Çocuklarımızı Eğitme Konusunda Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

3
18

Daha anne rahmine düştüğü anda hayatınızın en kıymetlisi olan, iki kolunuzun arasında hayata tutunur gibi tuttuğunuz o, ilk günden beri evladınız için en iyisini istiyor olmak en doğal hakkınız. Aranıza birinin daha katılacağını öğrendiğiniz andan beri iki kişilik yaşıyorsunuz hayatı. Doğum odasında bir el saçlarınızı tuttuğunda o el oradan hiç eksik olmasın istediniz, kokusunu aldığınız ilk andan itibaren başka koku onun kadar temiz ve güzel gelmedi burnunuza. Bazen en güzel bazen en zor sınavınız çocuğunuz oldu. Her gün ne kadar büyüdüğüne gözleriniz ile şahit oldunuz. Fakat en başından beri sizlerinde bildiği gibi asla o kadar küçük kalmayacağı, okula gideceği, arkadaşları olacağı, çevresi ile iletişim kuracağı hatta sizler gibi birer ebeveyn olacağı. Elbette ki bu süreç içerisin de en yakını olan sizler Anne ve Babasına büyük ihtiyaç duyacak.

Çünkü, çocuğunuzun ileri de nasıl bir birey olacağını çocukluğu belirler. Doğduğu andan itibaren yanında olan sizleri kendine rol model alacaktır.

Ebeveynlerin yaptığı en büyük yanlışlardan birisi olan “Kıyaslama” ile başlayacağız. Unutmayın ki sizin çocuğunuz Ali, Ayşe, Mehmet vs. değil. Sizin ilgilenmeniz gereken ve yaptığı yanlışları yada eksik davranışlarının sonucunu başka bir çocuğa bağlayarak “O bunu yapıyor sen neden yapamıyorsun” değil. Çocuğunuzu gözlemleyerek nerede eksik olduğunu bulmaya çalışmaktır. Bu tür davranışlar çocuklar da kendini soyutlama isteği uyandırır ve içine kapanıklık yaratır . Kısaca öz güven eksikliği ortaya çıkar. İlerleyen yaşlarında takım çalışması yapmakta zorlanır ve her zaman üstün olması gerektiğine inanarak bir hırsa bürünür , bu durum çevresine vede kendisine zarar vermesine sebep olur.

Çocuğunuz her şeyi mükemmel ya da iyi yapmak zorunda değildir. Eksik olduğu konularda elbette ki kendini geliştirmesine yardımcı olmalısınız.Bu durum tabi ki onun istekleri doğrultusun da gerçekleşmelidir.  Siz ona mantıklı bir sebeple eksik ya da yanlış yaptığı şeyi düzgün bir üslupla anlattığınız taktirde emin olun kendisi de bunu düzeltmek isteyecektir.

Çocuğunuzu arka plana atmayın,ona kendisini anlatma fırsatı verin. Bu ona kendini tanıma ve özgürce isteklerini dile getirme eğilimi aşılar. Çocuk deyip geçmeyin, bazen sizden bile mantıklı düşünebiliyorlar. Bir şeyi istemediğini söylediği zaman ona kızmak yerine yada sürekli mızmızlandığını dile getirmek yerine neden istemediğini sorun. O bir çocuk elbette ki istekleri ve istemedikleri olacak. Yeri geldiğinde mantıklı olması onun çocuk olduğu gerçeğini değiştirmez.

Bazen isteklerini karşılayamayacak durum da olduğunuz anlar olacak ve o da doğal olarak ısrar etmeye devam edecek. Ona neden isteğini karşılayamadığ’ınızı anlatın, eğer daha sonra yapabileceğiniz bir şeyse daha sonra bunu yapacağınızı söyleyin ama asla kandırmayın. Çocuğunuzun gözünde bir yalancı olmak istemezsiniz değil mi? Çocuklar herkesi çok kolay sıfatlara yerleştire bilir. Annesinin çikolata yemesine izin vermediği bir çocuk düşünün ve de babasının gizlice çikolata yedirdiğini. Sizce de babası en büyük kahramanı olmaz mı? Ya da uzun süredir istediği oyuncağı alan bir dede, sizce de şu an en büyük kahraman dedesi değil mi?

 

 

Gelelim ceza-ödül taktiğine. Sizler bile bu yaşınız da hatalar yapabiliyor anne babanızdan yeri geldiğinde azar işite biliyorsunuz.

Burada bahsettiğim ceza, yaptığının karşılığın da kesinlikle fiziksel şiddet uygulamak, onu aç bırakmak gibi insan dışı şeyler değil. Bunlar çocuğunuzun o hatayı bir daha yapmamasını sağlamaz, unutmayın ki insanoğlu doğru olduğuna inandığı,  yanlış olmasına rağmen doğruluğuna inandığı şeyleri yapar. Öncelikle yaptığı yanlış size göre yanlış bir davranıştı. O bunun doğruluğunu bilseydi emin olun ki zaten yapmazdı. Bu yüzden bu durumun yanlış olduğunu onun da kabul etmesini sağlamalıyız. Ona düşünme fırsatı verin, bırakın yaptığının neden yanlış olduğunu kendi anlamaya çalışsın. Diyelim ki hala yanlış olduğunu düşünmüyor. Bu durum da yine sabırlı olmalısınız.Hatırlıyorsanız başta demiştim, “Çocuklar anne babalarını rol model alır.”   Yani kendinden büyükleri gözlemler. Onu karşınıza alın ve kendinizden emin bir şekilde sabit bir ses tonuyla konuşun. Emin olun ki onu yetişkin bir birey gibi görüyor oluşunuza karşılık olgun bir tavır sergileyecek ve yaptığının yanlış olduğunu anlayacaktır.

 

Elbette ki çocuğunuz hep yanlış ve eksik şeyler yapmıyor. Çok güzel başarıları,  davranışları ve tutumları da var. Bunları da karşılıksız bırakmamalıyız ki daha da güzel şeylere imza atabilsin. Ödülden kastım kesinlikle rüşvet şeklinde bir yaklaşım değil. Güzel davranışlarının iyi bir tutum olduğunu farkına vararak yapmasını sağlayacak bir yaklaşım gerekli. Ödülleriniz paraya dayalı olmak yerine, onunla güzel vakitler geçireceğiniz iyi anılar biriktireceğiniz, birbirinize vakit ayıracağınız şeyler olsun.

Çocuğunuzun kendisini iyi hissetmesini, her ne yaparsa yapsın destekçisi olduğunuzu aşılayın. Unutmayın ki ileri ki hayatında sadece sizler olmayacaksınız. Kendi ayakları üzerin de durana kadar onu korumakla mükellefsiniz. Sizi katı, baskıcı, sinirli bir birey olarak görürse size ilk gelmesi gereken anda son geldiği kişi olursunuz. Size yaptığı hataları açtığın da onu yargılamayın. Unutmayın ki ona doğru yolu gösterecek kişi sizsiniz. Bu hayatta sizden çok onun iyiliğini kim isteyebilir ki? Bu yüzden doğru ya da yanlış ne yaparsa yapsın geleceği ilk kapının siz olduğu güvenini ona vermelisiniz.

Dediklerimizi şöyle bir toparlayacak olursak,genel olarak anahtar cümlemiz  “Ona kendini anlatma fırsatı vermek ve de onunla iletişim halinde olmak,konuşmak.”  elbette yaş aralıklarına göre davranışları da değişiklik gösterecek. Yeri geldiğin de öyle sitemler edecek ki o masum çocuğunuzu tanıyamayacaksınız. Biz buna “Buluğ” çağı diyoruz yani halk arasında ki diliyle “Ergenlik” . Sizden ricam böyle zamanlar da dönün ve geçmişe bakın. Siz de bu yoldan geçtiniz. O yaşlar da nasıldınız bunu düşünün. Kimse sizi anlamıyordu değil mi? Bu hisleri tek yaşayan siz gibiydiniz. Onun yanında destekçisi olarak kolay atlatmasını sağlayın, “Ergen” tabirini yapıştırıp umursamamazlık yapmayın. Dersleri düşer deyip spordan da mahrum etmeyin. Bu dönemi atlatmanın en kolay ve verimli yolu aktivite yapmak.

Sizlere diyeceğim şu ki gördüğünüz gibi iş anne baba olmakla bitmiyor. Sorumluluk gerektiriyor. Sabırlı ve anlayışlı davranmalısınız. Biliyorum ki tez canlı ve korumacı yaklaşmayı engelleyemiyorsunuz. Ama bırakın ne yapmak istediğine yaşayarak karar versin. Ona en büyük iyiliği yanında olduğunuzu hissettirerek ve bilinçli bir birey olmasını sağlayarak yapacaksınız.

You may also like

Share

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here