Dede Korkut Hikayeleri

1

Dede Korkut Hikayeleri

Soyu İshak Peygamberden geldiğine inanılan Türk milletinin bilge kişi olarak kabul ettiği Dede Korkut Oğuz boyuna mensuptur. Söylentilere göre 295 sene yaşamış ve Türklerin Şamanizm’e inandığı zamandan Müslümanlığı kabul ettiği döneme kadar yaşadığı düşünülür.

 

Tarihi Kaynaklarda Dede Korkut’a Dair Bulunan Bilgiler

1- İlhanlı veziri Reşidüddin’in Câmiü’t-tevârih’i Dede Korkut isminin geçtiği en eski eser olarak bilinir. Eserde Oğuz-u Türkan-u Hikayat-i Cihangir-i adını taşıyan bölümde dört Oğuz boyundan ve Dede Korkut’tan bahsedilmiştir. Onun akıl hocalığı ve keramet sahibi olması Peygamber soyundan gelmesini ve Bayat boyunda olması, çocuklara ad takması, güzel sözler söylemesi Dede Korkut kitabındaki başlıca özelliklerindendir.

2- Mısrlı müellif Ebû Bekr b. Abdullah Aybek ed-Devadari’nin Düerü’t-tican adlı umumi tarihinde Dede Korkut hikayeleri ile ilgili çok önemli kayıtlar bulunmaktadır.

3- Yazıcıoğlu Selçuknamesi’nin Topkapı Sarayı Revan Köşkü kütüphanesinde 1390 numarada kayıtlı eski bir nüshasının başında fihrist için boş bırakılan sahifelerden üçüne sonradan eklenmiş 65 satırlık bir Oğuznâme vardır ve Dede Korkut kitabında adları geçen Oğuz beyleri ile hikayedeki bazı olaylardan bahsedilmiştir.

4- Berlin Devlet Kütüphanesinde bulunan ve hazihi er-risâleti min kelimâtı Oğuznâme, el-meşhur bi-Atalar Sözi adlı başlık altında Dede Korkut ile ilgili isimler geçmektedir. Prof. Ahmet Caferoğlu tarafından istinsah edilmiş bir kopyası da günümüzde mevcuttur.

5- Yazıcıoğlu Ali’nin XV. Yüzyılın ilk yarısında II. Murad adına yazdığı Tarih-i âl-i Selçuk adlı eserinde Dede Korkut ismi Korkut Ata olarak geçmiştir.

6- Tebrizli Hasan Mahmud Bayati’nin Câm-i Cemâyin adlı eserinde de Dede Korkut adı geçmektedir.

7- Ali Şir Nevai ‘nin 1495 yılında, Câmi’nin Nefahatü’l-üns’ünden çevirme ve tamamlama yolu ile yazdığı Nesâimü’l-mahabbe adlı eserde de Dede Korku isminin geçtiği görülmektedir.

8- Bayburtlu Osman’ın III. Murad devrinde yazdığı Tevârih-i cedid-i mir’at-i cihan adlı eserde Dede Korkut hikayeleri ile yakından benzerlik gösteren bir kısım vardır.

9-  Bitlisli Kürt beylerinden Şeref Han’ın 1597 senesinde bitirdiği Şerefnâme adlı eserde Dede Korkut hikayelerinde adı geçen Bügdüz Emen ile ilgili bir kayıt bulunmaktadır.

10- Dede Korkut’un Kayılar hakkındaki kerametinden Osmanlı tarihçisi Edirneli Rûhi de bahsetmiştir.

11- Ebulgazi Bahadır Han’ın 1659-1660 tarihinde yazdığı Şecere-i Terâkime adlı eserde Dede Korkut ile ilgili pek çok bilgiye rastlanılmıştır.

DEDE KORKUT HİKAYELERİNE DAİR;
Dede Korkut Hikayeleri 2 farklı nüshada karşımıza çıkmaktadır. Bu nüshalar Dresden ve Vatikan nüshalarıdır. Dresden nüshası bir giriş ve on iki destansı hikayeden oluşur. Vatikan nüshası ise giriş ve baştan altı hikaye vardır. Fakat bu altı hikayeden beşi tam sonuncu hikayenin iki sayfalık bir kısmı eksiktir. Bazı bilim insanları Vatikan nüshasının daha eski olduğunu ve bu nedenle eksik olduğunu iddia eder.

DEDE KORKUT HİKAYELERİNİN NİTELİĞİ :
Hikayeleri bir bütün teşkil edecek şekilde birbirine bağlayan asıl nesne içtimai tablodur. Kitabın, hikayelerin bütünü ile çizmiş olduğu bu tablo aynı devirde, aynı bölgede, bir hanın etrafında belirli bir hanlık düzeni içinde toplanmış bulunan Oğuz derebeylerini canlandırmaktır. Başta bütün beylerin kendisine bağlı oldukları bir han vardır.
Dede Korkut Hikayeleri genel olarak çeşitli savaşları anlatmaktadır. Bu mücadelelerin ikisi Oğuz beyleri arasında geçer. Bunların dışında kalan sekiz hikayede mücadele Oğuz beyleri ve kuzeydeki, batıdaki kafirler arasındadır. Hikayeler genellikle Kazan Han’ın ya da Bahadır Han’ın ziyafetlerinde başlar. Mücadelelerde tehlikeli durumlar olsa da daima Oğuz beylerinin üstün gelmesi ile sona erer. Dede Korkut’taki insan tipi alp tipidir. İnsanda aranılan vasıf kahramanlıktır. Kadın kahramanlarda dahi bu özellik görülmektedir. Kahramanlar göçebe bir hayat sürerler. Kuvvetli bir aşk pek görülmez fakat anne, baba, kardeş sevgisi çok kuvvetlidir. Hikayelerde tabiat büyük rol oynar, canlı bir tabiat söz konusudur. Göçebe psikolojisi ile tabiat canlı gibi sayılmıştır. Hikayelere ayrı ayrı geniş destanlar demek pek mümkün değildir çünkü küçük hikayelerdir. En uzun hikaye Beyrek dahi epope dediğimiz büyük kahramanlık menkıbesinin ancak küçük bir parçası olabilecek niteliktedir. Bu nedenle destanî hikaye demek daha uygun olacaktır. Dede Korkut Kitabında hikayelere “boy” denilmektedir. Vatikan nüshasında ise boy yerine “hikayât” kelimesi kullanılmıştır.

DEDE KORKUT HİKAYELERİ ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALAR :
Eserin Dresden nüshasını ilk defa Dresden Kral Kütüphanesi’nde H.OFleischer bulmuştur. Eseri tanıtan ise H.F von Diez olmuştur. Diez aynı zamanda nüshanın bir kopyasını çıkararak Berlin Kütüphanesine hediye etmiştir. Daha sonra T. Nöldeke 1859 yılında Drtesden nüshasını istinsah etmiş,üzerinde çalışmaya başlamış fakat yayın yapmaktan vazgeçmiştir. Dede Korkut hakkında ilk önemli makaleyi W.Bartold yazmıştır ve Deli Dumrul hikayesini de Rusça’ya çevirmiştir. Türkiye’de de Dede Korkut hakkındaki yazılar kitabın Türkiye’de ilk neşrinin yapılmasından sonra başlar ve Kilisli Rıfat tarafından 1916 senesinde Diez’in Berlin kopyasının fotoğraflarına dayanılarak yapılır. Daha sonra ilk yazıyı M.Cevdet ve İbn Aybek yapmıştır F.Köprülü de bazı eserlerinde Dede Korkut’a değinmiştir. Dede Korkut hakkında en önemli makalelerden birini de Abdülkadir İnan yazmıştır (Kitab-ı Dede Korkut hakkında, Türkiyat Mecmuası, İstanbul,1925). Pertev Naili Boratav’da Köroğlu Destanı, İstanbul,1931 ve Folklor ve Edebiyat, İstanbul, 1939 eserlerinde Dede Korkut’tan bahsetmiştir. Hüseyin Namık Orkun da bazı eserlerinde Dede Korkut’a dair bilgiler verir. Orhan Şaik Gökyay’ın Dede Korkut (İstanbul,1938) adlı eseri yapılan çalışmalar içerisinde en kıymetli olanıdır. Bu eser 77 sayfalık bir başlangıç ve Dede Korkut kitabının tam metnini içine alır. Ayrıca Topkapı Sarayı Oğuznamesinin metni ile küçük bir sözlük de kitabın sonunda bulunmaktadır. Dede Korkut hakkında inceleme yapan Fahrettin Kırmızıoğlu Dede-Korkut Oğuznameleri adlı eseri ile Dede Korkut’a dair çalışmıştır.

DEDE KORKUT KİTABINDA HİKAYELER VE KISA ÖZETLERİ :

1.DİRSE HAN OĞLU BUĞAÇ HAN DESTANI:
Hanlar hanı olan Kam Gan oğlu Han Bayındır yılda bir kere büyük bir ziyafet verir ve Oğuz beylerini konu edermiş.Bir gün Bayındır Han yine böyle bir ziyafet hazırlığı yaparken bir yere ak otağ bir yere kara otağ bir yere de kızıl otağ kurdurtur. ”Oğlu olanı ağ otağ, kızı olanı kızıl otağa kondurun, oğlu kızı olmayanı kara otağa alın ,altına kara keçe serin ,önüne kara koyun yahnisinden getirin, yerse yesin yemezse gitsin,oğlu kızı olmayana Allah gazap etmiş biz de ederiz bilsin” der. Oğuz beyleri tek tek gelip toplanırlar. Dirse Han adında oğlu kızı olmayan bir bey de kırk yiğidi ile toplantıya gelir. Bayındır Han’ın adamları onu kara otağa kondurur, altına kara keçe serer ve önüne kara koyun yahnisi koyar. Hiddetle bunun nedenini sorar ve adamlar Bayındır Han’ın buyruklarını anlatır. Bunun üzerine yiğitlerini alarak ziyafeti bırakıp karısı ile görüşmek için eve döner. Sonra karısına varıp çocuklarının olmamasının sebebinin kimden kaynaklandığını sorar. Karısı ikisinde de suç olmadığını bunun Allah işi olduğunu, büyük bir ziyafet vermesini, İç Oğuz ve Taş Oğuz beylerini çağırmasını, fakirlere yardımda bulunmasını teklif eder. Dirse Han da karısının dediklerini yapar ve sonunda beylerden dua etmelerini ister. Beyler dua ederler ve sonunda Dirse Han’ın bir oğlu dünyaya gelir. Oğlan on beş yaşına gelir ve orduya karışır. Bayındır Han’ın bir boğası varmış. Bir yazın bir güzün boğa ile deve savaştırır seyredermiş. O yaz hayvanları yine meydana çıkarmışlar ve Dirse Han’ın oğlu üç ordu ile orada aşık oynuyormuş. Diğer çocuklar kaçışır ve Dirse Han oğlu kaçmayarak orada boğa ile karşı karşıya kalır. Sonunda boğayı yener. Çocuğa ad koymak için beyler toplanır ve Dede Korkut gelir. Babasından taht ve beylik alarak oğlana boğayı öldürdüğü için Buğaç adı verilir. Tahta çıkınca babasının kırk yiğidini anmaz olur ve o kırk yiğit de eski itibarını geri alabilmek adına Buğaç’ı yok etmek ister. Babasını oğluna kötüler, oğlunu babasına kötüler ve araya kötülük sokarlar. Dirse Han buna kanarak oğlunu öldürme üzere bir av tertip eder. Av sırasında namertler de oradadır.Daha sonra baba oğlunu vurarak öldürür. Eve dödüklerinde Buğaç’ın annesi büyük hazırlık yapmıştır fakat oğlunu göremeyince korkar, kırk namert hala avda olduğunu söyler. Fakat annesi durmaz kırk hatun ile av yerine gider ve oğlunu kanlar içinde bulur. Babasından gizli bir şekilde ona bakar ve iyileştirirler. Hanlar hanı Bayındır Buğaç ‘a taht verir,beylik verir.Dedem Korkut gelip destanlar okur. Dualar edilir.

2-Salur Kazan’ın evinin yağmalanması destanı :
Bir gün Ulaş oğlu, Uruz’un babası ve Bayındır Han’ın güveyisi Salur Kazan büyük çadırını kurarak ziyafet verir. Dokuz kafir kızının sâkilik ettiği ziyafette Oğuz beyleri içerler ve içe içe Kazan sarhoş olurlar beylere av teklif ederler. Kıyan Selçuk oğlu Delü Tundar ile Kara Güne Oğlu Kara Budak uygun görürler. At ağızlı Aruz Koca, Kazan’a Gürcistan ağzında oturduğunu hatırlatıp yurdunun üstüne kimi bırakacağını sorar. Kazan üç yüz yiğit ile oğlu Uruz’u bırakacağını söyler ve atına biner. Kardeşi Kara Göne, Bayındır Han’ın düşmanını bastıran Şir Şemsettin, Bayburt hisarından uçan Beyrek, Kazan’a keşiş diyen Yigenek, saymakla tükenmez, hasılı bütün Oğuz beyleri atlanırlar ve ala dağa ordu ava çıkar. Kafirin casusu bunu kafirler azgını Şökli Melik’e haber verir ve elbisesinin arkasına yırtmaçlı ve alaca atlı yedi bin kafir gece yarısında Kazan Bey’in yurduna baskın yaparak evini barkını yağmalar, yer içer, yakıp yıkar, kırk ince belli kızı ile karısı Burla hatunu, koyunlarını almaya gider. Kafirler Uruz’u da tutsak alırlar. Karaçuk çoban, Kıyan Güci, Demür Güci adındaki iki kardeş bunlara karşı koyar ve şehit olurlar. Karaçuk çoban sapanı ile kafirleri dağıtır.Aynı gece Kazan av yerinde kötü bir rüya görür ve yola düşer. Geldiğinde durumu görünce kafirin peşine düşer.Öte yandan Şökli Melik şenlik yapmaktadır. Bu arada Burla Hatun’u saki yapmak ister. “Kim Burla hatun?” diye sorar ve kırk ince belli hatun da “benim” cevabını verir. Bunun üzerine” Burla hatunun oğlunu öldürün ve etini getirin kim yemezse o Burla hatundur” diye emir verir. Burla hatun oğlu ile konuşur ve oğlu kendi etini çekinmeden yemesini söyler. Tam o anda Kazan ile Karaçuk Çoban yetişir. Bu sırada Oğuz beyleri de yetişir. Büyük bir savaş olur ve düşmanı yenip Şökli Melik’i öldürürler.Kazan bey geri döner. Yedi gün yedi gece şenlik yapar, Dede Korkut gelir destan söyler dualar eder.

3-Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Destanı :
Oğuz beyleri toplanmış yiyip içip eğleniyorlardı. Aralarında bir tek Bay Büre Bey üzgündü. Sebebini soranlara ‘benim de bir oğlum olsa böyle otursak ne güzel olurdu’ dedi. Beyler de dua ettiler, o zamanda onların duası dua bedduası da beddua olurdu. Bay Bican Bey’de kendisine bir kızı olması için dua etmelerini istedi. Onlar da dua ettiler ve Bican Bey’de dedi ki ‘şahitsiniz Allah bana biz kız, Büre Bey’e de oğlan verirse onlar beşik kertmesi olacak’. O oğul büyüdü, Büre Bey oğluna hediyeler alınmasını istedi. Bir kervan gönderdi hediye alsınlar diye. Ama kervanı yolda kafirler durdurdu. Kafirler tam malları yağmalarken bir yiğit yetişti ve kafileyi kurtardı. Kafiledekiler de ne istersen al buradan dediler. Yiğit kılıçları ve aygırı almak istedi. Bunun üzerine bozuldular. Sebebini sorunca Büre Bey’in oğluna aldık dediler. Yiğit de düşündü:‘Bunları burada almaktansa babamın hediyesi olarak evde alırım’ dedi ve ayrıldı. Eve gitti. Kervan varınca bu yiğidi gördüler ve tanıdılar. Onun kervanı kurtaran kişi olduğunu söylediler. Bunun üzerine Bay Büre Bey çok sevindi. Dede Korkut’u çağırdılar, oğlana Bamsı Beyrek adını verdi.Gel zaman git zaman Bamsı Beyrek ile Bay Bican’ın kızı Banuçiçek karşılaştı. Birbirlerinin beşik kertmesi olduklarını babalarından duymuşlardı ve şimdi de tanışmış oldular. Oğlan kızı tanıyınca üç öptü bir dişledi ve ayrıldılar. Oğlan eve gelip kızı istediğini söyledi. Ancak kızın kardeşi Deli Karçar’dı ve kızı isteyenleri öldürüyordu. Kızı istemeye Dede Korkut’u gönderdiler. Dede Korkut zorlukla da olsa kızı istedi. Düğünden önce bir gün Bamsı Beyrek uyuyordu,casuslar bunu kafirlere söyledi ve kafirler gelip onu esir aldı. Yalancı oğlu Yalancuk’un da zaten Banuçiçek’te gözü vardı. Beyrek öldü deyip kanlı bir gömlek gösterdi ve herkes Beyrek öldü zannetti. Bamsı Beyrek bir yolunu bulup esir alındığı kaleden kaçtı. Yolda ozan kılığına girdi ve herkesle irtibat kurdu – gerçek kimliğini belli etmeden – .Daha sonra da kim olduğunu gösterdi ve Yalancuk’la evlenmek üzere olan Banuçiçek’i de tekrar alıp nişanladı. Dedem Korkut geldi destanlar söyledi, dualar etti.

4-Kazan Bey’in Oğlu Uruz Bey’in Esir Düştüğü Destan :
Bir gün Ulaş oğlu Kazan bey büyük bir ziyafet verir, doksan tümen genç Oğuzu sohbetine toplar. Kahn Oğuz beyleri dokuz kafir kızının altın kadeh ile sundukları al şarabı içerler . Kazan Bey hediyeler dağıtır. Bu ziyafette Kazan bey sağ tarafında oturan Kara Göne’ye bakar güler, sol yanında oturan dayısı Aruz’a bakar neşelenir fakat karısında yaya dayanamayıp duran oğlu Uruz’a bakınca ağlar. Uruz nedenini sorunda kendisinin 16 yaşına geldiğini fakat henüz baş kesmemiş olduğunu ölse kime taht taç bırakacağını o yüzden hüzünlendiğini söyler.Uruz da babasının kendisine örnek olmadığını söyler böylelikle Kazan Bey üç yüz yiğit ile ava çıkar, av avlayıp çadırlar kurarlar. Fakat Başı Açuk Tatyan kalesinden, Ak Sıka kalesinden kafirin casusları varmış gidip teküre haber vermişler. On altı bin kafir gelir Kazan oğlunun yüksek bir yere çıkıp seyretmesini ister. Fakat Uruz dayanamaz ve savaşa girer yiğitleri ölür kendisi esir alınır. Babası ise onun korkup eve kaçtığını zanneder. Kazan geldiğinde oğlu olmayınca hatun geri çevirir. Kazan kafirlere yetişir , kırk ince belli hatunla Burla hatun da yetişir arkasından Oğuz beyleri yetişir. Savaşırlar ve Şökli Melik ölür. Kazan oğlunu alarak otağa gelir şenlikler verir. Dede Korkut gelir destanlar söyler, dualar eder.

5-Duha Koca Oğlu Delü Dumrul Destanı :
Oğuzda Duha oğlu Deli Dumrul adlı bir yiğit kuru çayır üzerine bir köprü kurmuş ve her geçenden otuz akçe , geçmeyenden ise döve döve kırk akçe alırmış. Bunu benimle kim savaşabilir şeklinde bir kabadayılık ile yapar yiğitlikte şanının Şam’a , Rum’a gitmesini istermiş. Bir gün köprünün yanında bir otağ kurulur ve iyi bir yiğit ölür. Herkes ağlar , üzülür ve Deli Dumrul onu kimin öldürdüğünü sorar. Azrailin öldürdüğünü öğrenir Allah’a yalvararak Azrail’in gözüne gözükmesini söyler. Azrail’i öldürüp iyi gençleri kurtarmaya and içer. Allah onun bu küstahlığına kızarak Azrail’e emir verir. Deli Dumrul kırk yiğidi ile otururken Azrail gelir Deli Dumrul ürperir. Kılıcına atılıp onu öldürmek ister, tam o anda Azrail kuş olup uçar. Sonra Deli Dumrul ileride iki güvercin öldürür ve onu öldürdüğünü zanneder fakat biraz sonra atının üzerinde yeniden onu görür. Bu sefer Azrail onu öldürecektir Deli Dumrul Allah’a yalvararak “Canımı alacaksan sen al Azraile bırakma “ der. Allah da Azrail’e onun canının yerine bir can bul der. Deli Dumrul’un annesine gider durumu anlatır annesi canını vermez, babasına gider durumu anlatır babası canını vermez en son karısına gider durumu anlatır ve karısı canını vermeye razı olur. Tam Azrail kadının canını alacakken Deli Dumrul yeniden dua eder ve alacaksa ikisinin de canını almasını söyler. Bu durumda Allah karısını ve onu bırakıp anne ve babasının canını almasını söyler . Azrail ana ve babasının canını alır eşi ile Deli Dumrul yüz kırk yıl daha yaşar Dede Korkut gelir destanlar söyler dualar eder.

6- Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı :
Oğuz zamanında Kanlı Koca adında gürbüz erin Kan Turanlı adında yetişmiş bir yiğit oğlu varmış. Kanlı Koca oğlunu evlendirmek istemiş fakat oğlunun alacağı kızın kendisi kadar kahraman olması gerektiğini söylemiş. Önce Kan Turanlı,sonra babası Oğuzu gezmişler ve böyle bir kız bulamamışlar. Sonra Trabzon’a gelmişler ve Trabzon tekürünün Selcen Hatun adında bir kızı vardır, tam istedikleri gibidir. Fakat babası kızı almak için sakladığı üç canavarı öldürme koşulu koymuştur. Henüz kimse onları yenememiştir. Kanlı Koca bunları dehşetle görür ve evine döner. Durumu oğluna anlatır ama gitmesini istemez. Kan Turanlı babasını dinlemeyip Tranzon’a gelir ve her üç canavarı da öldürür. Kızı alıp evinin yolunu tutar. Gece uyumayan kız düşmanın gelebileceğini düşünür ve gerçekten gece vakti kafirler gelir. Selcen Hatun onlarla savaşır ve öldüklerini zanneder . Fakat meydanda Kan Turanlı’nın olmadığını görünce tekrar savaş meydanına döner. Kafirlerin Kan Turanlı’yı sıkıştırdığını görür saldırıp kafirleri dağıtır ve Kan Turanlı’yı arkasına alıp yola koyulur. Kan Turanlı yolda kızın kendisini kurtardığı için övüneceğini düşünerek onu öldürmek ister ve bu düşüncesini ona açar. Önce bu düşünceden tatlılıkla vazgeçirmek ister fakat olmayınca kızar ve dövüşmeye hazır olduğunu söyler. Karşı karşıya gelirler hatun bir ok atar ve Kan Turanlı ürperir sarılıp barışırlar. Oğuz’a varınca düğün yaparlar Dede Korkut gelir destan söyler dua eder.

7-Kazılık Koca Oğlu Yigenek Destanı :
Kam Gan oğlu Han Bayındır’ın verdiği büyük ziyafette veziri Kazılık Koca şarabın etkisi ile coşarak Bayındır Han’dan akın diler ve Han izin verir. Kazılık Koca işe yarar kocalarını toplar hazırlık yapar ve yola çıkar. Yapılan savaşta Kazılık Koca tutsak edilip kaleye hapsolur. Tutsak olduğu zaman bir yaşında olan oğlu 15 yaşına geldiğinde babasını ölmüş bilir, tutsak olduğunu ondan saklarlar. Fakat bir gün bunu öğrenir ve yola düşer. Kaleye varır ve savaşır, kafirleri yener. Kalenin kilisesini mescit yapar evine döner. Dedem Korkut gelir destan söyler dualar eder.

8- Basat’ın Tepegöz’ü Öldürdüğü Destan :
Oğuzların üstüne düşman gelir. Aruz Koca da kaçarken oğlu Basat’ı düşürür. Oğlanı bir aslan alıp besler. Çocuk zamanla büyür. Evine çağırırlar, gelir. Ama tekrar aslanın yanına gider. Bu arada bir çoban su kenarında gördüğü güzel peri kızını çok beğenir. Dayanamaz ve onunla birlikte olur. Peri kızı bu birleşmeden bir çocuk dünyaya getirir, fakat bu çocuk bir canavardır, bir samanlıkta büyür ve gelişir. Bu canavar çocuklarla oynayacak yaşa gelir. Çocukların burnunu, kulağını ısırır. Durumu Aruza anlattılar. Aruz Tepegözü dövdü, sövdü ama başa çıkamadı.Tepegözün peri annesi geldi ve tepegöze bir yüzük verdi. Bu yüzük sayesinde kılıç kesmek ok batmaz olacaktı. Yüzüğü parmağına geçirdi ve oğuzların içinden ayrılarak dağa yerleşti. Dağda eşkıya oldu. İnsanları yemeye başladı. Oğuzlar baş etmeye çalışırlar ama başaramazlar.Dede Korkut’u konuşmak için gönderirler. Dede Korkut anlaşmaya çalışır. Tepegöz günde 60 adam ister ama Dede Korkut buna karşı gelir. Günde 2 adam ve 500 koyun göndereceklerini söyler. Tepegöz her gün 2 adam 500 koyun ve 2 yemek pişirecek kişi ister. Dede Korkut kabul eder ve oğuzların yanına gider günde 2 adam 500 koyun göndereceklerini ve 2 aşçı istediğini söyler. Oğuzlar her gün 2 kişi gönderirler. 4 çocuğu olan birini gönderir üçü kalır. Üç çocuğu olan birini gönderir bir çocuğu kalırdı. Bir kişi vardı ve iki çocuğu vardı. Birini verdi bir oğlu kaldı ve sıra yine ona geldi. Anası feryat etti ve Basat’a gitti. Basat’a durumu anlattı. Basat Tepegöz ile görüşmeye gitti. Basat tepegöze gitti ve onunla savaştı. Tepegöz birçok şey yaptı ama o hep kurtuldu. Tepegöz Basat’a kurtuldun mu diye sorduğunda Basat Tanrım kurtardı yanıtını verdi.Tepegöz Basat’a tamam sen ölmeyeceksin beni öldüreceksin dedi. Mağara gösterdi ve içinde bir kınlı bir açık kılıç olduğunu söyledi. Açıkta olanın tepegözü öldürdüğünü söyledi. Basat mağaraya gitti ve kılıcı gördü. Kılıç sürekli hareket ediyordu. Kılıcı durdurmam gerekiyor diye düşündü.Kılıcın önüne kendi kılıcını koydu ama ikiye ayrıldı. Ağaç dayadı ağacı ikiye böldü. Daha sonra ok ile kılıcın asılı olduğu zinciri kopardı kılıcı aldı ve tepegöze götürdü. Tepegözü öldürdü. Dedem Korkut geldi destan söyledi, dualar etti.

9-Begil Oğlu Emren’in Destanı:
Oğuzlar’a her yıl altın, gümüş olarak gelen haraç bir sene at,kılıç ve çomak olarak gelir. Oğuz Beyi çok sinirlenir. Ama yanındakiler sinirlenmemesini söyler. ‘Bunları Begil denilen bir yiğit var, ona verelim, bize duacı olsun’ der. Begil çok yetenekli bir avcı ve çok iyi bir yiğittir. Geyikleri ok atmadan sadece ipiyle avlar. Kazan Bey ‘hüner sende midir atta mıdır?’ diye sorunca “Bendedir” der ancak Kazan buna inanmaz, buna üzülen Begil hediyeleri geri verir küser ve oradan ayrılır. Evine döner ve ava çıkar. Avda ayağını kırarak sakatlanır. Önceleri kimseye söylemez ama bu herkese yayılır. Casus hemen bunu kafire iletir. Kafir ilinde de Begil’in casusu vardır ve ‘başınızın çaresine bakın’ diye haber gönderir. Kafir Begil’in üzerine ordu gönderirken Begil oğluna şöyle der: ”Oğul git de Oğuz ilinde Bayındır’ı bul, ondan yardım iste. ”Oğlu kabul etmez. ‘Ben Allah yolunda gururumla savaşayım’ der. Begil de zırhını ve silahlarını oğluna giydirir. Kafirlerle savaşır ve savaşırken de Allah’a yalvarmayı unutmaz. Allah ona kırk yiğit gücü verir ve sonunda putperest kafire karşı galip gelir. Kafir Allah’a inandığını söyler şehadet getirir. Emren ise onu bırakır; diğer kafirler kaçarlar. Mutluca evine döner. Dede Korkut gelir dualar eder gider.

10-Uşun Koca Oğlu Segrek’in Destanı :
Oğuz devrinde iki oğlu olan, Usun Koca İsimli bir bey vardı. Bir oğlunun adı Egrek idi. Hiç cenk etmemişti bu yüzden onu çok kınıyorlardı. Bir gün cenk etmeye karar kıldı. Adamları ile birlikte kâfir üstüne yürüdü. Şirigüven illerinden Gökçedeniz’e kadar yağmaladı. Bolca ganimet dağıttı. Fakat kâfirler boş durmadılar. Bir gece baskın edip, Egrek’i esir aldılar. Egrek’in Segrek isimli bir kardeşi vardı. Ağabeyinin tutsak olduğunu duyunca, “Bana durmak haram” dedi. Anası yalvardı olmadı, babası öğütledi durmadı. En sonunda, ayağı bağlansın diye evlendirdiler. Gerdek gecesi hanımı ile arasına kılıcı koydu, elini sürmedi. “ Ağabeyimin yüzünü görmeyince, ölmüşse intikamım almayınca, gerdek bana haram ”, dedi. “ Bir yıl beni bekle, gelmezsem kime istersen ona var ” deyip, babasının anasının elini öpüp, yola düştü. Yolda kâfirin çobanlarını vurup, sürüsüne el koydu. Kâfirin başına haber verdiler. Atmış adamı ile oğlanın üstüne geldi. Oğlan uyuyordu ama atı onu uyandırdı. Oğlan kalkıp kâfirin üzerine yürüdü, onları yendi. Arkadan yüz kişi ile gelip saldırdılar, oğlan yine onları yendi. Baktılar çare yok, kardeşi Egrek’i zindandan çıkarıp, emrine üç yüz adam verip kardeşinin üzerine saldılar. Segrek yine uyuyordu. Egrek yanına kadar vardı. Baktı başucunda kopuzu var. Kopuzu aldı ve çalıp söylemeye başladı. Segrek uyanıp, elini kılıcına attı. “ Dedem Korkut ve abım Egrek hakkı için, kopuz çalmasayâın seni Öldürürdüm ” deyip, kopuzu elinden aldı. Karşılıklı söyleşmeye başlayınca, kardeş olduklarını anladılar. Sarılıp kucaklaştılar, öpüşüp koklaştılar.İki kardeş bir olup, kâfire yaman saldırdılar. Önüne katıp kovaladılar. Sürüsünü ele geçirip, alıp Oğuz iline getirdiler. Baba ocağı, bayram yerine döndü. Egrek’e de bir kız alıp, çifte düğün, çifte gerdek ettiler.Dedem Korkut geldi destan söyledi, dualar etti.

11-Salur Kazan’ı Oğlu Uruz ‘un Tutsaklıktan Çıkardığı Destan :
Kazan Han, Trabzon Tekfuru’nun kendisine gönderdiği şahin ile avlanmak için emir verdi, hazırlıklar yapıldı, ava çıkıldı. Şahini saldılar. Peşinden de atları İle gittiler. Şahin düşman sınırlarına girmişti, bizimkiler de girdiler. Nihayet bir yerde konaklayıp, uyudular. Baskın oldu. Kâfirler Kazan’m yirmi beş erini şehit edip, Kazan Bey’i de tutukladılar.Bir kuyuya attılar.Bir gün gelip, “ Bizi öv, seni serbest bırakalım. ” dediler. “ Oğuz erenleri dururken, sizi övmem. ” dedi. Öldürmeye cesaret edemeyip, yeniden bir domuz ahırına hapsettiler. Kimse izini bulamadı.Aradan yıllar geçti. Oğulcuğu Uruz büyüdü, delikanlı oldu. Lakin Bayındır Han’ı babası sanıyordu. Bir gün, adamın biri ona laf atarak “ Senin baban Kazan Han’dır, o da Tuman Kalesi’nde hapistir. ” deyince gerçeği, sorup Öğrendi. Tabii ki, yerinde duramaz oldu. Oğuz beyleri de birlik oldular, hep beraber Tuman Kalesi’ne doğru yola çıktılar. Yalnız, savaşçı değil, tüccar kılığındaydılar. Yol üzerinde bir kaleyi zapt ettiler. Düşman ayaklandı. Tekfur’un başkanlığında toplandılar. Çare olarak Kazan Han’ı zindandan çıkarıp, hasımlarının üzerine saldırtmada karar kıldılar. Varıp Kazan Han’a, “Üstümüze bir düşman geldi, bunların hakkından ancak sen gelirsin” deyip, güzelce tam teçhizat silahlandırdılar.Kazan Han meydana çıktı. Baktı Oğuz beyleri gelmiş, savaşmak için sıra sıra dizilmişler. Gelenler Kazan Han’ı tanımadılar. Sıra ile karşısına çıkan Oğuz beylerini usulünce, canlarını fazla yakmadan yendi.En sonunda oğlu Uruz, babasına hücum etti. Yaman vurup, omzundan yaraladı. Bir daha vuracaktı ki, babası “Oğlum, ben senin babanım” dedi. Uruz o an attan indi, babasının elini öptü. Cümle Oğuz beyleri sıra ile Kazan Han’ın elini öptüler. Sonra hep birlikte kâfire saldırıp, kalesini zapt ettiler. Dedem Korkut geldi destan söyledi dualar etti.

12-İç Oğuza Taş Oğuz Asi Olup Beyrek’in Öldüğü Destan :
Kazan üç yılda bir İç ve Dış Oğuz beylerini toplar, helalini alır, nesi var nesi yoksa yağmalatırdı. Yine Kazan’ın evini yağmalattığı bir zaman Dış Oğuz beyleri gelmez, İç Oğuz beyleri yağma eder. Bunun üzerine Dış Oğuz beyleri Kazan’a düşman olur. Kılbaş adında bir bey Dış Oğuz beylerinden Aruz’un evine gider ve Dış Oğuz beylerinin Kazan Han’a kin beslediğini öğrenir. Kılbaş gittikten sonra Dış Oğuz beyleri yemin eder, Beyrek’in bu yemine katılmasını yoksa öldürüleceğini söylerler. Beyrek, kabul etmez, ancak Dış Oğuz beyleri de Beyrek’e kıyamaz.Aruz Bey, Beyrek’in sağ uyluğunu keser. Beyrek öleceğini anlayınca Kazan Han’a kanını yerde bırakmamasını vasiyet eder. Kazan Bey bunun üzerine İç Oğuz beylerini toplayarak Aruz’un evini yağmalar, kendisini öldürür. Kazan, Dış Oğuz beylerini affeder sonra Dedem Korkut gelir destanlar söyler dualar eder.

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here