Hac İbadeti ve Kura Sonuçları

0
14

Hac Kuraları 2018 

Bugün saat 11.00 de  çekilen kuralar Trt Diyanet’te canlı yayında duyurulurken bazı listeler hızlı olması takip edilemedi takip edemeyenler için sistem sonuçları bu sayfadan açıklandı. Buradan sonuçlara ulaşabilirsiniz.

Hac kura sonuçları için tıklayınız.

Oda tercihli hacı adayları bu yıl %92 oranında olduğu açıklandı. Geçen yıldaki hacı adayları ağırlığı  51-70 yaş aralarında iken en küçük aday ise 1 yaşında bile olmayan 10 aylık bir bebek idi. Sonuçları ile haca hak kazanan adaylar için:

 

HAC KESİN KAYIT NE ZAMAN?

Hac kura çekilişi sonuçlarına göre, hacca gitmeye hak kazanan müslümanlar hac için kesin kayıtlarını 5-16 Şubat tarihleri arasında yapabilecekler. Belirlenen süre içerisinde kesin kayıtta bulunmayanların yerine hac konaklama türlerine göre kura sırası gözetilerek 22 Şubat-2 Mart’ta, dağıtılan kontenjanlar çerçevesinde kayıtlar alınacak.

2018 HAC YOLCULUĞU NE ZAMAN OLACAK?

İlk hac kafilesinin 17 Temmuz’da, son hac kafilesinin 15 Ağustos’ta yola çıkacağı kutsal topraklardan dönüşler, 25 Ağustos-20 Eylül’de gerçekleşecek.

HACCA DAİR

Hac, İslamın şartlarından bir tanesidir. Hac kendisine farz olan kimse, haccını eda etmediği takdirde günahkâr olarak ölür.

(ALİİMRAN SURESİ 97. Ayet)

Allahü teala şöyle buyurdu:

<<Ona bir yol bulabilmeye gücü yeten insanlara Allah için farz oldu. Her kim küfrederse, Şüphesiz Allah alemlerden zengindir.>>

Resülullah’a (sav) şöyle soruldu :

-Hangi amel daha faziletli?

-<<Allah’a ve resulune iman…>>

Diye buyurunca tekrar soruldu:

-Bundan sonra nedir?

-<<Allah yolunda cihad..>>

Buyurunca, yine soruldu:

-Bundan sonra nedir?

-<<Güzel bir hac..>>

Diye buyurdu.

Hacca  giden kimseler bilhassa ticari bir maksat güderek gitmekten sakınmalıdırlar. Hatta, bütün maddi maksatlardan. Bilhassa İmam-ı Gazali ticari maksatla hacca gitmemek üzerinde çok durmaktadır.

-Ebu hüreyre’den (r.a) naklen Müslim rivayet ediyor:

-Peygamber (sav) efendimiz, bize bir hutbe okudu ve şöyle buyurdu :

-<<Ey insanlar, hac size farz oldu. Hac yapınız.>>

Haccın manevi yönü çok faziletli olmakla beraber; maddi yönden de çok faydaları vardır.

Bilhassa, müslümanların tanışıp görüşmeleri, maddi ve manevi sıkıntılarına müştereken çare aramaları bakımından.

Ravi menkibeleri, 5.Hadisi Şerifte..

-Ebu hüreyre’den ( r.a) naklen Buhari ve Müslim rivayet ediyor:

Resüllullah (sav) şöyle buyurdu:

-<<Her kim, Allah için kötü söz söylemeden ve bozuk iş yapmadan hac yaparsa; evine anası onu doğurduğu gün gibi döner.>>

Hacca giden herkes, elbisesini soyunup nasıl ihrama giriyorsa; öylece benliğinden geçip Hakk’a teslim olmalıdır. Ancak böyle olursa; temiz olarak yurduna döner.

Revi menkibeleri 2. Ve 5. Hadisi Şerifte.

Cenab-ı Hak cümlemize helâl para ile hac yapmayı nasip etsin.

Hacca gitmek aslında nasip olması ayrı bir atmosfer Allah için yanan bir kalp, dua ile zikreden bir dil ve hacca çağrılan bir beden.

Okuduğum bir kitaptan gerçek hayatta yaşandığı söylenilen bir kısmı ile bu konuyu özetleyelim:

“-Durduramadık bir türlü. Yarım bir vücutla tekrar umreye gitti. Şeker, tansiyon ve diğer hastalıklardan zaten ayağa kalkamıyordu ama bizi dinlemedi.” Vardır bunda bir hikmet diyerek” çok da ısrar etmedik.

İçindeki his ve iman, bu sefer çok daha güçlü, çok daha yoğun ve çok daha yüceydi. Bu sefer “Kutsal topraklara, çağrılanlar gider”mesajını öylesine kuvvetli almıştı ki sanki yüreğini dalga dalga kaplayan o gizemli sesi her an içinde duymaktaydı:

“Gel, imtihanın bitti artık. Her kulun kalbini çok iyi bilen Yüce Allah, bu sefer senin için rahmet kapılarını sonuna kadar açtı.

Gel efendimizin şefkatli kucağı seni bekliyor. Bedenini günahlardan arındıran son ateş, ruhunu da yıkadı, temizledi.

Gel artık! ”

Bu esrarengiz çağrıdan başka hiçbir sesi duymuyordu. Kulakları dünya seslerine kapanmıştı. Her an “Abla, beni çağırıyorlar”diyor, başka bir şey demiyordu.

Yıllardır bu mesajın aşkıyla yanıp tutuşan Nilüfer Hanım, Efendimizle tekrar kucaklaşmak ve Onun şefkatli sinesine sığınmak için uçarak gitti.İçinde dinmek bilmeyen çağrıya icabet etti.Giderken de sanki o, cismini bırakmış, vücudundan sıyrılmış,melekler gibi ruh alemine dalmıştı.O güne kadar asla yüzünde görülmeyen huzur ve ışıltı, onun ne ibretli bir sona doğru yolculuk yaptığını gösteriyordu.

Kutsal toprakların o doyumsuz manevî alemine daldı. Rabbimizin kendisine açtığı şefkat ve merhamet kapılarından bir bir geçti. Efendimizin, ruh ve gönülleri ebedi huzura erdiren şefkat ve şefaat dolu kucağına attı kendini. Ah, orada yaşadığı sırlı âlemler. Ben nasıl anlatabilirim, siz nasıl yazabilirsiniz? Orada yaşadığı ibretli olaylara ne akıl erer ne de mantık bir çıkar yol bulabilir. Sanki Cennet kapılarında sıra bekleyen bir kulun, kendinden geçen heyecanı ve aşkıyla, o son gece, sabaha kadar gözyaşlarıyla yanık başını seccadeden kaldırmamış. Meğer bu, onun son secdesiymiş. Onun sevda ateşiyle yanmış ruhu,dünya ateşiyle yanmış bedenini secdede bırakarak Efendimizin şefkatli kollarına atmış kendisini.

Efendimizin kabirlerinin hemen yanında secdeye yığılmış haldeki cesedi kaldırılırken yüzündeki o sonsuz nuru ve yanık dudaklarındaki o ebedi tebessümü görmeyen kalmamış.

Nilüfer Hanım, bir türlü içinde sönmeyen bu sevda ateşiyle, o büyülü iklimle buluşup ebedi hayata kanat çırpmış.

Artık o sultanlar sultanı ve sevgililer sevgilisinin yanında, tadılmamış bir huzurun doyumsuzluğunu yaşıyor olmalı.

Nilüfer Hanım nihayet, çok ibretli ve çok çetin geçen hayat imtihanının sonunda kendini ve gerçek aşkını  bulmuştu. Yüce Allah, yıllardır bu hasretle yaşayan Nilüfer Hanım’ a istediğini nasip etmişti.”

Nasip etmek, hasıl olmak, insanın o kutsal topraklara çağrılması bu ve buna benzer salih ve salihalar nasip olacak ve o bitmek tükenmek bilmeyen gülün kokusunun atmosferi binlerce milyonlarca hacı adayının kalbini saracak giden dönmek istemeyecek zamanları alıp geçecek ve onlar kendi yurdu benimseyecekler. Düşünün geride kalan ailesini hatıralarına bile gelmeyecek bir yer. Tekrar tekrar yapılması istenecek bir ibadet olan haccı efendimiz 3 kez yaptı.

Cabir (ra)’den rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte şöyle açıklanmaktadır: “Peygamber (sav) üç defa hac yapmıştır. Bunlardan ikisi hicretten önce eda edilmiş, biri de hicretten sonra ifa edilmişti. Bu (son) hacda, umre de bulunmaktaydı. Resul-i Ekrem(sav), beraberinde altmış üç deve götürmüş, Hz. Ali (ra) de Yemen’de otuz yedi deve getirmişti. Bunların hepsini bu haccında kurban etmişti.” (et-Tac c. 2, s. 99)

Bir düşünün neden?

MEKKE’yi çok sevmesine rağmen, o bunu tercih etti. Çünkü İslâm  ölçülü olmayı emretmişti ve o bizim örneğimiz ahlaklı Efendimiz (sav) idi.

Umre hac ibadetleri anlamları ile bedenen kalben yaşamamız dileğiyle…

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here