İlk Dünya Güzellik Kraliçemiz Keriman Halis Ece

0

İlk Dünya Güzellik Kraliçemiz Keriman Halis Ece

Keriman Halis 1913’te İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Halis Bey yangın söndürme cihazlarının ticaretiyle uğraşan önemli bir tüccardır. Annesi Ferhunde Hanım’dır. Halis Bey’in ve Ferhunde Hanım’ın orta sınıftan bir aile olarak, bu evliliklerinden altı çocukları dünyaya gelmişti. Keriman Halis, bu altı çocuktan birisiydi.

İttihat ve Terakki yönetimine karşı duruşu nedeniyle takibe alınan ve yurt dışına kaçmak zorunda kalan, dönemin ünlü bestecilerinden ve operetlerinden Muhlis Sabahattin Ezgi, onun amcasıydı. Yine Keriman’ın halası amcası kadar ünlü olan yetenekli bestecilerden Neveser Kökdeş’tir. Bu yönü ile Keriman Halis’in ailesi, dönemin Türkiyesi’nin aydın kesimi arasında yer alıyordu.

Küçük Keriman ilköğrenimini evde tamamlamış, sonra da orta öğretimini yapmak üzere Nişantaşı’ndaki ‘Fevziye Mektebine’ (şimdiki ismiyle Boğaziçi Lisesi) devam etmişti. Burada 1926–1929 yılları arasında kısa bir süre orta eğitimini sürdürdü. İlk ve orta öğrenimini kısa bir sürece sığdırmasına rağmen Keriman Halis’in eğitim yaşamı, dönemin toplumsal yapısına bakıldığında çok şey ifade etmektedir. Fevziye mektebinin 9. sınıfına geldiğinde, okula devam etmek istemesine rağmen babasının kararıyla Fevziye’den ayrılmak zorunda kaldı.

Keriman Hanım iyi huylu, şefkatli, sabırlı hassas ve yardımsever bir kızdı. Mesela büyükannesi ve annesinin rahatsızlığında onlarla hep o ilgilenmiştir. Keriman Hanım okuldan ayrıldıktan sonra kendini ev işlerine vermişti; en çokta yemek yapmayı ve dikiş dikmeyi seviyordu. Kıyafetlerini de dikiş dikmeyi sevdiği için kendisi dikiyor dışarıdan terzi getirilse bile mutlaka modellerini kendisi tarif ediyordu. Daha sonra Keriman Halis’in ne giydiği ve taktığı hem Türk basını ve hem de Avrupa basını tarafından yakından izlenecek ve kıyafet zevki beğenilecektir. Keriman Hanım çok düşkün olmasa da spor yapmayı da seviyordu. Yüzmeyi ve ata binmeyi öğrenmişti.

Türkiye güzeli seçildiği yarışmaya katılması için arkadaşları ve çevresi ısrar etmiştir. Aileden izin almak ise hiç de kolay değildi. Yarışma gününe kadar Keriman’ın aileyi ikna çabaları sürdü. Babası Halis Bey son Şeyhülislam’ın oğludur ve dönemi için elit tabaka sayılan bir aileden geldiği için edebiyatçıların da içinde olduğu sanatçı, ve entellektüel sınıfla iç içedir. Bu insanlar Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk devrimlerine bağlılıkları dolayısıyla güzellik yarışmasına büyük önem vermişler ve Halis Bey’i Keriman’ı yarışmaya dahil etmesi için ikna etmişlerdir. Keriman tam vazgeçmişken beklenen izin verildi ve Keriman Cumhuriyet Gazetyesinin 2 Temmuz 1932 tarihinde düzenlediği yarışmada genç Cumhuriyeti temsil etmek üzere Belçikaya gönderilecek olan Türkiye güzeli seçilmiştir.

 

10 Temmuz 1932 de saat 9.00 da Brüksel’e babası ile birlikte gitti. Kraliçeyi büyük bir kalabalık uğurladı. Seçim 31 Temmuz saat 5 de Spa’da, yarışmaya katılan her ülkeden birer olmak üzere 28 üyeden oluşan bir jüri tarafından yapılacaktır. Nihayet herkesin büyük bir heyecanla beklediği günün sonunda Keriman Hanım, 28 güzel arasından 1932’nin Dünya Güzeli seçilecek Türkiye’yi gururlandırmıştır.

1 Ağustos’ta Cumhuriyet gazetesi kırmızı renkli başlık kullanarak bu mutlu haberi okuyucularına şu sözlerle duyurdu!

‘Türkiye Güzeli Keriman Halis Hanım Dünya Kraliçesi İntihap edildi’

 

Avrupa ve Amerika’dan sinemacılar, fotoğrafçılar akın akın şehre gelerek Keriman Hanımla görüşmeye fotoğraflarını çekmeye çalışıyorlar ve kendisine teklifler götürüyorlardı. Ancak Keriman Halis’in ne filmde oynama ne reklamlara çıkma, manken olma, plak çıkartma ya da Hollywood’dan rol teklifi gelirse değerlendirme derdi yoktu. Amaç belliydi; yeni kurulan Türk Devleti’ni tanıtmak ve Cumhuriyet kadınının yüzünü örterek tüm hayattan soyutlanmış bir cins olmadığını göstermekti.
Keriman Halis’in Türkiye’ye dönüşü de Cumhuriyet gazetesinin manşetinde şöyle yer almıştır;
‘Dünyayı fetheden Türk kızı!

Keriman Hanım’ın dünya güzeli seçilmesi gerçekten de ülkede, halk arasında samimi büyük bir sevinç yaratmıştı. Anadolu’nun çeşitli yerlerinden, halk evlerinden, gençlik teşkilatlarından, kadın kuruluşlarından ve özel şahıslardan olmak üzere birçok kutlama ve mutluluklarını belirttikleri telgraflar gazeteye adeta yağmakta ve bu mutlu halk dünya güzelinin yurda ne zaman döneceğini merak etmektedir. Çünkü o tarihte İstanbul’da olup kraliçeyi karşılamak bu milli mutluluğu paylaşmak istiyorlardı. Ülke tam anlamıyla coşmuştu!

Keriman Hanım Türk halkı onu heyecanla beklese de ve kendisi İstanbul’unu ne kadar özlese de henüz yurda dönemezdi. Daha Fransa’ya çeşitli Fransız şehirlerinin davetlisi olarak gidecekti. Bu Avrupa gezisi aylarca sürecek turları kapsıyordu ancak Keriman hanım, ülkesini çok özlediğini ve bir an önce dönmek istediğini söyleyince kısa tutuldu ve Avrupa seyahatini uzatmayarak 31 Ağustos’ta Türkiyeye Dünya Güzellik Kraliçesi olarak geri dönmüştür.

Atatürk, Dünya Güzellik Kraliçesi seçilen Keriman Halis için 3 Ağustos 1932 günü Cumhuriyet gazetesine özel bir demeç verdi. Demeç, Atatürk ‘farklılığı’nı yansıtıyordu. Atatürk, Keriman Halis için ‘Kraliçe’ demiyor; eski Türk dilinde kraliçe anlamına gelen ‘Ece’ unvanını kullanıyordu. Daha sonra 1934 yılında soyadı kanunundan sonra Keriman Hanıma soyadı olarak Ece verilecek ve tam ismi Keriman Halis Ece olacaktır.

 

İki evlilik yaptı. İlk evliliğini Dr. Orhan Sanus ile yapan Keriman Halis’in Sezai Biltin Sanus ve Ece Sanus isimli iki çocuğu oldu. İkinci evliğini ise ünlü tüccarlardan Hasip Tamer Bey’le yaptı. Bu birliktelikten bir erkek çocuğu oldu. 28 Ocak 2012 tarihinde 99 yaşında İstanbul’da kızının evinde yaşayan Türkiye’nin ilk ”Dünya Güzeli” Keriman Halis Ece, kalp yetmezliği nedeniyle akşam saatlerinde hayatını kaybetti. Ece’nin cenazesi, 30 Ocak 2012 tarihinde İstanbul’da toprağa verildi..

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here