Hikayeleşen Tarih – Story or History

0

Hikayeleşen Tarih- Story or History

Tarihe yaklaşımımız; “Tarih ne demektir, bizim tarihe katkımız nasıl anlatılır, tarihten öğrenebileceğimiz durumlar nelerdir” gibi olmalıdır.

Edward Hallett Carr’ın “What is history” kitabının içeriği aydınlanmamız açısından temel soruları düşünmemiz bakımından güzel bir kaynak. Fakat biraz da kültür mirasımızı korumanın yollarına yönelsek, eksiklerimizin toprağımızdan geçen taşa, suya, bitkilere zarar vermeden sanayi ve ticaretten uzak biçimde aslına sahip çıksak yaşamayı öğreneceğiz. Eski kültür bakanımız Namık Kemal Zeybek, katıldığı programda şöyle ifadelendirmişti: “Topraklarımız incelenmeli Sümer döneminde zengin mitolojilerimiz var.” Özellikle mitolojik, somut işlenmiş desenlerle el süslemeleri ya da arkeolojik eşyalarla karşılaşıyoruz.

Merak etme duygumuzu farkındalığa yönlendirirsek, oturduğumuz mahallenin yeryüzündeki en uzakta yaşayan insanların ülke coğrafyasına kadar mühim hususlar barındırdığını göreceğiz.

 

1)

 

İlhan Koman’ın hayatını dinlediğimde, bir Türk’ün yabancı ülkenin amblemine kadar her köşesinde adını yaşatmasının hikayesi, kendini heykellerini biçimlendirmesi basit bir ifade kalır. Çok ötesinde boyutlaşmış. Stocholm’da balıkçı teknesi Hulda’da ömrünü tamam ettirmesi hem zor hem maceracı görülüyor. Sabahattin Ali’nin Şehirleri isimli sergiye gitmesem, Akdeniz Heykeli’nin Yapı Kredi Yayınları yeni fuaye binasına yerleştirildiğini farketmeyecektim.

Büyükdere’de sergilendikten sonra Galatasaray Meydanı’nda protestolara maruz kalıyor.”Kadın” temsili Anadolu’da bereketi, sevgiyi, tabiatın öncülüğünü, uygarlığı anlamlandırır. Levhalardan üretilmiş bu eser de kendi içinde çeşitli hikayeler barındırmakta.

 

2)Wiener Staatsoper (Viyana Opera Binası)

 

Çocukluğumda keşfettiğim, her yıl düzenlenen TRT3 ekranlarında 1 Ocak sabahlarında 12.00 de canlı yayınlanan Viyana Senfoni Orkestrası Konserlerini izlemek en büyük sırrımdı. Almanya’da yaşanan Noel saldırısı gününde iptal edilen yayın yaz akşamı gösterildiğinde bile izledim.

Olağan dışı sayabileceğimiz hikayesi Nazi döneminde, binanın II.Dünya Savaşı’nda tek çizik almadan direnmesi. Belgelerin tartışılması sürüyor. 1942’de siyasi figürlere yakın durması bakımından (100.yıl) korunduğunu sanıyorum. 1861-1869 yılları arasında inşa edilen yapının mimari Çek Josef Havka tarafından neo-klasik nüansta tasarlanmıştır. Fakat 1945 salon yangını nedeniyle binanın yeniden yapılandırılması gündeme getirilmiş. Bir süreliğine de taşınma süreci yaşıyor. Orkestra, Avusturya halkının da tepkisini çeken “kadın sanatçılara yer verilmeyişi” konusudur. Şeflerinden orkestra sanatçılarına kadar ciddi eleme aşamaları vardır. Perde arkasından müzisyenin icrasına odaklanarak dinlemeleri de görsel açıdan etkisinin ön planda olmadığını açıkça belli etmektedir.

 

3)

Haç; Hristiyan inancına göre artı şeklinde iki doğrunun oluşturduğu önemli bir semboldür. Hatay’ın Habibineccar Platosu Antakya ilçesinde bilinen en eski ibadethane bulunmaktadır. Mağaranın biçimi (Aziz Petrus) mağbet diye ifadelendirilir. Dikkatini üzerine çekmesinin temelindeki neden doğal arazi havzasında şekillenişidir.

İsa (As) havarisinin buraya gelmesi, ilk “Hristiyan” tabirinin burada kullanılmasıdır. Günümüzde müzeleştirilmiş ve ziyarete açıktır. Hz İsa’nın ölümü ardından Antakya Kilisesi kurucu St Pierre MS 29/40 yılları arasında şehre gelmiş,ilk dini toplantısını burada gerçekleştirmiştir.

 

4)Beş Minare

 

“İskender döneminde sonra Selefkilere geçen Bitlis, daha sonra Sasanilerle Romalılar arasında sık sık el değiştirmiştir. Roma İmparatorluğunun 395 yılında ikiye bölünüşünden sonra da Doğu Roma sınırları içerisinde kalmıştır. Halife Ömer zamanında El Cezire Fatihi İyaz b.Ganm 661 yılında Bitlis’i fethederek İslam topraklarına kattı” Prof.Dr.Metin Tuncel/The City of Bitlis.

Moğol istilası 1231 ardından ,Milli Mücadele devrinde baş rolde olan bir şehirdi (1918-1921) “Birinci Dünya Savaşı’ndan önce 1907 yılında imzalanan İngiliz-Rus Antlaşması ile bölgenin İngilizler tarafından Rus nüfuz bölgesi olarak kabul edilmesi, 1913 Ermeni Islahat Projesi, 1914 Bitlis İsyanı bölgedeki önemli gelişmelerdendir.” (Journal of Akademic Inguiries)

Fakat 5 minareden biri kayıptır. Mühim hikayesi 1916 yılı Rus işgali sırasında Bitlis harabeye dönmüştür. Savaştan kaçan bir baba ve oğlu dönmeye çalışırken memleketlerine dağınık hali ile karşılaşmalarının hüznünden ağıt yakar.

“Bitlis’te beş minare
Beri gel oğlan beri gel
Yüreğim dolu yare
Beri gel oğlan beri gel”

 

5)Haydarpaşa Garı

“Tren İstasyonları yenilenecek” sebebi ile eski vagonlar depoda saklanıyor. Geçtiğimiz yıllardaki yangın talihsizliği de epey kötü etkiledi. Halkımız kendi arasında eylemci yürüyüş ve imza kampanyaları yürüttü. “Otele Dönüştürülmesin” sloganı ile. Esas noktası Orient Express hattında yer alması. Semtler arasında İzmit, Pendik, Gebze, Adapazarı yönünde yolculuğu sağlamasıdır. Abdülhamid dönemi 1908 inşası tamamlansa bile temelleri 1872’ye dayanır. Mimarın projeleri Kemalettin Bey ve A.Niyazi Yaver ‘dir. Alman şirketi tarafından yapılandırılırken karşımıza Otto Ritter ve Helmuth Cuna isimleri çıkar.

Ancak hikâyeleştiği kısım, 100 yıl öncesinde görev başında olan istasyondaki bir amirin yaşadığıdır. Haydar Baba Türbesi’nin bugün ki yerinin üzerinden ray hattı inşasına karar veren amir, rüyasında defalarca “rahatsız etme” diyen Haydar Baba’ya türbe inşa ettirir ve düşünceden vazgeçilir.

Tuğba Şahin

Tuğba Şahin

"bildiğiniz yoldan şaşmayın, bırakın insanlar ne söylerse söylesin"
Tuğba Şahin

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here