Davasında Sadık Nadir Bir Şahsiyet Necmettin Erbakan

0

29 Ekim 1926‘da Sinop’ta dünyaya gelen Necmettin Erbakan aile nedeniyle sık sık yer değiştirmiştir. Eğitim hayatı çok parlak olan Erbakan Hoca birincilikle bitirdiği liseden sonra sınavsız üniversiteye geçiş hakkı kazanmasına rağmen sınava girmeyi tercih etmiştir bu davranış onun azim ve kararlılığına davasının temel unsuru olan adalet anlayışına bir burhandır aslına.. Girdiği sınav neticesinde İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazandı ve dönem öğrencileri arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın da bulunduğu Üniversite eğitimini1948’de tamamladı.

1951’de üniversitesi tarafından Almanya’daki Aachen Teknik Üniversitesi’ne doktorasını yapması için gönderilen Erbakan o sırada Alman ordusu için çalışmalar yapan DVL Araştırma Merkezi’nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar sürdürdü, Leopar Tanklarının motorlarının geliştirilmesinde çalıştı ve Alman üniversitelerinde doktorasını tamamlayarak Ülkesine geri döndü, 1954 yılında 27 yaşında iken doçent, 1967 yılında 39 yaşındayken Profesör oldu.

Eğitim kariyeri ve kişisel hayatı hakkında aktardığım bilgilerle yaptığım kısa girizgâhtan sonra asıl anlatılmasını gerekli gördüğüm hayatındaki önemli faaliyetlerinden bazılarını aktarmaya çalışacağım inşaAllah.

Erbakan Hocanın en önemli faaliyetlerinden biri Gümüş Motor girişimidir bu onun yerlilik şuurunu ataletten kurtarma çabasının bir tezahürüdür aslında..

Almanya çalışmaları sırasında Türkiye’den yapılan motor siparişlerine üzülen Hoca Türkiye’ye gelip Milli Motor Sanayii kurma kararı alır 200 ortakla bu işe girişir ama önüne taş koyanı çok olur bu girişimin ilk engeli yükselen doların fabrika maliyetini yükseltmesi oluyor ardından Avrupa standartları bahanesi öne sürülüyor ama yılmadan azimle Mart 1960 yılında Gümüş Motor seri üretime başlıyor fakat şeftali yerine motor üretmek isteyen Türkiye’nin bu girişimine de fiyat düşüren ithalatçı firmalar engel olmaya çalıştılar, 10 bin liraya satılan motorları önce 5 akabinde ise 2 bin liraya düşürdüler garip olan bir şey vardı oda 10 bin liraya satılan motorların nasıl 2 bin liraya düştüğüydü.

Erbakan Hoca hatıralarında sanayileşme mücadelesinde Merhum Mehmed Zahid Kotku’nun nasihat ve tavsiyelerini de değinirken üzerinde büyük tesiri olduğunuda ifade etmektedir. Fabrikayı ziyarete gelen dönemin başbakanı Adnan Menderes’in büyük bir sevinç ve heyecan içinde fabrikayı gezdiğini, gerekli bulunan konularda kendilerine yardımcı olacağını belirtmiş ve aynı gün 1 milyon 300 bin dolarlık döviz tahsisi işinide halletmiş ve ben çiftçiyim aynı motorları kendim kullandım şimdi bu motorların Türkiye’de üretilmesinin ne kadar büyük bir adım olduğunu biliyorum diyerek dönemin şartlarında başarının büyüklüğüne takdirini ifade etmişti.

Gümüş Motor girişimi bir pazar arayışına girmiş TSK’ya yapılan bir konferansta durum ilgililere anlatılmış bazı yöneticilerin duygulanıp ağladığı ortamda sudan sebeplerle yerli üretimi motor ve parçaların üretiminin önüne taş koyularak belki 2000’li yılların en önemli motor üreticisi olabilecek bir fabrika ve çabalayan milliyetperver insanların emekleri hiçe sayılmıştı..

Davası yolunda gösterdiği bir diğer faaliyet ise Ortadoğu da birlik ve beraberliğin sağlanması çabasıdır ki bu çaba Körfez Krizi olarak tarihe geçmiştir..

Körfez Krizini dindirmek için Körfez Barış Harekatı adı altında 9 Eylül 1990 yılında İstanbul’dan Mekke’ye gitmekle başladıkları 22 gün 22 gecelik çalışmalarının ortalarına tekabül eden 23 Eylül 1990 günü Körfez Krizi’nin en ateşli günlerinden birinde Bağdat’ta iken Saddam Hüseyin’le durumu görüşmüş ve 99 gün önce yaptıkları bir konuşmada Abd ve Yahudi Lobisinin oyunlarının bir bir çıktığını ifade eden Saddam Hüseyin’i dinlemişti, bir savaş çıkmaması için koşturup dururken dünya ülkeleri savaş çıkması için azami bir çaba sarfediyorlardı. İran-Irak Savaşı sorasında Kuveyt kendini Abd tarafından sağlam bir himaye altına alınmış daha sonraları müslüman ülkelerde yapılan seyahatler neticesinde barıştan yana seslerin yüksel olması bir anlam ifade etmemiş Kuveyt’e düzenlenen hareket bir anda Irak ordusunun hava kuvvetleri tarafından yerle bir olmasına sebep olmuş ardından yıkılan Saddam, ABD işgali, emperyalist güçler tarafından yok tekelleştirilen petrol şirketleri ve tecavüze uğrayan yüz binlerce kadının yanında hala toparlanamayan bir ülke kalmıştı, Erbakan Hoca’nın çabası kifayetsiz kalmış bir yıkım daha gerçekleşmişti..

Davanın dertlerinden bir diğeri ise Kıbrıs idi..

Kıbrıs stratejik konumu ve milli değerler itibariyle vazgeçilmez bir parçası Türkiye’nin bu tarih boyunca özellikle İslam tarihi boyunca da böyle olmuştur. Hazreti Osman (r.a.) döneminden beri müslümanların oturduğu bir ada olmuştur. Kıbrıs Davasını keni dilinden söyle anlatmaktadır; “biz, 1974’te hükümet olduğumuz zaman, Kıbrıs’ı, huzursuzluklar ve katliamlar içerisinde bir ada olarak bulduk. Bizden önce, bilindiği gibi Sayın İsmet İnönü başbakandı. Kıbrıs’ta büyük katliamlar oldu. Bu katli­ amlar karşısında sadece Ada’ üstünde bir uçak uçur­du. Oluk oluk kan akarken hiçbir şey yapamadı. Onun arkasından Sayın Demirel geldi. O, uçağı da uçurama­dı. Ama, ne vakit, 1974’te Milli Görüş Hükümet’e koa­lisyon ortağı olarak dahi olsa iştirak edince iş değişti. Ada’da katliam başladığı zaman, Sampson, ensesinde hakkın, adaletin, Milli Görüş’ün pençesini buldu. Kıbrıs Barış Harekatı’yla, Kıbrıslı mücahitler ve kahraman or­dumuz mode savaşın en ileri örneklerini bütün dün­yaya parmak ısırtacak şekilde gösterdi. Çünkü Kıbrıs Savaşı, denizde, havada ve karada yapılmış kombine bir savaştır. Parlak bir askeri harekatla Kıbrıs kurtarıl­mıştır. O günden bugüne kadar da Kıbrıs’ta, oluk oluk akan kan durmuş, Ada’ya huzur ve barış gelmiştir.”

Bu harekat kararının alınmasında MSP olarak müdahale edilmesini ısrarla savunarak MGK’da bu kararın çıkmasını sağlamışlardı fakat Ecevit Londra’ya gitmek istemişti Erbakan bu duruma karşı durmuş harekatın kimseyle danışılmaya ihtiyaç duymadan yapılmasını savunmuştu nihayetinde Ecevit Londra’ya gitmişti bu sırada Kuvvet Komutanları ile görüşen Erbakan Hoca ülkenin ve ordunun yanlış yönetimle nasıl aciz hale düştüğünü komutanlarla arasında geçen şu kesitle bize aktarmakta “bize kesin emir verilmesi lazım. Çünkü bizim askerimiz iki defa bir nevi düş kırıklığına uğra­mıştır. Bize ‘Gemileri yükleyin!’ dendi. Biz de yükledik. Arkasından ABD Başkanı Johnson’un mektubu üzerine ‘Hayır, geri dönün!’ dediler. Biz askeri İskenderun’a geri indirdik. Ve böylece bir geri manevra görüntüsüne büründü yaprağımız iş. Sonra ikinci kez Sayın Demirel zamanında yine ‘Gemileri yükleyin!’ dendi, yükledik. Ancak, ikinci kez de askerimizi Kıbrıs yerine geri dönüp kendi topraklarımıza çıkardık. Bugün siz bize yükleyin ve yola çıkın derseniz ve ondan sonra da yoldan geri­ ye çevirirseniz, biz artık bu askeri hiçbir zaman hakiki harekatın yapılacağına inandıramayız. Bunun önemini dikkate alarak talimahnızı verin?” bunun üzerine Erbakan harekatın nasıl yapılacağı ne kadar başarı ihtimalinin olduğu konusunda istişareler etmiş ve Ecevit Londra’dan döndüğünde her şey hazırdı ve gemiler yüklenmişti ve dönünce harekat başlatıldı. Bu zaman aralığında ABD’den izin alma niyetinde olan bunu dillendiren siyasiler de olmuşlu lakin dirayetli olarak harekat kararı sürdürülmüştü provakasyonlar yapıp entrikalar çevirselerde iki kez harekatın durdurulmasına mani olunmuştu harekat komutanlarla istişaresi sonucunda 3. gün saat 5’te ilan edilmesi kararlaştırılmışsada Ecevit beklemeden saat 11.00’da ilan etmişti bu durum Lefkoşa’nın bir kısmının kaybedilmesiyle neticelenmişti.

Ülkesine inancı yönünden büyük hizmetleri olan Erbakan Hocanın DAVA’sından bazı kesitleri aktardık ama malumdur ki anlatmakla bitmeyecek hizmetleri olmuştur biz bu kadarla yetinerek kusurlarımızın mazur görülmesini istirham edelim.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here