Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu ve Nedenleri Nelerdir?

0

Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu, daha anlaşılır tabiriyle Çoklu Kişilik Bozukluğu insanın var olan kişiliğine alternatif bir kişilik daha geliştirmesidir. Kişinin savunma mekanizmasının ürünü olan, öz benliğini koruma ve yaşamaya devam etme iç güdüsü tarafından oluşturulan ikinci kimliğe alter kimlik diyoruz. Yaşanan bir travma sebebiyle mevcut kişiliği yok edememe sonrası oluşturulan alter kimlik sığınma amacıyla kullanılır.

Dissosiyatif kişi tek beden üzerinde iki farklı kimlikle hayatına devam eder ve farklı zamanlarda iki kimliğini kullanır. Dissosiyatif kimlik bozukluğu hastalığına çokça küçük yaşlarda yaşanan travmaların neden olduğunu söylemiştik. Bu travmalar arasında ebeveynin ya da aileden herhangi birinin hayatını kaybetmesi, trajik sonuçlar doğuran trafik kazaları, doğal afetler ve cinsel istismarları sayabiliriz. Kişi travmatik bir olay yaşadığında çoğunlukla bunu kabullenmez ve reddeder, yaşanmamış saymaya çalışır. Ancak bir cenaze sonrası etraftaki insanların ruh halleri bu durumu sürekli hatırlatır ve kişinin yaşam enerjisini düşürür. Aile içi biri tarafından cinsel istismara uğramış bir çocuk ise bu durumu normalmiş gibi yaşamaya devam eder sanılır. Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Mağdur olan çocuk bilinç dışı bir kimlik oluşturur ve her iki kimlikte yaşamaya başlar. İkinci kimlik bazen bedensel hislerde bile farklılık gösterebilir. Birinci kimlikte herhangi bir alerjisi olmayan bir Dissosiyatif, alter kimlikte alerji kapabilir. Aynı yemeği birinci kimlikte severken ikinci kimlikte midesi bulanabilir. Bu durum ilişkilerine de yansır. Aynı durum karşısında birinci kimlikte oldukça sakin olurken alter kimlikte aşırı tepki gösterebilir. Aynı bedende farklı karakterler yaşar. Kişi, yaşadığı travmadan ötürü birinci kişiliğinde acı çekerken alter kimlikte travmatik olayı hatırlamaz. Kimliklerin cinsiyetleri bile farklı olabilir. Dissosiyatif bir erkek, alter kimlikte kadın olabilir. Çocuk ya da yaşlı da olabilir.

Tedavisi imkansıza yakın bir hastalık olmakla birlikte terapi seansları uzun zamana yayılabilir. Çünkü Dissosiyatif hastasına zihninde var olan alter kimliğin bir zihin organizasyonu olduğunu fark ettirmek uzun zaman alan bir tedavi sürecidir. Tedavi sürecinde çoklu kişiliklerinin farkına varması ve kontrol altına alabilmesi sağlanmaya çalışılır.

Ülkemizde Dissosiyatif tanısı konulan hastaların yaklaşık yüzde 93 civarı çocuk yaşta cinsel tacize uğrayanlardan oluşmakta. Bu oldukça yüksek bir oran. Son zamanlarda görsel, işitsel ve sosyal medyada karşılaştığımız ve toplumda büyük infial yaratan şiddet, taciz ve tecavüz haberleriyle ne yazık ki zaman ilerledikçe daha fazla tanık olmaya başladık. Bu olayların sonucunda her geçen gün daha fazla kişi Dissosiyatif olarak topluma entegre olmakta. Ve bu ne yazık ki sağlıksız bir toplum anlamına geliyor. Cinsel istismar davalarında mutlaka uzmanların da bulunması zorunlu olmalı. Adalet Bakanlığı verilerine göre yılda ortalama 8 bin çocuk cinsel istismara maruz kalıyor ve bu sayı her geçen gün katlanarak artıyor. Ancak Adalet Bakanlığının verileri davalara konu edilmiş sayı. Mahkemeye taşınmayan istismar olaylarını kattığımız zaman oldukça korkutucu bir tablo ortaya çıkıyor.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here