İçinizdeki Ben Sevilmek İster

1

Matematik dersinden hoşlanmayanlar vardır mutlaka. “Şu matematik hayatımızda neden var oldu sanki, neden bu kadar zorlandık okul yıllarında “dediğinizi duyar gibiyim. Hayatta karşılaştığımız sorunlara çözüm bulmamızı sağlarmış matematik. Öyle diyorlar.
Oysaki hayatın matematiği çok farklı. Hiç bir zaman iki yarım bir bütün etmez hayatta. Ya da bir bütünü ikiye böldüğün zaman artık tek başına bir yarım değildir.
İçimizde eksilen duyguları toplayınca içimizi geri kazanamayız.
Ben hayatımızdaki eksiklerin en başı olan, eksik olduğumuzu düşünmekten söz  edeceğim.

Kişinin kendine yaptığı en büyük haksızlıktır aslında. Ben eksiğim demek, bir şeylere tutunmalıyım demek. Kendimizi değersizleştirmenin öteki yüzüdür.

Doğumla başlayan eksikler ömür boyu sürer gider. Bu asla bitmeyecektir. Örneğin küçükken, büyüdüğümüzde her şeyin tam olacağına inandırırız kendimizi. Ya da lisedeyken üniversiteyi bitirince her şey tamam olacak gibi gelir.
Evlenirsiniz, çocuğun da olunca tam olduğunu düşünürken “şu çocuk bir büyüse işim tamam” dersiniz.
Halbuki bu eksiklikler asla bitmeyecektir. Ama bunun bir molası var. Aşık olmak.

Tam yalnızım dediğiniz anda biri çıkar karşınıza ve aşık olursunuz. İşte tam oldunuz! Şimdiye kadar hiç bir şeyin sizi bu kadar iyi hissettirdiği olmamıştır. içinizdeki bütün eksiklikler bir anda kaybolur, onunla bütünleşip yaşamaya başlarsınız. Karanlık dünyanıza bir anda ışık bulur sarılırsınız o ışığa..
Peki ya bu kadar derinden bağlanıp bir bütün olduğunuz kişi bir gün giderse? Ya da yollarınızı ayırmak zorunda kalırsanız?
İşte başa döndük… Yine yalnızlık! Yine eksiklik! Yine arayış!

Kişinin içine düştüğü en büyük yanılgıdır birine bağlanmak. Onsuz olamayacağını düşünmek. Birine ” sensiz yapamam “ kadar aciziyet ifade eden bir cümle daha yoktur.
İçimizdeki yarımın tek başına bir bütün olması için ihtiyacımız olan tek şey biziz.
İçimizdeki ben! Eğer onu seversek ve güçlü olduğuna inanırsak değişim başlamış demektir.

İçimizdeki beni sevmekle bencillik arasında ince bir çizgi vardır. Biz sadece kendini seven olmalıyız, kendinden başkasını düşünmeyen değil.

İçimizdeki eksikliğin bu olduğunu anladığımız zaman, hayatımızda bir bir karşımıza çıkacak güzelliklerin farkına varacağız.

Hayatın matematiği farklı dedik ama sonuçta matematiksel bir hayatın içinde olduğumuzu da unutmamalıyız. “İçimden seni çıkardım, bana kalan ben ile tam oluyorum” demek mutlu bir hayatın formülüdür.

Kimseye ihtiyacımız yok. Sadece kendini seven, değer veren bireyler olarak bakarsak dünyaya, insan kimyasındaki çekime göre yine kendini seven insanlarla karşılaşacağız.
İşte o zaman bütün negatif enerjisiyle motivasyonunuzu bozan insanlar bir bir hayatınızdan çıkacaklar.

Öyleyse kendimizi nasıl seveceğiz?
Tabi kendimizi fazla önemsemeden yapacağız bunu. Evet önemsemeden sevmek!
Yaptığımız her işi gözler benim üzerimde diyerek yaparsak hata yapma olasılığımız artar. Bırakalım rahat bir şekilde çok fazla ciddiye almadan ifade edelim kendimizi. Çünkü bu fazla önemsemeler olduğumuz gibi olmaktan alıkoyar bizi.
Kendimizi önemsemeyeceğiz ama asla kendimizden şüphe duymayacağız. İşte altın kural! Kendinden şüphesi olan hiç kimse içindeki beni bulamaz, sevemez.
Yaptıklarımızı fazla ciddiye alıp kibirlenmek, bizde özgüvenle karıştırılan bir duygu olmaya başladı. Bu yüzden yaptığımız ve tutunduğumuz her şeyin bir gün eksikliğini yaşadığımızda bir çöküş yaşıyoruz.

İçimizdeki beni bulup onu seversek yolu sevgiden geçen birileriyle karşılaştığımız zaman hayatın matematiğini yine anımsayacağız.
“Ben tek başıma yarım değil bir bütünüm. Sensiz olabilirim ama seninle kocaman bir bütün olabilirim “ diyeceğiz.

İçimizdeki ben, en çok sevilmeye değer şey… Unutmayalım efendim….

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here