Dünya Kalp Günü’nde En Çok Kalbinizi Sevin

0
Hekimlerin tavsiyelerini dinleyin; ek olarak da çok sevin. Kalbi en çok sevmemek yorar. Sevin; kendinizi ve kalbinizi! Sevin ve stresten uzak durun, iyi bakın ona ve gülümseyin...

Kalp…

Güçlü ve güzeldir; sever,

Hassastır; kırılır,

Temizdir; kirlenir bazen,

Ama bazen de yorulur; iyi bakmazsan tıkanır,

Ama en çok ve bir tek, bizi o yaşatır…

Bugün 29 Eylül; Dünya Kalp Günü.

İnsan minicik bir pıhtı halindeyken atmaya başlayan ve yorulana, pes edene kadar; ömür denilen o zaman boyunca görevini aksatmadan yerine getiren kalbin günü. Kalbin hatırlanışının günü.

Kalbi en çok sevmemek yorar. Sevin; kendinizi ve kalbinizi. Sevin ve stresten uzak durun, iyi bakın ona ve gülümseyin…

Kalp, insanın hem duygusal ağırlığını taşıyan hem de hayatını borçlu olduğu en önemli organıdır. O kadar önemlidir ki, dünyadaki en büyük ve en güçlü duygu olan sevmek görevi, kalbe layık görülmüş, kalple bağdaştırılmıştır. Kalbiyle nefes alır, kalbiyle kanını dolaştırır, kalbi sayesinde aklını çalıştırır insan. Niyetleri, sevgileri, kırgınlıkları, hayalleri hep kalbine uğrayıp da geçer.

Bunca öneme rağmen insanoğlu, en kıymetlisine gereken değeri göstermez. Ne yazık ki, sağlığını hafife alan, gözünün görmediği hastalığı, riski önemsemeyen bir toplumuz. Kalbimize gerek özeni göstermeyişimizi, maalesef bilimsel rakamlar da destekliyor. 2016 yılında Türkiye, kalp hastalıklarından kaynaklanan ölümlerde dünyada ilk sırada yer alıyordu. Avrupa’ya kıyasla ise daha genç yaşta bypass ameliyatlarının gerçekleştiği ülkemizde, HDL yani iyi kolesterolün düşük olması önemli bir problem oluşturuyor.

Resmi verilere göre 2016’da ölümlerin % 40’ı kalp ve damar hastalıklarından olup, bu yaklaşık her 3 dakikada bir kişinin ölümünü ifade ediyor. 2014 yılında 153 bin ve 2015 yılında 157 bin kişi kalp ve damar hastalıklarından kaybedilmiş. Bu sayı kanserden kaybedilen kişilerin yaklaşık 2 katına denk gelmektedir.

Sağlık Bakanlığı, kuruluşlar ve tıp çalışanları kalbimize göstermemiz gereken özenden ve tavsiyelerden her zaman bahsetmekle beraber 29 Eylül’ü kapsayan hafta bu konuya biraz daha eğiliyorlar. Konunun önemini vurgulayıp, tedbir ve risklerin üzerinde duruluyor, kalbimize iyi bakmamız ve kalbimizi kontrol ettirmemiz ısrarla hatırlatılıyor.

 

Peki kalp ve damar hastalığının risk faktörleri nelerdir?

Kalp ve damar hastalığının hekimlerce dile getirilen;

Değiştirilemeyen risk faktörleri; erkek cinsiyet, ileri yaş ve genetik yatkınlıktır.

Kısmen kontrol altına alınabilen risk faktörleri ise; yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, stres ve yoksulluktur.

Bir de kalp hastalığı riskini arttıran ve tamamen önlenebilen risk faktörleri vardır. Bunlar da; sigara ve aşırı alkol tüketimi, sağlıksız diyet ile beslenmek, hareketsiz yaşam, şişmanlık, ihmallik ve hekim kontrolünden geçmemek olarak sıralanabilir.

 

 Peki kalp sağlığını korumak için ne yapmak gerekir?

  • Sağlıklı beslenin.
  • Aktif olun ve kalp sağlığınızı kontrol altına alın.
  • Tütüne “HAYIR” deyin.
  • Alkol tüketimini sınırlayın.
  • Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun.
  • Kan basıncınızı kontrol altında tutun.
  • Kan değerleri ölçümünüzü düzenli olarak yaptırın.
  • Tüm bunlara ek olarak da çok sevin. Kalbi en çok sevmemek yorar. Sevin; kendinizi ve kalbinizi. Sevin ve stresten uzak durun, iyi bakın ona ve gülümseyin…
Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here