Demokrasi’nin Tarihi..

0

Herkes demokrasinin Mustafa Kemal Atatürk sayesinde geldiğini bilir çünkü öyle öğretilmiştir..Fakat bundan yaklaşık  7000 yıl önce Mezopotamya’da insanlığın uygarlıklarından birini kuran Sümer, Elam ve Akat kavimlerinde demokrasi ilkesi uygulanmıştır. Gerçekte , bu Türk ırkları, birleşik bir Cumhuriyet kurmuşlardır. Hatta Atina ve Isparta gibi yunan şehirleri de demokrasi ile idare edilmişlerdir.. Roma da  demokrasi hayatı yaşamıştır..

Türk milleti en eski tarihlerinde,meşhur kurultaylarıyla, bu kurultaylarda devlet başkanlarını seçmeleriyle demokrasi düşüncesine ne kadar bağlı olduklarını göstermişlerdir..Son tarih dönemlerinde Türklerin kurduğu devletlerde, başlarına geçen padişahlar, daha sonra bu yoldan ayrılarak baskıcı (zorba) olmuşlardır..

Kralların ve padişahların baskısına, dinler dayanak olmuştur. Krallar, halifeler, padişahlar etraflarını alan papazlar, hocalar tarafından yapılmış özendirmelerle, ilahi hukuka dayanmışlardır..Egemenlik bu hükümdarlara Allah  tarafından verilmiş olduğu düşüncesi uydurulmuştur..Buna göre, hükümdarlar, ancak Allah’a karşı sorumludurlar. Kudret ve egemenliğinin sınırı yalnız din kitaplarında aranabilir, ilahi hukuka dayalı bir mutlakıyet kuralı önünde, demokrasi ilkesinin, ilk aldığı durum iddiasız dır. Atatürk öncelikle hükümdarı devirmeye değil, onun yalnız kuvvetlerini sınırlamaya, mutlakiyeti kaldırmaya  çalıştı..Bu çalışmalar 400-500 yıl öncesinden başlar.. Öncelikle kuvvetin milletten geldiği ve kuvvet sahibi olmayan bir ele düşerse onun ele geçirilebileceği, bu kuvvetin millet vekillerinden oluşan meclis tarafından kullanılması gerekeceği ifade edilmiştir..

16.yy’da demokrasi ilkesi, hükümdarların gücünü kırmak için, siyasi mücadele aracı olarak kullanılmıştır..

18.yy’da da; demokrasi ilkesi, karşı konulamaz bir kuvvet ve akım kazandı..

Demokrasi ilkesi, milli egemenlik ilkesi şekline girdi ve anayasaya geçmiş oldu..Artık , milletle hükümdar arasında sözleşme düşüncesi kayboldu.Ortaya egemenliğin bölünemez ve hiç kimseye verilemez düşüncesi doğmuş oldu..

Bu düşünceyi de şöyle açıkladılar: Egemenlik, bireylerin iradesinin üzerinde, bireylerin oluşturdukları milletin ortak kişiliğine dayanan,genel, toplumsal iradedir.. Bu nedenle egemenlik birdir, parçalara ayrılamaz ve egemenliğin ifade ettiği toplumsal irade, onun sahibi olan ortak kişilik, millet tarafından, hiç bir zaman, başkasına devredilemez ve bırakılamaz..

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here