Güzel Ahlakın En İyi Örneği: Peygamber Efendimiz (s.av) Hz. Muhammed

0

 

İslam’da doğru bilgi büyük önem taşır. Doğru bilginin kaynakları olarak İslam öncelikle “vahyi” kabul eder. Yani, Mümin insandan Kur’an-ı Kerimde yer alan bilgiler ışığında doğru bilgilere ulaşılması beklenilir. Fakat Kur’an-ı Kerimde direk olarak açıklanmayan müteşabih adını verdiğimiz bazı ayetler bulunmaktadır. Örneğin Kur’an-ı Kerim’de beş vakit namazın farz olduğu kesin olarak belirtilmiştir fakat namazların nasıl kılınacağı ile ilgili açık bir ayet bulunmamaktadır. Böyle durumlarda ise Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) davranışlarına, uygulamalarına bakılarak yapılması gerekenler öğrenilir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yaptığı davranışlar ve söylediği sözler de hadis olarak adlandırılır.


Peki müteşabih ne demektir?

Müteşabih sözlükte benzeyen anlamına gelir. Terim olarak ise; manası kolaylıkla anlaşılmayan, bir çok manaya ihtimali olup bunlardan birini tayin edebilmek için haricî (dışarıyla ilgili olan, dış ile ilgili, dıştan olan, dışsal) bir delile ihtiyaç duyulan, ne anlama geldiği, ne anlatmak istediği ilk bakışta anlaşılmayan, manası açık ve net olmayan, niteliği (seçikliği) belli olsa da içeriği (açıklığı) belli olmayan, şaban ayında değil de ramazan ayında oruç tutulması ve namazların sayısı gibi manası akılla kavranamayan lafızlara (yasanın sözle, sözcüklerle bildirmek, iletmek istediği anlam)  ve ayetlere denir.

 

Güzel Ahlakın En İyi Örneği: Peygamber Efendimiz (s.av) Hz. Muhammed

Hz. Muhammed (s.a.v)’in hoş görülü, sabırlı olması, güvenirliği, hakkı gözetmesi, üstün ahlakı ile kişiliği, insana değer vermesi ahlakı en iyi şekilde bizlere yansıtmaktadır.

Bunların yanı sıra Peygamberimizin en güzel özelliği, başkaları için önerdiği öğütleri ve kuralları ilk önce kendi yaşamında uygulaması ve daha sonra insanlara öğütlemesi; kendini başkalarından üstün görmemesi, Kuran’ın öğüt ve yasaklarını yaşamında uygulaması onun ne kadar üstün bir insan oluşuna en güzel örneklerinden bir tanesidir.

Peygamber Efendimizin ahlakını, yüceliğini kelimelere sığdırmak ya da biz insanoğluna anlatmak, ifade etmek çok zordur. Onun ahlakı Kuran ahlakıdır.

 

Yüce Rabbimiz Peygamberimizin ahlakını överken:

“Ya Muhammed! Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.”

buyurmuşlardır.

Peygamberimiz Allah’a niyaz ettiğinde:

“Allah’ım! Beni ahlakın en güzeline yönelt, kötü ahlaktan uzak tut.”

demiştir.

GÜZEL AHLAK NEDİR?

 ➡ Ahlak kavramı fıtrattan (yaradılış) gelen fakat insanın bulunduğu toplum içerisinde geliştirerek kazandığı iyi ve güzel huylar bütünü olarak tanımlanabilir.

 ➡ Güzel ahlak ise, insanın her türlü iyi davranışı benimsemesi ve kötü davranışlardan kaçınarak sürekli iyiye yönelmesi ve erdemli olma durumudur.

Kur’an-ı Kerim ve hadislerle sınırı çizilen güzel ahlakın şüphesiz en iyi temsilcisi ve öğreticisi olan:

“Allah’ım beni ahlakın en güzeline yönelt. Kötü ahlaktan uzaklaştır.”( Müslim, 1/535; Hadis no : 771) şeklinde duada bulunan Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) başkası değildir.

Yalan söylemeyip dürüst olmak, komşularla iyi geçinmek, sıla-i rahimde (akrabalar, yakınlar arasındaki bağı ve iletişimi sağlam tutmak bu ilişkileri koparmamaktır. Akrabalık ilişkilerinin iyi olması için karşılıklı saygı sevgi ve yardımlaşmanın güçlü olması gerekir) bulunmak, anne babaya karşı nazik olmak, güler yüzlü olmak, ayıpları yüze vurmamak gibi daha da çoğaltabileceğimiz bu özelliklerden her biri birer güzel ahlaki davranış örneğidir.

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN (S.A.V.) GÜZEL AHLAKI İLE İLGİLİ HADİSLER

  • Rasullüllah (s.a.v.) Efendimiz, simaca insanların en güzeli, ahlak yönünden de insanların en üstünüydü.

( el- Buhari, 4/1819, (Hadis No : 2337); Tecrid Tercemesi, 9/311 ( Hadis no : 1449) )

 

  • Rasullüllah (s.a.v.) başkalarını tenkit etmez, kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı.

( el- Buhari, 4/167; Tecrid Tercemesi, 9/321 ( Hadis no : 1460))

 

  • Yanlış ve hoşlanmadığı bir davranış görürse, “İçinizden bazı kimseler, şöyle şöyle yapıyorlar…” şeklinde, bu davranışları yapanların kim olduklarını belli etmeden, hiç kimseyi kırmadan yanlış ve hataları düzeltirdi.

( Ebu Davud, 2/550)

 

  • Kimsenin sözünü kesmez, konuşması bitinceye kadar dinlerdi. Tartışmayı sevmez, sözü gereğinden çok uzatmazdı. Kendini ilgilendirmeyen işlerle meşgul olmaz; kimsenin gizli hallerini araştırmazdı. Allah’a hürmetsizlik olmadıkça, şahsına yapılan kötülükleri, ne kadar büyük olursa olsun, bağışlar, eline imkan geçince öç almayı düşünmezdi. Ancak, Allah’ın yasaklarını çiğneyenlere hak ettikleri cezayı verirdi.

( el- Buhari,4/166; Müslim, 4/1813 ( Hadis no: 2327); Ebu Davud, 1/550; Tecrid Tercemesi, 9/319 ( Hadis no: 1457) )

 

  • Bir şeyden hoşlanmadığı zaman açıkça söylemez, bu durum yüzünden anlaşılırdı.

( el-Buhari, 4/167; Tecrid Tercemesi, 9/321 ( Hadis no: 1460))

 

  • Hiçbir yemeği beğenmezlik etmez, arzu etmezse yemezdi.

( el-Buhari, 4/167 ; Tecrid Tercemesi, 9/321 ( Hadis no : 1461))

 

  • Elini yıkamadan ve ‘Besmele’ çekmeden yemeye başlamaz, Allah’a hamd etmeden sofradan kalkmazdı. Bütün insanları eşit tutar, zengin-fakir, efendi-köle, büyük-küçük ayrımı yapmazdı. Mekke’nin fethi sırasında Fatıma adında bir kadın hırsızlık yapmış, soylu bir aileden olduğu için bu kadına ceza verilmemesi istenmişti. Bu olayla ilgili hutbesinde Rasul-i Ekrem:
    “Sizden önceki ümmetlerin helak edilmeleri ancak şu sebepledir: Onlar, içlerinden zengin ve soylu bir kimse hırsızlık yaptığı zaman onu bırakırlar; fakir ve zayıf bir kimse çaldığında ise ona ceza verirlerdi. Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in (s.a.v.) kızı Fatıma da çalmış olsaydı, muhakkak elini keser, cezasız bırakmazdım.” buyurdu.

( el-Buhari, 5/97 ve 8/16)

 

  • En yakın hısımlarını Safa tepesine toplayıp onları İslam’a davet için, “ Size şu dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu söylersem, bana inanır mısınız?” dediği zaman: “ Hepimiz inanırız çünkü sen yalan söylemezsin.” Diye cevap vermişlerdi.

( Tecrid Tercemesi, 9/285 )

 

  • Çocukluğundan itibaren on yıl hizmetinde bulunan Hz. Enes: “Rasulülah’e (s.a.v) on yıl hizmet ettim. Bir kere bile canı sıkılıp “Öf, niçin bunu böyle yaptın, neden şunu şöyle yapmadın, diye beni azarlamadı.” demiştir.

 

(el- Buhari, 7/82; Müslim, 4/1084 ( Hadis no: 2309); Tecrid Tercemesi, 12/148 ( Hadis no: 1987))

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here