Çocuğumla Nasıl Sağlıklı İletişim Kurabilirim?

0

Çocuğunuzla İletişim Kurmaya Başlamadan Önce Bilmeniz Gerekenler;


1-İletişim Nedir ?
Gönderici: İletişimde etkin olan, mesajı veren kişidir.
Alıcı: Göndericinin gönderdiği mesajı alan yani dinleyen kişidir.
Mesaj: Göndericinin alıcıya iletmek istediği duygu ve düşüncelerdir.
Kanal: Göndericinin düşüncelerini aktardığı parçalardır. Resim, melodi, söz ve beden dili…
olmak üzere iletişimin 4 temel parçadan oluştuğunu söyleyebiliriz.
Bu 4 parçanın birleşmesiyle aslında kendimizi karşımızdakine ifade ederiz. İletişimin sağlıklı olması için kanalın doğru seçilmesi gerekir. Yanlış seçilmiş bir kanal eksik ve sağlıksız bir iletişime neden olur. Karşımızdaki insanın yaşını, kültür seviyesini, çevresindeki faktörleri göz önünde tutarak iletişim kurmak daha sağlıklı olacaktır.

2-ANNE/ BABA OLMAYA HAZIR MIYIM?

Çocuğumla nasıl sağlıklı bir iletişim kurabilirim?” sorusundan önce “Anne ya da baba olmaya hazır mıyım?” sorusunu kendinize yöneltmelisiniz. Pek çok çift henüz buna hazır olmadığı için çocuğuyla iletişim kurmakta zorlanıyor. Evliliğin ilk aylarında bir bebek haberi çiftler için önce mutluluk verici olsa da ileride sorunlar çıkıyor. Henüz evliliğe yeni alışmaya başlamış bir bireyin kendine ait bir ev ve eş sorumluluğuna alışamamışken, bir bebeğe karşı sorumluluk duygusu ağır gelebiliyor. Aynı zamanda maddi açıdan da çocuğun ihtiyaçlarını düşünmek gerekmekte. Bilinçli bir anne baba olmak için öncelikle buna hem maddi hem manevi hazır olmanız çok önemli.

Aslında çocuklar ile ebeveynlerin iletişimi daha anne karnında iken başlar. Anne karnında bir bebek 3 aylıkken sesleri duymaya başlar. Aslında bu iletişimin de başlangıcıdır. Annenin karnını okşayarak bebeğiyle konuşması, müzik dinletmesi gibi pek çok şey ilk iletişime bir örnektir. Bununla beraber çocuğun doğumuyla iletişim de farklılaşacaktır. Yaş gruplarına göre çocuğa yaklaşmak ve onu anlamak çok önemli.

3-Çocukla İletişimi Engelleyecek Faktörler
Çocuğunuzla sağlıklı iletişimi engelleyecek faktörler şu şekilde sıralanabilir;

*Şiddet,
*İlgisizlik,
*Baskı uygulamak ya da uygulamaya çalışmak,
* İletişimin çok kısa ve yüzeysel olması,
* Ebeveynlerin davranışları.
Bu saydıklarımız ve pek çok şey çocuğun iletişim kurmasında engeller çıkarır. Ebeveynlerini örnek alacak olan çocuk, onlardan gördüklerini uygulayacaktır . Çocukların yanında olabildiğince sakin ve anlayışlı olmak çok önemli. Aynı zamanda çocuğunuza ayıracağınız zaman ve o zamanın kalitesi çocuğun bilinç altında ruhunu besleyecektir. Sevgi ile büyüyen bir çocuk daha özgüvenli olacak ve kendini ifade etmede sıkıntı yaşamayacak ya da en az seviyede bu sorunla karşılaşacaktır.

ÇOCUĞUM KAÇ YAŞINDA ?
Yukarıda belirttiğimiz gibi yaş gruplarına göre çocukla iletişim kurmak ve anlayabileceği şekilde (onun kanalıyla) yaklaşmak gerekir. Kısaca yaş gruplarına bakacak olursak şöyle değerlendirebiliriz;
3-6 YAŞ
3-6 yaş gurubu çocuklarla iletişim kurmanın en önemli noktası sabırlı ve anlayışlı olmaktır. Çocuğa onu sevdiğinizi hissettirerek yaklaşmanız hem psikolojik gelişimi açısından onu dar bir çerçeveyle sınırlandırmayacak hem de kendisini ifade ederken sizden çekinmeyecektir. Bu dönemde oyun çocuk için çok önemlidir. İletişimi oyun ile kurarak onun yanında olduğunuzu hissettirebilirsiniz. Bu yaş grubunda hırçınlık ve inatlaşma, vurma ve istediğini ağlayarak elde etmeye çalışma gibi davranışlar çok görülür. Bu davranışları düzeltirken kesinlikle şiddet ve kaba bir dil kullanılmamalı aynı zamanda kararlı olmalısınız. Siz de çevrenize karşı çocuğa örnek davranışlar göstermelisiniz. Eşine sesini yükselterek istediğini yaptıran bir erkek, çocuğundan aynı davranışı görebilir. Yaptığı olumsuz davranışlar yüzünden çocuğu suçlamak yerine ona başka şekilde de sorunu çözebileceğini göstermelisiniz. Örneğin uyumamak için ağlayan bir çocuğa “yeter artık yat daha kaç kere söyleyeceğim” demek yerine “uyumak istemediğini görüyorum fakat şuan uyumamız gerekiyor, sabah uyandığımızda yeniden oyuncaklarımızla oynayabiliriz “ gibi daha ılımlı cümleler kurmalıyız ve aldığımız karardan dönmemeliyiz. Çocuğumuzla yeterince ilgilenip ona vakit ayırmalı yalnız hissetmemesini sağlamalıyız. Yalnız kalan bir çocuk iletişim kuramadığı için kendini ifade edemeyecek ve hırçınlaşacaktır.

6-12 YAŞ
Özellikle 6 yaş çocukların okula başladığı bir dönem olduğu için çok daha fazla ilgi gösterilmesi gerekir. Oyun çağından çıkıp okulun sorumluluklarını gören çocuğun okuldan korkmaması çok önemli. Oyun ile okul arasında bir bağ kurarak okulu bir oyun halinde çocuğa sunmak çok daha iyi sonuç verir. Okuma yazma konusunda sıkıntı çeken çocuklarda aileler beraber okuma saatleri düzenlemeli ve çocuk için bunu bir etkinlik haline getirmelidir. Bu eğlenceli etkinlik çocuğun verimini arttıracaktır. Okulda yaşayacağı sorunlarda öğretmenlere suç bulmadan kendi çocuğunuzun davranışlarını da değerlendirmeli , daha sonra gerekirse okul rehber öğretmenlerinden yardım almalısınız. Karşısındaki öğretmeni rencide eden bir tavır ile anne ya da babasını gören çocuk ileride hiçbir öğretmene karşı saygı göstermez. Bu da dersleri ciddiye almamasına ve tembelliğe yol açabilir. Öğretmen, öğrenci ve veli kavramları arasında ince bir bağ kurmak gerekir.


12-17+ yaş
Özellikle gençlerde ergenlik çağı olarak da bilinen bu yaş grupları yine sıkıntılı bir süreçtir. Fakat bu sıkıntının düzeyi sizin çocuğa olan yaklaşımınızla da ilgilidir. Kendi içinde pek çok soru ile karşılaşan “ben kimim?” gibi kimlik arayışına giren çocuğunuza bir arkadaş gibi yaklaşmak önerilse de unutmayın ki sosyal çevresinde arkadaş edinilebilir fakat anne baba edinemez. Çocuğuma arkadaş gibi davranayım mantığını ileri götürerek onu annesiz ya da babasız bırakmamalısınız. Sıkıntılarını bir arkadaş gibi dinleyip anne baba gibi çözümler üretmelisiniz ve yanında olduğunuzu hissettirmelisiniz. Özellikle 18 yaş evresinde “artık bağımsızım” anlayışı ile hatalar yapabilirler. Bu hatalara karşı çocuğunuzun arkadaşlarını tanımalı , gittiği yerleri bilmelisiniz. Fakat bunu yaparken muhafazakar bir aile olarak değil daha çok onunla ilgilendiğiniz için bunları takip ettiğinizi bilmesi size güvenmesini de sağlayacaktır. Gelişme çağında çocuğun sosyalleşmesini kısıtlamamalı, farklı etkinliklere katılıp kendini geliştirmesini desteklemelisiniz. Bu yaşlarda yaşanan ” ilk aşk” sendromu sizi tedirgin edebilir. Kimi ergenlik çağındaki çocuk tabir yerinde ise sırılsıklam aşık olur ve sonrasında da aşk acısıyla kendini yer bitirir. Bu evrede “hayır , sevgilin olamaz” gibi kesin ve ters bir yaklaşım çocuğu sizden uzaklaştıracak ve iletişimi kısıtlayacaktır. Ona bu duyguların normal olduğunu fakat kendini kontrol etmesi gerektiğini , her zaman onun yanında olduğunuzu hissettirmelisiniz. Bu durumda beraber olduğu kişiyi reddetmek , çocukla inatlaşmak ve tartışmak yerine onu tanımak sizin için bir fikir oluşturur , çocuğunuzun kiminle vakit geçirdiğini bilmenizi sağlar. Elbette kuş bir gün yuvadan uçar ve üniversiteye gider. Ona ne kadar uzakta olursa olsun her zaman yanında olduğunuzu hissettirin.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here