Hz. İbrahim ve Nemrut Kral

1

HZ. İBRAHİM
Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde doğmuş olan Hz.İbrahm küçük yaşta aklını kullanarak putların olmadığımı fark etmiştir. Putları kırdığı içinde zamanın kralı tarafından ateşe atılmak istenmiştir. Fakat ateşe atıldığında ateş Allah’ın emriyle Hz.İbrahim’e karşı esin ve serin olmuştur. Nemrut ve askerleri helak olduğunda hicret etmiştir. Bu süreçte kendisine eşi Sare, yeğeni Lut ve birkaç havari eşlik eder. Yaşı çokça ilerlemesine rağmen Allah’tan bir erkek evlat ister. Hatta oğlu olursa onu Allah’a kurban edeceğini söyler. Bunun üzerine Allah duasını kabul eder ve bir erkek evlat verir. Hz.İbrahim oğlu İsmail’i delikanlı yaşına kadar büyüttükten sonra Allah’a verdiği sözü tutmak amacıyla oğlu İsmail’i tam öldürecekken Allah tarafından bir koç gönderilir. Oğlu yerine bu koçu kurban eder. Allah’a kurban kesme geleneği de bu olaydan sonra gerçekleşmiştir.
Kuran’da Hz.İbrahim’in vefatı hakkında bir açıklama bulunmamaktadır. Fakat rivayetlere göre Azrail yaşlı insan görünümünde İbrahim (a.s)’e gelir. Hz.İbrahim ona yemek ikram eder. Fakat yaşlı adamın yemek yemeye gücü olmayınca Hz.İbrahim ona yaşını sorar. Azrail de “senden 82 yaş büyüğüm” der. Bunun üzerine Hz.İbrahim Allah’a dua eder. “Yaşlı adamın durumunda olup acı çekmek istemediğini ve ecelin hemen gelmesini” ister. Allah da duasını kabul eder ve oracıkta canını alır.

 

HZ.İBRAHİM (a.s) ‘İN ALLAH (c.c)’ I ARAMA ÖYKÜSÜ

Hz.İbrahim putperestliğin yaygın olduğu dönemde, çocuk yaşında Allah’ı arayıp bulmaya çalışıyordu. Önce gece görünen yıldız ve aya baktı ve Rabbi olarak düşündü. “Rabbim budur” dedi. Yıldızın ve ayın battığını görünce “Benim Rabbim kaybolmaz, Rabbim bu olamaz” dedi. Sabah olunca gökteki güneşi gördü. “İşte benim Rabbim budur” dedi. Fakat akşam güneş batınca “gündüz doğup, gece kaybolan benim Rabbim olamaz” der. Bunun da Rabbi olmadığını anlayınca kendi kendine düşündü. Daha sonra haykırarak bağırır ” Ben Rabbim’i buldum. Benim Rabbim ne putlara ne aya ne yıldıza ne de güneşe benzer. Beni ve her şeyi yaratan tek bir Allah vardır. Fakat ben onu göremem. Çünkü benim yaratılışım onu görmeme müsait değildir. Onu görmek benim ve diğer insanların kudreti dışındadır” dedi. Daha sonra kendisi bu düşünceye kaplayan hakikatin olduğunu anlar. Bütün görüp, göremediklerini Yaratan, sınırsız kudret sahibi bir Allah vardır. Bunun üzerine “işte ben ona ibadet ederim ” dedi. Böylelikle Hz.İbrahim Allah’ı küçük yaşlarda bulur.

 

HZ.İBRAHİM (a.s)’ in NEMRUTLA YAŞADIKLARI

Hz.İbrahim’in (a.s) yaşadığı dönemlerde bölgenin (Urfa) hakimiyeti Nemrut’tu. Nemrut çok zalim ve acımasız bir Kral olup ayrıca kendini de tanrılaştırmıştı. Kendisine inanmayanı öldürtüyordu. Gelelim Hz.İbrahim (a.s) ile yaşadıklarına;

Bir gece Nemrut uykusundan ecel telleri dökerek uyanır. Korkunç kabus gören Nemrut fırlar yatağından. Ardından sarayın bütün kahin ve büyücüleri çağırtıp rüyasını anlatır. Nemrut’un rüyasını dinleyenler şöyle der:” Efendim, krallığınızda dünyaya gelecek bir çocuk sizi taht ve saltanatınızdan atıp sizin ülkedeki hakimiyetine son verecek.” Bunu duyan Nemrut endişeye kapanır ve saray danışmanlarına bu durumu belirtir. Panik halde nasıl önlemler alabileceklerini konuşurlar. Ardından Nemrut acımasızca kararını verir. “Krallığımda doğacak bütün erkek çocuklarını öldürteceksiniz. Erkeklerin ve kadınların da bu yıl boyunca birbirleriyle yakınlaşmaları yasaklanacaktır.” Aksini yapan herkesi ibrete alem olsun diye halkın önünde asar. Lakin bu yasağı her ailede uygulayan Nemrut sadece başdanışmanı olan Azer’e çok güvendiği için ona yasak vermemişti. Böylece şehirde bir yıl sürecek şekilde dehşetli dönemler başlar. Acımasızca katledilen binlerce çocuk ve yasağa uymayan çokça insanı öldürtür.

 

Bir gün  Nemrut şehri dolaşmaya karar verir. Hazırlanıp sarayından çıkar. Aniden Krallık mührünü sarayında unuttuğunu gören Nemrut hemen Azer’i çağırtır ve mührü alıp getirmesini söyler. Azer saraya gider mührü alır ve geri dönerken aklına karısı gelir. Onu görmeye eve gider ve nefsine hakim olamayıp karısıyla birlikte olur.
Bir zaman sonra Azer’in karısı hamile olduğunu anlar ve en yakınlarına bile bu durumu söylemez. Yasaktan dolayı kocasına da kilo almaya başladığını söyler durur. Gizlice İbrahim(a.s)’i doğurur ve gizli saklı ona bakar.
Aradan aylar geçer Nemrut’un koymuş olduğu yasak kalkınca annesi yavrusunun elini tutup sakladığı yerden çıkartır ve evine getirir. Delikanlı çağına giren  Hz.İbrahim, taştan ve ağaçtan putlar yapıp satan putçu babası Azer’e  şöyle der:” Babacığım! İşitmeyen, görmeyen, sana faydası dokunmayan şeylere niçin taparsın? Babası:” Ey İbrahim! Sen benim ilahlarıma yüz mü çevirirsin?  Çekil karşımdan. Uzun müddet gözüme görünme.” Bunun üzerine Hz.İbrahim babasına yalvarır ve onu Tevhid ilmine, Allah bir inancına davet etmeye çalışır. Fakat babası onu kovar. Bu olaydan sonra tapınağın boş olduğu gün Hz.İbrahim elinde baltayla tapınağa girer. Putlara döner ve bağırır: “Niçin önünüzdeki yiyecekleri yemiyorsunuz? Niçin cevap vermiyorsunuz? Söyleyin! Ama doğru ya, yiyemezsiniz!” Baltayı sağ eline alır ve putları kırmaya başlar. Büyük puta hiç dokunmaz. Baltayı onun boynuna asar ve çıkar. Tapınak hizmetçileri gelir ve putları öyle görünce feryada başlarlar. Koşarak Nemrut’ a haberi verirler. Nemrut hemen yerinden fırlar ve hizmetçilere kızar. “Bunu kim yaptıysa bulun getirin”der. Kısa bir araştırmanın ardından Hz. İbrahim Nemrut’un karşısına çıkartılır. Nemrut sen mi yaptın diye sorunca Hz. İbrahim sakin bir tavırla” Hepinizin gördüğü gibi balta büyük heykelin boynunda. Yapsa yapsa o yapmıştır. Ona sorun”der. Nemrut bu cevabın üzerine daha da öfkelenir ve “Olur mu öyle saçmalık. Ne diyorsun sen? O cansız bir taş parçasıdır.” deyince Hz. İbrahim gülümseyerek yanıt verir “Bu putların madem ki konuşamadıklarını, canlı olmadıklarını biliyorsunuz o halde neden ilah edersiniz?” O zaman putları kıranın Hz. İbrahim olduğu anlaşılır ve cezalandırılır. Bundan sonra da peygamberliği açığa çıkar ve halkı Hakka çağırır.

Günler İbrahim’in halkı İslama davet etmekle geçerken  Nemrut daha fazla dayanamaz ve  İbrahim’e:” Senin ilahın ne yapıyor ki bende onu yapayım” . İbrahim cevap verir: Rabbim o ki diriltir ve öldürür. Nemrut dedi ki “Ben de diriltir ve öldürtürürüm.” Ardından zindandan iki kişi getirtir. Birisini öldürüp diğerinin ellerini çözer.” İşte dedi diriyi öldürttüm. Ölüyü de dirilttim. Çünkü elleri bağlı olan öldürülecekti onu bağışladım ve ona hayat verdim.” Hz. İbrahim de ardından Nemrut’a ” Muhakkak benim Rabbim, güneşi doğudan getiriyor, sen de onu batıdan getir.” Nemrut buna cevap veremedi.  Bu olaydan sonra  İbrahim (a.s) halkı daha fazla Allah inancına  davet ediyordu. Fakat kimse yanaşmıyordu. Nemrut’tan korkuyorlardı.

Günler sonra Azer ölünce Nemrut İbrahim (a.s) i öldürmeye karar verir. Kafasından ateşe atmaya karar verdikten sonra yüksekçe bir yer yapar. Ateşi yakacak yeri çevirirler. Ateş için odunlar taşınır. Odunlar dağ gibi yıkıldığı vakit ateşe verirler. Öyle bir ateş yandı ki ateş gökyüzünü kapladı.

Bu alevi gören karınca hemen ağzına biraz su alır ve devasa büyüklükteki ateşe doğru yol alır. Bunu gören diğer karınca durdurur ve ne yaptığını sorar. O da bu zalim kral peygamberimizi ateşe atacak. O ateşi söndürmeye gidiyorum. Öbür karınca ” Yahu şu devasa ateşi görmez misin sen? Senin bu 1 damla suyun ile söneceğini mi sandın?” diye cevap verir. Bunun üzerine su taşıyan karınca demiş ki:” Olsun. En azından hangi tarafta olduğum belli olsun” deyip ağzındaki suyla alevlere doğru yürümüş. 

Kimse ateşin yanına yaklaşamayınca Hz. İbrahim’i nasıl atacaklarını düşünürler ve çözümü mancılıkta bulurlar. İbrahim’i mancılığa oturturlar. Allah o zaman ateşe şöyle emretti:” Ey ateş! İbrahim’e karşı serinlik ve esenlik ol.”
İbrahim (a.s) ateşin ortasına düşer düşmez ateş dört yana çekilir. Ortası güzel bir göl olur, çevresi yeşillendi, güller çıktı. İbrahim de geldi pınarın yanına oturdu. Ayaklarındaki zincirler koptu.
Ardından Nemrut bu devasa ateşte İbrahim’in nasıl yanıp kavrulduğunu görmek için saraya çıkar. Ateşin ortasına bakar. Bir de ne görsün. Ateşin ortasında pınar, yanları yeşillik ve çiçeklerle dolu. İbrahim de orada oturmakta. Bunun üzerine “Ey İbrahim!” diye bağırır. İbrahim de ” Ey Allah in düşmanı, ne diyorsun? ” der. Nemrut İbrahim’e ateşten çıkmasını söyler. İbrahim in attığı her adımda ateş söner  ve dışarı çıkar. Nemrut İbrahim’e “Rabbine söyle askerlerini göndersin de onunla savaşayım” dedi. Nemrut’un bu sözünü duyan Cebrail secdeye kapanıp ağladı ve “Allah’ım! Bana izin ver de gidip onları helak edeyim.” Allah:” Sen sakin ol” diye buyurdu.
Savaşa hazırlanan Nemrut Allah’ın askerlerini beklerken bir anda hava kararır. Göğe bakar bir de ne görsün zehirli sivrisinekler ortalığı kaplamış. Nemrut’ un askerleri de helak olur. Allah zayıf sivrisineğe buyurur ve sinek Nemrut’un burnundan girer. Beynine ulaşır. Yavaş yavaş beynini kemirmeye başlar. Kemirdikçe Nemrut kafasına vura vura acıyı dindirmeye çalıştı. Fakat gittikçe daha çok ağır vurmaya başlayan, kendisini tanrılaştıran zalim kral kafası parçalanarak can verir. Böylece Nemrut ve askerleri helak olurlar.

Hz. İbrahim de oradan hicret eder..

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here