İlk Çağ İran Uygarlıkları (Medler ve Persler)

0

İLK ÇAĞ İRAN UYGARLIKLARI (MEDLER VE PERSLER)

İran, insanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bir ülkedir. İran’da yapılan kazılarda Neolitik döneme ait arkeolojik eserlere rastlanmıştır. Milattan Önce 3000 yılında Elamlıların İran’ın güneybatısında varlık gösterdiği bilinmektedir. İran, eski çağlarda Mezopotamya medeniyetinin etkisi altındaydı. İran’ın kuzeybatısında Medler güneybatısında ise Persler yaşamaktaydı. Her iki kavim de Ari ırkına mensupturlar. Medler, İran’ın batısındaki verimli ovalarda kuruldu. İran’ın İslam öncesine ait tarihi bilgilerini Asur kaynaklarından öğrenebiliriz. Medler, her ne kadar Persler’in gölgesi altında kalsalar da İran için önemli bir devlettir. Zira Irak’taki Bâbil uygarlığı ile birleşerek Asurlulara son veren Medler, Anadolu’ya kadar uzanan bir devlet inşa ettiler. Fakat Anadolu’daki hakimiyetleri uzun sürmedi. Persler, M.Ö. 555 yılında Med devletini yıkarak İran’ın tamamına hakim oldular. M.Ö. 500 yılında Medlerin yıkılmasıyla birlikte bu topraklarda Pers devleti kuruldu. Pers kralı Kiros’un büyük bir meydan savaşında Medleri yenmesiyle Perslerin yıldızı parlamaya başladı. Aynı dönemde Anadolu uygarlıklarından birisi olan Lidyalılarla ve Bağdat merkezli Babilliler ile savaşıldı. İki devleti de yenen Persler, güçlü bir imparatorluk haline geldiler. Persler döneminde İran, Türkiye, Mezopotamya, Suriye, Filistin ve Mısır’ı içine alan büyük bir imparatorluk haline geldi. Ticaret yollarını ele geçirdiler ve tarihin en büyük uygarlıklarından birisi haline geldiler. Mısır’daki Firavun yönetimiyle savaşan Persler, buradaki yönetimin yıkılmasında önemli rol oynadılar.

“Persler’in ünlü hükümdarı I. Darius zamanında (M.Ö. 522 – 486) özellikle elde bulunan toprakların muhafaza edilmesine ve devletin iç örgütlenmesine önem verildiği görülmektedir. Ayrıca adı geçen kral zamanında İskitlere karşı başarısız bir sefer yapılmış, Ege Denizi’nin, Trakya ve Makedonya kıyıları işgal edilmiş. Atina ve Eretria’ya sefer düzenlenmiştir. Devletin iç organizasyonu konusunda ise satraplıklar sistemli bir biçimde yeniden ayrılmış. Vergi sistemi ve maliye düzenlenmiş, tek bir para sistemi kurulmuş. Yollar geliştirilmiş, Nil Irmağı’ndan Kızıl Deniz’e açılan kanal tamamlanmış ve sanat teşvik edilmiştir.” (Memiş, s. 224-225)

Persler, Anadolu uygarlıklarından daha uzun ömürlü olmalarına rağmen, kültürel olarak Anadolu’dan etkilenmişler hatta Anadolu kültürü İran havzasında hâkim kültür olmuştur. Darius döneminde birçok ülke ele geçirildiği için Darius’a “ülkelerin kralı” ünvanı verildi. Kral Darius döneminde geniş olan İran coğrafyası 20 ayrı valiliğe ayrıldı. Persler, bu idari bölümlere “satraplık” adını verdiler. Her valiliğin kendisine ait bir ordusu bulunmaktaydı. Büyük Pers kralı istediği zaman bu valilikler kendi orduları ile savaşa katılıyorlardı. Böyle milyonluk ordular oluşuyordu. Güçlü istihbarat teşkilatları vardı. Hemen her ilde krala haber ulaştıran bu istihbarat elemanlarına devlet tarafından düzenli maaş ödenmekteydi. Ülkelerini bu şekilde valiliklere ayırmaları birçok ülke tarafından örnek alındı. Hz. Ömer’in İslam imparatorluğunu valiliklere ayırması da Perslerden etkilendiğini göstermektedir. Pers İmparatorluğu Büyük İskender tarafından M.Ö. 333 yılında İssos Savaşı’nda aldığı büyük mağlubiyetin ardından yıkıldı. Persler resmi dinleri haline getirdikleri Zerdüşt dinini ele geçirdikleri yerlerde de yaymayı başardılar. Persler döneminde Anadolu’da yaşayanları etkileyen bu inanış İslam’ın bölgeye gelişi ile birlikte inananları azalmış günümüzde İran ve çevresinde özellikle dağ köylerinde küçük yerleşim alanlarında yer yer görülmektedir.

İskender’in ölümü üzerine İran toprakları Selefkilerin denetimi altına girmiştir. Bunlar Afganistan sınırından Mezopotamya’ya kadar büyük bir devlet kurmuşlardır. İran sınırına yakın yerlerde Roma ve Bizans kuvvetini püskürten bu devlet bölgenin önemli ticaret yollarına hakim olmayı başarmıştır. Bu dönemde Zerdüşt inancı tüm İran’a yayılmıştır. Pers ve Medler de kültür ve uygarlık gelişmişti. Ölü gömme adetleri olan bu iki medeniyet de öldükten sonra dirilmeye yani ahiret inancına sahiplerdi. Yasa ve hukukta kralın yanında hakimlerin de danışmanlık yaptığı görülmektedir. Devlete ihanetin cezasını ölüm olarak belirleyen İran medeniyetleri, yasa yapma gücünü krala vermekteydi. İran hukuku Mısır ve Mezopotamya hukuklarından etkilenirken kendilerine özgü bir hukuk sistemi meydana getirmişlerdir. Pers sanatında ise edebi türler gelişmiş olup, özellikle lirik tarzda edebi eserler verilmiştir. “Yüz Sütunlu Saray” eseri önemli eserleri arasında sayılır. Oluşturdukları eserler, özgün olmasa da sanat tarihinde “Pers üslubu”nu meydana getirdiler. Sanat eserlerinde Mısır, Anadolu, Yunan ve Asur izlerine rastlanmaktadır. Arami dilinde eser veren Persler, heykelcilik ve mimaride de önemli eserler vermişti. Bu dönemde yapılan ve Sussa yakınlarında bulunan krallık sarayı kalıntıları miraslarına örnek olarak verilebilir. Yaptıkları eserlerde kabartmalar da bulunmaktadır. Eserlerini değerli taşlarla süslemeye önem veren Persler, devlet ile millet dayanışmasını sağlamayı başarmıştır. Medlerde ise hükümdarın halktan uzak olması nedeniyle devlet – millet kaynaşması sağlanamamış bu nedenle de devlet çabuk yıkılmıştır. Tarihte ilk posta teşkilatını da Persler kurmuştur. Yine tarihin ilk resimli parası Persler tarafından bastırılmıştır.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here