Efsane Şair Nazım Hikmet

0
11
Efsane Şair Nazım Hikmet
Efsane Şair Nazım Hikmet

Nazım Hikmet Ran kimdir?


‘Güzel Yüzlü Şair’ lakaplı Nazım Hikmet 20 Kasım 1901 tarihinde, Selanik’te doğmuştur ancak ailesi tarafından 15 Ocak 1902 tarihinde nüfusa ancak kaydı geçirilmiştir.
Nazım Hikmet öğrenimini Bahriye Mekteb-inde tamamlamıştır mezuniyetini aldıktan sonra Hamidiye gemisinde stajyer subay olarak  görev almış, ancak bazı nedenlerden dolayı ordudan ayrılmak durumunda kalmıştır aynı zamanda  Bolu’da öğretmenlik yapmış olup Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur.

 

ESERLERİ
Memleketimden İnsan Manzaraları
Kafatası
Unutulan Adam
Taranta Babu’ya Mektuplar
Ferhad ile Şirin
Kurtuluş Savaşı Destanı
Kız Çocuğu
Tahir ile Zühre
Şeyh Bedrettin Destanı
Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu)

 

 

Şiir kitapları
835 Satır, (1929)
Jokond ile Si-Ya-u, (1929)
Varan 3, (1930)
1 + 1 = 1, (1930)
Sesini Kaybeden Şehir, (1931)
Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931)
Gece Gelen Telgraf, (1932)
Taranta Babu’ya Mektuplar, (1935)
Portreler, (1935)
Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
Saat 21-22 Şiirleri, (1965)
Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965)
Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları’nın 3. kitabı), (1965)
Dört Hapishaneden, (1966)
Rubailer, (1966)
Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm), (1966)
Memleketimden İnsan Manzaraları, (1966-1967)
Kuvayi Milliye, (1968)

 

Tiyatro
Kafatası (1932)
Bir Ölü Evi (1932)
Unutulan Adam (1935)


Romanları
Kan Konuşmaz, (1965)
Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)
Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967)

 

 

Nazım hikmetin unutulmaz bazı eserlerinden kesitler

Ne ben sana kızarım, ne de zatın zahmet edip bana küssün. Artık seninle biz, düşman bile değiliz.



Dövüşebilirim, doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey için, herkes için, yaşım başım buna engel değil.

 


Büsbütün unuttum seni eminim, maziye karıştı şimdi yeminim, kalbimde senin için… Yok bile kinim, bence sen de şimdi herkes gibisin.

 


Benim kelime hazinem çok geniştir, derdim. Senin bir kelimene yetemedim; git, ne demekti sevgilim?

 


Dost uğrunda ölmek kolay, fakat uğrunda ölünecek dostu bulmak zordur.

 


Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen. Çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

 


Ne kadar seviyorsun dersen; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin…

 

Yazdığı eserlerle milyonların kalbini kazanan Nazım hikmetin hayatı şiirleri kadar parlak geçmemiş ömrünün en güzel yıllarını hapishanede geçirmiştir buna rağmen kalemini elden düşürmemiş pes etmemiş ve durmadan yazmıştır bunun yanı sıra birde aşık olup dillere ve yıllara destan bir şekilde gönüllerde kalmayı başarmıştır ki satırlara döktüğü anlamlı sözler sonucunda şiir denince Nazım Hikmet akla gelir olmuştur
  

 


Dava ve Sürgün Yılları

 


1925 – Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası

1927 – 1928- İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1928 – Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1928 – Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1931 – İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası

1933 – İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1933 – İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası

1933 – 1934 – Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1936 – 1937  İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası

1938 – Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası

1938 – Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası

 

 

Nazım hikmet’in aşkları

 

Nüzhet

 

İlk evliliğini Nüzhet hanımla yapmış olan Nazım Hikmet  bu evliliği uzun yıllar sürdürememiştir

 

 

 

 

Piraye

1930 yıllarında tanışıp evlenmek istediği büyük aşkı Piraye ile 1931 yılında evlenme kararı almıştı aslında araya giren tutuklamalar yüzünden ancak 31 Ocak 1935 yılında evlenebilmişlerdi. Pirayeye yazılmış şiirler mektuplar günümüzün samimiyetsiz aşklarına örnek olabilecek nitelikte Nazım hikmet’in Dilinden de kaleminden de düşürmediği tarihe destan bir aşkın adıdır Piraye.

 

 

 

 

 

Münevver

      (  piraye ile aşkı henüz devam ederken )

Ziyaret esnasında gönlünü kaptırdığı münevver hanımla 1950’deki af kanunuyla özgürlüğüne kavuşup Hapisten çıkınca evlenir 1951’de oğulları Mehmet dünyaya gelir.

Nazım hikmet  yere göğe sığdıramadığı uğruna sayfalar tüketip nice şiirler yazdığı pirayesinden ayrılır gönlünü  münevver hanıma kaptırdığını açık yüreklilik ile piraye hanıma açıklar bununla ilgilide Nazım hikmetin yazmış olduğu bir diğer satırlar:

Yeryüzünde hiçbir insan, hiçbir insana benim sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen gel. Sana “gel” diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam ne halt edeyim, öyleyim işte. Fakat gel. Ve benden nefret ederek, beni hor hakir görerek de olsa, beni bir daha yalnız bırakma!

 

Zamanla içinde çıkılmaz bir hal alan Nazım ve Piraye aşkı nihayetinde son bulur bu aşktan geriye Nazım hikmetin pirayesinde bıraktığı izler ve bize bırakmış olduğu o güzel  satırları kalır.

Nazım hikmet’in münevver aşkı da uzun sürmez üç yıl sonra rusyaya kaçışı ile son bulur.

 

Galina

 

Yeni aşklara yelken açan Nazım Hikmet, rus doktor Galina’ adında hanımla evlenir Galina şiirleri yazılmasada da en uzun ilişkisini onuna yaşamış olur 1960 yılı başında  Nazım’ın Galina ile olan sekiz yıllık uzun beraberliği boşanmayla sonuçlanır.

 

 

 

Vera

Nazım’ın “Saçları saman sarısı diye tanımladığı, Vera’ya 1961 de yazdığı “Saman Sarısı” şiiri ile aşkını ölümsüzleştirmiştir Kendinden otuz yaş küçük Vera Nazım’ın kalbini çalmayı başarmış ve Artık yeni aşk şiirlerinin ilham kaynağı haline gelmiştir.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here