Edebiyat Nedir ?

2
Edebiyat Nedir ?
Edebiyat Nedir ?

’ın Tanımları:

Roman ve hikayelerinde kendimizi karakterlerden birisi gibi hissettiğimiz , şiirlerinde “Bu şiir duygularıma tercüman oldu." dediğimiz edebiyat dönemlerinden bahsetmeden önce edebiyattan biraz bahsetmek istiyorum. Edebiyat kelimesinin kökenine indiğimizde Arapça adb  kökünden geldiğini görürüz. Nedir bu adb diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Adb, görgü terbiye anlamlarına gelmektedir.

Roman ve hikayelerinde kendimizi karakterlerden birisi gibi hissettiğimiz , şiirlerinde “Bu şiir duygularıma tercüman oldu.” dediğimiz edebiyat dönemlerinden bahsetmeden önce edebiyattan biraz bahsetmek istiyorum. Edebiyat kelimesinin kökenine indiğimizde Arapça adb  kökünden geldiğini görürüz. Nedir bu adb diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Adb, görgü terbiye anlamlarına gelmektedir.

Tam bir tanımı olmamakla birlikte kişinin kendine göre yorumladığı edebiyat kavramının anlamları neymiş bakalım ( Derse gelen hocalarımız boş iş  diyorlar.). Kişinin kendine göre yorumladığı tanımlar dışında en geniş anlamı ile ilk olarak;

 

 

** Malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir. 

**Duygu, düşünce, olay ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir biçimde anlatma sanatıdır.

Platon Devlet adlı kitabında edebiyatın ilk tanımını yapmıştır ve edebiyatı ayna ile bağdaşlaştırmıştır.

George Plehanov’a göre , “Edebiyat ve sanat, hayatın aynasıdır.”

Stendhal’e göre, “ Edebiyat yol boyunca gezdirilen aynadır.”

Tam bir tanımı olmamakla birlikte kişinin kendine göre yorumladığı edebiyat kavramının anlamları neymiş bakalım ( Derse gelen hocalarımız boş iş  diyorlar.). Kişinin kendine göre yorumladığı tanımlar dışında en geniş anlamı ile ilk olarak;
(betimleme örneği)

Türk edebiyatında edebiyat teriminin yerine daha önceleri şiir ve inşa kavramları kullanılırken günümüz anlamıyla edebiyat ilk kez İbrahim Şinasi tarafından kullanılmıştır. Edebiyatımızda zaten Şinasi ilklerin adamı olarak tanımlanmaktadır.

Profesör Doktor Şerif Aktaş makalesinde edebiyat için, “ Tarihsel, sosyal ve kültürel olandan hareketle, dille gerçekleştirilen güzel sanat etkinliklerine ve eserlerine verilen genel addır.” demiştir.

Profesör Doktor Sadık Kural, edebiyatı “ İnsana ait bir duyguyu düşünceyi, hayali; ilişkilerde ortaya çıkan durumlar karşısındaki yorumları, tutumları, bir dilin imkanlarını en güzel şekilde kullanarak gerçekten olmuş gibi anlatma sanatına edebiyat diyoruz.” Şeklinde tanımlamıştır.

 

Edebiyat’ın Türleri:

Edebi eserlere baktığımızda eserlerin iki şekilde yazıldığını görürüz. Bunlardan birisi düz yazı, diğeri ise şiir şeklindedir. Yani edebiyatın türlerini;

** Nazım (Şiir)

** Nesir(Düz) yazı) şeklinde ayırabiliriz.

1. Nazım: Belli bir kalıba ( yani hece ya da aruz ölçüsü ) uyularak, redifine , kafiyesine, ahengine dikkat edilerek yazılan edebi türdür. Şiir ve mensur şiir( şiir şeklinde yazılmış hikaye) nazım türüne girer. Dönemden döneme özellikleri farklılık göstermektedir. Örneğin Türk edebiyatının halk dili ile yalın bir şekilde yazdığı dönemlerde hece ölçüsü kullanılmıştır. Divan, Klasik edebiyat dediğimiz dönemde şairler şiirlerini padişahlara, sadrazamlara sunmuşlar, bu yüzden de biraz onların istediği şekilde yazmışlardır. Bu dönemde şiirler aruz ölçüsü ile yazılmıştır. Dönemin şartlarına göre şiirin konuları da farklılık göstermektedir. Nazım türüne örnek verecek olursak; Yunus Emre’nin Bana Seni Gerek Seni’yi Fuzuli’nin Su Kasidesi’ni, Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsü’nü, Nazım Hikmet’in Kerem Gibi’sini örnek olarak verebiliriz. Mensur şiirde ise aklımıza ilk gelen isim Mehmet Akif Ersoy’dur.

2. Nesir: Betimlemelerin, karakterlerin, değişik mekanların olduğu ve paragrafların birleşmesi sonucu oluşan edebiyat türüne nesir denir. Roman , hikaye, tiyatro nesir türlerindendir. Bu eserlerde şiir gibi kurallar olmasa da her yazılan şey edebi eser değildir. Bir yazının ya da şiirin edebi eser olabilmesi için dilin poetik (şiirsel) işlevini kullanmamız gerekir. Poetik işlevde mecazlar, betimlemeler, çağrışımlar, simgeler vardır.

Tam bir tanımı olmamakla birlikte kişinin kendine göre yorumladığı edebiyat kavramının anlamları neymiş bakalım ( Derse gelen hocalarımız boş iş  diyorlar.). Kişinin kendine göre yorumladığı tanımlar dışında en geniş anlamı ile ilk olarak;

 

Metinler:

Metinleri en genel anlamı ile Sanat Metinleri (Edebi Metinler ) ve Öğretici Metinler olmak üzere ikiye ayırır. Öğretici metinlerde amaç sadece vermektir ve dilin göndergesel işlevi kullanılır. Ders kitapları, makaleler, eleştiri yazıları, haber yazıları edebi metinler arasına girer. Edebi metinler ise duygu ve düşüncelerimizi betimlemeler, semboller, çağrışımlar yoluyla anlattığımız yazılarımızdır. Bunlar roman , hikaye , tiyatro edebi metinler  arasına girer. Metinleri geniş anlamda inceleyecek olduğumuzda karşımıza şu şekilde bir tablo çıkar.

 

 

 

Tam bir tanımı olmamakla birlikte kişinin kendine göre yorumladığı edebiyat kavramının anlamları neymiş bakalım ( Derse gelen hocalarımız boş iş  diyorlar.). Kişinin kendine göre yorumladığı tanımlar dışında en geniş anlamı ile ilk olarak;

Edebiyat alanını oluşturan edebi metinlerin özelliklerine baktığımızda ;

 

✓ Okuduğumuzda bizde estetik zevk uyandırır.

 

✓ Yazıldığı dönemdeki toplumsal, siyasal, teknolojik, dini olaylardan etkilenerek yazıldığı için o dönemin izlerini taşır.

 

✓ Hayaller, duygular, fikirler, olaylar vardır.

 

✓ İçerisinde bulundurduğu karakterler gerçek ya da gerçek olabilecek kişilerdir.

 

✓ Bu metinlerdeki sözcükler aklımızda gelen ilk anlamının dışında kullanılır ( mecaz ve yan anlam, çağrışım, imge gibi.).

 

✓ Bu metinlerde kahramanların , mekanların dışında bir de olay örgüsü vardır.

 

✓ Bu metinlerde bir anlatıcı vardır. Bu anlatıcı kahramanlardan birisi ya da herhangi 3. bir şahıs olabilir.

 

✓ Üslûp kaygısı ön plandadır.

 

✓ Öyküleme, betimleme, kişileştirme, abartma gibi anlatım tekniklerinden yararlanılır.

 

Profesör Doktor Şerif Aktaş bir makalesinde edebi metinlerin özelliklerini şu şekilde sıralamıştır:

* Edebi metin estetik bir yaşantı uyandırır.

* Edebi metin tamamlanmış bir yapıdır.

* Edebi metinde yapıyı meydana getiren birimler tema etrafında birleşirler.

* Edebi metnin anlamı değil , anlamları vardır.

* Edebi metin bir iletişim aracıdır.

* Edebi metin yazıldığı dönemi temsil eder.

* Edebi metnin her iki ufkunda sayısız eserler vardır.

 

 

 

İslamiyet öncesinde yazılan sav(atasözü) ve sagular(ağıt) ile başlayan edebiyatımız yine İslamiyet öncesi yazılmış ilk edebi ve Türk adının geçtiği eserler olan "Orhun Abideleri" ile devam eder. İslamiyet'in kabulü ile Karahanlı Devletinde ilk büyük eser yazılır. O güzel kitabın adı Kutadgu Bilig'dir. Daha sonra Divân-ı Lügati't-Türk, Atabetü'l Hakayık ve Divân-ı Hikmet yazılmıştır. Bu dönemden sonra tasavvuf edebiyatı kısmına geçilir. Bu dönemde karşımıza Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana , Hacı Bektaş çıkar. Tabi biliyoruz ki edebiyat da toplum yapısına göre şekillenmektedir. Tasavvuf edebiyatı dönemleri Selçuklu Devleti'nin yıkılışından Osmanlı'nın başladığı dönemdir.
Servet-i Fünun Dergisi

 

Türk Edebiyatı’nın Gelişimi: 

İslamiyet öncesinde yazılan sav(atasözü) ve sagular(ağıt) ile başlayan edebiyatımız yine İslamiyet öncesi yazılmış ilk edebi ve Türk adının geçtiği eserler olan “Orhun Abideleri” ile devam eder. İslamiyet’in kabulü ile Karahanlı Devletinde ilk büyük eser yazılır. O güzel kitabın adı Kutadgu Bilig‘dir. Daha sonra Divân-ı Lügati’t-Türk, Atabetü’l Hakayık ve Divân-ı Hikmet yazılmıştır. Bu dönemden sonra tasavvuf edebiyatı kısmına geçilir. Bu dönemde karşımıza Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana , Hacı Bektaş çıkar. Tabi biliyoruz ki edebiyat da toplum yapısına göre şekillenmektedir. Tasavvuf edebiyatı dönemleri Selçuklu Devleti’nin yıkılışından Osmanlı’nın başladığı dönemdir.

İmgeler, semboller

 

 

 

Osmanlı Devleti’nin kurulması ile gazel, kaside nazım birimlerinin ve aruz ölçüsünün ağır bastığı en güzel şiirler ve mesneviler ile karşılaşırız. Divan edebiyatı deyince sizin de hemen aklınıza Fuzuli geldi değil mi ? En güzel gazellerin sahibi ve en meşhur şiiri olan Su Kasidesi ile tanınan o güzel adam.  Tabi Nefi‘den de bahsetmezsek olmaz. Nefi en güzel kasidelerin şairidir. Edebiyatimizda hiciv ustası olarak tanınmaktadır. Bunların dışında Nabi, Şeyhi, Ali Şir Nevai, Aşık Paşa gibi şairler de vardır.

 

Recaizade Mahmut Ekrem – Araba Sevdası

 

 

 

 

 

 

Batı’nın roman ve hikayesi ile karşılaştığımız ve edebiyat alanında köklü değişimlerin ilk adımlarını attığımız Tanzimat dönemi edebiyatını aslında bir deneme edebiyatı olarak değerlendirebiliriz.

 

 

 

 

Noktalama işaretinin ilk kez kullandığı , ilk kez roman ve hikâyelerin yazıldığı bu dönemin ilk yarısında İbrâhim Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa ön plana çıkarken ikinci dönemde Recaizade Mahmut Ekrem , Nabizade Nazım da karşımıza çıkar. Her ne kadar iki dönem de birbirinden farklı özellikler gösterse de Tanzimat Dönemi olarak adlandırılmaktadır.

İkinci Abdülhamid’in devletin başına geçmesi ile birlikte şair ve yazarlar baskıdan dolayı toplumla ilgili eserler meydana getirememislerdir. Aslında bu da en güzel romanların ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Şiirlerde çok ağır bir dil kullanmışlardır. Bu dönemde şiir deyince aklımıza gelen ilk isim Tevfik Fikret‘tir. Roman ve hikayede ise herkesin Aşk-ı Memnu romanı ile tanıştığı Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf karşımıza çıkar. Daha sonra bu dönemi Milli Edebiyat, Fecr-i Ati takip eder. Toplumsal, siyasal, kültürel olayların etkisi ile gelişen ve değişen edebiyatımız 1923 yılında Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı başlamıştır ve bu dönem hâlâ devam etmektedir.

 

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here