Encümen-i Şuara (Şairler Encümeni)

0
42

Encümen-i Şuara ne demektir? 

    Asırlar boyu, “Padişah sarayında veya vilayetlerdeki şehzadelerin saraylarında, etraflarında birer muhit edinmiş devlet büyüklerinin konaklarında düzenlenen ve şairlerin de hazır bulunduğu içki ve şiir meclislerinin” ismine genel olarak “Encümen-i Şuara” denmiştir.

   1861 yılı baharında Hersekli Ârif Hikmet Bey’in Laleli Çukurçeşme’deki evinde buluşmaya başlayan ve her salı  olacak şekilde bir seneye yakın bir zaman diliminde bu edebiyat toplantılarını sürdüren şairlerin “encümen-i şuara“sını inceleyeceğiz.

Encümen-i şuaralar bir dernek oturumu ciddiyetinde toplanmazlar. Şüphesiz ki, her toplantıda bulunmaya çalışan müdavimleri vardır; fakat belki bir o kadar da davet edildiği veya merak ettiği için bir iki sefer katılıp arkasını getirmeyen isimler çıkacaktır. Bu sebeple, bazı kaynaklarda, encümenin asli müdavimlerinden olmayan isimlerin de anıldığına sıkça rastlanması garipsenmemeli. Encümenin asli kadrosunu belirlemek için, devam ettiğinden şüphe edilmeyen isimleri sıralamakta yarar var:

Diğer üyelere nazaran daha genç olan, fakat başarısı ve tavrı ile lider olarak görülen;

  • Emtia Gümrüğü Tahrirat Müdürü Leskofçalı Mustafa Galip Bey’dir (1829-1867). Encümenin ev sahibi, Sadaret Mektubî Kalemi’nden Hersekli Ârif Hikmet Bey‘dir (1839-1903).

Diğer Müdavimler;

  • Takvim-i Vekayi ve Matbaa-i Amire Nazırı Ruznamçecizade Mehmet Lebib Efendi (1785-1867),
  • Rumeli Kazaskeri Mustafa İzzet Efendi (1801-1876),
  • Nakşibendi şeyhi “Bazü’l-enver” Osman Nurettin Şems Efendi (1813-1893),
  • sabık alay emini Koniçeli Musa Kâzım Bey (1821-1889),
  • İsmail Paşazade (Üsküdarlı/ Kör/ Yek-çeşm/ Deli) İbrahim Hakkı Bey (1822-1895),
  • Manastırlı Hoca Salih Naili Efendi (1823-1876),
  • İstanbul Emtia Gümrüğü Manifatura Memuru Manastırlı Salih Faik Bey (1825-1900),
  • Mabeyn-i Hümayun Beşinci Kâtibi Abdülhamit Ziya Bey (1829-1880),
  • Rüsumat Emaneti Heyet-i Tahririyesi kâtiplerinden İbrahim Halet Bey (1837-1878),
  • Hariciye Nezareti Mektubî Kalemi’nden Recaizade Mehmet Celal Bey (1838-1882),
  • Mabeyn-i Hümayun Kitabeti’nden Mazlum Paşazade Memduh Faik Bey (1839-1925),
  • Niğdeli Deli Hikmet Bey (?-1888’den sonra),
  • Emtia Gümrüğü Tahrirat Kalemi Başkâtib Muavini Namık Kemal Bey (1840-1888),
  • Mezahib Odası hulefasından Miratçi Mustafa Refik Bey (1843?-1865).

Devamlılık sağlamayan fakat katılımları bulunan isimler de vardır bu grubun içine. Bunlar; Hayrettin İrfan Paşa (1815-1888), Bursalı Mustafa Eşref Paşa (1819-1894), Sadaret Mektupçusu Maraşlı Yusuf Kenan Bey (1830-1876), Hariciye Nezareti Mektubî Kalemi’nden Pepe Mustafa İsmet Efendi (1832-1892), Babıali Tercüme Odası’ndan Sadullah Rami Paşa (1838-1890)…

Encümen-i Şuara’yı iki farklı bakış açısı ile inceleyebiliriz. Kuruluş ve dağılış tarihleri belli olan, şairleri ve sanatçıları bilinen edebi topluluk olarak ele alabilirken, birde; şiirde ki tavrını batılılaşma durumuna göre belirleyen, aynı zihniyeti paylaştığı düşünülen şairlerin izlediği yol diyebiliriz.

Encümen-i Şuara Mensupları Nasıl Bir Araya Gelmiştir? 

1. Encümen-i Şuara üyelerinin doğum, iş vb. sebeplerle Rumeli’ye olan bağları,

2. Şairlerin ortak paylaşım alanları, meslekleri dolayısıyla kurulmuş dostlukları Encümen’den önce başlayıp sonra da yıllarca sürmüştür.

3. İtikadi kıymetleri de encümen şairlerini birbirlerine yaklaştırmıştır.

4. Encümen mensuplarının hemen hemen hepsi şair-devlet adamı ikilisidir.

5. Encümen şairleri, mensubu oldukları tarikatlerin dergâh ve tekkelerinde tanışmış ve ahbap olmuşlardır. Devrin edipleri, tekkelerdeki mistik havayı teneffüsle kalmaz; dinî, fikrî, edebî, hatta siyasi konularda tartışma ve -tekkenin meşrebi müsaitse- içki meclislerine katılma imkânını da bulurlar.

Encümen-i Şuara’dan bir okuma parçası;

Gazel
Şîme-i âlemde insâf u mürüvvet kalmamış
İnhirâf etmiş tabîat istikamet kalmamış

Sûret-i ihsânı nez’ etmiş heyûlâdan
Hudâ Nüsha-i elfâzda mânâ-yı himmet kalmamış

Akl-i evvel masdar-ı cehl ü inâd olmuş meğer
Mebde-i Feyyâz’da feyz-i letâfet kalmamış

Eylemiş te’sîsü’l-eşkâl-i neşâtı çâk çarh
Târümâr olmuş devâir şekl ü sûret kalmamış

Şûre-zâr etmiş cihânı şûle-i nâr-ı nifak
Gülşen-i ülfette âsâr-ı terâvet kalmamış

Devlet-i dünyâdan âlâ eylemiş Hak himmetim
Hamdülillâh çarh-ı nâ-hemvâra minnet kalmamış

Bir aceb devrindeyiz Gâlib ki bezm-i âlemin
Bâdesinde rûh yok câmında safvet kalmamış

(Leskofçalı Galip)                                                                                     

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here