Gülşehri Kimdir ?

0

Gülşehri Kimdir?

Hicri 717 Miladi 1317’den sonra kaynaklarda hayatına dair çok az vardır. 717’de kaleme aldığı Mantıku’t-Tayr adlı eserinden onun eski adı Gülşehir olan Kırşehir’de zâviye sahibi pek çok müridi bulunan bir şeyh olduğu anlaşılmaktadır. Harezm’den gelen Oğuz boylarından birine mensup olduğu tahmin edilmektedir. Yerleştiği yerin adını kendine mahlas edinen şairin asıl adının Ahmet veya Süleyman olduğu zannedilmektedir.

717’de tamamladığı Mantıku’t-Tayr’da:

“Şükî ol bir Tanrı’ya ki bu selâm,

Ömrümden ileri aldı tamâm.”

beyitine bakılarak bu tarihten sonra ilerlemiş bir yaşta vefât ettiği anlaşılmaktadır. Eserlerinde İslâmi ilimler yanında matematik, mantık ve felsefeye vâkıf olduğu anlaşılan Gülşehri, şiirlerinde birçok seyehat yaptığı zamandaki ve kendinden önceki şairlerin eserlerini okuduğunu belirtir. Feridüttin Attar, Senai (Hakim), Sadi (Şeyh), Nizami (Geveli) ve özellikle de Mevlânâ tesirinde kalmıştır. Mevlevi olabileceği düşünülse de Mevlevi kaynaklarında adından bahsedilmemesi onun Ahi Evran talebesi olduğu fikrini kuvvetlendirir. Devrinde birçok şairin Türkçeyi, Arapça ve Farsçaya nispetle kaba ve ifâde bakımından yetersiz sayıldığı bir dönemde Türkçenin bütün imkanlarını kullanarak adeta orijinal bir eser ortaya koymakla övünen Gülşehri, dil konusunda şuurlu ve idealist bir şairdir. Dinî, sûfiyâne ve didaktik bir mahiyet taşıyan eserlerinde dilinin sade ve temiz, üslubunun canlı şiirinde pürüssüz oluşu, şairin kabiliyeti hakkında yeterlilik verir.

Eserleri

Feleknâme: İlhanlı hükümdarı Gazan Han adına 701/1301’de Farsça kaleme alınmış bir mesnevidir. Kelâm ilminin en önemli konuları olan meb’de ve me’ad (başlangıç ve sonuç) konusunu ele alan kitapta Mevlânâ’nın Mesnevi’sinden geniş ölçüde faydalanılmıştır.

Kerâmat-ı Ahi Evran: 701’den sonra kaleme alınan Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün kalıbıyla yazılmış 167 beyitlik Türkçe bir mesnevidir.

Mantıku’t-Tayr: Feridüttin Attar’ın aynı adlı eserini esas alarak meydana getirilen, vahdet-i vücût inancının işlendiği alegorik bir eserdir. Eserin bir diğer adı da Gülşennâme’dir. Beyit sayısı nüshalarda 4931 ile 5029 arasında değişiklik göstermektedir.

Kuşların sultanı olan Simurg’un özellikleri anlatılarak hikaye başlar. Bülbül, papağan, tavus, kartal, doğan, hüma, kaz ve baykuş gibi kuşlar toplanıp padişahlarını aramaktadırlar. Hüthüt de aralarına katılıp diğer kuşlara Kaf Dağı’nın ardındaki Simurg’a gitmeyi teklif eder. Kuşlar hüthüte itiraz ederlerse de hüthüt onların bütün sorularına cevap verip tereddütlerini giderir. Hüthütün kılavuzluğunda yola çıkılır. Yolculukta kuşların bir kısmı saray görerek orada kalır. Bir kısmı çeşmebaşına konar. Bazıları güzel bir yüzün ardından gider. Bir kısmını da kurt kapar. Kuşların kalanı Simurg’un yanına ulaşır. İçeriye girince kendilerinden başka kimseyi göremezler. Neticede Simurg’un kendileri olduğunu anlarlar.

Eserde hüthüt adlı kuş halkı, Simurg ise Cenâb-ı Hak’ı temsil eder. 1317’de tamamlanan eserde asıl konuya sadık kalınmakla beraber Attar’ın Esrarnâme’si, Mevlânâ’nın Mesnevi’si, Kabusnâme, Kelile ve Dimne’den tesirler vardır.

Müjgan Cumhur, Gülşehri ve Mantıku’t-Tayr adlı bir doktora tezi hazırlamıştır. Agah Sırrı Levent ise eserin Raif Yelkenci’de mevcut nüshasını tıpkıbasım olarak yayımlamıştır.

Aruz-ı Gülşehri: Aruz kalıplarından bahseden 16 varaklık Farsça bir risâledir.

Değme ilme aklı yetiren biziz,

Kim kudûri nazma getiren biziz.

beyitinden hareketle Gülşehri’nin manzum bir kudûri tercümesi olduğu tahmin edilmişse de böyle bir eser ele geçmemiştir.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here