İçimizden Biri ”Yusuf Hayaloğlu”

0

İşte gidiyorum…
Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü!
İşte gidiyorum,
Toprak alsın benim de bu hazin öykümü.
İşte gidiyorum… Gurbet yorgunu gövdemi,
Çukura kim indirecek?
İşte gidiyorum,
Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?

Şair; gönül havanında ezdiği şiirlerini gözyaşıyla yoğurup, hamur eyler. Sonra içine muhabbet balı damlatır da öyle sunar bizlere. Şairin suyundaki bereket, güle de yeter, dikene de. İşte Yusuf Hayaloğlu, bu şairlerimizden biridir.
Öylesine içimizden biri ki; belki de şiirleri bu yüzden bu kadar seviliyor. Onun şiirlerini okurken, aramıza mesafe koymadan, onun şair olduğunu unutarak, hissederek okuruz. Bu da onu özel kılan nedenler arasında yer alır. Bu güzel yürekli insanı tanıyalım biraz.

Yusuf Hayaloğlu Kimdir?

1953-2009 yılları arasında yaşamış, evli ve üç çocuk babasıdır.
Tunceli’li bir ailenin çocuğu olup, Elazığ’da doğan doğan Yusuf Hayaloğlu’nun ismini duyurması Ahmet Kaya’nın, kızkardeşiyle evlenmesinden sonra olmuştur. Sanatçı Ahmet Kaya, Gülten Kaya ile evlendikten sonra, Yusuf Hayaloğlu’nun kenarlarda kalan şiir karalamalarını değerlendirerek, onun bir çıkış yapmasını sağlamıştır.
Aslına bakarsanız, Ahmet Kaya’nın ikinci müzik hayatı dönemi dediğimiz, siyasetten biraz daha uzaklaşarak müzik hayatına devam ettiği dönem de onun şiirleriyle başlar.
Yusuf Hayaloğlu, parasız yatılı okul sınavlarında Türkiye ikincisi olunca, 11 yaşında İstanbul’a gelmiştir. Haydarpaşa Lisesi’nde yatılı okumaya başlamış, daha sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde resim eğitimi almıştır.
Askerlikten sonra Elazığ’a geri dönüp ulusal bir gazetede muhabirlik yapmaya başlamıştır. İstanbul’dan ayrı kalamayan şair, yıllardır en büyük hayranı olduğu Yılmaz Güney ile tanışarak, Güney Filmcilik’te çalışmaya başlamış, 3 yıl boyunca, poster, afiş, senaryo gibi hazırlıkların yapımında yardımcı olmuştur. Ahmet Kaya ile tanışmasından sonra uğraştığı diğer bütün işlerini bırakarak, kendisini şiirlerine vermiştir. Bir zaman sonra kendi şiirlerine kendi bestelerini de ekleyerek pek çok güzel eserlere imza atmıştır.

Şiir okurken şairi hakkında çok bilgi sahibi olmamak, şiiri yaşatan en önemli unsurdur. İşte bu yüzden Yusuf Hayaloğlu çok göz önünde olmamayı tercih etmiş, daha çok şiirleri bilinsin istemiştir.
Şiirlerinde aşk ve hayata dair pek çok duyguya yer veren Yusuf Hayaloğlu, günün birinde öyle bir eser yapar ki;  artık onun adını duymayan kalmaz.

Şu dağlarda kar olsaydım,
Bir asi rüzgar olsaydım,
Arar bulur muydun beni,
Sahipsiz mezar olsaydım.

Şu yangında har olsaydım,
Ağlayıp bizar olsaydım,
Belki yaşlanırdın bana,
Mahpusta duvar olsaydım.

Şu bozkırda han olsaydım,
Yıkık perişan olsaydım,
Yine sever miydin beni,
Simsiyah duman olsaydım.

Şu yarada kan olsaydım,
Dökülüp ziyan olsaydım,
Bu dünyada yerim yokmuş,
Keşke bir yalan olsaydım.

Kendisinin büyük bir acıyla kaleme aldığı bu eserin, onun için önemi büyük.

“Şu Dağlarda Kar Olsaydım” Öyküsü 

Küçüklüğünden beri ailesinden uzakta, yaşam kavgasının tam ortasında, gurbette ayakta kalmaya çalışırken, bir de güzel, yaşanası bir dünyanın düşleri içindeymiş Yusuf Hayaloğlu. Kendisini hep bir özlemle bekleyen anasından babasından ayrı kalmanın burukluğunu her daim içinde taşımış.
Tabii o zamanlar ne cep telefonları, ne anında ulaşabileceğin herhangi bir iletişim aracı yok. Nadiren aradığını bulabildiğin telefonlar var onlarda zaten hep geç kalırmış.

Böyle bir anda tesadüfen aradığı Elazığ’da babasının vefatını öğrenmiş. Cenazeye yetişmek için elinden geleni yapmış Yusuf Hayaloğlu, ancak nafile.
Cenaze defnedildikten iki gün sonra bir öğle vakti inmiş Elazığ’a.
Babasının mezarına gitmek istediğini söyleyince anasının şu sözleri ciğerine ok gibi batmış.
“Haydi git mezarına, babanın yüzü belki güler.”
Anasının bu sitem dolu sözleriyle yaşlanan gözlerini bırakıvermiş çağlasın diye.
Yerini bilmediği babasının yanına doğru yol almış. “Kimse gelmesin yanımda tek başıma olmak istiyorum” demiş.Mezarlığa geldiğinde tek tek aranmış, bütün yeni mezarların yanından geçmiş.
Ta ki bir mezarın başında dizlerinin bağı çözülene kadar. Gitmemiş bacakları daha ileri. Mezarın başında öylece kalan, sadece “İşte burada” diye düşünebilen Yusuf Hayaloğlu’nun, o anda dilinden dökülen şu sözleri eşlik etmiş gözyaşlarına;
“Arar bulur muydun beni,
Sahipsiz mezar olsaydım”

Sonradan herkesin anonim sandığı bu güzel eser işte böyle bir acıyla doğmuş.

Yusuf Hayaloğlu’nun Eserleri 
İlk çıkışını, Ahmet Kaya’nın seslendirdiği ‘Hani Benim Gençliğim’ şiiriyle yakalayan Yusuf Hayaloğlu’nun eserlerinden bir kaç örnek verelim.

Gözleri İntihar Mavi isminde bir tane kitabı var şairin.

Şiir Albümleri;
Ah Ulan Rıza
Bir Acayip Adam

Şiirleri;
Şairin, Biz üç kişiydik, Merhaba Nalan, Bir Veda Havası, Ayrılığın Hediyesi, Hangi Ayrılık, Hayat Nedir Anne gibi pek çok şiirleri vardır.
Ama içlerinden bir tanesi o kadar sevildi ki; Belki de herkes kendini ” Rıza” gibi hissediyordu.

3 Mart 2009 aramızdan ayrılan Yusuf Hayaloğlu’nu bu gün rahmetle anıyoruz.
Ahmet Kaya aracılığı ile bestelenerek, halka duyurulan şiirlerinde, herkesin kendinden bir şeyler bulduğu gerçeği, Yusuf Hayaloğlu’nu aramızda daima yaşatacaktır.

Özge Güneş

Yazmak zamanı durdurmaktır ....
Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here