İletişim Ögeleri

İLETİŞİM

“Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir.”

 

İletişim Nedir?

“İletişim” sözcüğü günümüzde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Tüm canlı ve cansız sistemler içindeki etki-tepki ve değişim süreçlerini anlatmak için kullanılmakla birlikte akla ilk gelen, insanlar arası ve bu amaçla kullanılan araçlardır.

 

İletişim;

Duygu, düşünce ya da bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, haberleşme, bildirim, komünikasyon.

Telefon, telgraf, radyo gibi aygıtlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi.

İki ya da daha çok kişi arasında bir anlaşma, uzlaşma doğmasını sağlayan karşılıklı konuşma, diyalog kurma.

 

Bunlar sayısız “iletişim” tanımlarından sadece birkaçıdır. Oysa iletişim kurma becerisi yalnız insana ait bir özellik değildir. Ancak insan simgeler (sembol)  yaratarak duygu ve düşüncelerini aktarabilen tek canlıdır.

 

“Kapalı olan bir zihin ölmekte olan bir zihindir.”
(EDNA FERBER)

 

İletişimin Temel Özellikleri;

1.İletişim, her her yerdedir.

İletişim her zaman, her yerde yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır. İnsan bazen gönüllü bazen zorunlu olarak iletişim ağın içinde yer alır. Radyo, televizyon, gazete ve kitap gibi kitle iletişim araçlarından yararlanıyoruz. Ayrıca bir gülümseme, bir el hareketi, bir resim, trafik lambaları, uyarı yazıları günlük iletişim ağına örneklerdir.

 

2.İletişim anlamların paylaşımıdır.

İnsan doğumu ile birlikte toplum içinde hazır bulduğu öğrendiği iletiler ağı içinde diğer bireylerle olduğu olaylar hakkında biçimlenmiş ya da kendinin biçimlendiği anlamlarını alışverişini yaparak iletişim kurar. Kısaca toplum yaşamı içinde kurulan ilişkilerde geliştirilen ve paylaşılan anlamlardır.

 

3.İletişimin temel amacı çevre üzerinde etkili olmaktır.

İletişim birey için edilgen bir varlık olmak yerine, çevre üzerinde etkili olmak, başkalarının tutum ve davranışlarını belirlemek, geliştirmek ve değiştirmek amacı taşır. 

 

4.İletişim değişik katmanlar da gerçekleşir.

  • İnsanın içinde kendi kendine yaptığı iletişim,
  • Diğer bireylerle simge ve sözcüklerle gerçekleşen iletişim,
  • Birinci ve ikinci durumlarda iletilerin aktarımına eşlik eden psikolojik tepkiler.

 

İletişim bir canlının yaşantısının zorunlu bir parçasıdır. İnsan dışındaki canlılar barınma, beslenme, çiftleşme gibi içgüdüsel yani kalıtımsal olarak sahip oldukları iletişim sistemleri kullanırlar. Hayvanlar sadece öznel duygularını kabararak, tıslayarak, dikilerek, diş göstererek ifade edip dile getirebilirken insan hem öznel hem de nesnel duygularını dile getirebilir. Bunun kaynağı insanın simgeleştirebilme becerisine sahip olmasıdır. Bu yeti sayesinde insan konuşabilen bir varlıktır ve “iletişim” en gelişmiş şekliyle “” ile yapılır.

 

Gönderici:

Değişik biyo-psikolojik ve bilişsel süreçlerde ürettiği iletileri simgeler aracılığıyla gönderen kişi ya da kişiler; konuşan, yazan, çizen bireyler ya da televizyon, gazete, radyo gibi örgütlerdir.

 

İleti:

Bir düşünceyi, duyguyu, isteği, bilgiyi aktarmaya, bildirmeyi, paylaşmaya yarayan ve gönderici tarafından üretilen fiziki bir üründür. Sözel, görsel, işitsel ya da tensel olabilir.

 

Alıcı:

Kaynaktan gelen iletileri alan ve bunlara sözlü-sözsüz tepki de bulunan kişi ya da gruplardır.

 

Kanal:

İşitme, görme, dokunma, koklama ve tat alma ile ilgili duyu organlarını uyarabilecek ve belli fiziksel özellikleri olan araçlardır. (Radyo dalgası, ışık dalgası vb.)

 

Araç:

Kanallar aracılığı ile iletileri alan, gönderen ya da yayan fiziksel araçlarıdır-teknik araçlardır. (Ses, telefon vs.)

Her türlü iletişimde bir gönderici ve bir alıcı vardır. Gönderilecek ileti bir bağlamda ulaştırılır. İletişimde gönderici ve alıcı arasında ilişkiyi sağlayan bir kanal bulunur ve bu kanaldan bir şifre (kod) aracılığıyla ileti gönderilir. İletinin üretildiği şifreleme sistemine kod denir. Kod, bir toplumun üyelerinin kullandığı ortak bir anlatım sistemidir. Her iletişimde iletiler belli kodlarla oluşturulan göstergeler yardımıyla aktarılır. İletiler göstergeler olmadan iletilemez.

 

NOT:

Çocuğuna masal anlatan bir anne, bir köşe yazarı, bir mitingde konuşan politikacı kaynak durumundadır.

NOT: 

Çince bilmeyen biri için Çince bir konuşma ileti niteliği taşımaz. Çünkü dikkat edilerek algılansa bile kod açma süreci gerçekleşmez. 

NOT:

Çok fazla gürültülü bir ortam kaynağın iletimini kodlama ve gönderme süreçlerindeki başarısını azaltır.

 

Gösterge;

Görüntüsel (ikon): Haritalar, heykeller, fotoğraflar, krokiler, oyuncak bebekler, maketler, karikatürler.

Belirtisel: Duman (Ateşin), kapı zilinin çalması (kapıda birinin olduğunun)

Simgeler: Sözcükler

 

Bir ileti sayesinde yarattığımız anlamın karşımızdaki kişilerce de paylaşılması, kullandığımız simge ve göstergelerin onların da dağarcığında bulunması ile olanaklıdır. Örneğin; trafik kurallarını hiç bilmeyen bir yerli için birer simge olan trafik ışıkları hiçbir şey anlatmaz. Çünkü onun yaşantısında böyle bir bilgi yoktur.

 

Bunu başka bir örnekle açalım. “Kalem“ sözcüğü bir dil göstergesidir. Bu sözü duyan herkesin zihninde bir kalem görüntüsü oluşur. Öyleyse bir dil göstergesi o nesnenin kendisi değildir. Kalemin kendisi bir nesne olarak başka, onun dildeki karşılığı başkadır. Bir göstergenin gerçek dünyadaki karşılığını “gönderge“ denir. O halde kalemin kendisi bir gönderge, “kalem“ sözcüğü ise bir göstergedir.

 

✏ Gösterilen (Gönderge)                   

K – A – L – E – M  Gösterge

 

 

İnsan-İletişim-Dil

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik dili kullanabilme yetisine sahip olmasıdır. Dilin insanlık tarihi ile birlikte var olduğu artık bütün dil bilimcilerince kabul edilmektedir.

 

Dilin Özellikleri;

 ➡ Dil, işaretler sistemidir.

 ➡ Dil, sosyal bir kurum olup ulusal kimliğin temelidir.

 ➡ Dil, kendine özgü yasalarıyla var olan ve gelişen canlı bir varlıktır.

 ➡ Dil, canlı bir varlıktır; hiçbir dil ilk durumunu koruyamaz.

 ➡ Dil, insanların kendi aralarında ve toplumla anlaşmasının sağlayan doğal bir iletişim aracıdır.

 ➡ Dil, insanlık tarihinin bilinmeyen bir çağında, belli bir topluluğun ya da toplulukların arasında oluşmuştur.

 

Dillerin Doğuşu

Dillerin doğuşu ile ilgili belli başlı kuramlar şunlardır:

 

Yansıma Kuramı:  Melemek, gümbürtü, şırıldamak gibi doğadaki sesleri taklit eden, yansıtan sözcükler yeryüzündeki bütün dillerde bulunmaktadır.

 

Ünlem Kuramı: İnsanların duyguların etkisi ile çıkardıkları seslerin çeşitli kavramları karşılamak üzere sözcüklere dönüştüğünü savunan görüş.

 

İş Kuramı: İnsanların bir arada çalışırken, beden hareketlerinin doğurduğu refleks seslenme lerden dilin doğduğunu savunan kuramdır.

 

Güneş-Dil Kuramı: Bütün dinlerin ve ulusların kökün Süner dini ve Sümerler olması gibi, bütün dinlerin kaynağının da Sümerce olduğunu savunan görüştür. İnsanların taptığı Güneş, konuşma dilinin ilk fonemini oluşturduğundan kurama bu ad verilmiştir. Bu kuran Atatürk’ün dil çalışmalarında da yer aldığı için o yıllarda Türk dilinin Sümerce ile ilgisini ortaya koymayı hedefleyen çalışmalar yapılmıştır.

 

 

Dilin İşlevleri;

1.Göndergesel İşlev:

Bir ileti, dilin göndergeyi olduğu gibi anlatması için düzenlenerek oluşturulmuşsa dil göndergesel işlev ile kullanılmıştır. Buna dilin bilgi verme işlevi de diyebiliriz. Bu işlev nesnel anlatılarda, gazete haberlerinde, bilimsel yazılarda karşımıza çıkar.

 

2.Heyecanı Bildirme İşlevi:

Bir ileti göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanları dile getirmek amacıyla oluşturulmuşsa heyecana bağlı işlev de kullanılmıştır. Gönderici iletişimde bulunurken “iyi, kötü, çekici, itici, güzel, çirkin“ gibi değer yargılarını anlatan göstergeler kullanırsa dili heyecana bağlı işlev de kullanmış olur. Öznel betimlemelerde, yedik şiirlerde eleştiri yazılarında bu işlerden yararlanır.

 

3.Alıcıyı Harekete Geçirme İşlevi:

Bir ileti alıcıyı bir yaptırımı yönetmek üzere düzenlemesi dilin alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılmıştır. Amaç alıcı da bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır. Siyasi söylevlerde, el ilanlarında, yemek tariflerinde, reklam metinlerinde dil bu işlevi ile kullanılır.

 

4.Dil Ötesi İşlevi:

Bir ileti dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenirse o ileti de değil, dil ötesi işlev de kullanılmıştır. Örneğin; “Varlıkların iteleyen ya da belirten sözcüklere sıfat denir“ cümlesinde dil, dil ötesi işlev ile kullanılmıştır. Daha çok bilimsel yazılarda, öğretici amaçlı konuşmalar da karşımıza çıkar.

 

5.Şiirsel İşlev:

Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil şiirsel işlevinde (poetik) kullanılmış olur. Dil, şiirsel işleminde kullanıldığında iletinin iletmek istediği özellik, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu anlatmaz, yansıtmaz. Obje iletinin kendisidir. Ancak bu iletinin insandan, yaşamdan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü bir gerçeklik vardır. Dilin bu işlevi ile kullanıldığı metinlerde gönderici (şair, yazar) alıcı da (okur) hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için dili istediği gibi kullanır.

 

6.Kanalı Kontrol İşlevi:

Bir ileti kanalın ileti iletme uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse değil, kanalı kontrol etme işlevinde kullanılmıştır. Bu işlev de iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar. “Söylediklerim anlaşıldı mı?“, “ sesim geliyor mu?“ Gibi sözlerde değil kanalı kontrol etme işlevi ile kullanılmıştır. Uzun söyle evlerde, törenlerde, aile yakınları arasındaki konuşmalarda dilin kanalı kontrol işlevini yansıtan iletileri sıkça rastlanır.

 

SERENAD

Yeşil pencerenden bir gül at bana,

Işıklar la dolsun kalbimin içi.

Geldim işte mevsim gibi kapına

Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

 

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak,

Ben aşkımla bahar getirdim sana;

Tozlu yollarından geçtiğim uzak 

İkliminden şarkılar getirdim sana.

 

Şeffaf damlalar da titreyen, ağır,

Koncanın altında bükülmüş her sak

Senin için dallardan süzülen ıtır,

Senin için karanfil, yasemin, zambak…

 

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;

Gözlerin, gönlümde açan nergisler,

Düşen öpüşlerdir dudaklarından

Mor akasyalarda ürperen seher.

 

Pencerenden bir gül attığın zaman

Işıkla dolacak kalbimin içi.

Geçiyorum mevsim gibi kapımdan

Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

(Ahmet Muhip Dranas)

 

⇑ Yukarıdaki şiirde dil “şiirsel işlevde” kullanılmıştır.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Berna KARAÖZ

YAZAR - MAREŞAL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up