Harezm Sahası Türk Edebiyatı

0

Harezm Sahası Türk Edebiyatı

Harezm Sahası

Timur ve çocuklarının kurdukları devletin ana dilinin Türkçe olması 14. yüzyılda Doğu Türkçesinin konuşulduğu bölgelerde Türkçenin yazı dili olarak gelişip güçlenmesinde önemli bir etken olmuştur. 11. ve 13. yüzyıllarda Hakaniye lehçesi olarak geçen Orta Asya Türk dili 14. yüzyılın sonunda Harezm ve Altınordu sahasında verilen eserlerle yerini yeni bir edebi dile (Çağatay Türkçesi) bırakır.

Rabbuzî – Kısasü’l Enbiya (Peygamber Kıssaları)

Ribat-Oğuz denilen bir yerde olduğu için kendisine bu ad verilmiştir. Eserlerini Harezm Türkçesiyle kaleme almıştır. 1311’de kaleme alınan bu eser peygamberlerin hayat hikayelerini ve kıssaları konu edinir. Sanatkârâne bir üslupla yazılmış mensur bir eserdir. Eser yazılırken güvenilir tefsirlerden yararlanılmıştır. İçinde yer yer aruz vezniyle Arapça-Türkçe karışık manzumelerin yer aldığı eser dil tarihi bakımından önemli bir yere sahiptir.

Kerderli Mahmut bin Ali – Nehcü’l Ferâdis (Cennetin Açık Yolu)

Harezm sahasına dahil olan bu eser Doğu Türkçesiyle kaleme alınmıştır. 40 hadis türünün edebiyatımızdaki ilk örneklerindendir. Yazar, hadislerin metnini, tercümesini ve şerhlerini vermiş. Tefsirlerden faydalanarak hadis ve evliya sözleriyle konuyu izah etmiştir. Dil tarihi bakımından önemli olan bu eserin en eski nüshası 1360 sayfa civarındadır.

İslâm – Muînü’l Mürîd (Mürid’in Yardımcısı)

14. yüzyıl Harezm sahasında kaleme alınan 900 beyitlik dinî, tasavvufî bir eserdir. İslam bu eserde, göçebe Türkmenlere tasavvuf ve fıkıh bilgisi vermeyi amaçlamıştır.

Kutb – Hüsrev-ü Şirin

Altınordu sahasında yetişmiş bir şair olan Nizâmî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisini Kıpçak edebi diline çevirmiştir. Altınordu hükümdarı Tini Beg Hânın âlim ve şairleri himâye eden eski eşi adına tercüme edilmiştir. Eserin başındaki tevhid, naat, dört halife ve Tini Beg’in övgüsünün yapıldığı bölümler teliftir. Edebiyatımızdaki ilk Hüsrev ü Şirin tercümelerindendir.

Harezmî – Muhabbetnâme

Altınordu sahasında 1352 senesinde yazılmış 10 küçük mektuptan oluşan bir mesnevidir. Mesnevi beyitleri arasında gazeller de bulunan dinî bir eserdir.

Seyf-i Serâyî – Gülistan Tercümesi

Mısır’da Memlükler döneminde yetişmiş ve Kıpçak edebi diliyle eserler vermiş olan şairin en önemli eseri Sa’di-i Şirâzî’nin Gülistan adlı eserinin tercümesidir. 1954 yılında Türk Dil Kurumu tarafından bu eserin tıpkı basımı yayımlanmıştır. Gülistan tercümelerinin bizdeki ilk örneği ve Kıpçak edebi neslinin en güzel numunesidir. Ali Fehmi Karamanlıoğlu tarafından Doçentlik tezi olarak hazırlanan metin daha sonra gramer incelemesi ve tıpkı basımıyla birlikte yayımlanmıştır.

Seyf-i Serâyî ayrıca Altınordu ve Harezm şairlerinden bazılarını tanzîr ederek bir de nazire mecmuası oluşturmuştur. Bu mecmua ile 14. yüzyılda yaşayan şairlerinden varlığından, şiirin bu asırdaki gelişiminden ve edebi Türk lehçeleri arasındaki münasebetlerden haberdar olmaktayız.

Ebu Hayyan – Kitâbü’l İdrâk li Lisân-ı Etrâk (Türklerin Lisanı İçin Anlayış Kitabı)

Memlükler döneminde Mısır’da yaşayan Ebu Hayyan’ın bu eseri Türkçeyi tanıtan bir sözlük mahiyetindedir ve dil tarihimiz açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Ahmet Caferoğlu tarafından 1931’de yayımlanmıştır.

Hüsâm Kâtib – Cümcümenâme

1368’de kaleme alınan eser Feridüttin Attar’dan tercümedir. Bu manzum eserde Hz. İsa ve Kesikbaş arasında geçen olaylar hikaye şeklinde anlatılır. Konusu bir halk hikayesidir.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here