Emir Sultan Hazretleri

0

EMİR SULTAN

    HAYATI VE BURSA’YA YOLCULUĞU

      Emir Sultan Hazretleri’nin 1368 yılında Buhara’da doğduğu tahmin edilmektedir. Soyu Peygamberimizin torunu olan Hz. Hüseyin’e dayanmaktadır, seyyiddir. Asıl ismi Muhammed bin Ali’dir, lakabı Şemsüddin’dir. Babası Emir Külal geçimini çömlekçilikle sağlayan bir veli idi ve Buhara’da çok sevilirdi. Nakşibendiyye tarikatının Nurbahşiye koluna mensuptu. Oğlunu bilgi ve ahlak temelleri üzerine yetiştirmeyi amaçlamıştı ve oğluna nasihatı şöyleydi ” Ey oğul! Peygamberi annende, babandan daha çok sevmelisin, soyunla övünmemelisin, yalan söylememelisin. Her günü ömrünün son günü gibi tamamlamaya çalışmalısın, Kuran-ı Kerim rehberin, hadisler yol göstericin olmalı. En büyük silahın Allah’ü Tealah’ya ettiğin duandır, bunu asla unutma.”

Emir Sultan’ın annesi, o kücük yaslardayken vefat etmiştir. Osmanlı Dönemi’nde yaşamış tefsir, hadis, kelam alimidir ve mutasavvıftır. 1430 yılında Bursa’da veba hastalığından vefat etmiştir. Türbesi, Bursa’da Emir Sultan Camii’nin yanındadır. Ona Buhara’da doğduğu için Muhammed Buhari, Seyyid olduğu için Emir Buharı, Yıldırım Bayezıd Han’ın damadı olduktan sonra da Emir Sultan denmiştir.

Emir Sultan, alim ve ilim şehri olan Buhara’da yetişmiştir.Mekke ve Medine’ye giderek ilim tahsil etmiştir ve Mekke’de Hac vazifesini yerine getirmiştir.Bundan sonra Asıl niyeti Medine’ye yerleşip ömrünün sonuna kadar orada kalmaktır esasında. Lakin Emir Sultan bir rüya görmüştür, ” Rüyasında Peygamber Efendimiz ve Hz. Ali yan yana oturmuşlardı. Yanlarına varıp diz çöktü. Hz. Ali ona; ‘Ey oğlum! Sana Cenab-ı Hak tarafından ceddin Muhammed’in sünnetini, takva yoluyla öğretmen için Rum iline gitmen şart olundu. Önünde giden nurdan üç kandil belirecek, o kandiller nerede gözünden kaybolursa orada kalacaksın. Mezarında orada olacak.” demiş. Emir Sultan uykudan uyanınca; ”Demek takdiri ilahi  böyle.” diyerek yola çıkmıştır. Hz. Ali’nin  dediği gibi, üç kandil onu Bursa’ya kadar götürmüş. Bursa’ya geldiğinde, önünde nurdan üç kandil, pınar başında üç servi civarında fakirler için tahsis edilmiş eski bir kilisenin yanında kaybolmuş. Emir Sultan bundan sonra Bursa’da Gökdere civarında bir mağaraya  yerleşmiştir, bu mağarada bir süre takva içinde yaşamıştır.

Mutasavvıflara ilgisi olan Bursa halkı Emir Sultanı kısa sürede sevmiştir ve etrafında bir çok mürid toplamıştır. Bursa ulema ve meşayihi ile münasebette bulunmuştur. Zahir ilimleri sahasında Emir Sultan’ı sınav etmek isteyen Şemseddin Fenari, Molla Yegan, Ali-i Rumigibi alimeronun manevi gücünü görünce  ağız açamadıkları, onlarla girdiği münakaşalardan başarıyla çıktığı rivayet edilir. Şemseddin Fenari’den ders almış ve icazet diploması da hocası tarafından yazılıp verilmiştir.

EMİR SULTAN’IN  HUNDİ FATMA SULTANLA EVLENMESİ VE ENGİRUS KALESİ FETHİ

Emir Sulan 25 yaşındayken Yıldırım Bayezıd Han’ın kızı Hundi Fatma Sultan ile evlenmiştir.Bu evliliğin nedeninin her iki eşinde gördüğü hikmetli rüyadan olduğu rivayet edilmektedir. Her ikisi de rüyasında Peygamber Efendimizin onları birbirine nikahladığını görür. Emir Sultan’ın hocası Molla Fenari aracılığıyla nikahları kıyılır. Bu sırada Yıldırım Bayezıd Han Edirne’de fetihtedir ve bu nikahtan haberi yoktur. Nikah kıyıldıktan sonra saraydan biri padişaha kızının saraydan kaçıp, fakir bir dervişle evlendiğini haber verir. Padişah bunun üzerine sinirlenip her ikisin de öldürülmesi emrini verir. Molla Fenari Padişaha mektup yazar ve durumun öyle olmadığını, damadının fakir bir derviş değil, Hz. Peygamber’in soyundan geldiğini, Böyle bir zatın Bursa’da bulunmasının onur ve şeref olduğunu, bu haberi ona gönderinin fenalıktan ettiğini söyler. Padişah bundan sonra harpteyken bir keramete şahit olur. Savaşta Macaristan’ın bir kısmı fethedilmiş ancak Engirus Kalesi bir türlü alınamamıştır. Padişah kaleden ümidini kesmişken, bir sabah kalenin kapılarını açan bir geç olduğunu görür. Kale fethedildikten sonra, o gencin bulunmasını emreder. Kale kapısının açıldığına herkes şahittir lakin genci kimse bulamamıştır. Tekbirlerle Bursa’ya dönülür, halk onları harika bir sevinçle karşılar. Kalabalığın içinde padişah gözünü bir noktaya diker ve oradan ışık saçıldığını görür yanına yaklaşır ve o ışığın ona kale kapılarını açan genç olduğunu fark eder. Gence ‘kale kapılarını açan sen miydin?’ diye sorar, o da eve ‘ bu fakir derviş’ der. Onun damadı Emir Sultan olduğunu öğrenir ve sevinci katlanır.

   BURSA ULU CAMİİ YAPILIŞI

Yıldırım Bayezıd Han Niğbolu Savaşı’nı kazanacağı takdir de 20 adet cami yaptıracağını söyler. Savaşı kazanınca niyetini Emir Sultan’a söyler. Emir Sultan yirmi cami yerine, yirmi kubbeli bir cami yaptırmasını teklif eder. Bu teklif üzerine padişah Bursa’daki muhteşem olan Ulu Camii’yi yaptırmak ister. Fakat caminin yapılacağı yerde yaşlı bir kadının evi vardır ve kadın evini vermek istememiştir. Sultan Bayezıd kadnın ayağına gider, yalvarır kadın yine de evini vermez. Bu hususa canı sıkılan padişah divanı toplar ne yapmak gerektiğini sorar. Kadılar ‘Mal onun değil mi, ister verir ister vermez’ der. Bu konuyu Emir Sultan’a sorarlar, oda ‘ Bir gece de neler değişmez.’ cevabını verir.

İhtiyar kadın o gece rüyasında mahşer yerini görür, azap dolu bir gecedir annelerin çocuklarından kaçtığı korkunçlukta bir yer ve birden insanlar rahmet olarak yaratılan Efendimiz’in yanına koşmaya başlarlar. Kadın da gitmek ister ama yürüyemez, yerleri tırmalar tam o sırada Emir Sultan’ı görür ona ”Herkes gitti bir ben kaldım.” der. Emir Sultan da ona ‘Kurtulmak istiyorsan, sultanımız üzme.” der. Kadın ertesi gün evini verir ve muazzam Ulu Camii yaptırılır.

 

     TİMUR-YILDIRIM SAVAŞI

Emir Sultan çok gayret göstermesine ve savaşı kazanamayacağını söylemesine rağmen Timur-Yıldırım çarpışmasının önüne geçememiştir ve maalesef savaş Yıldırım Bayezıd Han’ın mağlubiyetiyle sonuçlanmıştır. Yıldırım Bayzezıd’ın Ankara Savaşı yenilgisinden sonra Timuroğullarından Şehzade Mehmet Çelebi Bursa’ya gelerek, Osmanlı tahtına geçmiştir.Şehir halkı zor ve aç durumda kalmıştır Emir Sultan’a giderek ona bir şey yapmasını rica eder. Emir Sultan bir kağıda bir şeyler yazıp orduya gönderir.  O kağıttan hemen sonra çadırlar sökülür ve  Asya yollarına göç başlar.

       SAYGINLIĞI

Emir Sultan başta Yıldırım Bayezıd olmak üzere Çelebi Mehmed’e  ve Sultan İkinci Murad’a  manen sultanlık tapmış ve onlara daima hakkı, İslam’ı tavsiye etmiştir. İslam hususunda insanlara kılıçtan daha etkili gelmiştir. Emir Sultan ” Kerametler Sultanı” diye anılmıştır. Zamanındaki Osmanlı Sultanları kendisine hürmet eder, sefere çıkacakları zaman onun huzuruna gelip hayır duasını alırlarmış ve onun elinden kılıç kuşanırlarmış. Emir Sultan hayatı boyunca din ve vatan uğruna yapılan gazaları teşvik etmiştir.Talebelerine bu işin kutsiyetini devamlı anlatmıştır. Emir Sultan beyler, paşalar,sultanlar, askerler, köylüler herkes tarafından sevilen saygı duyulan bir alimdi.

       ÖLÜMÜ

1429 yılında 63 yaşındayken vefat etmiştir büyük alim Emir Sultan.Vasiyeti üzerine cenaze namazını Hacı Bayram Veli kıldırmıştır. Vefatından sonrada halkın ve sultanların ona hürmeti devam etmiştir. Emir Sultan Bursa’nın manevi mimarı olarak anılmaya devam etmektedir. Yoluna döşenen nurlarla uyu Hz.Emir Sultan.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here