Hermann Göring Ve İdam Kararı Üzerine İntiharı

0
54

12 ocak 1893 yılında dünyaya gelen Hermann Göring‘in en büyük hayali bir asker olmaktır. Daima bir asker olmanın hayaliyle büyümüştür. Hermann’ın babası  Heinrich Ernst Göring’tir ve günümüzde Namibya olarak geçen Alman Güney Batı Afrikasına büyük vali olmuştur. Heinrich aynı zamanda hukukçu ve diplomattır.

Babası Göring‘in doğum sırasında Haiti’de başkonsolos olarak görev yaptığı için doğuma katılamamıştır.

Hermann’ın babasının bir önceki evliliğinden olan beş üvey kardeşi vardır.

Hermann’ın bir de vaftiz babası vardır ve adı  Dr. Hermann Epenstein’dır.  Epenstein, oldukça varlıklı bir doktor ve iş adamıdır ve Hermann’ın babası ile Afrika’da tanışıp arkadaş olmuşlardır. Epenstein, o zamanlar ordu cerrahlığı yapmaktadır ve ayrıca yahudi asıllı bir hristiyandır.

Heinrich ile olan arkadaşlığına rağmen hislerine engel olamayan Epenstein, Göring’in annesiyle aşk yaşamaya başlamıştır ve yaklaşık 15 yıl boyunca Göring’in annesi Epenstein’in metresi olarak yaşamaya devam etmiştir. Bunun üzerine annesi Epenstein’in Veldenstein’daki evine yerleşerek hayatını sürdürmüştür.

Bu arada her geçen gün askerlik sevdası büyümekte olan Hermann Göring, zamanını oyuncak askerlerle oynayarak geçirmeye başlamıştır. 11 yaşına geldiği zaman bir yatılı okula gönderilmiştir. Okulun yemekleri gerçekten çok kötüdür ve çok katı bir disiplini vardır. Her ne kadar yemekleri sevmiyor olsa da Hermann, katı disiplinin olması gerektiğine inanmıştır ve bu yöntemi sevmiştir.

Yatılı olarak gittiği okuldan 16 yaşında mezun olmuştur ve bir asker olarak kariyer yapmayı gerçekten hedef belirlemiş olan Hermann  Berlin’de Lichterfelde’de bir askeri akademiye gönderilmiştir.

Daha sonra Hermann Göring, 1912 yılında Prusya ordusunun Prens Wilhelm Alayına (112. Piyade) katılma şansı bulmuştur. Her şey yolunda giderken ertesi yıl Hermann’ın annesi Vaftiz babası olan Epenstein’den ayrılmıştır ve bunun üzerine Hermann Veldenstein’den ayrılıp Münih’e yerlemiştir.

Hermann Göring‘in babası bu olaydan çok kısa süre vefat etmiştir.

Hermann, 1914 yılının Ağustos ayında Mulhouse’da Teğmen rütbesiyle göreve başlamıştır. O sıralarda I. Dünya Savaşı başlamıştır.

Siper savaşında ise savaş alanı oldukça nemlidir ve nemli bir havaya sahiptir. Bu sebepten dolayı Hermann romatizma rahatsızlığına yakalanmıştır ve hastaneye kaldırılmıştır.

Bu sırada Hermann’ın Alman Ordusunun Luftstreitkräfte’ye (hava muharebe kuvvet) aktarılması için transfer isteğinde bulunmuşlardır ancak arkadaşı Bruno Loerzer Alman üstlerini ikna edememiştir ve transfer isteği geri çevirilmiştir.

Hastaneden çıktıktan sonra pilot eğitimini tamamlayan Hermann Jagdstaffel 5’e atanmıştır.  1917 yılının şubat ayında ise Loerzer komutasındaki Jagdstaffel 26’ya katılmıştır.

7 Temmuz 1918 yılında Wilhelm Reinhard ve Manfred von Richthofen vefat etmiştir ve Wilhelm ile Manfred’in vefatından sonra, Göring oldukça ünlü olan  Jagdgeschwader 1’in komutanı olarak göreve alınmıştır.

Ancak Göring burada görev yaptığı süre boyunca çok kibirli davranmıştır ve küstahça davranışlar sergilemiştir. Bu yüzden o yıllarda Jagdgeschwader 1 popülerliğini kaybetmiştir ve artık sevilmemiştir.

Hermann, her ne kadar küstah ve kibirli davranışlar sergilemiş olsa da işinde oldukça iyiydi, hatta bir savaş sırasında tam 22 adet düşman uçağı yere düşürmeyi başarmıştı ve bunun üzerine Hermann’a 1. Sınıf Şeref Madalyası (Pour le Mérite) takılmıştır. 22 adet düşman uçağı düşürmüş olmasına rağmen savaş kaybedilmiştir ancak Hermann halkın gözünde bir savaş kahramanına dönüşüp adeta efsaneleşmiştir.

1919 yılında ise Yüzbaşı rütbeliği ile ordudan ayrılmıştır. Ancak havacılık sektöründen ayrılmak istemeyen Hermann İsveç’e taşınmıştır ve taşınır taşınmaz  Svensk Lufttrafik adıyla bilinen bir İsveç Hava yolunda çalışmaya başladı. Buradaki en önemli işi özel uçuşlardan sorumlu olmasıydı. Göring’i en çok özel uçuşlar için işe almışlardı ve bu şirkette baş pilot olmuştur. Danimarka ve İsveç gibi değişik yerlerde gösteri uçuşları yapmıştır. Bu sıralarda Karin (Carin Göring) adında bir bayanla tanışıp aşık olmuştur ve 1922 yılında Münih’te evlenmişlerdir.

1922 yılında Münih Üniversitesine kayıt yaptırarak 1923 yılına kadar tarih ve iktisat okumuştur. Bir süre sonra Almanya’ya geri dönmüştür ve  Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne katılma kararı almıştır. Kısa bir süre içinde tüm halk arasında tanınmıştır ve sevilmiştir. Tanınıyor ve seviliyor olması ise Hermann’ı kısa süre içerisinde Parti içinde önemli yerlere getirmiştir.

1923 yılında Hermann, Hitler’in yapmış olduğu bir konuşmayı dinlemiştir ve bu konuşmayı dinledikten sonra Nazi Partisi’ne katılmaya karar vermiştir. Oldukça sevilen ve tanınan Hermann’ın geçmiş başarıları da Adolf Hitler’in gözünden kaçmamıştır ve Hermann’a 1923 yılında Oberster SA-Führer rütbesiyle Sturmabteilung’un (SA) komutasını vermiştir.

Bir süre sonra Hermann, SA-Gruppenführer (Korgeneral)  rütbesine atanmıştır ve 1945 yılına kadar aynı rütbede görev yapmaya devam etmiştir.

1923 yılında Münih Birahane Darbesi gerçekleşmiştir ve Hermann bu darbede yaralanmıştır. Bu darbe sonucunda bir takım nedenlerden dolayı ve özellikle de Hitler’in olmamasından dolayı Avusturya’ya kaçmaya karar vermiştir. Avusturya’ya kaçma girişimi sonucunda kısa süreler sonra İtalya’ya kaçmak zorunda kalmıştır. İtalya’dan da İsveç’e kaçmıştır. Bu kaçak hayat oldukça fazla bir şekilde Hermann’ı yormuştur ve bunun sonucunda Hermann çeşitli ruhsal sorunlar yaşamıştır. Bu sorunlardan dolayı ağır ilaçların bağımlısı haline gelmiştir. Bir zamanlar halk efsanesi olup şimdi bir kaçak olmak kendisine çok ağır geliyordu ve bu durumu kabullenemiyordu. Kabullenemediği sürecede sorunları çoğalıyordu. Bir süre sonra bu durumla başa çıkamayıp alkol kullanmaya başladı. Kullandığı alkol miktarı oldukça fazla olan Hermann, neredeyse bir alkolik olmak üzereydi ancak tam o sırada Almanya’dan onu hayata bağlayan bir haber geldi. Hitler artık dışarıdaydı ve daha da önemlisi gerekli olan her türlü düzeni sağlamayı başarmıştı. Hatta 1926 yılında hakkındaki tutuklama kararı bile kaldırılmıştı.

1928 yılında Hermann, tekrar Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’ne katılmaya karar vermiştir.

1931 yılında ise Hermann, SA-Gruppenführer (Korgeneral) rütbesine layık görülmüştür. Bu rütbeyi aldıktan sonra beş yıl içerisinde Hitler’in en büyük yardımcısı konumuna gelmeyi başarmıştır. Hermann’ın çevresi oldukça geniştir ve her geçen zamanda daha çok genişlemeye devam etmektedir. Bunun büyük bir faydasını görerek, önemli makamlara sahip olan insanlarla Hitler için bir bir konuşup kendi taraflarına çekiyordu. Bu çabaları boşa çıkmamıştır ve sonucunda Hitler’in iktidara gelmesini sağlamıştır. Hitler’in iktidarından çok kısa bir süre sonra Prusya’nın baş vekili olmuştur.

30 Ocak 1933 yılından 5 mayıs 1933 yılına kadar Reich Devlet Bakanı görevine atanmıştır. Ayrıca 11 Nisan 1933 tarihinden 1945 yılına kadar Prusya Eyalet Başbakanı olmuştur. Üstelik 1933-1934 yılları arasında aynı anda İçişleri Bakanı ve Prusya Emniyet Genel Müdürü, Eyalet Polis Generali görevlerine layık görülmüştür ve bu görevleri aynı anda yapmıştır. Ve bunlara bir de ek olarak 1933 yılında Reich Havacılık Bakanı görevine getirilmiştir.

Bu arada Gestapo’yu kurmuştur ve aynı zamanda bu kuruluşun şefi olmuştur. Partinin  ikinci grup başkanı aynı anda Berlin’de Hitler’in NSDAP özel görevlisidir. Reichstag Yangınını bizzat kendisi planlayıp organize etmiştir ve yönetmiştir. Gestapo subaylarından bir grup oluşturup yahudi görünümü verilmiştir ve komünist slogan atmaları sağlanmıştır. Daha sonra ise bu grubun gece yarısı Reichstag (Meclis)’i ateşe vermeleri sağlanmıştır ve grup ortadan kaldırılmıştır. Grup öyle bir kaybolmuştur ki kimse bulamamıştır. Daha sonra görgü tanıklarına baş vurulacağını bildikleri içinden Gestapo’nun yardımıyla sahte görgü tanıkları oluşturulmuştur ve görgü tanıkları sayesinde bu yangını komünistlerin çıkardığına tüm Alman halkını inandırmışlardır.

Hermann, Hitler’e toplama kampı fikrini vermiştir ancak Hermann’ın bu fikirdeki toplama kampları yahudiler için değildir. Hermann’a göre bazı suçlular öyle güvenilmezdi ki çok daha tecritli yerlerde tutulması gerekliydi. Bunun içinde uygulanabilecek en uygun yol toplama kamplarıydı.

Hitler bu fikri beğendi ve toplama kamplarını kurdu. Kampı kurduklarında amaç yahudileri toplamak değildi. Bu yüzden  savaştan önce ve savaş sırasında bir çok insan toplanmıştır. Bu insanlar Yahudiler, Çingeneler, komünistler ve savaş esirlerinden oluşan bir topluluktu.

1934 yılında Hermann’ın Gestapo’dan ayrılması gerekti ve bu yüzden Gestapo’yu Heinrich Himmler’a devretmiştir. Devrettikten sonra ise  Versailles Antlaşmasının geçerliliğini yitirmesinin üzerine bir önlem olduğunu düşünerek Alman Hava Kuvvetlerini (Luftwaffe) kurmuştur. Önceleri bunu gizlice yapmıştır ancak daha sonraları Antlaşma geçerliliğini yitirince saklamadan geliştirmeye devam etmiştir.

Savaşın başladığı sıralarda dünyanın en etki ve güçlü hava kuvveti  Luftwaffe olmuştur. Bunun en önemli sebebi Hermann’ın  eskiden başarılı bir pilot olması ve yaşanabilecek her türlü sıkıntıyı çok iyi biliyor olmasıydı.

1935 yılından 1945 yılına kadar Hava Kuvvetleri Baş Komutanlığı yapmıştır. Ayrıca 1936 yılında orgeneral, 1938 yılında ise feldmareşal ünvanına yükselmiştir. Ayrıca  1936 yılından 1945 yılına kadar Hammadde ve Döviz İşlerinde Reich yetkilisi olmuştur. Aynı anda hem dört yıllık plan hemde silahlanma ekonomisi olarak görev yapmıştır. üstelik 1937 ve 1945 yılları arasında Hermann Göring Erbergbau und Eisenhütten (Hermann Göring Madencilik ve Demirdöküm) Reichswerke şirketinin baş yöneticisi olarak çalışmıştır.

1938 yılından itibaren Yahudi sorunlarının düzenlenmesi dairesi üzerine görevlendirilmiştir. 1939 yılından 1945 yılına kadar aynı zamanda Reich Savunması için Bakanlar Kurulu Başkanlığı görevine atanmıştır. üstelik 1934’ten 1945 yılına kadar  Reich Orman Müdürü ve Reich Av Müdürü olarak görev yapmıştır.

Göring ve bir çok üst düzey subay Almanya’nın savaşa yeterince hazır olmadığına dair bir karara varmışlardı. Ancak 1 eylül 1939 tarihinde Polonya işgal edildi ve ikinci dünya savaşı başladı. Hiç beklenmedik bir şekilde ard arda Almanya zafer kazandı. Almanlar Luftwaffe’nin mucizeleri sayesinde sadece yaklaşık bir hafta içinde Polonya Hava Kuvvetlerini yenmişlerdir. Ard ardına gelen başarılarının ilki olan bu zaferin ardından  Fallschirmjager, Norveç’te hayati derecede önem taşıyan havaalanlarını ele geçirmiştir ve Belçika’da, Fort Eben-Emael ele geçirilmiştir. Göring’in kurduğu Luftwaffe, 1940 yılının mayıs ayında Hollanda, Belçika ve Fransa savaşlarında oldukça önemli ve kritik gelişmelere neden olmuştur. En son Fransa’da yenildiği için Hermann, Hitler tarafından gösterdiği liderliğin başarısının bir sembolü olarak  Demir Haç madalyası’na layık görülüp ödüllendirilmiştir.

1940 yılının temmuz ayında Hitler önemli bir karar vermiştir. Bu kararını bir kararname ile bildirerek Hermann’ın Reichsmarschall des Grossdeutschen Reiches (Büyük Alman İmparatorluğu Mareşali) rütbesiyle terfi edilmesini istemiştir.

Savaşın sonuna kadar Almanya’nın üst düzey askeri olarak savaşan Hermann, aynı zamanda Luftwaffe komutanı ünvanıyla 30 Eylül 1939 yılında Şövalye Demir Haçı madalyası’na layık görülmüştür ve ödüllendirilmiştir.

1940 yılından 1945 yılına kadar savaş ekonomisini yönetmiştir. Ayrıca 1941 yılından 1945 yılına kadar Doğu Ekonomi Yönetimi Kurmayı’nın başkanı olarak görev yapmıştır.

Polonya işgal edildikten sonra oldukça sinirlenen Birleşik Krallık, Almanya’ya karşı bir savaş ilan etmiştir ve bu sebepten dolayı 1940 yılının Temmuz ayında Hitler, ingiltere’yi işgal edebilmek için gerekli hazırlıkları yapmaya başlamıştır. Kurulan işgal planın en önemli parçalarından birisi Kraliyet Hava Kuvvetleri’ydi ve kesinlikle yok edilmesi gerekiyordu. İlk önce İngiltere’deki hava tesisatları, şehirler ve sanayi merkezleri hedef alınarak bombalama baskınları düzenlenip eyleme geçildi. Çok daha sonraları Göring, bir radyo kanalına çıkıp ”eğer tek bir düşman uçağı Alman topraklarının üzerinde uçarsa bundan sonra benim adım çiftlik kahyası olacaktır.’‘diye bağırmıştır.

1940 yılının mayıs ayında tam 11. günde Kraliyet Hava Kuvvetleri, Alman şehirlerini bombalamak için harekete geçmiştir.

Deniz Aslanı Operasyonu ile adlandırılan operasyonun başarı oranı oldukça düşük görünüyordu ve 19 eylül 1940 yılında süresiz bir şekilde uzatılmak zorunda kalınmıştır. Çok daha sonraları 12 ekim 1940 yılında kış başlamasından dolayı Hitler tarafından plan tamamen iptal edilmiştir. Deniz Aslanı Operasyonu yerine Luftwaffe stratejik bombalama yolunu kullanarak ingiltere’yi yenmek için çok büyük bir çaba göstermiştir.

İkinci Dünya Savaşı ilerledikçe Hermann Göring çok daha fazla görevler üstlenmiştir ve bu görevlerin çoğu kendisinin asla yapamayacağı türden görevlerdir. Bu sebepten dolayı Hermann, savaşın en büyük suçlusunun kendisi olduğuna inanmaya başlamıştır. Hatta bu düşünce zaman geçtikçe tek suçlunun kendisi olduğuna inanmasına sebep olmuştur.

Bu düşüncelerin yarattığı negatif etki sonucunda Hermann, çok büyük hatalar yapmaya başlamıştır. 1940 yılında İngiltere’yi bombalarken çok büyük bir zamanlama hatası yapmıştır. 1942 yılında ise en büyük hatası Stalingrad’daki 6. orduya ikmal ve yardım desteğinin kötü hava şartları yüzünden başarısız olmasıdır. Stalingrad’daki hava şartları düşünüldüğü zaman hiçbir yardımın yapılamayacağını geçmişi sayesinde çok iyi biliyordu ancak Hitler’e hayır demek, bunu yapabilmekten daha zor geldiği için görevi kabul etmek zorunda kalmıştır.

20 Nisan 1945 yılında Hitler’in Berlin’de bir doğum günü vardı ve Hermann’da bu doğum gününe davetliydi. Hermann, bu doğum günü toplantısına davetli olup orada bulunmaktan mutluluk duyacağı için davete gitti. Ancak Hitler’in doğum günü toplantısının hemen ardından evinde ne kadar değerli eşyası varsa toplayıp hiç kimseye haber vermeden aniden Berlin’den ayrıldı.  Luftwaffe’nin Hitler’in sığınağındaki irtibat subayı General Karl Koller, 22 Nisan’daki toplantıya hiçbir şekilde katılmamıştır. ama toplantı hakkında oldukça önemli bilgiler hemen ona iletilmiştir.Yaşanan olaylar kendisine, “Führer mahvoldu” diye anlatılmıştır. Bunu duyan Karl Koller, duyar duymaz saat 03:30 gibi bir avcı uçağıyla, Göring’e durumu rapor etmek için Münih’e uçuş yapmıştır.

26 Nisan 1945 yılında Obersalzberg Müttefikler tarafından saldırı altındayken Göring çocukluk döneminde birkaç kez zaman geçirdiği şuan ise Avusturya’da bulunan Mauterndorf’daki kaleye taşınmıştır. Ancak elindeki sanat hazinesi niteliğindeki önemli eserleri  Berchtesgaden’e ve birkaç değişik yere daha taşımıştır.

Hitler, 29 haziran 1941 yılında bir kararname imzalamıştır. Kararname’ye göre,Führer çalışamayacak duruma gelirse yerine kendisinin vekalet edeceği, ölecek olursa da yerine onun geçeceği yazılmıştır. Bu belgeyi yeniden inceleyen Hermann, hitler’e bir telgraf yoluyla belgedeki gibi vekalet için onay istediğini bildirmiştir. Martin Bormann, Hermann’ın en büyük rakibidir ve bu mesajı bizzat kendisi Hitler’e iletmiştir. Mesajı Hitler’e iletirken aynı zamanda Göring’i iktidarı ele geçirmekle suçlamıştır. Bu suçlamanın sonucunda Hitler, Hermann’ın bir vatan haini olduğuna karar vermiştir ancak yaptığı onca hizmetten dolayı eğer tüm görevlerinden çekilmeyi kabul ederse hayatının bağışlanıp yaşamasına izin verileceğini iletmiştir.

29 Nisan 1945 yılında Hermann, NSDAP’den atılmıştır. Martin Bormann ise rakibinin tüm yollarını kapatmak istemiştir. Bu sebeple SS Karargahına bir radyo mesajı göndermiştir. Mesaj, Hermann için tutuklama emridir. Emir verildikten sonra ertesi sabah Göring tutuklanmıştır ve ev hapsine mahkum bırakılmıştır. Bormann, bu arada, bir radyoda anons vererek Göring’in sağlık sorunları olduğunu, bu sebepten dolayı istifa etmek zorunda kaldığını duyurmuştur.

Göring, ev hapsindeyken Luftwaffe’dan bir grup oradan geçmiştir ve 5 mayısta Göring’i kurtarmışlardır. Bunun ardından Göring eşini ve çocuklarını Obersalzberg’daki evinde bırakıp Amerikan sınırlarına doğru yola çıkmıştır. Savaş bittikten sonra 6 Mayıs tarihinde Radstadt yakınlarında, Amerika Birleşik Devletleri Ordusu’nun 36. Piyade Tümeni karargahına gidip teslim olmuştur ve göz altına alınmasını sağlamıştır. 8 mayıs tarihinde ise Hermann tutuklanmıştır. Bu bir tür isabet olmuştur çünkü eğer Hermann, Berlin taraflarına yeniden gelseydi ölmüş olacaktı çünkü Martin Bormann, Hermann hakkında çoktan idam kararını çıkartmıştı.

Hermann, tutuklanıldığı gibi bir uçakla  Lüksemburg’a götürülmüştür ve burada Mondorf-les-Bains’da kod adı Ashcan Kampı olan Palace Hotel’de zorla tutulmaya başlanmıştır. çok kısa sürede 27 kg kaybetmesine sebep olacak kadar sıkı  bir diyete girmiştir. en kısa sürede en üst düzey NSDAP hükümeti yetkilileri ile beraber Eylül ayında Nürnberg’e transfer edilmiştir. Bunun üzerine kasım ayında ise askeri mahkemeye çıkarılmıştır ve askeri mahkemeler başlamıştır.

Nürnberg Mahkemesinde yargılandığı sırada ona sorulan sorulara çok ilginç ve zekice cevaplar veren Hermann, zekasıyla orada bulunan sanıkları da etkilemeyi başarmıştır. Yargılama boyunca Hermann’ın tüm tepkileri sadece gülmek, başını sallamak ve jest kullanmak olmuştur. Yargılama sırasında asıl amacı sanıkları etkilemeye çalışmak olan Hermann, fazla ileri gitmesi sonucunda diğer suçlulardan ayrı tutulması gerektiği kararına varılmıştır ve Hermann tecride kapatılmıştır. Çoğu Alman subayları suçları inkar etmiştir ancak Hermann suçların bazılarını kabul etmiştir ve yargının son dakikasına kadar Hitler’e olan bağlılığından asla ödün vermemiştir. Sonunda mahkeme Hermann için 15 ekim 1946 tarihinde 53 yaşındayken idam kararına varmıştır. İdamından birkaç saat önce onun kapısında bekleyen askerlerden birisinden yanında taşıdığı özel kutusunu rica etmiştir. Kutunun içinde Potasyum Siyanür kapsülü bulunmaktadır ve Hermann bunu için askerler tarafından asılmadan önce hayatına son vermiştir. Göring’in cesedi de idam edilmiş olan herkes gibi yere yatırılarak sergilenmiştir. Sergilendikten sonra ise cesedi Ostfriedhof’ta (Münih) yakılmıştır ve yakıldıktan sonra külleri toplanıp  Isar Nehri’ne dağıtılmıştır.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here