Daguerreotype İşlemi

0
Daguerreotype İşlemi
Daguerreotype İşlemi

1839- FRANSIZ BİLİMLER AKADEMİSİ  DAGUERREOTYPE ADI VERİLEN BİR FOTOĞRAFÇILIK İŞLEMİNİ DUYURDU

Fransız Bilimler Akademisi;

Fransız Bilimler Akademisi, Özgün Fransızca ismi ise  Academie Des Sciences.

Fransız Bilimler Akademisi 14. Louis tarafından 1666 yılın da kurulan Fransız Bilim topluluğu olarak adlandırılmaktadır. Fransa’daki bilimsel araştırmaların devamı, sürekliliği ve teşvik etmesi amacı ile Jean Baptist Colbert’in önerisi ile kurulmuştur. 17. ve 18. yüzyıl’daki bilimsel gelişmelerde önemli bir payı vardır. Ayrıca ilk bilimler akademilerinden bir tanesidir.  Günümüz de Fransa Enstitüsünü oluşturan bir akademiden biri sayılmaktadır. 

Fransız Bilimler Akademisi’nin 14. Louis tarafından 1666 yılın da kurulup Fransız Bilim topluluğu olarak adlandırıldığını öğrendik. Gelin sizlerle birlikte kısaca 14. Louis hakkında bilgilere göz atalım:

14. Louis Kimdir?

14. Louis 5 Eylül 1638’de Saint-Germain-en-Laye’de dünyaya geldi. Louis Güneş Kralı, Büyük Louis olarak da anılmaktadır. Fransa Kralı 13. Louis ile eşi Anna’nın uzun bir bekleyişten sonra doğduğu ilk çocuğudur.  Babası 13. Louis o henüz 4 yaşındayken1643’te vefat etmiştir. Babası’nın ölümü’nün ardından tahtın 14. Louis’e kalacağı konuşulmaktaydı. Haliyle koca bir devleti çocuğun eline bırakılmayacağı için annesi Anna ve yakın sırdaşı, aşığı olan İtalyan Başbakan Kardinal MAZERİN ile birlikte iktidari (bir işi başarabilme yetkisi ve yeteneği) devralmıştır. 13. Louis ölmeden öce Fransa istikrarsız neredeyse batık bir durumda imiş. Kardinal MAZERİN 14. Louis büyüyüp serpilip kral olana kadar icraatlarıyla monarşi’nin (siyasal gücün bir tek kişinin elinde bulunduğu ve yönetimin genellikle kalıt yoluyla aile bireylerine geçtiği devlet biçimi) gücünü pekiştirerek, soyluları kızdıracak ve en sonun da büyük bir iç savaşa neden olacaktır. Neyse ki Kardinal hünerleriyle ayaklanmayı bastırır. Ancak 14. Louis gençliğinde iç savaşın sebepleri beynine aşılandığı için bu korkuyu he zaman hissetmiş ve yaşamıştır. Bu nedenle kendisine krallığı boyunca hiç muhalif (bir görüşe, bir eyleme, bir tutuma karşı olan) bırakmamıştır. Kardinal 1650’li yıllar da İspanya’da barış antlaşması yapmuş ve bu sayede ülkeyi derleyip toparlayınca Fransa, Avrupa’nın önemli güçlerinden biri olarak sayılmaya başlamıştır. Tüm bu olaylar yaşanırken 14. Louis 22 yaşına gelmiştir. 22 yaşında ise İspanya Kralı’nın kızı ile evlenmiştir. Bu evliliğin amacı ise siyasal bir evlilikten başka bir şey değildir. Kardinal 1661 yılın da ölünce 14. Louis resmen Krallığın başına geçmiştir. 14. Louis, “Bundan sonra her şeyi tek başına ben yöneteceğim. Bn Tanrı’nın temsilcisi ve monarşi’nin elindeki gücünü sonuna dek kullanacağım, bu bana verilmiş bir ilahi haktır.” sözlerini söylemiş. Bu sözleri’nin ardından kendisine halkı tarafından Güneş Kral denilmiştir. İdareyi eline alır almaz Fransa’da ve denizaşırı sömürgelerde reformla (yeniden düzenlemek) ekonomiyi mali bir disipline sokmuştur. Bütçe açığını azalttı, sanayi üretimi artarken orduyu modernize (çağa ayak uydurmak,yenilemek) etmiştir. Sorun yaratan soyluların aklını çelerek onların karışıklık çıkarmasını önledi. 1681’den sonraki ağır savaş harcamaları nedeni ile iktisadi yaşamın durağanlığa girmesine ve özellikle köylülerin ağır vergiler altında ezilmelerine yol açtı. Sanatçıları ve yazarları koruyarak Fransa’da parlak bir kültürel çağın doğmasına ön ayak oldu. 14. Louis; Moliere, Corneille, Racine, La Fontaine gibi ünlü yazarlara destek oldu. 1663-1671 yılları arasında çeşitli güzel sanatlar, edebiyat ve mimarlık akademilerini kurdu. Jean-Baptiste Lully’nin Saray bale ve operasını kurmasına yardımcı oldu. 14. Louis 1 Eylül 1715’te Versailles’da  vefat etti.

 

Dünya da Akademilerin Kuruluşu;

Dünyada Akademilerin Kuruluşu ve Bugünkü Durumu:

Akademilere ilk defa Eski Yunan’da rastlanmaktadır. İlk akademilerden biri Eflatun için zengin dostları tarafından kurulmuştur. Bu akademşler bir öğretim kurulumu niteliğinde sürdürülmektedir. Yunan Filozofu Eflatun bu akademide ömrünün sonuna kadar felsefe okutmuştur. Eflatu’nun akademisinde geliştirdiği düşünce ve gizi aranmıştır. 16. yy. boyunca bu akademilerin sayısı artmış, aynı zaman da her birimin üzerinde durduğu araştırma alanları daha kesin bir şekilde belirlenmiştir. İtalya’dan gelen akademi modası bütün hümanist (insancıl) Avrupa da ve özellikle Fransa’da yayılmıştır. 

Türkiye’de Akademilerin Kuruluşu;

Türkiye’de Akademilerin Kuruluşu ve Bugünkü Durumu:

İktisadi ve Ticari İlimler Akademileri’nin özünü oluşturan “Hamidiye Ticaret Mektebi Aliis” 16 Ocak 1883 yılın da 4 yıl süreli olarak açılmıştır. Okulun idadi bölümünde tarih, coğrafya, fizik, kimya gibi genel kültür dersleri . Fenni (yöntemine göre yapılan ya da yöntemine göre iş gören) bölümde de ticaret matematiği, muhasebe, mal bilgisi, hukuk, iktisat gibi meslek dersleri bulunmaktadır. 

 

Daguerreotype Adı Verilen Bir Fotoğrafçılık İşlemi’nin Duyrulması;

Dagerreyotipi (Fransızca: Daguerreotype), gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır levhaların, camera obscura (karanlık, karanlık oda) çevresindekilerin resmini ekrana yansıtan optik (ışık) bir alettir. Çizim ve eğlence amacıyla kullanılır. Ayrıca fotoğraf ve kameranın icadına yol açan buluşlardan biridir) içinde 10 ila 20 dakika pozlanarak, cıva buharına tabi tutulup geliştirilmesiyle fotoğrafik görüntü elde etme yöntemidir. Sülfür ile gümüş plaka üzerine işlenmesi esasına dayanır.Kalitesi, yüzeyi’nin pürüzsüzlüğü ile doğru orantılıdır.

  • Gümüşlü levha üzerine çekilmiş fotoğraf
  • Eski fotoğraf tekniği ile basılmış resim

Yeni Bir Çağ Olan Dagerreyotipi Fotoğraf Makinesi

Louis Daguerre’nin, buluşu olan Dagerreyotipi’ni anonsu, fotoğrafçılıkta yeni bir çağın başlangıcı oldu. Bu, uzun süre kalıcı olan fotoğraflar çekebilen ilk fotoğraf makinesiydi. Louis Daguerre’nin akrabası olan Alphonse Giroux’in de yardımı ile, Louis Daguerre ticari olarak üretilip satılan ilk makineyi tasarladı. Giroux Daguerreotype Fotoğraf Makinesi.

 

1839 yılı’nın fotoğrafçıları tam olarak nelerle uğraşıyorlardı?

Dagerreyotipi, fotoğrafçıya, 6.5 ile 8.5 inç boyutlarında tam plaka Dagerreyotipi fotoğraflar çekme olanağı sunan, kayan-kutu formatında bir fotoğraf makinesiydi. Giroux Dagerreyotipi fotoğraf makinesi’nin üzerinde, Charles Chevalier tarafından icat edilen bir akromatik lens (Akromatik objektifler basit objektifler gibi tek mercekten oluşurlar. Bu nedenle aynı özellikleri göstererek görüntü kenarlarında deformasyona neden olurlar. Kısık diyaframla çalışarak hataları engellenmeye çalışılmalıdır. Akromatik objektifle hareketli konuların çekimi yapılmaz. Manzara fotoğraflarında daha başarılıdırlar) bulunuyordu. Lens f/4 teleskop objektif, 15 inç odak uzaklığı ve 3.5 inç çapa sahiptir. Lensin görüntü oluşturan optik sistemi tasarımındaki sapmalar nedeni ile, doğal olarak parıltılı, yumuşak görüntüler yaratıyor ve objelerin benzersiz, ruhani bir ışık duvağıyla çevrilmesini sağlamaktadır.

 

 

İlk üretilen Dagerreyotipi seti’nin kalbinde tahtadan yapılan ışık sızdırmasını önlemek için iç yüzeyi siyah kadife ile kaplana kamera obscura vardır. Makine’nin arka tarafında ise cilalı cam bir plaka vardır. 

                       “Dagerreyotipi yapmak için gereken ekipman.”

 

 

 

Fotoğraf çekmek için, makineye gümüş plaka yerleştirilir ve lens kapağı çıkartılırdı. İlk Dagerreyotipler için pozlama süresi 10 ila 30 dakika arasında değişiyordu. Gözünüze ne kadar korkunç geldiğinin farkındayım bizler poz verirken bazen 10 saniyeye dayanamayan insanlarız, 10 ya da 30 dakikalık bir süreç sizlere asır gibi gelebilir. Süre uzunluğundan kaynaklı insanların sabit durmasını sağlamak için kullanılan kafa tutucu aletler gibi farklı ekipmanlara ihtiyaç duyuluyordu. Bu sayede geçmişte çekilen fotoğraflarda insanların neden hiç gülmediğini de şimdi anlamaktayız.

 

İlk zamanlar da tripod (fotoğraf ve video kameralarını sabitlemeye, yükseltip alçaltmaya yarayan 3 ayaklı bir alettir. Hareketli kafası sayesinde fotoğrafçının makineyi istediği yönlere hareket ettirebilmesini sağlar) olmadığı için, makine natürmort (konusu, meyve, çiçek, sebze gibi şeyler, cansız varlıklar ve nesneler olan resim, diğer bir tabiri ile ölü doğa) manzara ya da portre çekimlerinde masa gibi sabit bir yüzeye konulmaktaydı. Ancak, ekipmanların tamamı 50 kilogram civarında olduğu için, fotoğrafçılar çok fazla yerinden oynatmak istemiyorlardı.

Dagerreyotipi Akromatik 2.9/64 Sanat Lens, uzun zaman önce kaybolmuş olan bir estetikten esinlenerek tasarlanmıştır.  Dünya’nın ilk fotoğrafik optiği’nin yenilenen hali olan Dagerreyotipi Akromatik Lens, 21. yüzyılın teknolojik rahatlığını, 19. yüzyıl resimlerindeki karekteristik ile birleştirmektedir. Bu üstün el yapımı optik, Canon EF ve Nikon F bayonetli (fotoğraf makinelerinde kullanılan bir parçadır. farklı markaların objektiflerini kullanmak ya da analog objektifleri digital makinelerde kullanmak gibi amaçlar için kullanılır. canon objektifleri nikon gövdede kullanmak için; herhangi bir gövdeyi mikroskopa bağlamak için) fotoğraf makineleri ile uyumlu ve benzersiz Lumiere ve Aquarelle Diyafram Plakaları ile hem ipeksi, yumuşak odaklı detaylara, hem de keskin, belirgin görüntülere olanak sunmaktadır.  

 

İnsanoğlu binlerce yıldan beri çevresinde gördüklerini çizmek, görüntülemek gereği duymuştur. Çünkü o zamanlar resim, insanların çevrelerinde gördüklerini, doğada var olanları kaydetme ve gelecek kuşaklara aktarma’nın bir yoluydu.

Bugün birkaç saniyede poz verip çektiğiniz, banyosu kolaylıkla yapılan, gerekirse tez zamanda büyültülüp istediğiniz boyutta kopyası elinize verilen fotoğrafın ve bunları çeken makinelerin icadı’nın aslında yüz yıllarca süren deneme ve çalışmaların sonucu olduğuna inanmak gerçekten güçtür. Aslında, fotoğraf makinesi büyük icatların çoğu gibi bir kişi tarafından icat edilmemiştir. Fikrin doğması, uygulanması, gelişimi, değişik kişilerin çalışmaları ve uzun aralıklı dönemlerin sonucudur.

Dünyanın İlk Fotoğrafçısı;

Fransız fizikçi Joseph-Nicephore Niepce kalıcı fotoğraflar elde etme uğraşına 1816 gibi erken bir tarihte başlamış olabilir. Ancak o asıl başarısını, taşbaskı (taşbaskıya el litografyası da denir. Taşbaskı, modern ofset litografyanın başlangıcıdır. Taşbaskı tekniğinin esası, yağın suyu itmesi özelliğine dayanır) alanında çalışmalar yaparken Yuda bitümü adı verilen ışığa duyarlı bir maddeyi kullanabileceğini keşfedince elde etti. O, 1820’li yılların ortasında sert kalaydan (gümüş renginde ve parlaklığında, kolay işlenebilen yumuşak bir element) yapılmış ve bitümle kaplanmış bir levhayı, evinin penceresine bakan bir karanlık kutunun içine koydu ve sekiz saat üzerine ışık verdi. Günümüzdeki amatör fotoğrafçıların en tecrübesizi bile bunun sonucunda elde edilen bulanık bir bina, ağaç ve ahır fotoğrafından gurur duymayabilirseniz de, Niepce’in gurur duyması için nedenleri vardı. Çünkü o fotoğraf, büyük olasılıkla o zamana kadar elde edilmiş ilk kalıcı fotoğraf görüntüsüydü.

Niepce kullandığı tekniği daha da geliştirmek için 1829’da, enerjik bir iş adamı olan Louis Daguerre ile birlikte çalışmaya başladı. Niepce’in ölümünden sonraki yıllarda Daguerre bazı önemli ilerlemeler katetti. Bakır levhaları kaplamak için gümüş iyodür (fotoğrafçılıkta, antiseptik olarak ve bulut tohumlamasında yani yapay yağmur yağdırılmasında kullanılır) kullandı. Bu maddenin, ışığa bitümün’den daha duyarlı olduğu görüldü. Daguerre, bir levha pozlandırıldıktan sonra civa buharına (oda sıcaklığında gümüş görünümünde, ağır ve az uçucu olan, barometre, termometre, hidrometre, pirometre, floresans lamba, aynalar, amalgam yapımında ve diş hekimliğinde dolgu yapımında, zirai amaçlı kimyasal maddelerin hazırlanmasında kullanılan, sıvı gümüş olarak da bilinen sıvı bir element) tutulduğu takdirde üzerindeki belirsiz resmin netleştiğini tesadüfen buldu. Bu işlem sayesinde pozlandırma süresi büyük ölçüde azaldı. Daguerre daha sonra levhayı tuz çözeltisiyle yıkamanın resmin zamanla kararmasını engellediğini de keşfetti. Bu gelişmeyle birlikte fotoğrafçılık dünyada çığır açmaya artık hazır hale geldi.

Fotoğrafçılığın Getirdiği Büyük Değişiklikler;

Bir toplumsal reformcu olan Jacob August Riis fotoğrafçılığı halkın dikkatini yoksulluğa ve acılara çekmek için mükemmel bir araç olarak gördü. 1880’de, geceleri New York varoluşlarının fotoğraflarını çekmeye başladı. Bunu yaparken flaş niyetine bir tavada magnezyum tozu yakıyordu. Ancak bu yöntem pek güvenli değildi. Riis çalıştığı evde iki defa yangın çıkardı, bir defasında da üzerindeki giysiler alev aldı. Resimlerinin, Theodore Roosevelt’in başkan olduktan sonra birkaç sosyal reform yapmasında rol oynadığı söyleniyor. William Henry Jackson’ın çektiği bir dizi manzara fotoğrafının etkisi sayesinde de ABD Kongresi 1872’de Yellowstone’u dünyanın ilk ulusal parkı yaptı.

“william henry jackson photographs.”
“William henry jackson photographs.”

Fotoğrafçı olmak isteyen birçok kişi, maliyeti ve karmaşık yöntemleri yüzünden 1880’li yılların sonuna kadar fotoğraf çekmeye başlamamıştı. Ancak 1888’de George Eastman kullanımı kolay, taşınabilir bir kutu-makine olan ve içinde bir rulo esnek film bulunan Kodak’ı icat ederek, herkese fotoğrafçı olma yolunu açmış oldu.

Müşteri, film rulosuna resimleri çektikten sonra tüm makineyi fabrikaya yolluyordu. Orada film tabettiriliyordu, makine de içine yeni bir film konularak, basılan fotoğraflarla birlikte müşteriye geri yollanıyordu. Üstelik tüm bunlar çok düşük bir ücret karşılığında yapılıyordu. Dolayısıyla “Siz sadece düğmeye basın, gerisini bize bırakın” sloganı hiç de abartı sayılmıyordu.

Böylece fotoğrafçılık herkesin uğraşabileceği bir hobi haline geldi. Günümüzde her yıl milyarlarca resim çekilmesi fotoğrafçılığa olan ilginin hiç azalmadığını gösteriyor. Ayrıca resimleri piksellere bölerek tanımlayan ve kaydeden günümüzdeki dijital makineler fotoğrafçılığın popülerliğini daha da artırdı. Bu makinelerin içinde bulunan küçücük hafıza kartına yüzlerce fotoğraf sığabiliyor. Dijital makineler sayesinde evinizdeki bilgisayarı ve yazıcıyı kullanarak yüksek kalitede fotoğraflar basabilirsiniz. Gerçekten de fotoğrafçılık uzun yıllar boyu çok uzun bir yol katetti. 

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here