Ebu Şucâ : Sultan Alp Arslan

0

Sultan Alp Arslan… Türk tarihinde çok önemli bir yere sahip olan büyük komutan! Yiğitliği ile o kadar nam salan bir komutandı ki, kendisine yiğitliğin babası anlamına gelen “Ebu Şucâ” lakabı layık görülmüştü. Bu büyük komutanın doğumu ile ilgili tarihsel tartışmalar olmakla beraber hakim görüşe göre Sultan Alp Arslan’ın doğum tarihi 1029 yılıdır. Çocukluğundan beri ata binip ok atan Alp Arslan, bu konuda ustalaşmıştı. Nitekim 1040 yılında yapılan Dandanakan Savaşı ile birlikte tüm meziyetlerini, savaş bilgilerini göstermiş ve dikkat çeken bir yiğit olmuştur. Bu savaştan sonra yapılan bir kurultayla beraber Alp Arslan’ın babası olan Çağrı Bey’e Horasan şehrinin doğu kısmı verilmişti. Alp Arslan küçük yaştan itibaren babasının yanında aktif olarak savaşlar görmüş ve tecrübeler edinmişti. Fakat en büyük tecrübesini daha 13-14 yaşlarındayken babasının hasta olduğu bir sırada, Gazneli Mevdud’un Belh’e saldırmasıyla edinmişti. Henüz çok küçük yaşlarda olmasına rağmen Mevdud’a karşı şehri savunan Alp Arslan, bu başarısı sonucunda idari anlamda kendi bölgesini yönetme şansına sahip olacaktı. Babası Çağrı Bey 1043 yılında içinde Belh şehrinin de bulunduğu bazı şehirlerin yönetimini oğluna bırakmıştı. Oğlunu eğitmesi için de gelecekte vezir olacak olan Nizâmülmülk’ü görevlendirmişti. Bu zamandan babasının ölüm yılı olan 1059 yılına kadar babasıyla birlikte Gaznelillerle mücadele içinde olan Alp Arslan, babasının ölümünden kısa bir süre önce amcası Tuğrul Bey’e isyan eden İbrahim Yınal’ı savaşta mağlup edip, savaş sonrası yakalayarak amcasına teslim etmiş ve böylece hem amcasına olan bağlılığını göstermiş hem de amcasının güvenini kazanmıştı. Alp Arslan babasının ölümüyle birlikte babasının idare ettiği toprakları idare etmeye başladı. 1063 yılında amcası ölünce artık Alp Arslan için tahta çıkma zamanı gelmişti. Fakat amcası ölmeden kendisinin yerine Alp Arslan’ın kardeşi Süleyman’ın geçmesini vasiyet etmişti. Bunun üzerine dönemin veziri Amidülmülk Süleyman adına hutbe okutarak onu tahta çıkardı. Fakat bir sorun vardı. Arslan Yabgu b. Selçuk ayaklanmış ve Türkmenleri de arkasına alarak başkent Rey’i kuşatmıştı. Amidülmülk durumun vahametinin farkına varınca Alp Arslan’a haber göndererek bağlılığını bildirmiş ve yardım istemiştir. Alp Arslan bunun üzerine yardıma gitmiş ve Selçuk’u mağlup etmiştir. Süleyman da tahtı bırakıp kaçınca taht Alp Arslan’a kalmıştır. Alp Arslan ilk iş olarak Amidülmülk’ü azlederek onun yerine Nizâmülmülk’ü veziri yapmıştır. İlk seferini de Kafkasya üzerine yapma kararı alıp harekete geçmiş ve Ermeni Krallığı’nın başkentini ele geçirerek İslam coğrafyasında büyük bir saygınlık kazanmıştır. Bunun neticesinde de Abbasi Halifesi tarafından kendisine Ebu’l-Feth unvanı verilmişti. Sultan Alp Arslan tahta çıktıktan sonra abisi Kavurd’un isyanlarıyla uğraşmıştır ve çoğu kez onu affetmiştir. Alp Arslan döneminde de Bizans’a karşı akınlar düzenlenmiştir. Bu akınlar Anadolu’nun içlerine kadar yayılmış ve Afyon’a kadar gitmiştir. Bunun üzerine 1068 yılında Bizans tahtına çıkan IV. Roman Diyojen bu akınlara karşılık vermek için Alp Arslan’ın üzerine yürümeye karar vermiş ve hazırlıklara başlamıştır. İki tarafın birbirine düzenlediği ufak akınlar sonucu asıl savaş 26 Ağustos 1071 yılında başlamıştı. Malazgirt Ovası’nda yapılan savaşta Alp Arslan barış teklifinde bulunmuş fakat ordusunun büyüklüğüne güvenen Roman Diyojen ise bu teklifi reddederek karşı saldırya geçmiştir. Bunun üzerine milli savaş taktiğimiz olan “HİLAL” taktiği ile Roman Diyojen bozguna uğratılmış ve esir alınmıştır. Bu durumun üzerine ise Alp Arslan ile Diyojen bir anlaşma imzalamış ve Diyojen vergi ödemeyi kabul etmişti. Diyojen’i tahta geri dönmesi için serbest bırakan Selçuklu Sultanı, böylece Bizans’ı da vergiye bağlamış olacaktı. Fakat Diyojen’in esir olduğu İstanbul’ ulaşınca tahta yeni biri geçti ve anlaşma geçersiz hale geldi. Malazgirt Zaferi ile birlikte Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış oluyordu. Savaşlara devam eden Alp Arslan bir sefer sırasında fethettiği kalenin kumandanı olan Yusuf El Harezmi’nin huzuruna geldiği sırada çizmesinden çıkardığı bıçakla ağır yaralanmış ve 24 Kasım 1072 yılında vefat etmiştir. Merv’e babasının yanına gömülmüştür. Yazımı bitirirken Sultan Alp Arslan’ın ölmeden önce söylediği rivayet edilen sözleri ile sizi baş başa bırakıyorum. “Her nereye yönelsem ve hangi düşman üzerine yürümek istesem daima Allah’tan yardım dilerim. Dün bir tepeye çıktım, ordunun azametinden ve askerlerimin çokluğundan dolayı altımda yer titriyordu. Kendi kendime, ‘Ben bütün dünyaya hükmeden biriyim, bana hiç kimsenin gücü yetmez.’ dedim. Bu yüzden Allah Teâlâ beni yarattıklarının en zayıfı karşısında âciz bıraktı. Allah’tan mağfiret diler ve bu düşüncemden dolayı beni affetmesini niyaz ederim.”.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here