“Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır”

1

Sakarya Meydan Muharebesi Kurtuluş Savaşı’nın kaderi rolünü taşıyan adeta bir dönüm noktası niteliğinde bir savaştır. Sakarya Meydan Muharebesi, TBMM’nin var olma mücadelesindeki en büyük başarısı, Anadolu’da ki kesin egemenliğidir. Mustafa Kemal Atatürk’e mareşallik rütbesi ve Gazi ünvanı verildiği zaferdir Sakarya Meydan Muharebesi.

23 Ağustos-13 Eylül 1921…

22 gün 22 gece…

Yunanlılar, Eskişehir ve Kütahya Savaşlarından sonra Türklerin Sakarya’nın doğusuna kadar çekilmelerini kendileri için bir zafer sayıyordu. Türk ordusunu tamamen imha ederek yeni Türk Devletinin başkenti durumunda olan Ankara’yı ele geçirmeyi amaçlıyorlardı.

25 günlük duraklamadan sonra noksanlarını tamamlamış, 13 Ağustos 1921 günü, Eskişehir-Seyitgazi doğusundan Sakarya’ya doğru harekete geçmişti. Sayı ve silah bakımından çok üstün durumda olduğunu biliyor, son ve kesin zaferi kazanmak istiyordu. Harekete geçirdiği kuvvet gerçekten büyüktü; 20 bin asker, 300 top, 88 bin piyade tüfeği, 6 bin hafif makineli tüfek ve birkaç uçak.

Türk ordusu askere yeni alınan gençleri eğitecek zaman bulamamıştı: 60 bin asker, 55 bin piyade tüfeği, 241 ağır makineli tüfeği, 164 topu ve 2 uçağı vardı. Yunanlılar asıl çarpışmaların Mihalıççık-Sarıköy-Sivrihisar hattında yapılacağını sanıyordu.

Oysa bu hatlarda Türk ordusunun yalnız örtme, yanıltma birlikleri bulunmaktaydı. Bu birlikler buraya gelen Yunan ordusunu oyaladılar ve sonra Sakarya gerisindeki asıl mevzilerine çekildiler.

İlk büyük çarpışma 23 Ağustos günü Sakarya mevzii önünde başladı. Bu tarihten 12 Eylül 1921 gününe kadar aralıksız devam etti. Yunanlılar bir hayli kayıp vermelerine rağmen bazı noktalarda savunma mevzilerini aşabildiler. Fakat gerileyen birliklerimiz derhal yeni hatlar kuruyor, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’nın “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça bırakılamaz” şeklindeki emir ve talimatına uyarak, alışılmamış bir savaş veriyorlardı. Bazı mevkiler birkaç defa el değiştirdi.

Düşman kuvvetlerini Anadolu bozkırlarına yaymak, taktiğin amaçlarından biriydi ve başarıldı. Yayılan düşman birlikleri arasında irtibat sağlamak, su ve yiyecek temin etmek zorlaştı ve 1 Eylülden itibaren taarruzları şiddetini kaybetti. 6 Eylül’den itibaren ise Türk taarruzları şiddetlendi. 7 Eylülde Yunanlılar çekilmeye başladılar. Türk uçakları günde birkaç uçuş yaparak düşmanın çekilmesini takip etti. 10 Eylül’de Polatlı yöresindeki kolordumuz, 15., 23.ve 57. tümenlerle takviye edilerek, Beylikköprü yönünde karşı hücuma geçti. Saldırı merkez ve sol kanatta da şiddetlendi. 12/13 Eylül gecesi kesin zafer kazanıldı.

Düşman Eskişehir’e doğru kaçıyordu. Süvarilerimiz düşman ordusunun yanlarına, gerilerine ve içlerine girerek büyük kayıplar verdirmeye devam etti. Fakat savaştan önce Türk ordusunun yeniden teşkili ve noksanlarının giderilmesi tamamlanamamıştı. Onun için Yunan ordusu çekilirken tam bir takip yapılamadı. Düşman ancak Afyon ve Kütahya’ya kadar sürüldü. Sakarya Savaşı’nda düşman 40 bin ölü verdi. Bizim kaybımız ise şehit, yaralı ve hasta olarak 26 bin civarındadır. Bu savaşta çarpışmalar daha çok piyade birlikleri arasında oldu ve hemen hemen bütün piyade subayları yara aldı.

Sakarya Zaferinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’e mareşal rütbesi ve gazi unvanını verdi.

 

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here