Gazeteciler Susarsa Gerçekler Zehirlenir

0
Gazetecilik en kutsal meslektir..

 

  Çalışan gazeteciler günü her zaman yeri ayrıdır.

Değerli gazetecilerin mesleklerini yaparken yaşadığı zorlukları varken 4 Ocak 1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarına önemli iyileştirmeler getiren ve sosyal haklarını güvence altına alan yani söz konusu düzenleme, iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyordu. Yasanın kabul edilmesi ile 10 Ocak 1961 günü Resmi Gazetede yayınlanması üzerine 9 gazete sahibi (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah), yasayı protesto etmek için 3 gün süresince gazeteleri yayımlamama kararı aldılar.  Ortaya çıkan bu yazılı hüküm yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia edilmiş ve söylenmiştir.“Dokuz patron olayı olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, boykot boyunca Basın adlı bir gazete yayımlamaya karar vermişlerdir. 

‘Dokuz Patron Olayı‘ olarak anılan bu gelişme karşısında, gazetecilerde 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla, İstanbul Gazeteciler Sendikası binası önünde toplanarak, valiliğe kadar yürümüşlerdir.. İşte o tarihten sonra 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanır.  Yalnız 12 Mart 1971 askeri müdahalesinden sonra çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak tarihi, “Bayram “olmaktan çıkarıldı ve “Çalışan Gazeteciler Günüolarak anılmaya başlandı.

Gazetecilerin maalesef işlerini yapacak olan  gazete ve televizyon kanallarında çalışan binlerce gazetecinin ezici çoğunluğu yasanın getirdiği sorumluluklarının dışında çalışıyorlar ve bir basın kartı sahibi bile değiller. Sektörün yeni istihdam alanı olan internet medyası ise bu yasadan sonra hiçbir yasa hala herhangi bir yasal zemine bile sahip değildir. Günümüzde bu meslek ne yazık ki çok zor şartlar altında gerçekleştiriliyor. Gazeteciler en zor dönemlerden birini yaşıyorlar. İşsiz kalan gazeteciler, ceza evinde yatan gazeteciler, sansüre karşı işini yapmaya çalışan gazeteciler hala vardır. Haliyle gazetecilerin içinde bulunduğu bu durum bir takım sıkıntıları da beraberinde sürüklüyor.

Cezaevlerinde yatan gazetecileri beğenmeyen iktidar olduğu müddetçe özgürlüğüne bağımsızlığına kavuşamayacaktır basın dünyası. Toplumca farklı fikri olanı içeriye tıkarak da gelişemeyiz özgürlük kavramı yok olur. Herkesin istediği insan tipleri mi oluşturmak istiyoruz, bu yoldan vazgeçip bir orman gibi hür ve kardeşçe yaşamasını bilmeliyiz.  Kimin gazeteci olduğuna gazeteciler karar verip, hükümetler bu konunun dışında kalmalıdır. Bu yüzden birincil olarak sendikalaşmak önemli ve gereklidir.

Uluslararası ilkeler bazında gazetecilik yapmaya özen gösterilmeli ve gazetecilerin evrensel ölçütleri ile meslek ilkelerini sahiplenmelerinin genişletilerek sağlamlaştırılarak bir zemine oturtulması gerekiyor. Gazetecileri susturmak yerine onların konuşmasına izin vermeliyiz.

Lakin gazeteciler susarsa gerçekler zehirlenir.

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here