Edebiyat ve Türk Dili ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

0
73
Biliyoruz ki dünyada pek çok farklı konuşma ve yazı dili var. Bizim dilimizde Türkçe , yazı dilimiz ise İstanbul Ağzı. Bir de şive var ne bu şive ? Ağızla şive aynı şey mi ?

Kimi zaman şiirlerinde kendimizi bulduk, kimi zaman  da romanlarının sonunu merak ettiğimiz için uykumuzdan feragat ettik.

Kimi zaman imlayı, noktalamayı anlatan öğretmenimizi dinlemedik.

İşte bu güzel sanat etkinliğinden bahsedeceğiz bugün. Peki bu güzel sanat etkinliği nedir?

Tabi ki edebiyat ve Türk dilidir.


Biliyoruz ki edebiyat , nesilden nesle dil aracılığıyla aktarılmıştır. Edebi metinleri yazmada ve okumada dili kullanırız. Bu sebeplerden dolayı edebiyat ve dil birbirinden ayrılamaz iki güzel aşıktır. Bu aşkın meyvesi de tabi ki yazılmış şiirler, romanlar ve hikayelerdir.

Ne yazık ki bu iki aşığın sevgisinde yanlış olarak öğrendiğimiz bazı şeyler var. Bunları size anlatmaya çalışacağım.

 

Çok eski zamanlarda büyüklerimizin bilgi ve öğüt dolu olarak söylediği ve dil aracılığıyla bugüne kadar ulaşmış sözlere " atasözü" denir. Atasözleri sözle bir nesilden bir nesile aktarıldığı için bu sözlerin değişmelere uğraması hiç şüphesiz ki normaldir. Küçüklüğümüzde oynadığımız kulaktan kulağa oyunu gibi düşünmeliyiz bu aktarımı. Biliyoruz ki o oyunda baştan sona kadar herkes bir yanındakinin kulağına sessizce sözü söyler. E tabi kişinin algılayışına göre değişir. İşte bizim atasözlerimizde aynı bu şekilde değişiklik göstermiştir.


1. Atasözlerinin yanlış kullanımı:

Çok eski zamanlarda büyüklerimizin bilgi ve öğüt dolu olarak söylediği ve dil aracılığıyla bugüne kadar ulaşmış sözlere “atasözü” denir. Atasözleri sözle bir nesilden bir nesle aktarıldığı için bu sözlerin değişmelere uğraması hiç şüphesiz ki normaldir. Küçüklüğümüzde oynadığımız kulaktan kulağa oyunu gibi düşünmeliyiz bu aktarımı. Biliyoruz ki o oyunda baştan sona kadar herkes bir yanındakinin kulağına sessizce sözü söyler. E tabi kişinin algılayışına göre değişir. İşte bizim atasözlerimizde aynı bu şekilde değişiklik göstermiştir.

✓ Sû uyur düşman uyumaz.

Aslında bu atasözünün aslı böyle. Sû asker demek. Burada askerler uyur ama düşmanlar uyumaz diyerek aslında askerlerin uyumamasına telmih (hatırlatma) yapılıyor. Zaman içerisinde bu atasözü “Su uyur, düşman uyumaz.”a dönmüştür.

✓ Sıhhatler olsun.

Saçlarını kestiren ya da duşa giren, saçlarını yıkayan kişilere söylenen bir sözdür.  Sıhhat biliyoruz ki sağlık demektir. Fakat sözlü gelenek içerisinde bu söz “Saatler olsun.”a dönmüştür.

Neden Aydın abası ? Bu soruyu düşündünüz değil mi ? Bir hikaye ile bunu anlatmak istiyorum.
Aydın Abası Görseli

✓ Kısa kes , Aydın abası olsun.

Neden Aydın abası? Bu soruyu düşündünüz değil mi? Bir hikaye ile bunu anlatmak istiyorum.

Eski zamanlarda Balıkesir, aba ismini verdiğimiz kumaşların en çok dokunduğu ve kullanıldığı yermiş. Bir gün bir adamın buraya yolu düşmüş. Tabi burası anaları ile meşhurmuş ya almış biraz kumaş ve memleketine varmış. Bu güzel kumaştan elbise diktirmek için terzisine gitmiş. Terzisi bu kadar kumaşın hem alt hem de üst kıyafete yetmeyeceğini söyleyince adam da ” Eteklerini kısa kes Aydın abası olsun.”demiş. Ve söz taa bu günlere ulaşmış. Az ve öz konuşmamız gerektiğini anlatan bu söz, günümüzde “Kısa kes, Aydın havası olsun.” şeklinde yanlış olarak kullanılmaktadır.

✓ Abdala malum olurmuş.

Abdal akıllı, pir anlamlarına gelmektedir. Malum olmanın anlamını da hissetmek olarak düşünebiliriz. Aslında bilgi bir kişinin hissetmesi anlamında kullanılan söz şimdi tam tersi olarak “Aptala malum olurmuş.” şeklinde kullanılmaktadır.

✓ Zafiri tüketmek.

Bu deyimi belki de ilk kez duyuyorum diye hissettiniz. Aslında yanlış bildiğimiz doğrulardan biride bu. Sıfırı tüketmek deyimi desem sanırım daha kolay anlarsınız. Zafir, soluk, nefes anlamındadır. Aslında ölümü anlatan bu deyimi günümüzde parasız kalmak anlamında kullanmaktayız.


2. Yanlış Yazılan Kelimeler: 

 

Yalın kökünden gelen yalnız kelimesi herkes tarafından yanlız olarak bilinmektedir.

➡ #Yanlız – Yalnız#

Yalın kökünden gelen yalnız kelimesi herkes tarafından yanlız olarak bilinmektedir.

➡ #Herkez – Herkes#

Aslında doğru olan kelime herkes iken günümüzde ısrarla herkez olarak kullanılmaya devam etmektedir.

➡ #Eşortman – Eşofman#

➡ #Eşki – Ekşi#

➡ #Kiprit – Kibrit#

➡ #Herşey – Her Şey#

➡ #Tiskinmek – Tiksinmek#

➡ #Tualet – Tuvalet#

➡ # Zebze – Sebze#

➡ # Süpriz – Sürpriz# en çok yanlış kullanılan kelimelerdir.


3.Klasik Eserler ile İlgili Yanlış Bilinenler:

Biliyoruz ki bir Suç ve Ceza , bir Aşk ve Gurur, bir İki Şehrin Hikâyesi, ya da bir Madame Bovary dediğimizde gözümüzün önüne kalın ve sıkıcı olduğunu düşündüğümüz kitaplar geliyor. Bir de klasik eserler sadece yazıldığı dönemi yansıtır algısı var. Bunu İki Şehrin Hikâyesi romanın ilk kısmında yazılanlar ile açıklamak istiyorum.

Biliyoruz ki bir Suç ve Ceza, bir Aşk ve Gurur, bir İki Şehrin Hikayesi, ya da bir Madame Bovary dediğimizde gözümüzün önüne kalın ve sıkıcı olduğunu düşündüğümüz kitaplar geliyor. Bir de klasik eserler sadece yazıldığı dönemi yansıtır algısı var. Bunu İki Şehrin Hikayesi romanın ilk kısmında yazılanlar ile açıklamak istiyorum.

“Akıl çağıydı, budalalık çağıydı da. İnanç çağıydı aynı zamanda inkar çağıydı da. Bir taraftan aydınlık bir taraftan karanlık mevsim yaşanıyordu. Umudun baharıydı, yeisin kışı. Her şeyimiz vardı ama hiç bir şeyimiz yoktu. Hepimiz doğruca cennete gidiyorduk ama hepimiz cehenneme de gidiyorduk.” İki Şehrin Hikayesi

Sizce çok mu sıkıcı ya da sizce sadece yazıldığı dönemi mi anlatıyor ? Bu düşünceleri artık yıkmamız gerektiğini düşünüyorum.


4. Ece Ayhan Kadın Mıdır Erkek Mi?

 

İkinci yeni şairlerinden olan şairimiz erkektir. Biliyoruz ki dünyada hem kız hem de erkek çocuklarına verilen isimler var. Ece Ayhan da bunlardan birisi.

En imgeli ve en soyut şiirlerin sahibidir.

1931 yılında Muğla’nın Datça ilçesinde doğmuştur.

Şiirlerinde dünyaya karanlık bir bakış açısıyla bakmıştır.

Uzun süre hastalıkla mücadele etmiştir , yurt dışına gitmiş ve iki kez beyin ameliyatı geçirmiştir.

En bilinen şiiri ” Mor Külhani” ve “Konuşma”dır.

12 Temmuz 2002 yılında vefat etmiştir.

 

Mor Külhani

1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik’te Eski Şair Çıkmazı’nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiri
……….
……….


5. Kaynaştırma Harfinin Sadece “Y” Sesi Olması:

TDK’nın tanımına göre kaynaştırma harfi olan y’nin tanımı şöyledir:

“Türkçede ünlü ile biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirilince araya giren -y- ünsüzü.” 

Peki geriye kalan s,ş ve n sesleri nedir ?

• Bir iyelik eki ile bir ad durumu eki (hâl eki) arasında bulunan “n” ekine zamir “n” si denir.

Okunduğunu kelimesini

Oku-n-duk-u-n-u şeklinde ayırabiliriz.

U(3.tekil şahıs iyelik eki) – n ( zamir n’si) – u(belirtme hali eki)

• s sesi isim tamlamalarında tamlanan eki olarak kullanılır.

Onun masa-s-ı şeklinde

• ş eki ise üleştirme sayı sıfatlarında sesli ile biten bir harfle -er ekinin arasına girer fakat buna kaynaştırma harfi adı verilmez.

Yedi-ş-er, altı-ş-ar gibi.

 


6. Dolaylı Tümleç Olarak Bildiğimiz Öğenin Aslında Yer Tamlayıcısı Olması:

Genellikle lise sıralarında, dil anlatım derslerinde cümlenin öğeleri konusunu öğreniriz. Cümlenin öğeleri nedir diye sorduğumuzda ;

— Özne

— Nesne 

— Dolaylı Tümleç (Yer Tamlayıcısı)

— Zarf Tümleci ve

— Cümle Dışı Unsur cevabını alırız.

Lisede öğrendiğimiz şekliyle dolaylı tümleç bir öğede ” Neye, neyde, neyden, nerede, nereden, nereye, kime, kimse, kimden” sorularına cevap verir. Bir örnek verecek olursak;

⇒ Seninle evde konuşacağım.

⇒ Baş ucumdaki lambayı yakıp, saate baktım.

⇒ Aslında o öğe dolaylı tümleç değil , yer tamlayıcısıdır.


7. Ağız Mı Şive Mi ?

Biliyoruz ki dünyada pek çok farklı konuşma ve yazı dili var. Bizim dilimizde Türkçe , yazı dilimiz ise İstanbul Ağzı. Bir de şive var ne bu şive ? Ağızla şive aynı şey mi ?

Biliyoruz ki dünyada pek çok farklı konuşma ve yazı dili var. Bizim dilimizde Türkçe, yazı dilimiz ise İstanbul Ağzı. Bir de şive var ne bu şive? Ağızla şive aynı şey mi?

Şive, bir dilin köklerinde çok fazla uzaklaşmayan kollarına denilmektedir. Örneğin, bizim dilimizin yani Türkçe’nin şiveleri Kazak Türkçesi, Azeri Türkçesi, Özbek Türkçesi vb.dir.

Ağız ise, TDK’nın tanımına göre “Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili.”dir.

Ağız özellikleri yazı dile ilgili değil, konuşma dili ile ilgilidir. Türkiye’nin ağızlarına baktığımızda Trakya ağzını, Ege ağzını, Karadeniz ağzını ve Doğu ağzını görürüz.

Yani sonuç olarak şive ile ağız birbirinden farklı şeylerdir.

Bunlar sadece benim bildiklerim, eminim daha bu şekilde birçok yanlış olarak bildiğimiz doğru var. En azından artık yukarıda anlattıklarımı  artım yanlış kullanmayacağımızı düşünüyorum.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here