Eğlence Bahane Paralar Şahane

0

Hayatlarımızda alınan maaşlarla zar zor geçinenlerin kurtarıcısı olarak görülmüştür milli piyango bileti almak veya şans topu sayısal benzer oyunları oynamak. Yılbaşların da herkesin bir tam veya çeyrek bilet alarak yeni yıla bin bir hayallerle girerken sonra bir amorti vurmayarak hayallerimize sil baştan yeniden başladığımız inişli çıkışlı bir süreçtir.

Bu işin sonunda milyarder olanların hikayelerini dinlerkende hepimizin vayy beee dediği anlar olmuştur..Ama hepsininde sonradan pişman oldukları ortaya çıkmıştır..Hazır para gerçekten mutluluk getirir mi yoksa alın teri ile kazanılan mı keyif getirir kişiden kişiye değişir bu durumlar diyebiliriz. Yaşadığımız toplumda hayallerinin peşinden gidenlerin hayatları daha mutlu keyifli olduklarını görürüz..Hobi olarak başladım sonra işimi büyüttüm diyenlerede bende açık konuşmam gerekirse gıpta ederek dinlerim ve okurum..Aslında yol belli ama işimize mi gelmiyo böyle durumlar yoksa yaşam koşullarımıza bakıp ışık göremeyince kısa kestirme yolu mu tercih ederiz..? Sorunun içinde soru olunca düşünce dünyamız güçleniyor aslında yaşadığımız hayatı sorgularken sanki bir çıkış yolu var gibi hissederiz, zararı yok yeter ki başlanmış olsun çığır açılmış olur. Toplumda belli saatlerle işe gidip gelmeyi bir kurumun bir parçası hissetmek bir yandan bize verilen hayatın kader ve yoluna sırtımızı çevirmek olduğu söylenir..Sonuçta hiçbir insan başı boş değildir, herkesin bir görevi olduğunu düşünürsek, bir işe girerek özgürlüğümüzden kaçış mı yaşıyoruz..? Bunları düşünelim üstüne gidelim..Bu zamanda hep böyle olmuş böyle gider anlayışını yıkmak gerekir, yeni yaşam kolları ile yaratacağımız hayatımız hayatlarımız ve Ülke haline bile gelebiliriz.. Aziz Antonio’nun söylediği gibi; Servet insan için vardır. İnsan servet için değil. Dolasıyla her noktada ekonomik çıkarların, ciddi işlere engel olmasını önleyecek, kısıtlamalar, uyarılar vardır. Bulunduğu konuma uygun bir yaşam sürmesine yetecek servetin peşine düşmek hakkıdır. Daha fazlasını aramak, girişimcilik değil, oburluktur ve oburluk, ölümcül bir günahtır.

Sizlere şunu söylemek isterim. Orta Çağ toplumu, bireyi özgürlüğünden yoksun bırakmıyordu, çünkü birey diye bir şey yoktu; İnsan hâlâ dünyaya ilk bağlarıyla bağlıydı. Henüz kendisini bir birey olarak algılamıyordu; yalnızca toplumsal olarak ve ( o dönemde doğal) rolünün sınırları içinde vardı. Günümüzde ise çağdaş bencillik, gerçek insan yapısının çarpıtılmasından doğan ve oluşan toplumsal yarası olan, oburluğa dönen hırsına yenilmiştir. Çağımızda insan, kendisini sonuna dek ortaya koymasıyla tanımlasa da, aslında insanın benliği zayıflatılmış, kişilik bütününün tüm diğer parçaları bir kenara bırakılarak, zeka ve irade gücünden oluşan bütün bir yapısını zayıf ve güçsüz gösterilerek küçücük bir parçaya indirilmiştir..

İnsan, yalnız ve yalnız topluma egemen olur ve ekonomik çarkı, insan mutluluğunun amaçlarının hizmetine sunarsa ve yalnızca, toplumsal sürece etkin bir şekilde  katılırsa yalnızlığını ve  güçsüzlüğünü ortadan kaldırabilir. Günümüzde insana en çok acı veren, yoksulluk değil, büyük bir çarkın küçük bir dişlisi, bir robot haline gelmiş olmak ve yaşamının boş ve anlamsız görmesidir..Ve bu yüzden sayısal ve şans oyunlarıyla hayatını tüketip bitirmektedir..Yani eğlence bahane paralar şahane anlayışından uzaklaşması gerekir..

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here