Hayatı Görmezden Gelmek Yerine Yaşamak

0

Biz insanlar ”muş” gibi yapmakta usta olan varlıklarız. Mutluy’muş’ gibi, kırılma’mış’ gibi, huzurluy’muş’ gibi, dertliy’miş’ gibi ve en önemlisi yaşıyor’muş’ gibi…

 

 

Şöyle bir çevreme bakıyorum da yaşamaktan korkan ne kadar çok insan var. Mutlu olmaktan korkan, mutsuz olmaktan korkan, özlemekten korkan, sevmekten korkan, gerçekleri görmekten korkan. Kısacası hayatı yaşamaktan korkarak görmezden gelmeyi tercih eden insanlar. Hayatı anlayamamış bu insanları gördükçe kendi kendime hem üzülmeden hem de sinirlenmeden edemiyorum. Ah bir de sorsan ”yaşayıp gidiyoruz işte” demezler mi! Yahu kardeşim yaşamak ne zamandan beri hayatı görmezden gelmek oldu? Yaşamak ne zamandan beri adım atmaya korkmak oldu? Kendinizi mi kandırıyorsunuz, çevrenizdeki insanları mı? Yoksa attığınız bu yalana kendiniz de mi inanmaya başladınız?

Bu hayatta korkak insanlara yer yoktur. Bu dünya yaşamaktan korkan insanları süründürür. Bu dünya kendisini yaşıyor sanan insanları paçavra gibi bir köşeye savurur!

Yok olursunuz be azizim. Kendi kendinizi buruşturup çöpün en kuytu köşesine atarak orada çürüyüp gidersiniz. Sonra bir bakmışsınız çevrenizdeki insanlar da sizin gibi ”bakan ama görmeyen gözlerle” yanınızdan geçip gitmeye başlamış. Yanınızdan geçen her insanın omzu omzunuza dokunmuş fakat sanki siz orada değilmişsiniz gibi geçip gitmiş.  Böyle daha mı mutlu olacağınızı sanıyorsunuz?

 

Tüm bunların aksine bir de hayatı görmezden geldiğinin farkında olmayan insanlara var. Kendi kalbine tüm acıları yükleyerek adım attığını sanan insanlar. Oysa onlar bilmez ki tüm yükleri omuzlarına alarak olduğu yerde saydıklarını.

Düşünün… Karanlık bir alanda olduğunuzu hayal edin. Korkuyorsunuz, gözlerinizin önüne kapkara bir çarşaf serilmiş. Kalp atışlarınız hızlanmış, yüreğinizi koca bir ağırlık kaplamış. Yutkunma sesleriniz sessiz alanda yankılanıyor. ”Kimse yok mu?” diyerek bağırıyorsunuz fakat elde ettiğiniz tek şey karanlığın içinde yankılanan haykırışlarınız oluyor. Nerede olduğunuzu bilmiyorsunuz, algılayamıyorsunuz. Boş bir uğraşla elleriniz önde düşmekten korkar gibi titrek ve kısa adımlar atıyorsunuz. Yürüyorsunuz, yürüyorsunuz, yürüyorsunuz… Vardığınız nokta ise koca bir hiçlik… İşte hayatı görmezden gelen insanlar o karanlığın içinde kendilerini koca bir hiçsizliğe mahkum eden insanlar oluyor.

Kalbinizi dünyaya kapatırsanız elde edeceğiniz tek şey karanlık olur. Bu karanlık yalnız bırakır, yarım bırakır. Karanlığın içinden sızacak tek şey ruhunuzun acı haykırışları olur.

İnsan böyle yaparak sadece hayatı değil kendisini de görmezden geliyor. Farkında olmadan tüm ömrünü kendi kendisine tüketiyor. Hem kendisini hem de ömrünü… Bunun farkında olduğunda ise artık iş işten geçmiş, zaman sizi teğet geçerek ilerlemiş oluyor. Yanınıza gelerek size hevesle bakan bir çocuğa aynı hevesle yaşadığınız heyecanlı ve güzel olan o anıyı anlatmak istiyorsunuz. Sonra düşünüyorsunuz ve farkına varıyorsunuz ki koskocaman bir hayattan size geriye kalan hiçbir şey yok. Oturup anlatacağınız değerli hiçbir anınız yok. Beraber güzel anılar edindiğiniz tek bir insan bile yok! Bu ne acı bir farkındalık? Bu ne boş bir ömür! Şimdi iki dakika her şeyi bir kenara bırakarak kendinize şu soruyu sorun.

Ben bu hayatı gerçekten yaşıyor muyum?

Şu zamana kadar kendiniz için ne yaptınız? İçinizde ”ben şu olayda yaşadığımı hissetmiştim” diyebilen var mı? Eminim çoğunuz bu soruyu iki dakikadan fazla düşünmüşsünüzdür ve yine eminim ki çoğunuzun aklına öyle bir an gelmemiştir. Aklınızdan geçen cümleleri sizlere söyleyeyim.

Bu olay olmuştu ama işte…

Şu olayı da yaşamıştım…

Ah bu da vardı ama…

Bu cümleler ile başlayan hiçbir anınızı kabul etmiyorum efendim. Çünkü istediğim anı o kadar güçlü olmalı ki aklınıza başka hiçbir şey gelmeden ”bu! Bunu yaşamıştım!” demeliydiniz. Çok merak ediyorum, acaba kaçınız bana istediğim cevabı verebildi. İşte bu yüzden insan hayatı görmezden gelmek yerine yaşamalı, yaşamayı öğrenmeli. Adım atmaya korkup görmezden gelmek yerine, sonuçları ne olursa olsun adım atarak yaşamaya çalışmalı.

İleride son nefeslerinizi verirken yüzünüzdeki tebessüm ile hatırlayacağınız anılar toplayın. Çünkü bu, hayatı görmezden gelmek yerine yaşamak oluyor.

 

Fatmanur Dereköylü

Fatmanur Dereköylü

Anlatamıyorsan için dışına çıkana kadar kus bütün duygularını yazılara. Mürekkebin ruhun, yazıların da ruhundan sızan umutlarının kırıntıları olsun.
Fatmanur Dereköylü

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here