Hangi Sevgi Daha Büyük Anlatılıp Dile Düşen Mi?..

0

Yazıma bu defa ilişkileri üzerinden başlayacağım. Çünkü gerçekten çok yoruldum. İnsanları çözümlemeye çalışmaktan, hayatımı kontrol etmeye çalışmaktan, duygularıma yenilmekten. Sevdiğim insanlara karşı hassasiyetimden dolayı çok yoruldum. Fazla sahiplenmek kadar insanı inciten bir durumlardan bahsetmiyorum bile.

Yorgunluk dediğim şey de aslında fiziki şeyler değil. Manevi şeyler. Ruhen yorulmak, yıpranmak. Tükendim sanıyorsun ama yaşamaya devam ediyorsun. Nefes alıyorsun ama oksijenin tadı yok hesabı.. Hissetmiyorsun kendini. Kimseyle konuşasın gelmiyor. Erteliyorsun bütün planlarını. Kırıyorsun belki fark etmeden yakınındakileri. Bu durgun halin bir süreden sonra dikkat çekmeye başlıyor. Herkes neden durgun olduğunu, eskisi gibi gülüp eğlenmediğini sorup duruyor. Ne diyebilirsin ki? Koca bir hiçten başka..

Her zaman istediğimiz gibi olmuyor durumlar, istediğin şekilde ilerleyemeyebiliyor. Kimi etkiliyor ki senden başka? Kimin umrunda oluyor. Elimizden gelse de söküp atsak içimizden acılarımızı.. Bizi üzen şeyleri sonlandırabilsek. Tek başına yapamıyoruz ama. Bizi üzen şeyleri tek başına omuzlayamıyoruz. Derdimizden şikayetçi bile olamıyoruz derdi verenden dolayı. bu kadar acı verici bir şey olmamalıydı. Bu kadar yıpratmamalıydı insanları. verenler gitmemeliydi, yıkmamalıydı, içimizdeki taşlarını..

Ben kendimden bahsedeyim. Nasıl sevdiğimden. Sonuna kadar giden, bütün sınırları zorlayan yapımdan. Çok kızınca, kırılınca bile her şeyi unutabilen benden. Bazıları fedakarlık der, bazıları saflık. Ben gerçek sevgi diyorum.

Duygularımızı belli edemiyoruz, her şeyi şakaya vuruyoruz diye sevmiyoruz sanıyorlar. Anlatamıyoruz oysa ki.. Derin sevgiler dilsiz olur.

Sevince sahipleniyorum, benimsiyorum, kendimden bir parça biliyorum. Her şeyini araştırıyorum. Belki onun bile unuttuğu şeyleri ben bilebiliyorum. Farkında mı? Tabii ki de asla. Öyle fark ettirmeden, umursamaz bir tavırla yapıyorum ki en son karşımdaki insan sevgimden bile şüphe etmeye başlıyor.
Duygularını belli edememe durumumla savaşım başlıyor bu farkındalıktan sonra. Anlatılamayan, dışa vurulamayan sevgi aslında daha derin hisler demek oluyor. Anlatamıyorsunuz, anlayamıyorlar. İnsanlar göstere göstere yaşamak istiyor sevgisini, kelimelere dökülsün istiyor. Her zaman mümkün olmuyor ne yazık ki. Hangi sevgi büyüktür demiş eskiler. Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi ?..

Benim sevgim anlatılmayıp yürek deşen misali.. Anlatamıyorum, yanımdayken hissettirebiliyorum ancak. Çünkü içimdeki derin sevgiyi anlatabilecek, hissettirebilecek kelimeler henüz lügatlarda yok. Öylesine derin, öylesine fazla. Ne olur ben anlatmadan anlayın, anlattıklarımdan daha fazlasını anlayın. Kızmayın bana kırılmayın. Nasıl sevgimi hissettirebileceğimi gerçekten bilmiyorum. Yanımda, her zaman yanımda olun. Kendi sevginizle iyileştirin beni. Kelimelere nasıl dökebileceğimi öğretin. Tek başıma yapamıyorum. Anlayın ne olur..

Belli edemeyince insan ya anlamamazlıktan gelir ya şakaya vurur en duygusal olunan anlarda. Nasıl belli edeceğini bilemez, eli ayağına dolanır. Kaçar hislerinden.. Eline yüzüne bulaştırmaktan, olmadık bir şeyler söylemekten korkar. İnsan sevdiklerinden kaçar mı demeyin. Kelimelerin nelere mal olabileceğini bilmiyorsunuz. Nasıl kırdığınızı tahmin bile edemiyorsunuz. Düzeltmeye çalıştıkça daha çok dağıtmanın acısını nasıl anlatayım. Duygusal yaklaşamamayı, hislerini yazı dilinde belli edememenin nasıl yakıcı bir his olduğunu buraya yazarak nasıl hissetireyim?.. Doğru kelimeleri şimdi bile seçemezken.

Her şeyi kırıp döktükten sonra nasıl toplamalı ki insan ? Ne söylemeli de telafi etmeli? Ayrı kalmaya dayanamayacağın insanlarla uzun süre konuşamamak ne demek herkes bilmez. Çoğu insanın yanında olur çünkü asıl kişiler. Hissettirirler. Yazarak anlatma gibi hatalara düşme şansı olmaz.

Ama her zaman söylediğim gibi şimdi de söyleyip yazımı sonlandıracağım. Bir insanla beraber olmanız gerekiyorsa mutlaka o insanla olursunuz. Uzun süre konuşmasanız bile ilk konuştuğunuzda aynı sıcaklıkla sizinle konuşur büyük kırgınlıklar yaşamamışsanız. Sevgi budur. Kırgın bile kalmaya dayanamaz insan. Kıyamaz bir defa.. O bir konuşsa o on konuşur. Unutur çünkü, sevgi iyileştirir. Kendinizi ait hissettiğiniz sevgiden vazgeçmeyin. Bütün olumsuzluklara rağmen. Yaşam zaten mutlu ve mutsuz anlardan oluşan bir serüven değil mi? Belki de birbirinizi bu kadar üzmeniz başka büyük mutluluklarınıza hazırlıyordur birbirinizi. nerden bilebilirsiniz ki?

Sevdiğiniz insanlardan vazgeçmeyin o yüzden. Nefes alıyorsanız her zaman umut var demektir. Her şeyi zamana bırakın demiyorum. Çünkü ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz. Kimse pişman ölmek istemez. İçinde kalan duyguların ağırlığını taşıyabilecek kadar güçlü değildir kimse.

Her şey yoluna girmeden önce en kötüsünü yaşarsın. Yaşadığın mutluluk daha büyük olur böylelikle. Diyeceğim şu ki:
Pişman ölmek istemiyorsanız sevdiğiniz, değer verdiğiniz şeylerin peşinden gidin. Bu mutluluğu hakediyorsunuz.

Nazmiye

Nazmiye

Çayın da derdi var, dedi adam..
Ateşler içinde yandığına göre,
Unutulduğunda soğuduğuna göre,
Bekleye bekleye acıdığına göre
Var bir derdi.
Nazmiye

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here