Doğru Dua Biçimi Nasıl Olmalıdır ?

0

Doğru Dua Biçimi Nasıl Olmalıdır ?

 

Dua etmek, genel bakış olarak yatandan dilemek, yardım istemek ve yakarış biçimidir diyebiliriz ancak dua etmenin usulü ve bilinmesi gereken noktaları vardır. Gökten kayan yıldız sonrası dilek dilemeye pek benzediği söylenmez.

Toplumda duanın hakiki anlamını kavrayan ve doğru biçimde uygulayan pek çok insan yoktur. Dua etmeyi sadece başı sıkışınca dert yanmak veya sadece zor durum da el açmaktan ibaret zannettiğimiz sürece dua kavramını hakiki manası ile kavramış olamayacağız.

Dua etmek, sadece istenilen bir şeyin yerine getirilmesi için yapılan bir faaliyet olarak görülmemelidir. Dua etmek, ibadettir sevgi bağıdır, yaklaşmaktır.

Bizler sadece başımız sıkıştığı anda Allah’tan yardım diliyoruz veya ona gidiyoruz. Oysa ki o her an her dakika bizlere aklımızın alması güç bir tasarım ile yaratmış olduğu bedeni kusursuz bir biçim de her gün tekrar uyandırıyor, nefes almasını sağlıyor ve yaşam hakkı veriyor. Bunu her gün ihmal etmeden yapan Rabbimize sadece başımız sıkıştığında gidersek zararın tam ortasındayız demektir.

Bilinçsiz dua eden insanların dilinden şu sözler eksik olmaz “ Dua ediyorum ama kesin kabul olmayacak” veya “ Ben dua ettim kabul olmadı artık etmiyorum” gibi.

Bunun nedeni istemeyi bilmeyişimiz. Kimden istediğimizin farkında olmayışımız. Dua, bir kafede vermiş olduğumuz sipariş değildir. İstediğimizin yerine gelmemesi sonucu şikayette bulunma lüksümüz yoktur. Dua ederken bir ödeme yapmıyoruz üstelik.

“Ben çok dua ettim ve hiç bir şey istediğim gibi olmadı bu ne?” deme hakkını kendimiz de görmemiz yanlıştır.

Ne şekilde dua edilmelidir?

Dua etmek basit bir dilek biçimi değildir. Bu sebeple basit bir biçimde yapılması da uygun değildir.

Dua ederken dikkat edilmesi gereken en önemli husus acele etmemektir buna örnek olarak da Efendimizin bir hadisinden örnek ile devam edelim.

Resulullah (s.a.v) bir kişinin Allah Teâlâ’ya hamd-ü senada bulunmadan ve Peygamber Efendimiz’e salavat getirmeden dua ettiğini duymuştu. Bunun üzerine:  “Şu adam acele etti!” buyurdu. Sonra onu çağırıp:

“Sizden biriniz namaz kıldığı vakit, önce Rabbini tâzim ve se­nâ etsin, sonra Peygamber’e salavât getirsin, bundan sonra da istediği şekilde dua etsin!” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Vitir, 23/1481)

Hadisi şeriften de anlaşıldığı üzere dua etmeye öncelikle Allah-ü Teâlâ’ya hamd ederek daha sonra Rasüllullah’a salavat getirerek başlamalıyız.

Dua ederken sırası ile ailemize, ülkemize, zor durumda olan Müslüman kardeşlerimize, sevdiklerimize, ve duaya ihtiyacı olan aklımızda kim var ise onlara da dua etmeyi de ihmal etmemeliyiz.

İbadeti hangi koşullarda yapıyorsak duayı da aynı özenle yapmak gereklidir. Dua da bir ibadet  biçimidir. Zor durumda kalınan zaman dilimi dışında uygunsuz mekan ve hallerde iken dua etmek hoşnutsuz bir davranıştır.

En güzel dua etme biçimi namaz sonrası, ibadet sonrası edilen duadır. Abdestli bir şekilde kıbleye yönelerek Allah’tan tam bir tevekkül içerisinde dua etmek öylesine edilmiş duadan her zaman daha hayırlıdır.

Neden dualarım kabul olmuyor?

Biz sabırsız kullar dua ettikten sonra dileğimiz gerçekleşmesini isteriz aksi halde üzülürüz. Ancak bizim kendimize sıkça hatırlatmamız gereken bir gerçek var ki Yüce Allah hayrı şerri bizden daha iyi bilendir. Bizler kendimiz adına faydalı bir şey istediğimizi düşünerek dua eder ve olmayınca üzülürken Yüce Allah bizim duamızı kabul etmeyerek bizi bir beladan ve sıkıntıdan korumuş olur. Birçoğumuz belki de “Allah’ım iyi ki bir zamanlar bu duamı kabul etmemişsin” demiştir ömründe değil mi? Bazen bizim iyiliğimize sandığımız durumların ileride hiç de öyle olmadığını bizzat görürüz bu yüzdendir ki bazen dualarımız kendi hayrımız için kabul olmaz. Ancak her zaman dua etmenin sevabını alırız.

“Allah’a duayı, şartlarına riâyet ederek ve size icabet edeceğinden emin olarak yapın! Şunu bilin ki Allah Teâlâ, ne istediğini ve kime dua ettiğini bilmeyen gâfil ve ciddiyetsiz bir kalbin duasına icâbet etmez.” (Tirmizî, Deavât, 65/3479)

Dua etmenin en önemli hususu kimden istendiğinin bilincinde olup samimi bir kalp ve inanç ile dua etmektir. Ellerini açıp ağız kıpırdatmak ile veya sırf dua etmek için dua etmek ile doğru dua biçimine uymuş olamayız. Elleri açarak uygun bir vaziyette iken inançla, samimiyetle, kabul olacağını umut ederek istemek gerekir. Yine kabul olmayacak zihniyeti ile açılan ellerin söylenen sözlerin kıymeti pek yoktur. İnanç ve samimiyet eksik ise dua da her zaman eksik kalacaktır. Efendimiz bununla ilgili bir başka hadisi şerif de şöyle buyurmuştur.

Siz, kabul edileceğine yakînen inanarak, Allah’a dua ediniz. Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz.) [Tirmizi]

Dua eden kimse ya istediğine kavuşur yada Yüce Allah edilen duanın mükafatını başka biçimde verir. Bizim için hangisinin hayırlısı olduğunu da ancak yine o bilir. Bazen doğru biçim de dua etmemize rağmen bu dua kabul olmamış ise bunun karşılıksız kalmayacağını ve Allah tarafından başka bir hayra çevrildiğini kendimize sıkça hatırlatmamız gerekiyor.

Dua edenin ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, yahut ahirette mükafatını bulur.) [Deylemi]

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here