Divan-ı Hümayun

0

1- Divan-ı Hümayun’un Kuruluşu ve Tarihi Gelişimi

Her devlette olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde de istişare manasında bir divan bulunmaktaydı. Kendisinden önceki Türk-Müslüman devletleri gibi Osmanlı Devleti bir divan kurarak devlet işlerini divan nezaretinde idare etmiştir. Özellikle Memlük, Bizans ve Selçuklu müesseselerinden etkilenmiş olan Osmanlı müessese sistemi divan sistemini de bu devletlerden esinlenerek kurmuştur. İkinci Osmanlı padişahı olan sultan Orhan Bey zamanında divanın kurulduğu çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet’e kadar padişahların bu divana başkanlık ettiği ve divanın her gün toplanmakta olduğu görülür. Divan-ı Hümayun padişahın istişare meclisi olarak görülse de idari, örfi, arazi işleri ve hukuk gibi konular bu divanda görüşülmektedir. Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar divan her gün kurulurken Fatih rivayete göre bir kişinin divana girip “padişah kimdir” diye çıkışmasına sinirlenerek bundan sonra divana başkanlık etmemiştir. kendisinden sonra Osmanlı Devleti’nin en yetkili kişisi olan veziri azam(daha sonra sadrazam) artık divana başkanlık etmeye başlamıştır. Kendisi de “kasr-ı adil” denilen divandan yarım metre yüksek bir mesafede bulunan kafes arkasından divanı seyretmeye başlamıştır. kendisinden sonraki padişahlar da aynı usulü kullanarak divana başkanlık etmemişlerdir. Divanda idari, örfi işlere sadrazam, arazi işlerine nişancı, şeri ve hukuk işlerine kazasker, mali işlere ise defterdar bakmaktadır. Divan her ne karar alırsa alsın padişah sonucun çıkacağı en son ve kesin yerdir.

Divan-ı Hümayun 16. asrın sonlarına kadar hergün toplanırken bu yüzyılın sonunda 4 güne inmiş ve 2 günü arz günü olarak kabul edilmiştir. 17. yüzyılda da aynı şekilde olduğu görülürken cumartesi, pazar, pazartesi ve salı günleri toplanmaktadır. Divan toplantılarında devletin problemleri görüşülür daha sonra başta Yeniçeri Ağası olmak üzere devlet erkanı padişahın karşısına çıkarak arz denilen görevlerini yerine getirirler. 17. yüzyılın sonlarında bir ara divan 3 ayda bir toplanmaya başlanmışsa da sultan 3.Mustafa zamanında haftada birgün o da salı günleri olmak üzere toplanmaya devam etmiştir. Sadrazamın başkanlığında toplanan divan kararları padişaha telhisler kullanılarak bildirilir ve onun kararı beklenirdi. özellikle Osmanlı modernleşmesinin en önemli yüzyılı olan 19. yüzyılda Divan-ı Hümayun değerini kaybetmiş artık sadece bir teşrifat aracısı olarak kalmıştır.

2- Divan-ı Hümayun Binası

Divan-ı Hümayun denilince akıllara özellikle Topkapı Sarayı gelmektedir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Topkapı sarayında “eski divanhane” denilen yerde yapılan divan toplantıları zamanın sadrazamı Damat İbrahim (Pargalı) Paşa zamanında “kubbealtı” denilen bir bölümün yapılmasıyla burada yapılmaya başlanmıştır. Kubbealtı denilen bu kubbe 3 kubbe altındadır.

3- Divan-ı Hümayun Azaları

Divan-ı Hümayun’a Fatih’ten sonra hiçbir padişah başkanlık etmemiş onun yerine vekil olarak sadrazam bakmıştır. ondan sonra gelen kişiler ise kubbealtı vezirleri, Rumeli ve Anadolu Kazaskerleri, Defterdar, Nişancı ve 1526’da verilen bir izin ile birlikte eğer İstanbul’da bulunuyorsa Rumeli Beylerbeyi katılabiliyordu. Divanın asıl üyesi olmayıp divanda görevli olanlar ise Reisülküttab, Çavuşbaşı ve Kapıcılar Kethüdası’dır. Divanın zamanla değer kaybetmesinden ötürü olsa gerek daha sonra bu görevliler asıl üyelerden olacak bunların yanında şeyhülislam ve Yeniçeri ağası da divanda görülecektir.

Divana başkanlık eden sadrazam baş köşede otururken onun sağ tarafında kubbe vezirleri onun yanında ise nişancı bulunurken, sol tarafında kazaskerler ve onun yanında da defterdar vardır. Rumeli Beylerbeyi ise divana katılırsa en yetkisiz kubbe vezirinin yanında otururlardı.

4- Divan Türleri

a) Ulufe – Galebe Divanı : Bu divan özellikle yeniçerilere maaş verilmesi hususunda toplanan divandır. 3 ayda bir yapılan ve gayet şaşalı olarak düzenlenen bu divan sırasında elçiler kabul edilir ve Osmanlı Devleti’nin ihtişamı gösterilmek istenilirdi. Hatta elçiler bilerek bu divan vaktine kadar bekletilirdi. Yeniçerilerin maaşlarının dağıtılması ve çeşitli teşrifattan sonra divan bitirilirdi.

b) Ayak Divanı : Bu divan genel olarak padişaha isyancılar tarafından yaptırılan divandır. aslında olağanüstü şekilde toplanan divan denilmekte ise de genel olarak Osmanlı tarihinde bu divanın isyanlar sonucu toplandığı görülmüştür. Burada devlet erkanının oturmayıp ayakta durması sebebiyle ayak divanı denilmesi adetten olmuştur.

c) Alelade Hergün Toplanan Divan : Bu divan Osmanlı devletinde hergün toplanması sebebiyle alelade adını almaktadır. özellikle 17.yüzyıla kadar her  gün toplanılmış daha sonra ise toplanma süresi uzatılmıştır.

5- Ek Bilgiler

Sadrazamın Divan-ı Hümayun’a başkanlık yaptığını az önce söyledik, ancak onun serdar-ı ekrem unvanıyla savaşa gitmesinden ötürü divana başkanlık yapamaması durumunda kim divana başkan olacak? Rikab-ı Hümayun Kaymakamı denilen görevli sadrazamın yokluğunda bu görevi ifa etmektedir. Normalde divanda alınan kararlar “mühimme” denilen defterlere yazılmaktadır. Ancak Rikab-ı Hümayunun görevli olduğu zamanlarda tutulan defterlere “Rikab Mühimmesi” denilmektedir. Sadrazam ordu ile birlikte sefere gittiğinde ise orada divan toplayabiliyordu. O zaman ordaki defterlere de “ordu” mühimmesi adı verilmektedir.

Daha fazla bilgi için İsmail Hakkı Uzunçarşılı hocanın abide olarak gördüğümüz Osmanlı Merkez ve Bahriye Teşkilatı adlı eserine bakılmasını tavsiye ederim.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here