Geçmiş ve Geçmişte Kalanlar

0

Geçmişin bize kattıkları, bizden aldıkları, bizi bırakmayanları, bizi terk edenleri…

Geçmişin naifliği ve nankörlüğü.

Geçmişin geçmeyen izleri…

Aldığımız dersler de oldu bir türlü akıllanmayı başaramadığımız olaylar da. Peki biz geçmişten kurtulmayı mı seçmeliyiz? Yoksa yaşadıklarımızı kabullenip yeri geldiğinde anımsamayı mı? Geçmişimizin üstüne hayatımıza yön mü vermeliyiz? Geçmişi silip yeni defterler mi açmalıyız? Ya da silmek mümkün mü?

Bu sorular oldukça kafamızı karıştırıyor olsa da içimizdeki sorunların çözümü vereceğimiz cevaplar olabilir.

Pişmanlıklarımız illaki olmuştur. Geçen giden şeyler üzerine, aklımıza geldiğinde hâlâ keşke diyorsak halledilmeyen problemler var demektir. Geçmişteki pişmanlıklarımız bizim geleceğe yön vermemizi engelliyorsa önce bunu çözmeliyiz. Eğer böyle bir şey varsa geçmişteki pişmanlığımız geleceğimizin pişmanlığı olmaya devam edecektir. Onu orada, geçmişte bırakmayı bir şekilde öğrendiğimizde hayatımızı sürdürebiliriz. Diyeceksiniz ki “Öğrenmesek de öyle ya da böyle hayatımıza devam etmiyor muyuz?” Hayır etmiyoruz. Devam ettiğimiz hayat değil biten yaşanmışlıkların zorlaması.

Bazı şeyler biter, bazı şeyler unutulmaya çalışılınır, bazı şeyler özlenir.

Bitenler gerçekten bittilerse şanslıyız demektir. Yaşandı ve bitti. Olaylar bizim kontrolümüzden çıkmadığı sürece bunu unutmamalıyız ki bitmesi gerekmeyen bir şey bitmez. Bitenler yanlışlarımızın sonucunda  bitmişse devam eden duygular nadir de olsa geri başlatmaya yetebilir. Seçimlerimiz sonucu bitenler ise en güzel, en temiz bitişlerdir. Duygular devam da etse geri dönüş yoktur, olmayacağını bilirsin, hatta biraz geri dönüş ister biraz da istemezsin bu kararsızlık durumundan da seni ancak bitişler kurtarır bunu da bilirsin. Geçmişte kalır. Orada durur ama beklemiyordur sadece durur.

Unutulmaya çalışılanlar ise bize en çok zarar verenlerdir. Unutmak fiilinin kullanıldığı yer bir hastalık, dalgınlık olmadığı sürece boştur. Unutmak kelimesi bunların dışına çıkamaz. İnsanlar unutmak için yaşamaz. İnsanlar istekleri doğrultusunda unutamaz. Bu yüzden unutmaya çalışmak boşa geçen zamanla eşdeğerdir. Yapacağımız tek şey unutmaya çalışmak yerine her şeyin farkında ve bilincinde olarak devam eden hayatımıza yönelmek.

Özlemek ise bazen güzeldir. Bazen insan geçmişinin felaketini bile özleyebilir. Özlenen her şeye kavuşucaz diye bir gereklilik yoktur. Geri dönüşsüz özlemler bizi yorar,hayatımızın umudunu yıkmaya çalışır.

Baştaki soruların yanıtlarını bulduk gibi sanki. Şu sözle de tam bulabiliriz. “Geçmiş bir felakete üzülmek,bir yenisini davet etmenin en emin yoludur.”  William Shakespeare bu sözüyle bize baya bir ipucu vermiş gözüküyor. Yaşayabileceğimiz en korkunç şeyi yaşamış dahi olsak yaşadık ve bitti. Geçmişi düşündüğümüz sürece felaketlerin peşimizi bırakmayışını izliyor olacağız. Ama bizler hayatımızı yaşamak, devam ettirmek istiyoruz mızmızlanarak değil kabullenerek başlayalım bu işe. Geçmişimizin kötülüğü de iyiliği de bizim için varlar. Yeri geldiğinde tecrübe, yeri geldiğinde anı olsun bizim için. Pişmanlık, takılıp kalmak değil.

Tüm canlılar hayatlarını sürdürmek için savaşır. Bizde savaşalım. Gerekirse kendimizle savaşalım ama geçmişe yenilmeyelim.

­

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here