Hatalardan Öğrenmek ve Olumlu Düşünce

0

HATALARDAN ÖĞRENMEK

Kişi hayata ilişkin yargısını değiştirdiğinde, hata yapma korkusunu aşar. İnsan bazen dalgın, bazen yorgun, bazen duygularının baskısı altında olan ve her alanda yeterli olmayan bir varlıktır. Hata yapmak insan olmanın bir sonucudur.

Hata istenilen durumdan uzaklaşma bir sapmadır. Hatalar hayatta bir şeylerin iyi gitmediğine dair uyarı sinyalleridir. İnsan doğası açısından normal olan bu durum aynı zamanda müdahale edilmediğinde oluşabilecek zarara ilişkin bir uyarıdır.

Hatalar olduğunda kendimizi ve diğer insanları suçlamak yerine, ”Bir daha olmaması için ne yapmalıyız? ” sorusuyla hareket ve çözüme yönelmek, doğabilecek ciddi kriz ve zararları önleyen en etkin davranıştır.

Yönetici bir konumdaysanız, ilişki veya iş kaynaklı bir hata durumunda ne olduğuna değil ne istenildiğine ve kişiye değil soruna yoğunlaşmak en önemli adımdır. Hatayı anlamaya dönük olarak kişileri içtenlikle dinleyin. Birlikte hataya neden olan unsurları bulabilmek için kişilere analiz edici sorular sorun. Kişilerin hatayı düzeltme konusundaki çözüm önerilerini dinleyin. Çözüm önerilerinde uzlaşmışsanız, çözümü uygulamaları konusunda onları teşvik edin ve destekleyin.

Yetişkin bir insan bir iş veya ilişkide hata yaptığında, yapacağı tek şey kendisinin hata yapmaya yol açan nedenleri anlamasıdır. Hata kendi yanlış algılamasından, eksik bilgisinden veya ilaçlarından kaynaklanıyorsa kişi bunu düzeltmelidir. Hata bir zarara yol açmışsa zarara uğrayan kişiden gecikmeden özür dilemek ve ardından zararı telafi etmek, içsel güvenin devamı için atılması gereken temel adımdır.

Hata karşımızdaki insandan kaynaklanıyor ve bu kişi hatasını kabul etmiyorsa, ilişkideki sınırları yeniden gözden geçirmek gerekir. Hatalı seçim ve davranışlarıyla bize zarar veren insanlara karşı kararlı bir hayır, ilişkiyi azaltma veya tamamen bitirme izlenmesi gereken ilişki yönetimindeki ilk adımlardır. Yaşadığımız çevre ve ilişkileri her zaman seçemeyiz. Yalnız yetişkin bir yaştaysak bu çevreyi nasıl algılayacağımızı ve nasıl davranacağımızı kendimiz seçeriz.

Hata yapmak öğrenmenin doğal sonucudur. Ustalık tekrarlar sonucunda oluşur. İnsan beyni tekrarlar sonrasında hata oranını düşürerek istenilen davranışı kazanır. Hata yapmadan ne bir iş ne de bir yetenek öğrenebilir. Yaşımız ne olursa olsun yeni bir şeyler öğrenirken ilk seferinde istenilen nitelikte yapmamız mümkün değildir. Beynimiz geri bildirimlerle öğreninceye kadar belirli tekrarlara ihtiyaç duyar. Hatalar bizim kendimizi olgunlaştırmamız için bize rehberlik ederler.

Farkındalık, bir konuda doğru ve bütünsel anlamadır. Bir konuda farkındalığımız yani bilinç düzeyimiz yüksekse hata yapma oranımız azalır. Yalnız insan sürekli yüksek farkındalık düzeyinde değildir. Değişmeye cesaretimiz olmadığı için gerçekleri yadsırız. Tembellikten öğrenmeye kendimizi kaparız. Yanlış bir durum da olsa reddeilmemek için çoğunluğa uyarız. Aşırı yorgunluk dikkatimizi dağıtır hatalar yaparız. İhtiyaçlarımızın yoğun baskısıyla aklımızı örter, doğabilecek olumsuz sonuçları görmeyiz. Daha önce deneyimimiz olmayan bir durumla karşılaşır, yanlış kararlar alırız. Alışkanlıklarımız, çevremizdeki değişiklikleri görmemizi önler ve hatalar yaparız.

İnsan ilişkilerinde hatalar çoğu zaman ahlaki değerlere aykırı davranma, bilgisizlik, sabırsızlık, hoşgörü eksikliği, önyargılar, yanlış algılama, duygularımızı doğru ifade edememe, unutkanlık ve ertelemeden kaynaklanır. Bu nedenle hatalardan öğrenmek kendimizi anlamak, kendimizi affetmek, kendimizi olumlu yönde değiştirmektir. Hatalardan öğrenmek yenilenmektir.

Kişinin hatalarından öğrenebilmesi öncelikle zihninde hata yapmaya ilikşin bakış açısını yeniden tanımlamasına bağlıdır. Ebeveynlerimizin zihnimize yerleştirdiği ”yapmalısın”, ”olmalısın” gibi zorunluluk ve gereklilik ifade eden yargılar gerçeklik ve ahlakilik süzgecinden geçirilmeli ve yeniden tanımlanmalıdır. ( Örneğin, dürüstlük ahlaki bir değerdir. Dağınık olmak ise insanlara zarar vermediği sürece kişisel bir tercihtir. Kişi dağınık olmayı tercih edebilir.)  Ardından bu gereklilik ifadelerini dıştan gelen bir dayatma olarak değil içten gelen bir yönelim olarak ifade etmelidir. İçten yönelimler inancı ifade eder. ”Dürüst olmalıyım.” ifadesi dışarıdan gelen bir zorunluluk ve baskıyı ifade eder. Dürüst olmadığımızda kaybedeceğimiz korkusunu beraberinde getirir. ”Dürüst olmayı seçiyorum” ifadesi içsel bir yönelimi ve odaklanmayı kişinin kendi hayatı üzerinde karar vermesini anlatır. ”Yapmalıyım” , ”Olmalıyım” gibi zorunluluk ifadeleri kişisel baskı ve stres oluşturur. Ahlaki seçim ve sorumluluklarımızı tercih ifadeleriyle ortaya koymak ise içsel kontrolü ve motivasyonu sağlar.

Hatalar insan olma yolunda birer öğrenme ve keşfetme basamağıdır. Hata yapmadan öğrenmek ve gelişmek mümkün değildir. İnsanlar hatalar sonucunda eksik ve zayıf olan yanlarını  keşfeder. Hataları eleştirilen ve cezalandırılan insanların öğrenme ve yenilik istekleri azalır. Zor durumlarda inisiyatif alma ve sosyal sorumluluk duyguları zayıflar.

 

OLUMLU DÜŞÜN , HOŞÇA BAK ZATINA

İnsan beyni kendisine ne yüklenir ne telkin edilirse, insana onu yaşatır. Kendimiz ve olaylar hakkında yapacağımız her olumsuz yaklaşım ve değerlendirme, zihnimizde daha sonrasını yönlendirecek olan bir harita oluşturur. Olumsuz yargılar, olumsuz tutum ve davranışları doğurur. Bir konuya duyduğumuz bir inanç, o konuya benzeyen fikirleri de kabullenmemizi kolaylaştırır.

Beynimize ne tür bir bilgi giriyorsa beyin ona uygun bir çıktı oluşturur. Beynimize kişilik ve yeteneklerimizle uyumlu doğru program ve hedefler yüklersek beyin bu programı uygulayacaktır. Doğru seçimler ve yöntemler çoğu zaman doğru sonuçları doğurur. Amaç, fikir ve hedefleriniz anlaşılabilir, ulaşışabilir, kapasite, yetenek ve değerlerinizle uyumlu ise ve ulaşıldığında fayda ve gelişim doğuran nitelikteyse kendiniz açısından doğru seçimler yapıyorsunuz demektir. 

Zihninize hangi düşünceyi veriyorsanız zihin o düşünceyi işler. Olumsuz düşünceleri zihin olumsuz süreçler oluşturmak için işler. Zihin olumsuz bi düşünceden olumlu çıkarımlara gidemez. Kişinin kendine ilişkin olumsuz düşünceleri, olumlu cümlelerle değiştirmesi , kendisini olumlamasını ve takdir edilmesini sağlar. Kendimize olan saygımızı zedeleyen, güvenimizi parçalayan olumsuz değerlendirmelerin yerine iç dünyamızı betimleyen olumlu ifadeleri tercih ederek kendimize güveni öğrenebiliriz.

Zihnimiz bilgileri görsel olarak kaydeder. Her bir kelime zihnimizde bir görüntü olarak kaydedilir.Bu nedenle ifade tarzımız çok önemlidir. Zihin negatif ifadeleri algılayamaz. ”Başarısız olmak istemiyorum.” cümlesinde zihin bir başarı anını değil bir başarısızlık anını canlandırır. Bu nedenle olumlu ifadelerimizle zihnimize ne istemediğimizi değil ne istediğimizi belirtmeliyiz.

Bir günü değerlendirirken ürettiğiniz katkı ve değerleri düşünün. Gün içinde yapamadıklarınıza, eksiklerinize değil olumlu olarak yaptıklarınıza odaklanın.

Eksik yönlerinizi düzeltmek yerine, güçlü yönlerinizi geliştirmeyi tercih edin. Değişime zayıf olan, sevmediğiniz yanlarınıza odaklanmak yerine, sevdiğiniz yetenek ve özelliklerinize odaklanarak başlayın.

Bu tercih zihninize sürekli olumlu besleme yapacağı için sizi daha fazla motive edecek, zayıf taraflarınızı kabullenmenizi ve onları geliştirmenizi kolaylaştıracaktır.

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here