Geleceğe Mektuplar

0

Evet yine biçareyim, evet yine üzülüyorum. Dört duvar arasında acımla yapayalnızım. Ne kadar saçma, ne kadar bir haldeyim. Benim burada canımdan can koparken o hangi tenin kokusunu almakta, hangi günahın vebalini sırtlanmakta. Kimse bilmeyecek ne yaşadığımı, ne çektiğimi, ne hissettiğimi. Oysa ben o kadar bedbaht bir haldeyim ki.
Herkesten kaçar, herkesten nefret eder bir haldeyim. Bir insanın sebep olduğu bu pervasız halleriminin sorumlusunu neden başkaları olarak görmekteyim ?

Bir insanın kötülüğünün bedelini masumlara ödetiyorum. İçimdeki öfkeye, içimdeki girdaba yenik düşüyorum ve yine içimde bir yerlerde sana buz kesen, yabancılaşan bir yürek seziyorum. Tarif edilemez alçaklığının bedeli bir masum sevgiyi tuzla buz etti. Senden öylesine bir tiksinti tebelleş oluyor ki bedenime; ismin, cismin, yüzün, gözün, gülüşün yok oluyor avuçlarımda.

Evet sana bu gün hissizleşiyorum. Kirpiklerinin her bir teli için destan yazacak ben; sana olan sevgimden utanıyorum. Artık sana karşı daha mesafeliyim.
Sana yukarından bakıyor gibiyim gözümde o kadar yersizsin. Seni ben hayal dünyamda canlandırmışım. Oysa ki sen beş para etmez bir varlıktan ibaretmişsin. Sana olan sevgim yerle yeksan olunca anladım. Sen sadece üç harften ibaret kalmışsın ”Hiç”.
Kitaplara, sayfalara, kağıtlara sığdıramadığım o devasa sevgimi anlatmaya zaman denilen kavramı yetiremediğim aşkımı üç harfe sığdırmayı başarabilmiştin.
Koskoca bir “Hiçsin” hiç olarak satırlarda basit bir kavram olarak yerleşeceksin.
Uğrunda döktüğüm gözyaşlarım, seni anlatırken ismini telaffuz ettiğimde ki heyecanım gün gelecek sana helal etmeyeceğim.

Bizim bu sevgimiz ona olan ayrıcalıklı tavrımızı öyle bir kullanıyorlar ki. Kendi bedeninde köleliği yaşıyorsun. Sevgimizden yerlere göklere sığdıramadığımız insanlar bizi tek hareketiyle kara toprağa uğurluyorlar.
Fazla sevgi vermeyip olan sevgimizi içimizde yaşasaydık sevilen kendini vazgeçilmez sanmazdı. Biz hak etmediği kadar sevip, hak etmediğimiz gidişi tırnaklarımızla kazıdık.
Biz onun her hatasını görmezden gelerek yaptık en büyük yanlışı. Hiçbir zaman bu kadar kolay olmayın ki bir değeriniz olsun. Çok sevip de ihanet görenlerdeniz; kader ortağıyız ki bu satırlarda karşılaştık. Aynı yürek sızısının muzdaripleriyiz.
Belki bu satırları okurken acımız göğüs kafesimizden taşıyor. Parçalarına ayrılan bir gök taşı gibi un ufak oluyoruz. Darmadağın bir hal alıyoruz. Yaşama hevesimiz kaçıyor. Kendimizi kendimiz terk ediyoruz.

Biz bunca sızı içinde kavrulurken sevilen hayatına kaldığı yerden ediyor. Biz söz vardır ya hani, ”Üç kuruşluk insanlara beş kuruşluk değer versek oda bizi aradaki iki liraya satar.” Anlatmak istediğim tamda buydu. Kimse için kendi mutluluğunuzu hiçe saymayın. Bu sadece , eş için değil hayatınızda var olan herkes için geçerli. Gün gelir yaptığın fedakarlıkların yerini yapmasaydın alır. O an anlarsın ki yaptığın fedakarlıkların yerinin kalmadığını herkes kendi düşünürken sen onlar için kendini boş yere paraladığını. İşin düştüğünde sırtını döndüklerinde anlarsın.

Değerli yazarımız “ Şimşek’in” bir sözü çınladı kulağımda; “ İnsan kendi mutlu anılarını yine kendi yaratıyor, hayat üzülmek için hele ki beklemek için çok kısa”.
Hayatınızı yarım bırakmayın hiç yere korkulu bir hayat yaşamayı seçmeyin. Bu hayatta memnuniyetsiz yaşamak kadar kahır verici başka bir şey daha yoktur.
Dip Not: Hayatınızdaki en güzel günler dua ile gelir ağlamak, sızlanmak boşadır. Her şeyi bırakıp duaya sarılmanız dileğiyle.

 

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here