Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir ?

0

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1864-1944)

Hüseyin Rahmi Gürpınar Kimdir ?

Edebiyatımızın roman ve öykü yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar 1864 yılı 19 Ağustos’ta İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Eserleri İstanbul ‘un gerçekleri üzerine kurulmuştur. Kendisi bir paşa oğluydu ve 3 yaşındayken annesinin ölümü üzerine Girit’te yaşayan babasının yanına gitti. İlkokula burada başlamış olsa da babasının yeniden evlenmesi üzerine 3 sene sonra yeniden İstanbul’a döndü. Yakubağa Mmektebi ve sonrasında Mahmudiye Rüştiyesi’nde eğitim aldı. Sonrasında İdadi’de eğitim alan Gürpınar sağlık sorunları nedeniyle girdiği Mekteb-i Mülkiye’yi 1880 yılında bırakarak bir süre Adli Nezareti Ceza Kalemi Memurluğunda çalıştı. 1887 senesinde Ahmet Mithad Efendi’nin çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Yazdıkları gazetede tefrika halinde yayınlanmaya başladı ve ilk romanı olan “Şık” adını verdiği, toplumun Batı’yı taklit ederken gülünç duruma düşmesini ele alan bir konuyu okuyucuya sundu. Dönemindeki pek çok sanatçı gibi o da Fransız yazarlardan çeviriler yapmıştır. Ona ilk ünü veren eseri “Mürebbiye”, “Tesadüf” İkdam gazetesinde tefrika halinde yayınlanmıştır. İkdam gazetesinin daha sonra gönderdiği “Şıpsevdi” adındaki eserini “Alafranga” adı ile yayınlayarak sansür uygulaması üzerine İkdam gazetesine yazı göndermeyi bırakmıştır. “Boşboğaz ile Gülabi” adlı mizah dergisini Ahmet Rasim ile beraber 37 sayı çıkarmıştır. 1936-1943 seneleri arasında milletvekilliği yapan Gürpınar 1924 senesinde “ Ben Deli Miyim?” adlı eserinin ahlak dışı olduğu gerekçesiyle yargılandı . Gürpınar’ın batı edebiyatını kendi halk edebiyatımızla harmanlayarak taklitten kaçınması onun en önemli özelliklerindendir.

EDEBİ KİŞİLİĞİ
Her ne kadar Servet-i Fünun zamanında yazmış olsa da onlar gibi olmamış bu dönemde Ahmet Midhat tarzını benimseyerek yazmıştır. “Halk için roman” anlayışı eserlerinde hakimdir, okuyucunun okurken eğlenmesini de hedefler.İstanbul halkının mahallelerdeki yaşantısını, insanların özelliklerini çok iyi gözlemleyerek eserlerine yansıtması ile “sokağı edebiyata taşıyan yazar” olarak da anılır. Natüralizm akımının etkisi ile Emile Zola’dan etkilenmiş ve Ahmet Midhat geleneğini sürdürerek eserlerinde akışı kesip kendi düşüncelerini belirtmiştir. Bu nedenle romanları teknik açıdan bakıldığında başarılı sayılmaz. Eserlerinde realizm etkisi de görülmektedir. Gerçeği hem iyi hem kötü yanları ile ele alır. Halk ağzıyla verilen deyimler eserlerinde görülür, toplumsal yergi eserlerinde çokça görülmektedir. Eleştirilerini mizah yolu ile ortaya koyar.” Mürebbiye, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Şıpsevdi , Şık” gibi eserlerine de bakıldığında ince mizahın olduğunu görmek mümkündür. Tasvirleri ağır olsa da konuşma dili oldukça sadedir. “ Hayattan Sayfalar , Ben Deli Miyim ve Mürebbiye” romanlarında “deneysel roman” tekniğini kullanmıştır. Gürpınar hiç şiir yazmamış roman ve öykü üzerine eserler vermiştir fakat bununla birlikte az da olsa yazdığı tiyatro eserleri de bulunmaktadır.


Şıpsevdi :
1911 senesinde yazdığı eseridir. Kısaca özetleyecek olursak Paris’te eğitim almış Meftun Bey alafranga olma hevesinde bir tiptir. Babasından kalan köşkte yaşar ve Kaşıkçılar Kethüdası Kasım Efendi’nin kızı Edibe ile evlenerek mal varlığını daha da arttırmak ister. Fakat Kasım Efendi fazlasıyla cimri biridir. Oğlu Mahir ile Meftun’un kız kardeşi Lebibe evlenir, Meftun ise piyangodan büyük ikramiye kazandığını söyleyerek insanları kandırır ve bu dedikodunun yayılmasını sağlar. Edibe Hanım için bir miktar başlık parası vererek Kasım Efendi’yi kandırır. Kasım Efendi ise geçim sorumluluğunu Meftun’a yüklemiştir. Gerçeği anladığında kızını Meftun’dan ayırıp oğlunu evlatlıktan reddeder. Bu olaydan sonra Meftun Paris’e döner Edibe ise kötü yola düşer. Kızının kötü yola düştüğünü öğrenen Kasım Efendi felç geçirir.


Mürebbiye :
1899 senesinde yazılmış bir romandır. Dehri Efendi’nin Matmazel Anjel’i çocuklarına bakması ve eğitim vermesi için evine alır. Matmazel kısa zamanda Şem’i , Sadri’yi ve sonunda Dehri Efendi’nin kardeşini baştan çıkarır. Tüm bunlardan sonra Dehri Efendi’yi de aynı şekilde kendine aşık eder . Büyük bir entrika ile bu aşk üçgenini sürdüren Matmazel’in gerçek yüzünü Şem kıskançlığı sayesinde ortaya çıkarmıştır.

Gulyabani:
Roman 1912 senesinde yazılmıştır. Bir çiftlik evinde yaşayan Muhsine, Çeşmifelek, Kalfa ve Ruşen Dadı’nın yaşantısını anlatır. Muhsine geceleri duyduğu sesler sebebiyle korkudan bayılmaktadır. Bir gece, boyu evin üst katına kadar ulaşan Gulyabani’yi görür. Peri kılığına girerek Muhsine’yi korkutarak çiftliğe sahip olmak isteyenlerin yeğenleri olduğu ortaya çıkar. Bu romanı daha sonra filme de çevrilmiştir.

ESERLERİ


ROMAN:
Şık, Şıpsevdi,İffet, Mürebbiye,Metres , Gulyabani, Ben Deli Miyim?, Efsuncu Baba, Nimetşinas , Cadı, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Hakk’a Sığındık, Sevda Peşinde, İnsanlar Maymun Muydu?, Deli Filozof, Utanmaz Adam,Kaynanam Nasıl Kudurdu?, Kesik Baş,Metres , Can Pazarı, Kokotlar Mektebi, Dirilen İskelet, Billur Kalp, Dünyanın Mihveri Para mı Kadın mı?

ÖYKÜ:
Tünelden İlk Çıkış, Kadınlar Vaizi, Gönül Ticareti, Katil Buse, Melek Sanmıştım Şeytanı, Meyhanede Hanımlar, Eti Senin Kemiği Benim, İki Hödüğün Seyahati, Namusla Açlık Meseleleri

 

TİYATRO :
Kadın Erkekleşince, Hazan Bülbülü,Gülbahar Hanım,Tokuşan Kafalar, İki Damla Yaş

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here