Game of Thrones’daki Jon Snow Tarihte Kimdir?

1

Kara kaşlı, kara gözlü yağız delikanlı Jon, her zaman bizden biriydi. O, bizi mahallenin serserilerinden koruyan abimizdi. Namuslu oluşuyla, dürüstlüğüyle gelişini iki sokak öteden duyuran bir yiğitti. Her zaman haklının, yetimin, öksüzün, dul bacılarımızın arkasında dağ gibi destekti. Jon Snow, seni tanımak istiyoruz yiğidim.

Doğumu

Onun imtihan dolu hayatı daha bebekken başlamıştı. Jon yıllarca kendisini Ned Stark’ın piçi sansa da aslında onun meşru bir annesi, meşru bir babası vardı. O vadedilmiş prensti.

Jon’un asıl adı Aegon Targaryen’dı. Babası Rhaegar Tagaryen, annesi ise Lyanna Stark idi. Her şey yanlış bir anlaşılmadan ibaretti aslında.

Lyanna normalde Robert Baratheon ile nişanlıydı ama gönlü gümüş saçlı Rhaegar’daydı. Robert, kız ona iki gülümsedi diye aha bana aşık triplerine girmişti. Rhaegar da, Lyanna’ya karşı boş değildi ama evliydi. Rhaegar gizlice karısından boşandı ve Lyanna ile kaçarak evlendiler. İşte her şey o zaman başladı. Robert gelinini zorla kaçırdığını sanıp, bir isyan çıkarmış, hem tahtını hem de Rhaegar’ın canını almıştı.

O sırada bir kulede Lyanna can çekişerek oğlunu doğuruyordu. Kardeşi Ned, onu kucağında bebeği ile kanlar içinde bulmuştu. Lyanna son nefesini verirken, bana söz ver Ned dedi. Oğlumu koru.

Bu sebeple yeğenini, savaş sırasında bir gönül ilişkisiyle kazara oldu diyerek kendi gayrimeşru oğlu gibi gösterdi. Adını Jon koydu. Kuzeyde piçlerin soyadı Kar anlamındaki Snow olurdu. Jon Snow, Ned Stark’ın piçi olarak ünvanını almıştı.

Jon, Kışyarı’nda tam on yedi yılını geçirdi. Catelyn Stark, kocasına olan hayal kırıklığını, üvey analık taslayarak Jon’dan çıkardı hep. Ned’in çocukları, Jon’u severdi ama o bir piç, kendileri de lord çocukları oldukları için pek sıkı fıkı olmazlardı.

Gece Nöbeti

Ned Stark, Robert’ın isteğiyle Kral Eli olma görevini kabul ederek, kızları Sansa ve Arya’yla güneye gitme kararı almıştı. Bu ayrılığın Stark ailesini böylesine dağıtacağını kimse bilemezdi ya. Jon da, amcası Benjen Stark’a özenip kuzeye, Duvar’daki siyahlara karışmaya karar verdi.

Duvar, kuzeyi boydan boya kaplayan kocaman bir surdu. Sur, orda nöbet tutan, siyah giyinen genelde hırsızlardan, it kopuktan oluşan bir grup adam tarafından korunuyordu. Kuzeyi, yabanıllardan korumaya çalışıyorlardı. Ama asıl düşman yabanıllar değildi. Bunu acı bir şekilde öğreneceklerdi.

Jon Duvar’a gittiğinde, Kışyarı Piçi gibi aşağılamalara maruz kaldı. Bunların hiçbiri umrunda olmadı ama. Çünkü o hepsinden daha iyi dövüşüyordu. Malkoçoğlu gibiydi adeta.

Nemrut babası tarafından yollanan bir lord oğlu Sam Tarly de orada şişman olduğu için hakaretlere uğruyordu. Zavallı Sam bir de çok korkak ve beceriksizdi. Onu sürekli dövüyorlardı. Ezilenlerin kurtarıcısı Jon buna izin verir mi? Elbette izin vermedi. Onu korudu. Bu çocuğa ilişeni fena ederim dedi. Sam şişmandı, korkaktı belki ama kafası zehir gibiydi. Zeki çocuktu. Jon’a da sonuna kadar bağlı kalacaktı.

Duvar’ın lordu Lord Kumandan Jeor Mormont, Jon’u kahyası yapmıştı. Jon onun odasını temizliyor, eşyalarını yıkıyor, yemeğini getiriyordu. Bu durum canını çok sıkıyordu. Aralarında en iyi dövüşen, en cesur, en gözü pek olan oydu. Bu yaşlı herif ona temizlik yaptırıyordu. Olacak iş değildi!

Halbuki Lord Kumandan’ın bir bildiği vardı. Jon’u kendisinden sonra gelecek Lord Kumandan yapmaya niyetindeydi.

Sur’un dışından gelen tehditlerden dolayı Lord Kumandan bir keşif grubu kurdu. Aralarında Jon da vardı. Duvarın arkasına geçtiler. Orada iki yabanıl yakaladılar. Biri kızıl saçlı çok güzel bir kızdı. Fazla cesurdu ayrıca. Jon, hayatının aşkı olacak kadın Ygritte ile tanıştığını bilmeden, onu öldürmeye çalıştı ama kıyamadı.

Grup daha sonra yabanıllar tarafından yakalandı. Lord Kumandan, Jon’un yabanılların güvenini kazanıp, aralarına karışmalarına neden olmak için Jon’la yalandan kavga etti ve onun kendisini öldürmesini sağladı. Bir nevi kendisini kurban etmişti.

Yabanıllar Arasında

Yabanıllar Jon’u, liderleri Mance Ryder’a götürdü. Mance Ryder özgürlüğü savunan bir adamdı. Yabanıllar Jon’un düşündüğü kadar kötü değillerdi. Yabanılların Duvar’ı geçmek istemelerindeki neden, Duvar’ın ardındaki insanları yağmalamak değildi. Onlar korkuyordu. Hiç olmadığı kadar ters şeyler oluyordu ve onlar da güvende olmak istiyordu. Bu arada birlikte çok fazla vakit geçiren Jon ve Ygritte birbirlerine aşık olmuş ve birlikte olmuşlardı. Jon onları sevmişti ama o bir yabanıl değildi.

Bulduğu ilk fırsatta Ygritte’i kandırıp kaçtı. Onun ihanetine çok üzülen Ygritte ise Jon’u öldürmeye yemin etmişti.

Jon, Duvar’a geri döndü ve yabanıllar hakkındaki her şeyi anlattı. Onların bir şeylerden kaçtığını söyledi. Duvar onu yeni Lord Kumandan seçmişti.

Yabanıllar Duvar’ı geçmek için saldırdılar. Onların geçmesine izin vermek istemeyen gece nöbetçileri arasında müthiş bir savaş patlak verdi. En sonunda yabanıllar Duvar’a girdiler. Orada Jon ve Ygritte karşı karşıya geldi. Ygritte, onu öldürmeye kararlı bir şekilde okunu doğrulttu. Jon ise hiçbir şey yapmadan sevdiği ve özlediği kadını izliyordu. Ygritte’in ise elleri titremeye başlamıştı çoktan. Jon ona gülümsedi özlemle. O sırada bir ok, Ygritte’in göğsüne saplandı. Gözyaşları içinde sevdiği kadını kollarına alan Jon, onun can çekişmesini hiçbir şey yapamadan izledi. Ygritte ona, ilk kez birlikte oldukları mağaradan hiç çıkmamaları gerektiğini söyledi. Jon çaresizce hadi oraya geri dönelim dedi. Ygritte son nefesini verirken o favori sözlerini söyledi.

“Hiçbir şey bilmiyorsun Jon Snow.”

Jon, sevdiği kadının mezarını kendi elleriyle hazırladı ve ateşe verdi.

Ak Gezenler

Duvar’ın ardına yeniden keşif düzenlediler çünkü olmadık şeyler oluyordu. Jon yanında kendi adamları ve yabanıllar ile birlikte asıl tehlike ile karşılaştı.

Ak gezenler ve ölüler ordusu. Yaptıkları savaşta son anda kaçtılar ve pek çok kişi ölülerin saldırısından dolayı öldü. Jon, kayıklarla kaçarken kıyıda ölen diğer insanların da Ak Gezenlerin Kralı Night King tarafından nasıl yeniden dirildiklerini gördü. Night King’in ölümsüz ordusu aklını başından almıştı.

Duvar’a geldiğinde yabanılların Duvar’ı geçmesine izin verdi. Tehlike onlar değildi çünkü. Onun bu kararından hoşnut olmayanlar ona bir suikast düzenlediler ve defalarca bıçaklayarak öldürdüler. Devirdiler yiğidimizi yerlere.

Neyseki onun kıymetini bilenler Kızıl Cadı Melisandre’nin bir büyü yapmasına izin verdiler. Melisandre vadedilmiş prensin Jon olduğunu biliyordu. Bu kadının tek işe yaradığı yer burası olmuştu zaten. Jon’u diriltti. (Allah’ın gücüne gitmesin.)

Jon geri döndüğüne pek memnun olmamıştı. Bir bırakmadınız, ölemedim ha modunda, beş karış suratla dolandı ortalıkta. Kendisine suikast düzenleyenleri astı. Artık affı yoktu.

O sırada Duvar’a kız kardeşi Sansa geldi. Özlemle birbirlerine sarıldı. abi, kardeş. Zavallı Sansa başına gelen binbir musibeti anlattı ona. İğrenç kocasından nasıl kaçtığını anlattı. Evimizi kurtar abi, yaparsan sen yaparsın diye gaza getirdi onu. Bu kadınların tek yaptığı gaza getirmek zaten.

Jon artık işim yok burada diyerek, dostlarıyla birlikte Duvar’dan ayrıldı ve Kışyarı’na döndü. Kışyarı artık Bolton’un Allah’ın belası oğlunun işgalindeydi..

İğrenç, pislik Ramsay’in elinde Jon ve Sansa’nın en küçük kardeşleri Rickon Stark vardı. Ramsay, Rickon’u, Jon’un gözleri önünde öldürdü ve Piçlerin Savaşı başladı.

Savaş sonunda Jon, Ramsay’in ağzını yüzünü kırdı. Bu Sansa için, bu Rickon için ve bu da Kışyarı için diye diye şeklini şemalini dağıttı. Biz de ohh, bir daha vur, vur düşmanlar çatlasın diye göbekler attık.

Ramsay öldü ve Jon Kışyarı’nın yeni lordu, Kuzey’in de Kralı seçildi.

Kraliçe Daenerys İle Görüşme

Jon, asıl tehlikeyi kuzeylilere anlattı. Ak gezenlerin ve ölülerin ateşle ve ejderha camıyla öldürülebildiğini söyledi. Ejderha camı Ejderha Kayası’nda buldu. Bunu bildiği için Kraliçe Daenerys’dan yardım istemeye gitti.

Kraliçenin ejderhalarından ilk başta ürkse de sonradan onlara kendini sevdirdi. Zaten Jon’u sevmeyen ölsündü. Daenerys önceleri ona inanmasa da zamanla inanmaya başladı ve yardım edeceğini söyledi.

Jon taht için değil, canları için savaşmaları gerektiğini söyledi ve gudubet Cercei’yi inandırmak için yine kuzeye gitti. Yaşayan bir ölüyü kaçıracaktı kanıt olarak.

Kuzeydeki Tuzak

Kuzeyde tuzağa düştüler. Ölüler onları çiğ çiğ yiyecekken göklerde beliren ejderhalar ile Daenerys’ın imdadına yetiştiğini gördü. Bu küçük ama cesur kadından etkilendi. Uzun zaman sonra ilk defa Ygritte’in dışında bir kadından etkilenmişti.

Daenerys, Jon’un adamlarını attı ejderhasının sırtına. Jon’da onlarla gidecekken ölülerin saldırısı ile buz gibi gölün dibine çöktü. O sırada da Daenerys’ın ejderhalarından biri öldürüldü. Jon’un öldüğünü sanıp gitmek zorunda kaldılar.

Jon gölden zar zor çıktı. Ölülerin saldırısına uğrayacağı sırada kayıp amcası Benjen Stark onun kaçmasına yardım etti ve onun için kendisini kurban etti.

Kralın Şehrinde

Hep birlikte Gudubet Cercei’ye kaçırdıkları ölüyü gösterdiler. Cercei ona saldırmaya çalışan ölüden gözleri faltaşı gibi açılarak korktu. Daha sonra onlara yardım edeceğini ama Jon’un onun önünde diz çökmesini emrettiğini söyledi.

Jon ise önce bir saat felsefe yaptı. Ardından Cercei’ye döndü ve dedi ki benim bir kraliçem olacaksa o sen değil, Daenerys olur. Daenerys’in önünde diz çöktü. Daenerys, Jon’a gözlerinden kalpler çıkararak bakmaktaydı.

Daha sonra Cercei kafasında kendi planını kurarak onlara yardım edeceği yalanını söyledi. Hain karı!

Bizim saflar ise başlarına geleceklerden habersiz, bir gemiyle Ejderha Kayası’na doğru yola çıktılar. O sırada Jon’u uyku tutmadı ve Daenerys’ın odasının kapısına geldi. Daenerys da zaten onu beklemekteydi. Biz de sevgili oldukları için çok mutlu olduk! Canlarım.

İkisinin de bilmediği bir şey vardı oysaki. Jon, Daenerys’ın büyük abisinin oğlu Aegon Targaryen’dı. Demir Taht’ın asıl varisi oydu.

Bakalım yeni sezonda Jon hakkındaki gerçekleri öğrenince ne yapacak? Daenerys, demir tahtı ona vermek isteyecek mi? Ölüler Ordusunu yenebilecekler mi?

Jon Snow’un Görünüşü

Jon tipik bir kuzeylidir. 1,73 boyunda kara kaşlı, kara gözlü yağız bir yakışıklıdır. Hiç babaya çekmemiş hep anadan almış yani. Karizmatik ve her zaman delikanlıdır. Aslan parçası.

Karakter

Jon Snow karakteri İngiliz oyuncu Kit Harington tarafından canlandırılmaktadır.

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here