Grunge’ın Depresif Çocuğu Kurt Cobain

0

Sönüp gitmektense, yanıp kül olmak daha iyidir.

Bu sözlerin sahibi olarak Kurt belki de bu sebeple yanıp kül olmayı tercih etti. Ya da kaderi yanıp kül olmaktan ibaretti.

Grunge müziğinin depresif çocuğu Kurt yıllarca medya tarafından kullanılmaktan şikayet etti. Ölümünden sonra bile, hala kullanılmakta olduğunu bilseydi, bu nefret ettiği sisteme ne derdi acaba? Ya da ne şarkılar yazardı?

Dağınık yaşamıştı hayatını, ölümü de dağınık geldi. Akıllarda hep bir soru kaldı. Kurt intihar mı etmişti yoksa birilerini fazla rahatsız ettiği için öldürülmüş müydü? Bu hala tartışılan bir konu. Zira Kurt zaten intihara meyilli bir adamdı.

Tanımasanız da illa ki denk gelmişsinizdir bir resmine. Tanıdık gelir siması. Bu yazıda bir kuşağın sesi olmuş adamın nasıl yok olduğunu göreceğiz. Kurt yanıp kül olmuş gibi gözükebilir herkese ama bence o yavaş yavaş içinde sönüp gitmiş birisi.

İlk Yılları

Kurt Donald Cobain 20 Şubat 1967’de Washington’da dünyaya geldi. Anne ve babası, sekiz yaşındayken ayrılmışlardı. Annesine göre Kurt’un bunalımlı yılları işte o zaman başlamıştı.

Çocukluğu The Beatles dinlemekle geçmişti. Yaşı ilerledikçe daha sert ve daha melodik tarzlar aramaya başlamıştı. Belki de içinde filizlenmeye başlayan öfkesini bastırma çabalarıydı bu arayışları. O dönemin efsaneleri olan Led Zeppelin, Black Sabbath, Kiss gibi şimdi bir ikon olmuş grupları dinlemeye başladı.

12 yaşındayken karanlık ve öfkeli grup The Melvins’le takılmaya başladı ve bu sayede gitar çalmayı öğrendi. Okulunu bitirmek için yeterli krediyi toplayamadığından dolayı annesi onu evden kovdu. O da okulunu bıraktı. Okulunu bıraktığı dönem askeri denizcilik okulundan burs kazansa da gitmedi. Onun geleceği bambaşka bir yoldaydı.

1987’ye kadar çeşitli gruplarla çalıştı. 87’de Krist Novoselic’le bir grup kurdu, çeşitli konserler verdiler. 1989’da 606 dolara ilk albümleri “Bleach” i kaydettiler.

Nevermind

90ların başında Seattle’den başlayan bir Grunge rüzgarı piyasalarda esiyordu. Seattle Grunge’in başkentiydi. Alice In Chains, Pearl Jam gibi grupların arasında bambaşka bir grunge tarzıyla Nirvana katıldı. 1991’de Dave Grohl’un davula geçmesiyle ikinci albümleri “Nevermind” yayınlandı. Bu albüm Nirvana’yı en zirveye taşıdı. Grubun adının yıllarca efsane olarak anılmasını sağladı. Özellikle “Smells Like Teen Spirit” adlı çıkış parçaları dünyanın sınırlarına ulaştı. Albüm Amerika’da 5 milyon satışı aştı.

Nirvana artık rock dünyasının yeni bebeğiydi. Özellikle agresif ve melankolik tavırlarıyla Kurt Cobain yeni bir magazin ikonu olmuştu. Ve bu durum Kurt’un canını çok sıkıyordu. Çünkü bu kadar hayran olunası bir insan olduğunu düşünmüyordu ve bu kadar göz önünde olmak onu rahatsız ediyordu.

Hayranlarının büyük tepkisi saçma geliyordu ona. Hatta bir konserinde “gitar çalamıyorum, bok gibi bir sesim var, benim neyimi beğeniyorsunuz anlamıyorum” demişliği bile olmuştu. Bu sebeple zaman zaman hayranlarına kötü davrandığı da oluyordu.

Bir süre sonra Kurt’un nedeni belli olmayan mide ağrıları baş gösterdi. O kadar şiddetli ağrılar çekiyordu ki çare olarak uyuşturucuya tutundu. Mide ağrısının yanında sırt ve bel ağrıları da çekiyor ayrıca olmadık yerlerde uyuyakalmasına neden olan narkolepsi hastalığı da tüm bunlara ekleniyordu.

Kurt’un hayatı uyuşturucuya başladığı andan itibaren, her bağımlı gibi, yokuş aşağı inmeye başladı.

1992 yılı sonunda “Incesticide” adında bir albüm çıkardılar ama bu albüm beklenen etkiyi yaratmadı. Nevermind’in yanında çok sönük kalmıştı.

O sıralarda bir de dedikodu yayılmıştı. Kurt, Hole grubunun solisti Courtney Love ile sevgili diye kulaktan kulağa yayılmıştı. Daha haberin doğruluğu teyit edilmeden Courtney’in hamile olduğu haberi duyuldu.

24 Şubat 1992’de hiçbir mezhebe ait olmayan bir bayan rahip ve tanımadıkları bir yolcunun şahitliğinde evlendiler. Kurt doğacak bebeği için yeni bir sayfa açmak istiyordu. Bu sebeple kliniğe yattı.

Fakat bu da sonuçsuz kaldı. Bebeklerinin doğmasına yakın yeni bir tedaviyi kabul etti ve yine kliniğe yattı. Karısı da aynı hastanenin bir başka ucunda yatıyordu. 18 Ağustos 1992 yılında kızları Francis Bean dünyaya geldi. Kurt kızını kucağına aldığında ciddi bir karar aldı. Uyuşturucuyu bırakacaktı.

Bir doktor bitmeyen mide ağrılarının kapanmış bir omurgadan dolayı kaynaklanmış olabileceğini söyledi ve verdiği tedavi ile bir dönem mide ağrılarında hafifleme oldu. Sağlıklı bir şekilde yeni albüm çalışmalarına başladı. Herkes bebeğin Kurt’a iyi geldiğine inanıyordu. Kurt bebeğine aşıktı. Onu yanından hiç ayırmıyordu.

Bu dönemde “In Utero” yu yayınlandılar. Albüm bir öncekine nazaran beğenilmişti. “Rape Me” gibi oldukça acımasız şarkıları barındırıyordu bünyesinde. Fakat Kurt yine yokuştan aşağı yuvarlanmaya başladı.

Her şey yeniden başlamıştı. Turneler, konserler, yoğun ilgi ve uyuşturucu. Herkes Kurt’un çok yorulduğuna inanıyordu. Öyleki bir şarkısında “öyle yorgunum ki uyuyamıyorum” diyordu yorgun sesiyle. Bu nedenle biraz ara vermek istedi. Grup arkadaşları da ona saygı duydular ve grup ara verdi.

9 Nisan 1993’te Bosna’daki tecavüz uğrayanlar için konser verdiler. Bu arada gruba Pat Smear katılmıştı. Smear, Kurt’un moralini düzeltiyordu. Bir de kızı avutuyordu onu zaten. Üç aylık bir Amerika turnesinden sonra 94 yılında MTV Unplugged için konser verdiler. Kurt’un son konseriydi bu.

Ölümü

İlk intihar haberi 4 Mart’ta geldi. Courtney onu Roma’da bir otelde buldu. Rolphnol adlı çok güçlü bir uyku ilacıyla birlikte şampanya içtiği için komaya girmişti. Karısının onu bulmasıyla kıl payı kurtulan Kurt için yapılan basın açıklamasında bunun bir intihar değil, kaza olduğu söylendi.

Bu olaydan sonra Kurt yeniden tedavi görmeye başladı ama bu yeni tedavi iki gün sürmüştü. 18 Martta karısı polisleri aradı. Kurt’un elinde bir tüfekle kendisini bir odaya kilitlediğini, intihar edeceğini söylüyordu. Ekipler geldiğinde Kurt intihar etmek amaçlı değil, karısından kurtulmak için kendisini kilitlediğini söyledi. Karısıyla kavga etmişti ve intihar etmek gibi bir niyetim yok diyordu. Yapılan sorguda daha sonra Courtney aslında kocasını silahla görmediğini ve intihar edeceğinden bahsetmediğini söyleyecekti.

Nisan ayının başlarında Kurt’un annesi, oğlundan altı gün boyunca haber almadığını söyleyince ekipler yine harekete geçti. Kurt en son 2 Nisan’da polislerle irtibata geçmişti. Yani altı gündür kayıptı.

8 Nisan 1994’te evinin garajının üst katındaki bir odada bulundu Kurt. Yanında bir takım kişisel eşya ve bir mektup vardı. Tek bir kurşunla beynini dağıtmıştı. Göğsünün üzerinde bir pompalı ile öylece uzanıyordu.

Kurt’un ölümü bütün camiayı ve Nirvana hayranlarını sarstı. Nirvana dağıldı. Ölümünün ardından pek çok spekülasyonlar da ortaya çıktı. Mesela Kurt’un intihar etmediği, öldürüldüğü söyleniyordu. Çünkü Kurt’un kanında 1,52 mg eroin bulunmuştu. Bu üç tane iğne demekti. Üç iğneyi vurmayı bırakın Kurt’un o halde tüfeği kaldırıp da kendisine ateş etmesi bile imkansızdı. Ayrıca elleri çıplak olduğu halde tüfekte parmak izleri yoktu ve intihar mektubunda Kurt’a ait olmayan bir kaç ekleme cümle vardı. Üstelik hastaneden otopsi sonuçları da çalınmıştı.

Gözler hemen karısı Courtney’e kaydı. Herkes Kurt’un ölümünden Courtney’i suçlu tutuyor, Courtney ise Kurt’un zaten kurtulamayacağını, bu sonun geleceğinin belli olduğunu, zaten ailesinde de intihar eden akrabaları bulunduğunu, bunun bir Cobain laneti olduğunu söylemekte ısrar ediyordu.

10 Nisan’da cesedi yakma töreni gerçekleştirildi. Bütün hayranları oradaydı. Courtney Love, Kurt’un mektubundan son bölümlerini okudu.

Mektup Boddah ile başlıyordu çünkü Boddah, Kurt’un çocukluğundan bir hayali arkadaştı. Annesinin dediğine göre Kurt, Boddah’ın gerçek biri olduğunda ısrar ediyordu. Onu hayali arkadaşından uzaklaştırmak epey bir zaman almıştı.

Yakın zamanlarda Kurt’un küllerinin gömülü olduğu arazinin el değiştirmesi nedeniyle Kurt için yeni bir mezar aramaya başladı Courtney. “Bana kalsa Kurt’u rüzgara bırakırım gider ama hayranları çok sevdikleri idollerini ziyaret edecekleri bir yer olsun istiyor. Bunun için uğraşıyorum.” demiştir.

Kurt’un ölümünün ardından son zamanlarını anlatan bir film çekilmiş, cinayet olduğu hakkında bir kitap da çıkarılmıştır.

4 Mayıs 2015’te Kurt’un hayatı bir belgesel ile anlatıldı. Belgeselin yapımıcısı çok sevdiği kızı Francis Bean idi.

Kurt gerçekten intihar mı etti yoksa cinayete mi kurban gitti bilmiyoruz artık bir önemi de yok.

Kurt bir dönemin gençlerinin sesi olmuştur. Aslında hala daha pek çok gencin sesi olmakta, yorgun ve kırgın sesiyle acısını haykırmakta. Onu anlamayan bir sistemin oyuncağı olmuş, hep bu sistemden şikayet etmiş yalnız ve yaralı bir çocuktu o. Hiç anlaşılmayan, anlaşılmayacak olan. Sevgisiz bir dünyada biçare sevgiyi arayan. Mektubundaki son sözleri ile bitiriyorum ben de yazımı.

Barış, sevgi ve hoşgörü dileğiyle…

 

Umarım aradığın huzuru bulmuşsundur Kurt. Huzur içinde uyu.

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here