Eğitim Sistemi

0

Sistemi

Sürekli yenilenen müfredatla gündeme gelen, tarafından sıkça eleştiri topuna tutulan : Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu’nun eğitimdeki öncülükleri ve eğitime yararları tartışılır. MEB ve YÖK’e bağlı kurumlarda artık liyakatin esas alınmadığı bariz. Hal böyle olunca eğitim sisteminin çökmesi kaçınılmaz oluyor. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı alt, orta ve üst kademe yöneticilerinin eğitim anlayışı ve eğitim felsefesinin olması gerekenden ne kadar uzak olduğunu sürekli değişen müfredat ve sınav sistemlerinden anlayabiliriz. Henüz aile eğitimiyle başlayan okul öncesiyle devam eden samimiyetsiz ve kalitesiz eğitim anlayışı orta öğretim ve yüksek öğrenime kadar uzanmasının ardından okuyan nüfusu diplomalı işsiz bırakmakla kalmıyor, ekonomideki kötü gidişat yine bu nüfusun omuzlarına yükleniyor. Maalesef yetersiz okul öncesinden başlayarak orta öğretim ve yüksek öğrenime kadar uzanan ardından donanımsız ve yetersiz elemanlarıyla ciddiyetsizliğini itina ile koruyan bir sistem geliştirilmeye devam ediliyor.

Sistemin temel yapı taşını oluşturan ve bireyin temelinin atıldığı aile eğitimi ise en az Türk Eğitim Sisteminin oluşturulması kadar önemli ve ciddi bir rol oynuyor. Aile eğitim programının ciddiyete alınmadığı ve devlet tarafından gereken değerin verilmediği aşikar. Aile eğitiminin yetersiz olduğu toplumlar ise eğitilmediği sürece zekaya ve başarıya bakış açısı çevre koşullarına ve komşu çocuğuna göre şekillenmekte. Bahsedilen bakış açısı ise, fen bilimleri yapabilen bir çocuğa üstün zekalı bakılarak deha muamelesi görürken; sosyal bilimlere ilgisi olan ya da müzik, resim ve spor alanlarında yetenekli çocuklara aşağılayıcı, alaycı gözle bakılarak, zeka engeli varmışçasına tavır takınılıyor, sonucunda ise yoğun psikolojik baskı altına alınan ayrıştırılarak ötekileştiriliyor ve çocukta emosyonel, kognitif ve anksiyate bozukluklarına yol açıyor. Bu durumun eğitim karnemizdeki yansıması ise şu şekilde oluyor:

PISA ‘Öğrenci Refahı’ Raporuna göre: OECD, 2015 Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) üçüncü raporu olan ‘Öğrenci Refahı’nda 72 ülkede 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin refah durumlarını inceleniyor. Bu rapora göre, Türkiye’de 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin 28.6’sı hayatından hiç memnun olmadığını belirtiliyor. Türkiye bu oranla OECD’nin yüzde 11.8’lik ortalamasını neredeyse üçe katlıyor. Hayatından çok memnun olduğunu söyleyen öğrenci oranıysa OECD’nin yüzde 34.1’lik ortalamasının gerisinde kalarak, yüzde 26.3 oluyor. Bu rapora göre Meksika ilk sırada yer alırken Türkiye son sıralarda yer alıyor.

Uluslararası eğitim testinde ise: 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapılıyor. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor. Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriliyor. OECD’nin yürüttüğü PISA testi her üç yılda bir yapılıyor. Türkiye okuma, matematik ve bilim dallarında en alt sıralarda yerini kimseye kaptırmıyor. Böylesi bir sistemle ilerlediği sürece en son sırayı hedeflediği gözlerden kaçmıyor.

Ülke eğitiminin kalkınmasında etkin rol oynayan başta aile ve toplum eğitimi ardından, , orta öğretim ve yüksek öğrenim olmak suretiyle değer verilmeli ve bunun liderliğini yapacak ehil kişi/kişileri seçmeli ve sistemin bir parçası kılınmalıdır. Başarılı insanlara öncülük edilmeli, başarısız insanlar ise desteklenerek topluma iyi bir biçimde kazandırılmalıdır. Sürekli değişen müfredat yerine işin ehli kişilerce kaliteli ve öğrenci odaklı bir sistem oluşturarak Türk Eğitim Sistemini selamete eriştirilmelidir. Böylesi bir politika izlenildiğinde toplum refah seviyesi artar, kurumlar daha kaliteli ve şeffaf olur, işsizlik büyük oranda azalarak insanlar yetenekleri ve becerilerine göre yönlendirilir. Böylesi bir toplum hem dünya eğitiminin kalkınmasının öncülüğünü üstlenir hem de ülkeler refah düzeyi sıralamalarında etkin rol oynar.

Her şeyden önce eğitimi kaliteli kılmak için liyakat sistemiyle işin özünden yetişen donanımlı, deneyimli, özgüvenli, yeniliğe açık, özverili ve girişimci özelliklere sahip kişi/kişilerce eğitim daha kaliteli nitelik kazanabilir. Üniversitelerde donanımlı insanlar yetiştirerek ülke eğitimine büyük katkı sağlayabilir. Okul öncesi müfredatı çocuğu gün boyu eğlendirmekten ziyade eğitme ve öğretme amacı güdülerek eğitimde büyük olumlu gelişmeler görülebilir. Eğitim siyasetten ayrıldığında büyük yollar kat edebilir. İşin özü, bu konum için kendini feda eden, gecesini gündüzüne katan, tek gayesi Türk Eğitim Sistemini zirveye taşıma gayreti, içinde var olduğu müddetçe eğitim sistemini büyük oranda sistem kılar. Bu kişiler erbabı olduğu maslahatın başında olduğu vakit eğitimden bir beklentimiz oluşur. Unutmayınız ki: eğitim bir ülkenin omurgasıdır.

“Bir ülkenin geleceği, o ülke insanlarının göreceği eğitime bağılıdır.”

Albert Einstein

İsmet Özsoy

İsmet Özsoy

Amasya Üniversitesinde Çocuk Gelişimi okuyorum.
20 yaşındayım.
İlgi alanlarım arasında en yoğun, çocuk ve siyaset vardır.
Doğru neyse tarafım odur.
İsmet Özsoy

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here