Eleştirel Felsefe’nin Babası Immanuel Kant

0

Kant’ın Evrensel Yasası “

Kant’ı tanımak, felsefesi ve öğretilerini bilmekten geçer. Kant’a göre insanların davranışlarının amacı, haz almak, mutlu olmak, çıkar elde etmek, gelenek göreneklere uymak, toplumun devamını sağlamak vs. gibi şeyler olamaz. Çünkü bunlar kişiden kişiye, toplumdan topluma değişen olgulardır. Kant, ahlaki eylemin amacını belirlerken kişiden kişiye değişmeyecek herkes için aynı kalabilecek temel oluşturmak istemiştir. Bu yüzden de “ödev” dediği kavramı ileri sürüyor ve bunu akla dayandırıyor, akılla açıklamaya çalışıyor. “Ödev” nedir diye soracak olursak en basit tabiriyle”iyi olanı isteme ya da iyiyi isteme” şeklinde açıklayabiliriz. Bu, akılla belirlenen ve bütün insanlar için geçerli olan buyruk. Kant’a göre insanlar davranışta bulunurken ya da ahlaki davranışı değerlendirirken davranışın sadece sonuçlarına ya da davranışın gerekçelerini değil, bu davranışı ortaya koyarken ki niyetlerimize bakmamız gerektiğini söylüyor. Burada da bütün ahlak anlayışını özetleyecek şekilde üç tane ilkeden bahsediyor. Bu ilkelere kısaca göz atacak olursak;

Birinci ilke: Öyle davran ki eylemine ölçü aldığın ilke herkes için genel bir yasa olabilsin.
İkinci ilke: Öyle davran ki insan eylemlerinde bir araç değil bir amaç olsun.
Üçüncü ilke: Öyle davran ki kendi iradeni bir yasa koyucu gibi saygın tutabilesin.

Bu ilkeleri açıklayacak olursak, Kant şunu demek istiyor; Birinci ilkede, insanın davranışına ölçü aldığı ilke herkes için geçerli bir yasa olmalı. Yani bu, çıkarına olursa, mutluluk amacına yönelik olursa, haz elde etmek ya da gelenek göreneklere uymak için olursa bütün insanlığı kapsayacak bir yasadan söz etmemiz mümkün olamaz. O zaman her şeyi bir yana bırakıp ortak bir akılda birleşmeliyiz. Bu ortak akıl bize diyor ki; “ödev” duygusuyla hareket et, yani bütün insanlık adına iyi olanı iste çünkü herkes iyi olanı ister. İkinci ilkede, iyi ile kötüyü belirleyen ölçüt nedir sorusuna verilen cevap karşımıza çıkıyor. Kant’a göre iyiyi belirleyen şey, insan onuruna yakışır, insan olma onurunu koruyacak şekilde hareket edebilmek ve bunu bütün insanlık adına düşünebilmektir. Bu yüzden insanı eylemlerimizde kendi çıkarımızı elde etmek için bir araç olarak değil, insanlığı bir amaç olarak, insan onurunu korumayı bir amaç olarak seçip davranışlarımızı biçimlendirmeliyiz. Üçüncüsü, bir yasa koyucu nasıl insanları düşünerek, o yasaya uyması gereken bütün insanların ihtiyaçlarını düşünerek hareket etmek ve kişisel çıkarlarını bir kenara bırakarak yasayı koymalı ve saygınlığı devam ettirebilmeli, bu sadece yasa koyucular için değil, tek tek bütün insanlar için aynı şekilde belirlenmeli ise biz de davranışlarımızı belirlerken sadece kendimizi düşünerek değil bütün insanlığı düşünerek hareket edebilmeliyiz.

Kant’a göre “ödev” bütün insanlık için bir buyruktur. İnsanlar, davranışlarını iyi olanı istemeye yönelik olarak biçimlendirmelidir. Burada davranışın sonucundan çok, niyetin önemli olduğunu söyler.
Bunu örnekleyecek olursak; Bir kitapçı dükkanındasınız ve çalabilme fırsatı yakaladınız. Soru şu: çalar mısınız? Kant’a göre bu sorunun üç farklı cevabı var. Birincisi; Tabii ki çalarım hazır fırsat geçmiş elime diyebilirsiniz. Bu şekilde davrandığınızda zaten ahlaki olarak kötü bir davranışta bulunmuş kabul ediliyorsunuz. İkincisi; çalmamayı düşünebilirsiniz, çalmam diyebilrsiniz. Ama arkasından da şu düşünceler geliyor olabilir; “yakalanabilirim, başka bir müşteri beni farkedebilir, yaklanırsam rezil olurum, günah olduğu için çalamam. Bu düşünceler sonucu çalmamayı seçtiğiniz için evet sonucunda çalmadığınız için iyi bir davranış sergilemiş gibi görünebilirsiniz. Ama siz insanlık onurunu düşündüğünüz için ya da insanlık adına iyi olanı istemek adına değil kendi çıkarlarınızı düşündüğünüz için çalmama davranışını seçtiniz. Bu davranış da en az birincisi kadar ahlaki açıdan kötü bir eylem olarak kabul edilir. Üçüncüsü; gene çalmayabilirsiniz çünkü bu eylem yani çalarsanız, insan onurunu zedeleyen, hiç kimsenin başına gelmesini istemeyeceği kötü bir davranıştır. Herkes iyi olanı ister, insan onuruna yakışanı, iyi olanı budur diye çalmamayı seçebilirsiniz. Ancak bu niyetle hareket ettiğinizde ahlaki olarak iyi davranmış kabul edilirsiniz.

Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvaffak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır.
Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvaffak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır.

Hayatı

Eleştirel felsefenin babası olaɾak kabul edilen Alman filozofu Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 tarihinde Doğu Prusya’nın Königsberg (Кaliningrad) kasabasında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir ve bütün yaşamını burada geçirmiştir. Okul hayatı sırasında babasını kaybettiği için maddi zorluklar baş göstermiş ve okurken aynı zamanda çalışmak zorunda kalmıştır. Königsberg Üniversitesinde Felsefe, Müzik ve Matematik alanlarında eğitim almış ancak en çok Felsefeyi sevmiş ve kendini bu alanda geliştirmiş, öğrenciliği sırasında özel öğretmenlik yapmıştır. 1755 tarihinde doçent derecesi aldıktan sonra aynı üniversitede çeşitli sosyal bilimler alanlarında dersleɾ vermeye başlayan Kant, fizik ve astronomi alanında yazılar yazdı. 1770 yılında profesörlüğe yükselen Kant, emeklilik dönemine kadar çeşitli statülerde üniversitede çalışmaya devam etmiştir. Felsefe alanındaki ilk eserini (Saf Mantığın Tenkidi) 1781 yılında vermiş ve daha sonra yaptığı çalışmalar ile Nebula hipotezini ortaya atmıştır. Alman felsefesinin kurucu isimlerinin arasında yer alan Kant üzerinde yaptığı çalışmalarla felsefede kendinden sonraki dönemin de aydınlatıcısı ve yol göstericisi olmuştur. Felsefede Bilgi Kuramını ortaya koyan Kant’ın başlangıç noktası her zaman bilgi olmuştur. hem Descartes’ın rasyonalizminden ve hem de Hume’un Empirizm’inden önemli gördüğü öğeleri alarak, transsendental epistemolojik idealizm diye bilinen kendi bilgi kuramını geliştirmiş, yükselen bilimin felsefi temellerini gösterdikten sonra, özgürlük ve ödev düşüncesine dayanarak evrensel ahlakı savunmuştur. Eserleri, günümüzde de bilgi kaynağı olarak kullanılmaktadır. 1796 yılına, yani yetmiş iki yaşına kadar ders veren Kant, 12 Şubat 1804 tarihinde 80 yaşında iken hayatını kaybetmiştir.

Eserleri

Kritik der reinen Vernunft (Saf Mantığın Tenkidi), 1781
Prolegomena zu einer jeden künftigen Metaρhysik (Gelecekte Bir Bilim Olarak Ortaya Çıkabilecek Her Metafiziğe Prolegomena), 1783
Grundlegung zur Metaρhysik der Sitten (ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi), 1785
Kritik der praktischen Vernunft (Pratik aklın Eleştirisi), 1788
Kritik der Urteilskraft (Yargı Gücünün Eleştirisi), 1790
Religion innerhalb der Grenzen der bloßen Vernunft (Salt aklın Sınırları İςinde Din), 1793
Metaρhysik der Sitten (ahlâk Metafiziği), 1797

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here