Deniz Gezmiş Kimdir?

1

Deniz Gezmiş Kimdir ?

1) 27 Şubat 1947’de Ankara’nın Ayaş ilçesinde dünyaya geldi.
2) Orta öğrenimini Sivas’ta, lise öğrenimini İstanbul’da tamamlamıştır.
3) Sol görüş anlayışını lise zamanlarından edinmiştir.
4) 31 Ağustos 1966 tarihinde Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçisinin, Taksim Anıtı’na çelenk koymaları sırasında tutuklanmıştır. Ardından bir süre gözaltında tutulmuştur.
5) Bu olayda Deniz Gezmiş İlk kez gözaltı tecrübesini yaşamıştır.
6) Deniz Gezmiş 1966 yılının kasım ayında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girmiştir.
7) Milli Talebe Federasyonu’nda çıkan olaylara karışmıştır. Arkadaşları ile gözaltında bekletilmiş ardından serbest bırakılmıştır.
8) Öğrenci örgütlerinin Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile Amerika Birleşik Devleti bayrağını eylem sırasında yakması sonucu bir gözaltı sürecinde daha bulunmuştur.
9) Devrimci Hukukçular örgütünü kurmuştur.
10) 7 Mart 1868’de İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen bir genel kurul toplantısında konuşma yapan devlet bakanı Seyfi Öztürk’ü protesto ettiği için tutuklanmıştır.
11) Bu tutukluluk süresi 2 Mayıs 1968’e kadar sürdü ve serbest bırakıldı.
12) 12 Haziran 1968’de İstanbul Üniversitesi’nin işgal edilmesine öncü olmuştur.
13) İşgal Konseyi adı verilen grubun lideri olarak Balta limanında yapılan görüşmelere katılan deniz gezmiş, öğrencilere hak tanınmasında etkili bir isim olmuştur.
14) 30 Temmuz 1968’ de 6. Filonun İstanbul’a girişini protesto etmek suçundan yargılandı ve tutuklandı. Bu tutukluluk süresi 20 Eylül’e kadar sürdü. Bu olay onu efsanevi lider sıfatını almasına sebep olmuştur.
15) Devrimci Öğrenci Birliği’ni kurmuştur.
16) Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal yürüyüşünü düzenledi.
17) 2 Kasım 1968’de Amerika Birleşik Devleti Büyükelçisi’ni protesto etmek amacı ile düzenelenen eylemde tutuklanmıştır. Ardından serbest bırakılmıştır.
18) 16 Mart 1969’da İstanbul Üniversitesi’nde düzenlediği öğrenci hareketler nedeniyle 19 Martta bir tutukluluk süreci daha yaşamıştır.
19) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrencilerinin düzenlediği protesto gösterilerine önderlik etti çıkan çatışmada yaralandı.
20) 23 Haziran 1969’ da 1.Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultay’ından sonra hakkında tutuklama kararının olmasından dolayı Filistin’e kaçtı.
21) 1 Eylül 1969’a kadar Filistin’de kaldı. Üniversiteyi işgalinden dolayı Hukuk Fakültesinden atılmıştır.
22) 23 Eylül 1969’da Hukuk Fakültesinde olduğu bir sırada polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı ve 26 Kasımda serbest bırakıldı.
23) Okulda yapılan aramalarda Deniz Gezmiş’e ait olduğu öne sürülen silahların ele geçirilmesi üzerine hakkında tekrar tutuklama kararı çıkarıldı.
24) 20 Aralık 1969’da tutuklanan Deniz Gezmiş 18 Eylül 1970’e kadar hapis cezasına çaptırıldı.
25) Hapislik hayatının sona ermesi ile Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu kurdu. Bu örgüt Türkiye’de silahlı mücadele verilen ilk siyasi örgüt olarak anıldı.
26) Deniz Gezmiş 11 Ocak 1971’de Türkiye Halk Kurtuluş ordusu adına Ankara İş Bankası Emek şubesinin soygununda yer almıştır. Bir tutukluluk süreci daha onun siciline eklendi.
27) 1971 yılında gerçekleşen 12 Mart darbesinin hemen ardında Yusuf Aslan ile birlikte Sivas’a girerken motosikletletinin bozulmasıyla gelen ihbarla 16 Kasım 1971’de tutuklandı.
28) Gemerek’te yakalandıktan sonra Kayseri’ye getirildi. Ardından Ankara’ya o dönem iç işleri bakanı olan Haldun Menteşoğlu’na götürüldü.
29) 16 Temmuz 1971’ de Sıkıyönetim Mahkemesi Altındağ Veteriner Okulu binasında Tuğgeneral Ali Elverdi Başkanlığında toplandı.
30) 9 Ekim 1971’de son bulan mahkemede TCK’nın 146. maddesinin ihlali gerekçesi ile 9 Ekim 1971’ de idama mahkum edildi.
31) 10 Mart 1972’de Mecliste yapılan oylamada sadece 53 red oyu çıktı. İdamlar 238 oy ile onaylandı. Çekimser oy sayısı 6, katılmayan milletvekilinin sayısı 124’tü.
32) 10 Mart 1972 Günü Meclis Tutanaklarına göre, dönemin siyasetçilerinden Süleyman Demirel kabul, Bülent Ecevit ret oyu vermiş, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş ise oylamaya katılmamıştır.
33) Deniz Gezmiş 6 Mayıs 1972 tarihinde Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte Ankara Merkez Ceza Evinde idam edilmiştir. Bu ceza evi günümüzde Ulucanlar Cezaevi Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Deniz Gezmiş’in Savunması

“Ben Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve Alparslan Doğan beraberdik. İddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur. İddianame kellemi kesmek için hazırlanmıştır. Yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza, isabetsizdir.
Yalnız biz varlığımızı, hiçbir karşılık beklemeden, esasen Türk Halkına armağan etmiş bulunuyoruz ve Türk Halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız.
Bu sebeple ölümden çekinmiyoruz. Biz hiçbir zaman, bütün çabamıza rağmen Türkiye’nin bağımsızlığını temin edemedik. Bu güne kadar da bu özlem içinde kaldık. Kurtuluş savaşını da yerli yerine oturtmak gerekmektedir. Biz 50 sene evvel Kurtuluş savaşına vermiş bir ülkenin çocukları olarak, kurtuluş savaşını gerçek tahlilini yapmaya her zaman için müttefikiz.
Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye kurtuluş savaşı yapmak için Samsun’a çıkanlara, İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki; Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi savaşa iştirak etmişlerdir ve yine bilmekteyiz ki; Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada, İstanbul’da bulunanlar, bunlara yapanlara eşkıya demiştir.

Türkiye’nin kurtuluş kurtuluş ve bağımsızlık savaşında ne şekilde bağımlı hale geldiğini de belirtmek gerekmektedir. Ayrıca Türk Halkı’nın bir takım etnik gruplardan teşekkül ettiği iddialara ve bunu bizim yaptığımız, ortaya attığımız ithamları mevcut bulunmaktadır.

Birici Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kararlarında ve Misak-ı Milliye’de şu vardır; Misak-ı Milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar.
Türk ve Kürt kavmi yaşamaktadır. Birinci Büyük Millet Meclisinin kararı böyledir. Türkiye’de iki kardeş kavim ve unsurunun yaşadığını kabul etmektedir.

Bunu kabul etmek bölücülük değildir. İlerici gençlerdir. Bu iki kardeş unsur birinci kurtuluş savaşını müştereken başarmışlardır. Güney Cephesinde düşmanla omuz omuza savaşmışlardır. Bunun ikisine birden Türkiye Halkı diyoruz. Ve bu iki kardeş unsur ikinci bağımsızlık savaşını da müştereken başaracaklardır.

Öğrenci hareketlerine gelince iddianamede öğrenci haraketlerinin başlangıç tarihi 1968 olarak belirtmektedirler.

Bu tarih yanlıştır. Türkiye’de öğrenci olayları elli – altmış senelerdir eksik olmamıştır. Sultan Hamid’in Tıbbiye talebelerini Sarayburnu’ndan denize attığı tarihten itibaren öğrenci hareketleri Türkiye’de hep davam ede gelmiştir.

1908’ i hazırlayan hareketler ileriye dönük hareketlerdir. Vagonli’yi tahrip eden gençler ilerici gençlerdir. 2. Dünya savaşı sırasında faşizme hayır diyen gençler ilerici gençlerdir. Ve 28 Nisan 1960 tarihinde özgürlük savaşı veren gençler, ilerici gençlerdir.

İddianamede geçen ve bana atfedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. Ben silahımı, halka, orduya karşı kullanmadım ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım ve halka orduya karşı kullanmadım. Öteden beri arz etmiştim olduğum gibi bu ülke Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenler ise ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen yine bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yağız kimseler ise hala ortadadır. Yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler. İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bizim verdiğimiz bağımsızlık savaşına karşıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sına karşıdır, reformlara karşıdır. Onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü yirmi gencin üzerine yıkmaya çalışmışlardır. Bizi bağımsız ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil sizlersiniz ve sonunda (bizi) idam istemiyle buraya getirdiniz. Türkiye’nin bağımsızlığımdan başka hiçbir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türkiye Halkı’na armağan ettik. Bunun aksini iddia edene vatan hainidir. Stratejik olarak düşüncelerimizi hiçbir zaman saklamadık. Hangi şartlarda olursak olalalım bunu açıkça söyleriz. Düşüncelerimizi mezara kadar götüreceğiz. Nasıl burada namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşuyorsak düşüncelerimizi her zaman açıkça ifade ederiz. Tarih hani evvelce bunu yapanları nasıl temize çıkarmışsa sizi de temize çıkaracaktır. Buna da inanıyoruz. Profesyonel devrimci bu günün Türkiye’sinde kendini hayatı boyunca Türkiye’in bağımsızlığına kabul ettirmesidir. Fikir özgürlüğünü ve Anayasa’yı paravan yapanlar önceleri Atatürkçü geçinirken onun fikir ve şahsiyetine de küçük göremeye başladılar sadece Mustafa Kemal tarafını beyan ediyorlardı şeklinde bir cümle mevcuttur. Bunu kesin olarak reddediyorum asla kabul etmiyorum. Diğer yurtseverler de bunu kabul etmezler. Bu kasten tarif edilmek isteniyor. Gerçekler örülmek isteniyor. Bu cümle art niyetle hazırlanmıştır. Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlarda bizleriz!

35 milyon metrekare vatan toprakları işgal atındayken bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür.

Mustafa Kemal sağ olsaydı bu gün çok şaşırırdı. Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir. Anayasal ruhun başlangıç ilkesinde belirlenen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. Bu sebeple anayasal bir davranışta bulunduk. Yaptıklarımızın haklı olduğununa inanıyorum. Halende bu inancı taşıyorum. Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdim. Bundan dolayı ölümden korkmuyorum. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum”

Deniz Gezmiş Mektubu
Baba!
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin desem yinede üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanet ile karşılamanızı istiyorum.
İnsanlar doğar, büyür, yaşar ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle erken gitmeyi normal karşılıyorum ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemiştir. Benimde tereddüte düşmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı, ama beni anlayacağını tahmin ediyorum.
Sadece senin değil Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma annemi teselli etmek sana düşüyor.

Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım.
6 Mayıs 1792
Oğlun Deniz Gezmiş

Deniz Gezmiş İdam Edilmesi

O gün görgü tanıklarının anlatımına göre; bir masa koymuşlar sehpanın altına bir de tabure var üzerinde, bir de yerde var. Deniz Gezmiş geldi elleri arkadan bağlı olduğu için çingene bir cellat vardı o cellat yardım etmek istedi dur diye bağırdı!
Deniz Gezmiş çekil dedi kendisi basıp çıktı sehpanın üzerine boynuna ipi geçirdiler ve kendi kendinin infazını yapmak için ayağıyla bir tekme vurdu. Bu tekmeyi vurmadan önce bir konuşma yapmak istedi son sözleri döküldü ağzından:
Yaşasın Türkiye Halkının bağımsızlığı, yaşasın Marksizm ve Leninizm’in yüce ideolojisi !
Yaşasın Türk ve Kürt halkının bağımsız mücadelesi!
Kahrolsun emperyalizm!
Yaşasın işçiler, köylüler”

Hiçbir annenin evladına içinin yanması kadar bizim yanamaz. Aldığı bu haberle feryat figan etmesini yadırgamam. Sağ yada sol ne fark eder ülke içinde birlik olsun beraberlik olsun, huzur olsun ne fark eder. Biz her görüşe saygı duymalıyız ki ilerleme kaydedelim. Başı açık yada kapalı ne fark eder herkesin kendi seçimi yargılamak hüküm vermem ne derece doğru. Ben kapalıysam zorla açtırıyorlarsa ne anladım ben bu ülkede özgür yaşamaktan. Yada açıksam zorla kapatılıyorsam ne anladım ben özgürce yaşamaktan kendi ülkemde, kendi topraklarımda özgürce karar almak istemek benim hakkım. Özgürlük adalet savunanlar bu durum ile yüzleşsinler.
Bu kadar özgürlük için dökülen kan hiçe sayılsın kimse kimsenin hakkına el, dil uzatmasın. Gelişmiş toplum örümcek bağlamış beyinlerde değil adaletli olan, erdemli olan objektif bakış acısı ile olur. Sağ başa geçti örtün, sol başa geçti açıl bu tarz şeyleri sene 2018 olmuş hala aşamıyorsak nasıl gelişebiliriz?
Ben solcuyum diye neden sağcı görüşe sahip dostum olmasın?  Herkes birbirinin görüş düşünce yapısına anlayışlı ve saygılı olmalı.

Bu gün Deniz Gezmiş’in doğum günü rahmet ile anıyoruz.

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here