Gerçek Misin ?

2
11

 

Ocaktaki çaydanlığın sesi kaynadığını haber veriyordu. Havanın serinliğinden, ucundaki abartılı buhar sanki bütün odaya yayılıp insanın içini ısıtıyordu. Mutfak ve oturma odası beraber olan bu ahşap evde, belki de dünyanın en güzel sabahlarından birini yaşıyordum. Sırtımdaki şal çıplak omuzlarımdan düştü düşecek gibi dururken hafiften üşümüştüm.
Ona özel bir kahvaltı tepsisi hazırlamak istiyordum. Çay demlenirken domatesi incecik keserek gül şekli vermiş, tabağın kenarına maydanoz yapraklarıyla beraber koymuştum. Sadece o gül bile gören göze yeterdi bence.
Yumurta ! Evet yumurta pişirecektim ama acaba yumurtayı nasıl seviyordu. Böylesi tutkunu olduğu adamın yumurtayı nasıl sevdiğini bilmemek ayıbıma gitti. Bir keresinde tereyağlı sahanda yumurtadan konuşmuştuk ama çok severim falan dememişti, Ben kayısı kıvamında pişireyim diye düşündüm. Her şeyin ortası iyidir…
Peynir, zeytin, kaymak ve bal, yumurtadan oluşan minik kahvaltı tepsim hazırdı.
Çayın mis gibi kokusu evi sarmıştı sanki. Kış günlerinin en güzel kokusu çay, yaz günlerinin de kahve kokusudur bence.
Yatak odası üst katta idi. Ev avuç içi kadar minicik ama dubleks tarzı yapılmıştı. Aşağıdan bakınca yukarıdaki oda görünüyordu. Tepsimi alıp merdivenlerden dikkatlice çıkmaya başladım. Uyanmasını istemiyordum , gözünü açınca ilk beni görmeliydi.
Elimdeki tepsiyi komidinin üzerine bıraktım. Yüzü koyun yatmış vaziyette uyuyordu hala. Üzeri çıplaktı. Sırtının yarısı açıkta kalmış, öylece uyuyordu. Yaklaştırdım dudaklarımı, hafifçe tam ensesinin altına değdirmek istedim ama geri çekildim. Sanki benim olmayan bir şeyi sahipleniyordum ve bu beni rahatsız etti. Yavaşça sırtını yorganla kapattım. İçerisi çok sıcak değildi, ya da bana öyle geliyordu. Zira gerildiğim zaman vücut ısım düşerdi daima.

Arkamı döndüm cama doğru yürüdüm. Deniz çok durgundu bu sabah, rengi griye çalmış, yer yer lacivert görünüyordu. Gökyüzü kapalı, her an gözyaşlarını salacak üzgün bir kadın gibi asık yüzlüydü sanki. Yağmur yağmasın, ağlamasın gökyüzü diye düşündüm. Yağmuru ilk defa bu sabah ağlamak olarak tasvir ediyordum. Benim için yağmur hep bereket huzur sembolü olmuşken, bu sabah yağmuru istemedim. Yağarsa gök ağlayacaktı sanki..

Toparlan dedim kendime. Dün geceyi düşünsene!

Ahşap ev hayallerimizde buluştuğumuz yerdi. İnanılmayacak kadar güzel bir gün geçirmiştik. Hiç bu kadar gülmemiştim belki de. Gece yarısına doğru evdeki sıcaklıkla beraber vücutlarımızın da sıcaklığı artmıştı. Güzel bir geceden sonra hüzünlü bir sabah istemiyordum.
Tekrar yanına gittim. Bu kez yatış şeklini sırtüstü olarak değiştirmişti. Dudaklarına bıraktığım öpücükle gözlerini açtı.
-” Günaydın” dedim.
-Günaydın.
-Nasılsın rahat uyudun mu ?
-Hemde çoooook. Ya sen ?
-Ben uyumadım ki. Saatleri saydım adeta bitecek ve gideceksin diye saatlere durun diye yalvardım seni seyrederken …
-Eee durmadılar mı?
-Hayır!
– Tutsaydın sende.
-Bu tarz esprilerini sevmiyorum haberin olsun !
-Tamam tamam. Kahvaltı getirmişsin bırak da güzelce yiyelim çok aç uyandım bugün.

İştahla kahvaltısını etti. Ben sadece çay içebildim. Erken saatlerde bir şey yiyemem ki.

“Beraber duşa girelim mi ?” diye sordu.
Öylece bakakalmıştım.
– Ne yapacaksın banyoda ? diyerek üzerimdeki şalı arkama atıp yatağa , yanına girdim. İncecik geceliğim varla yok arası bir şeydi. Tenindeki bütün sıcaklığın bana geçmesine engel olmuyordu.
-Bilmem, banyoda her şey olabilir , ama burada da olabilir hemde olmalı ! diyerek sıkıca belimden kavrayıp kendine doğru çekti beni.
Çoktan sarmaş dolaş olmuştuk bile.
Kalp atışları benimkilerle karışmış, hissettiğim tek şey dudaklarındaki tat idi. Düşündüğüm tek şey sadece beni sevmesi, ve zamanın oracıkta durmasıydı.
Gözlerimi açtığımda tavana bakıyordum. Rüya mı gerçek mi anlayamadığım bir halde bir süre daha baktım.
İçeriden annemin sesi geliyordu “ Gece yatmaz , sabah kalkmazlar siziiii… Kahvaltı hazır ! “

Her gün otobüs durağında gördüğüm, hiç konuşmadan sadece bakışarak pek çok şey anlattığımız adamı düşündüm. Bir saat vardı yine görmeme. Uzun uzun yüzünü ezber etmeye.

Kahvaltı masasına oturduğumda önce çay kokusunu içime bir çektim ;
“Ohhhhh! İşte gerçekten duyduğum koku, sen bir harikasın Neriman Sultan “ diyerek anneme kocaman bir öpücük verdim.

Hayal de olsa, içimdeki gerçekti o. İsmini bile bilmediğim ama gözlerinde nefes aldığım adam
”Seni Seviyorum” diye geçirdim içimden.

Özge Güneş
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here