Gazeteci Metin Göktepe’nin Öldürülmesi

0
39

METİN GÖKTEPE’NİN HAYATI

10 Nisan 1968‘de Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde Alevi Kürt kökenli bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Metin Göktepe, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan 8 çocuklu bu ailenin 7 numarasıydı. Köydeki tek ilkokulda öğrenimine başladıktan sonra başarısı ve gayreti ile öğretmenler tarafından sevilen öğrenci oldu fakat 11 yaşına geldiğinde kendisinden önce göç eden abi ve ablalarının ardından 1979 yılında kardeşi Aziz ile birlikte İstanbul’a yerleşti. O yıl Esenler’de Harp Dinçsoy İlköğretim Okuluna kayıt oldu ve ilkokulu burada tamamladı. Daha sonra Esenler Lisesi’nde öğrenimine devam edip 1986 yılında Bakırköy İbrahim Turhan Lisesi’nden mezun oldu. Okul hayatı boyunca daima başarılı bir öğrenci profili çizen Metin, lise öğreniminin ardından bir yıl dershaneye gitti ve buradaki başarısıyla kardeşinin de gitmesini sağladı.

Yaz tatillerinde çalışarak harçlığını çıkaran Metin Göktepe, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye bölümüne kayıt yaptırdı. Üniversite yıllarında fabrikada çalışan abisi, ablası ve sosyal faaliyetlerine katıldığı bir dernek sayesinde siyasetle tanıştı. Daha sonra üniversitede öğrenci gençlik mücadelesinin aktif bir üyesi haline geldi. 1992 yılında Gerçek isimli dergide gazeteciliğe başladıktan sonra 1995’te Evrensel Gazetesi’nde muhabirlik yaptı.

 

GAZİ MAHALLESİ OLAYI

12 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’nde çoğunlukla Alevi kesimin gidip geldiği üç kahvehane kimliği belirsiz saldırganlar tarafından otomatik silahlarla tarandı. Daha sonra bir taksiciyi boğazını keserek öldürdükten sonra taksiyi ateşe verip kaçan saldırganlar kayıplara karıştı. Alevi-Sünni çatışmalarının bir türlü dinmediği o zamanlarda bu tarz olaylar sık sık meydana geliyordu. Olayın ardından tepki ve protesto amacı ile mahallede bir araya gelen Aleviler, polis karakoluna yürüdü. Polis, grubu dağıtmak için birkaç kez havaya uyarı ateşi açtı fakat mermilerden biri gruptaki kişilerden birine isabet edip o kişiyi hayattan koparınca işler iyice karıştı. Çevik kuvvet ve özel timlerin de katılımıyla adeta savaş alanına dönen bu olay 3 gün sürdü ve 3 günün sonunda polisin acımasız kurşunlarına maruz kalan 22 vatandaş hayatını kaybetti, aralarında gazetecilerin de olduğu birçok kişi ise yaralandı.

Yaralananlar arasından eli yüzü kanlar içerisinde genç bir kız, bir çöp konteyneri kenarında bulunur fakat hayatını kaybetmediği halde gazeteciler tarafında ‘öldü’ olarak haberi yapılır. Bu haberi yapanlardan birisi ise Metin Göktepe’dir. Çıkan olaylardan tamamen şans eseri sağ kurtulan bu genç kız, sağlığına kavuştuktan sonra Metin Göktepe’nin yanına gider ve olaylarla ilgili bir röportaj verir. İlerleyen günlerde Özlem isimli bu genç kıza evlenme teklifi eden Metin Göktepe, öldürülmesi nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremeden bu hayattan göçüp gider.

 

METİN GÖKTEPE’NİN ÖLÜMÜ

8 Ocak 1996‘da cezaevinde öldürülen iki tutuklunun cenazelerine katılmak üzere yola koyulan Metin, yola çıkmadan önce bunun son gazetecilik ve son muhabirlik macerası olacağından habersizdi. Cenazede çıkan olayda polislerin yaklaşık olarak 1000 kişiyi gözaltına alması sonucunda Metin Göktepe de kendisini nezarethanede buldu. “Gazeteciye özel muamele” diyerek Metin Göktepe’yi öldüresiye döven polisler amacına ulaşarak daha henüz evlenmemiş bu genç adamı hayattan kopardı. Metin’in ölümü ülke genelinde büyük tepki gördü. Dönemin İçişleri Bakanı çıktığı televizyon programında Metin Göktepe’nin ölümü hakkında tam bir bilgisinin olmadığını ve gelen son bilgilerin duvardan düşerek öldüğü şeklinde olduğunu açıkladı. Bu açıklamayı inandırıcı bulmayan halkın baskısı sayesinde Metin Göktepe’nin gözaltında dövülerek öldürüldüğü kabul edildi ve İçişleri Bakanı’nın öne sürdüğü tez ise çürümüş oldu. Daha sonra İçişleri Bakanı Metin Göktepe’nin annesinden özür dilese de bu özür Metin’i geri getirmeyecekti. Özrü kabul etmeyen annesi Fadime Göktepe, sorumluların yargılanmasını talep ederek bir dava süreci başlatmıştır.

22 Ocak 1996 tarihinde biri emniyet amiri olmak üzere 24 polis gözaltına alındı ve Metin Göktepe cinayeti ile yargılandılar. İlden ile 4 yıl süren bu dava Şubat 1999’da mahkeme tarafından alınan kararla 11 polis memurundan 6’sına 7,5 yıl hapis cezası verildi. Usul yönünden bozulan dava 5 Mayıs 1999‘da Yargıtay ceza alan 5 polis memurun cezasını onadı fakat sanık emniyet amirine verilen ceza esastan bozuldu. 20 ay hapis hayatı yaşayan polisler Rahşan affı sayesinde şartlı tahliye ile serbest kaldılar. Metin öldüğüyle, ailesi acısıyla kaldı. Peki Metin Göktepe’nin suçu günahı neydi? Alevi olmak mı, yoksa gazeteci mi? İnsanlar inançları yönünden özgürdür, gazeteciler ise habercilik yönünden. Metin Göktepe her iki özgürlüğü de elinden alınmış biri olarak ebediyete uğurlandı. Diyeceğim o ki, biz insanlığı öğrenemediğimiz sürece neye inandığımızın veya ne iş yaptığımızın hiçbir önemi yok. İnsana ihtiyacımız var insana!

Enes Aydos
Follow me
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here