıktıklarını, Allah azze ve cellenin onları bundan döndürünceye kadar buna devam edeceklerini, Basra halkının hayırlılarıyla ve seçkinleriyle anlaşma yaptıklarını, onların şerlilerinin de kendilerine muhalefet ettiklerini ve silah çektiklerini, konuşmalarında birbirlerine “Mü’minlerin anasını rehin alırız” dediklerini, Allahu Teala’nın lütfu ile Hz. Osman‘ın katline iştirak eden Basralılardan Hurkus b. Züheyr dışında kimsenin kalmadığını, tamamının öldürüldüğünü, Şamlıların da kendilerinin yaptığı gibi yapmalarını söylüyordu. 78

 

Osman b. Huneyf ile Hz. Aişe’nin Taraftarları Arasındaki ihtilaf:

Taberî, Ebu Muhnif’ten, o da Yusuf b, Yezitten, o da Sehi b. Saîd’den naklediyor:

“Osman b Huneyf’i yakaladıklarında ona ne yapılacağını danışmak üzere Eban b. Osman’ı Aişe‘ye gönderdiler. O da “Onu öldürün.” dedi. Bir kadın “Ey mü’minlerin anası, Allah adına Osman’ı ve Osman’ın sahabeliğini düşün.” dedi. Bunun üzerine Aişe “Eban’l geri çağırına” dedi, Eban geri gelince de “Onu hapsedin, öldürmeyin.” dedi. Eban da ona “Peni bunun için çağırdığını bilseydim geri dönmezdim,” dedi, Müşaci’ b, Mes’ûd yanındakilere “Ona vurun ve onun sakallarını yolun.” dedi. Ona kırk kırbaç vurdular; sakallarını, kaşlarını ve kirpiklerini foldular ve hapsettiler. 79

Bu senedin rivayet zincirinde rafizi Ebu Muhnif var. Bu rivayet güvenilecek sahih bir rivayetle sabit değildir. Ashabı Kiram bu gibi çirkin işler yapmaktan uzaktır. Seyf’in rivayetinden anlaşılan şudur; Ayak takımı bazı kişiler buna teşebbüs etmiş, ancak Hz. Talha ve Hz. Zübeyr bunu çirkin görmüşler ve karşı çıkmışlardır. Daha sonra Hz. Aişe‘ye haber

vermişler o da “Serbest bırakın, dilediği yere gitsin.” demiştir. 80 Bu rivayet, Ebu Muhnif’in etraflı rivayetiyle çelişmektedir. Burada onun öldürülmesine, hapsedilmesine ya da saçının sakalının yolunmasına dair hiçbir bilgi yoktur. Nuveyrî ve İbni Kesir bu rivayeti tercih etmiştir. 81 Zehebî de Müşaci’ b. Mes’ûdun, Osman b. Huneyfin evine girilmeden önce öldürüldüğünü zikretmektedir. 82 Müşaci’ b. Mes’ûdun öldürülmediği düşünüldüğünde bile komuta onun elinde değildi ki o böyle bir emri verebilsin. 83

 

Devamı bir sonraki yazıda..

 

 

İlk Fitne Cemel Vakası 3

 

 

Kaynakça:

1 Şerhi Müslim, Nevevi 15/149
2 Tarihi Taberi 5/469
3 Tarihi Taberi 5/487
4 A.g.e 5/487; Dirasat Fi Ahdi’n Nübüvve 417
5 A.g.e 5/476; A.g.e 418
6 A.g.e 5/489
7 Dirasat 419
8 Tarihi Taberi 5/487
9 Dirasat 419
10 Mukaddime, Taberi 5/487
11 Devru’l Mer’e 394
12 Tarih-i Taberî 5/520 2141 Şezerâtă’z Zeheb 1/42
13 Ahzâb 33
14 El İntişar 444
15 Minhâcü’s Sünne 4/317-570
16 Nisa 114
17 Ahkamu’l Kur’an 3/569,570
18 Tarih-i Yakubî 2/180
19 El İmamet Ve’s Siyaset 1/58
20 Şerh-i Nehcü’l Belaga 9/18
21 El Ehbar e’t Tıvâl 145
22 Siyeru A’lämi Nübelâ 2/193
23 Cevle Tarihiye 526
24 Aişe Ümmü’l Müminin 184
25 Tarih-i Taberi 475
26 A.g.e 5/469; Devru’l Mer’e 383
27 Devru’l Mer’e 384
28 Tarihu’ş Şuubb el İslamiyye 111,114,117
29 Tarih-i Taberi 5/475
30 Devru’l Mer’e 385
31 A.g.e 385
32 İmamet Ve’s Siyaset 1/57
33 Tarih-i Taberi 5/574
34 Devru’l Mer’e 385
35 El Bidàye Ve’n Nihâye 7/241
36 A.g.e. 7/241
37 Devru’l Merte 386
38 Tarih-i Taberî 5/487
39 Ensâbü’l Eşrâf 4/224
40 Üsdü’1 Gabe 4/169; El İsâbe 4/487; El Müstedrek 257
41 Siyeru A’lâmi Nübelâ 2/183
42 A.g.e. 2/183
43 A.g.e. 2/185
44 A.g.e. 2/183
45 Müsned-i Ahmed 6/97
46 A.g.e. 6/97
47 El Müstedrek 3/120
48 Silsiletü’l Ehâdisi’s Sahiha 1/767
49 Devru’l Mer’e 405
50 A.g.e. 406
51 El Kamil 1/528; Mizanu’l İtidal 1/413
52 Takribü’t Tezhib 1/697
53 A,g,e. 392; Devru’l Mer’e 400
54 Mîzânu’l İtidal 3/434; Lisanü’l Mizan 3/225
55 Üsdü’l Gabe 5/486; Devru’l Mer’e 400
56 Tarih-i Taberi 5/483
57 Musannef, İbni Ebi Şeybe 15/283; Ensabù’l Eşrâf 2/47
58 Murucu’z Zeheb 2/367
59 Tarih-i Taberînin isnadında iki meçhul kişi var. Hilafetü Ali, Abdülhamid 133
60 A.g.e. 132
61 Hutati’l Basra 114-122
62 Hilafetü Ali b. Ebî Talip, Abdülhamid 133
63 Tabakât-ı İbni Sa’d 5/456
64 Musannef, Abdurrezzak
65 Tabakât 6/333
66 Fethu’l Bâri 13/26; Hilafetü Ali, Abdülhamid 137
67 Hilafetü Ali, Abdülhamid 1371138
68 Tarih-i Taberî 5/494
69 A.g.e. 5/494
70 A.g.e. 5/495
71 A.g.e. 5/499
72 A.g.e. 5/499
73 A.g.e. 5/499
74 A.g.e. 5/501
75 A.g.e. 5/503
76 A.g.e. 5/493; Hilafetü Ali, Abdülhamid 138
77 Ensâbu’l Eşrâf 2/93 Hasen bir senetle; Hilafetü Ali, Abdülhamid 139
78 Tarih-i Taberî 5/501
79 A.g.e. 5/497
80 A.g.e. 5/497
81 Nihâyetü’l Ereb 20/38; El Bidaye ve’n Nihâye 7/233 2211
82 Tarihu’l İslam, Zehebî; Merviyyâc-ı Ebî Muhnif 359
83 Merviyyât-ı Ebî Muhnif 259

*Not: Çalışma Ali Muhammed  Sallabi’nin “4. Halife Hz. Ali (ra) Hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi” (Ravza Yayınları) adlı eseri temel alınarak hazırlanmıştır, konuyla ilgili daha fazla detay için kitaba başvurulabilir.

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here