Hristiyan Teolog: John Wesley

0

John Wesley, 1703 yılında İngiltere’nin Epworth şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası, Samuel papazdı ve annesi Susanna evde 19 çocuğuna büyük bir bağlılıkla dini konuları öğretirdi.
Böyle dini kurallara bağlı bir Anglikan ailede büyüyen John Wesley’de dine yönelmiştir.

Londra, Charterhouse’da altı yıl eğitim gördükten sonra 1720 yılında Oxford Üniversitesi’ne bağlı Christ Church’a girmiştir.

Oxford’a katıldığından beri iyi bir öğrenci olduğunu kanıtladı Wesley, sonra Anglikan Bakanlığında görevlendirildi. Ayrıca Oxford’ta kardeşi Charles Wesley tarafından kurulan ve arkadaşları George Whitefield’ın aralarında bulunduğu bir topluluğa katıldı. Bu grubun üyeleri, kutsal yaşamlara liderlik etme sözü veriyor, haftada bir kez grup toplantısı yapıyor, günlük dua ediyor, yoksul çocukların eğitimlerini üstleniyor ve düzenli olarak hapishaneyi ziyarete gidiyorlardı. Buna ek olarak, her öğleden sonraki üç saatlerini İncil’i ve diğer dini materyalleri inceleyerek geçiriyorlardı.

Wesley, üyelerin “Kutsal Kulüp” adını verdikleri bu topluluktan, papazlık için Georgia’ya doğru açıldı ama bu deneyim onun için bir faciaydı. Çünkü orada hoşlandığı bir kadın, başka bir adamla evlenmişti. Kilisesinde Kutsal Kulüp’ün disiplinlerini kullandığında, cemaat isyan etti. Wesley acılı bir şekilde İngiltere’ye geri döndü.

24 Mayıs 1738’de bu sefer her şeyi değiştirecek bir deneyim yaşadı Wesley. Hatta bu deneyimini şu sözlerle anlatmıştır:

“Akşamları isteksizce Alderstage sokaktaki Martin Luther’in Romalılara Mektup adlı eser hakkındaki ön sözünün okunduğu bir topluluğa gidiyordum. Saat yaklaşık 20.45 civarıydı, okuyan kişi, İsa’ya olan imanı aracığıyla Tanrı’nın kalbinde yaptığı değişiklikleri açıklarken, benimde kalbim ısındı. Isa’ya, kurtuluş için yalnızca İsa’ya güvenebileceğimi hissettim. Onun, beni günahlardan uzaklaştıracağına dair ve beni ölümden ve günahlardan koruyacağına dair bana güvence verildi.”

Öte yandan Kutsal Kulübün eski üyelerinden olan arkadaşı George Whitefield, Bristol kentinde vaiz olarak dikkate değer başarılar elde etti. Sanayileşen Ingiltere’den baskı gören ve kilise tarafından ihmal edilen yüzlerce fakir işçi, Whitefield’in konuşmaları yüzünden duygusal bir dönüşüm yaşadı. Pek çok kimse Whitefield’ın umutsuzca yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyordu.
Wesley, Grienfield’in ricasını tereddütle kabul etti. Ama Grienfield’in bu dramatik tarzına pek ısınamadı. Onun vaizlik için uygun olup olmadığını sorguluyordu hep. Kendi bile, vaazlarına verilen duygusal tepkilerden rahatsız oluyordu. Ve bu papazlık yönetime çok kızıyordu.

Örgütsel yetenekleri sayesinde, Wesley hareketin yeni lideri oldu ama Grienfield, bir Calvinistti. Calvinistler bir insanın cennete veya cehenneme gideceğinin doğduğu an belli olduğu anlayışını benimsiyorlardı (predestination). Wesley’e göre bu yanlış bir düşünceydi. Kaldı ki Wesley, Hıristiyanlar’ın bu hayatta bütün kutsallığın tadını Tanrı’yı ve insanları severek, kötülüklerden kaçınarak ve her şeyi Tanrı için yaparak çıkarabileceğini savundu. Bunun sonunda iki din adamı yollarını ayırdı.

Wesley, yeni bir tarikat kurma niyetinde değildi ama tarihi koşullar ve onun organize yeteneği yine rahat bırakmadı Wesley’i.

Wesley’i savunanlar ilk olarak özel evlerde toplanıyorlardı. Her bir sınıfı 11 kişilik üyelerle ve bir liderle oluşturuyordu. Sınıf, her hafta toplanıp dua ediyor, İncil’i okuyor ve kendilerinin ruhsal hayatları hakkında konuşuyorlar ve bağış için para topluyorlardı. Erkekler ve kadınlar ayrı sınıflarda bulunuyorlardı.

Bu toplantıları ahlaki yönünü Wesley’in şu aforizması çok güzel bir şekilde ifade ediyor:

Mümkün olan her şekilde iyilik yapın,
Mümkün olan tüm gücünüzle,
Mümkün olan her yerde,
Mümkün olan her an,
Mümkün olan herkese,
Mümkün olduğu sürece…

Böyle metodik faaliyetler yaptıkları için kendilerine Metodistler denilmiştir. Metodizm, başlarda İngiltere kilisesini yeniden canlandırmak için kurulsa da, Wesley öldükten sonra ayrı bir mezhep haline gelmiştir. Hareketin hızla büyümesiyle zaman zaman şiddetle karşılandığı ve Wesley’in tehdit edildiği bile oldu.

Wesley, gezerek vaaz vermeye yine devam ediyordu. Bu vaazlarını Anglikan kilisesindeki çalışmalarına ters düşmeyecek şekilde zamanlasa da Bristol piskoposu buna razı olmadı. Wesley, buna cevap olarak “Dünya benim cemaatim.” demiştir. (Bu söz daha sonra misyoner metodistlerin sloganı haline gelmiştir). Uyarılara rağmen Wesley durmamış, 4000 mil yol kat etmiş, 40.000’e yakın vaaz vermiştir.

Bununla birlikte, 1751 yılına kadar Wesley resmen Oxford Üniversitesi’nden ayrıldı. Çeşitli kadınlarla ilişkiler kurduktan sonra Grace Murray’a aşık oldu. Grace Murray tarafından reddedilince nihayet kırk yaşında bir dul olan Molly Vazeille ile evlendi. Ama evliliği maalesef bir rahatlık değildi ve o kadar uzaktı ki ikisi de mutsuzlardı. 1781’de Molly vefat etti ancak Wesley cenazesine katılmadı, çünkü aralarındaki ilişkileri bu kadar kötüydü. Üç yıl sonra 81 yaşında Wesley Metodizmin geleceği için gerçek bir ilerleme kaydetti. ‘Metoderler Adlı Halkın Konferansı’ için şu anda yasal olarak adlandırılan 100 vaizin bulunduğu bildiri niteliğindeki bir anket imzalandı. 1780’lerin sonlarına doğru sağlığı kesildi ama buna rağmen 1791 yılına kadar vaaz vermeye devam etti. Ve 2 Mart 1791’de 88 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Wesley öldüğünde 294 vaiz, 71.668 İngiltere üyesi, 19 misyoner ve 198 vaiz ile 43.265 Amerikalı takipçisinin olduğunu biliniyor. Günümüzde Metodistler dünya çapında yaklaşık 30 milyondur.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here